28 Aralık 2006 Perşembe
Akademik Bilişim 2007
27 Aralık 2006 Çarşamba
Malatya seminerinin ardından
Geçen pazar günü Çanakkale'den İstanbul'a otobüsle, oradan da Malatya'ya uçakla yolculuk ettim. Aslında bir uçak seyahati ile ilgili anlatacak fazla bir şey olmuyor. En fazla uçak ıssız bir adaya (İstanbul - Malatya arasında pek mümkün değil ya neyse ;)) düşse yanıma aldığım üç şey olarak linux yüklü ve şarjı tam bir notebook, pijama ve en önemlisi cep telefonunu seçtiğimi yazabilirdim belki. Ama uçakta yanımda hangi sanatçının oturduğunu yazsam yolculuğun bir kaç blog girdisi gücünde olduğu anlaşılır herhalde: Mustafa Topaloğlu. Hayır, uzaydan hiç konuşmadık.
Havaalanında Mustafa Hoca ve iki öğrencisi karşıladılar beni. Gece bire kadar Mustafa hocayla sohbet ettik. İki bilgi işlemci olarak iyi anlaştığımızı söyleyebilirim. Kendisini zaten camiadaki herkes gibi bende şenlikten, gezegenden tanıyordum. Böyle uzunca konuşma fırsatı bulduğuma sevindim.
Pazartesi sabahı (saat 11 sabah sayılırsa) Server Hoca da kaldığım misafirhaneye gelme nezaketinde bulundu. Mustafa hocanın götürdüğü lokantada yediğimiz harika öğle yemeğinden sonra kongre merkezine geçtik. Malatya İnönü Üniversitesini ilk defa görmüş olmama rağmen çok beğendim. Özellikle kongre merkezleri sanki Akademik Bilişim için yapılmış. Hem üniversitenin imkanları yeterli hem de Linux ve özgür yazılımlarla tanışık bir kitle var Malatya'da. Seneye belki akademik bilişim için de gideriz belli mi olur.İnönü üniversitesi zaten linux'u en yoğun olarak kullanan yerlerden biri olduğu için katılımcılar seminerde anlattıklarımın çoğunu zaten biliyorlardı. Okulun son haftası olduğundan katılım fazla sayılmazdı. Benden sonra Server hocanın "Bir Bestecinin Gözünden PARDUS" seminer vardı. Özellikle sonundaki müzik kısmı oldukça keyifli geçti benim için. Akşama kadar yine yiyip içtikten sonra, bu sefer anlatacak bir şeyi olmayan bir yolculukla geri döndüm. Akşam yemeğinde tanıştığım Fatih Avcı ile bir linux semineri planladığımızı da yazmadan geçmeyeyim. Onun da adını listelerden biliyordum ama ilk defa karşılaştık. Tanıdığıma memnun oldum.
23 Aralık 2006 Cumartesi
yenice seminerlerinin ardından
Dün 200km yol gidip gelip Yenice Meslek Yüksekokulunda Linux ve Özgür Yazılım seminerleri verdik. Hem çok iyi ağırlandık hem de katılım çok iyidi.
Çanakkale'den vaktinde çıkamadığımız için Yeniceye planladığımız saatte yetişemedik. Hem yok berbattı, hem de kar yağıyordu. Neyse, eğer programı planladığımız gibi gerçekleştirmeye çalışsak geç saate kalacağımız için ben konuşmamı yapmadım. İlk olarak Pınar konuştu. Hem seminer konusunun Pardus olmasından hem de Pınar'ın artık tecrübeli bir konuşmacı olmasından dolayı güzel bir seminer oldu.
Bu seminerden sonra yemeğe çıktık. Bu ara ilk seminerlerini verecek olan Figen ve Şule için hem iyi hem de heyecan arttırıcı oldu ;) Faik'le benim tuzumuz kuru olduğu için bolca yedik, içtik, lafladık. Figen'in seminerinden önce gelen yerel basına Pınar bir açıklama yaptı ve seminere geçtik. Öğleden sonra Firefox anlatan Figen heyecanını dinleyiciye hiç yansıtmadığından başarılı ve eğlenceli bir seminer verdi. Firefox seminerini daha önce Arda'nın yapmayı planladığınız yazdığı şekilde Html Slidy ile anlatması da ayrıca güzel oldu.
Son seminerde Openoffice.org anlatan Şule de gayet başarılı bir seminer verdi. Bu seminerden sonra sağolsun Faik'de bizi kırmadı ve Çanakkale'ye beraber geri döndük. O uzun zamandır bu yolu gidip geldiğinden bize rehberlik etti ve arada bir yarışarak geri döndük ;) Arkadaşlar için çok iyi bir tecrübe oldu bu seminerler.
Yarın akşam bir seminer için Malatya'ya gidiyorum. İlk defa Malatya'yı görme fırsatı bulacağım. Mustafa Hoca ve Server Hoca ile de görüşmek için de bir fırsat olacak. O seminerden sonra da yazarım bir şeyler.20 Aralık 2006 Çarşamba
ilk günün ardından
18 Aralık 2006 Pazartesi
MacBook veya Sun'da özgür işletim sistemi koşturmak veya "yoksa Pardus'u sevmiyor muyum?"
Bu konuyla ilgili çevremden de arada bir sorular aldığımdan buraya yazayım da kurtulayım istedim. Aslında hiç lafı uzatmadan elbette Pardus'u seviyorum diyebilirim. Pardus'u kullanmamın nedeni (evet işyerinde Pardus kullanıyorum) ulusal olması değil. Yani ulusal olması elbette güzel ama sadece bunun için bir işletim sistemini kullanamam ben. Destek veririm, orası ayrı ama kullanmak için beğenmek ve işlerini onunla görebilmek lazım. Hakikaten beğendiğim ve istediklerimi yapabildiğim için kullanıyorum Pardus'u.
Bir de şu sun makina alıp da solaris yerine debian kullanma olayına açıklık getireyim. Aslında oldukça açık ama yine de yazmakta sakınca yok. Sorunun cevabı açık: Özgürlük için. Neden winmodem sahibi olanlar bu alet onun için yapılmış, en iyi win'de çalışır onu kullanayım demiyor ve linux kullanıyorlarsa, neden MacBook üzerinde ulan Apple'dan iyi mi bileceğim en iyisi MacOS kullanmak demiyor ve Linux kullanıyorlarsa, neden üzerinde winxx için tasarlanmıştır yazan laptoplarda, masaüstü bilgisayarlarda, sunucularda linux kullanıyorlarsa, neden linux'u desteklediği üzerinde yazmayan yazıcıları linux ile kullanmaya çalışıyorlarsa, ben de o yüzden sparc işlemcili sun bilgisayarda linux kullanıyorum: özgürlük için.
Bir kaç söz de debian için yazayım. Bence debian çok önemli bir proje. Ben belki bir gün debian kullanmayabilirim ama bu ona karşı düşüncelerimde bir değişikliğe yol açmaz. Bazen insanı deli de etse taviz vermez tavrından dolayı yaşamalı debian.
Son zamanlarda günlük girdilerimin fantastik başlıklar taşıdığını ve metinler içinde çılgınca linkler verdiğimi düşünerek neden? diye soranlara güzel soru cevabını veriyorum ;)
17 Aralık 2006 Pazar
prensler ve prensesler, uygulamalı Ruby semineri ve genel relativistik madde alanları üzerine
7 Aralık 2006 Perşembe
maraton başlıyor
Seminerlerimiz bunlarla sınırlı(!) kalmayacak. Henüz yazışmaları süren ama bu ay içinde gerçekleştirmeyi planladığımız (kesinleşmeyen) Bursa/Görükle, Afyonkarahisar, Konya ve Balıkesir seminerleri var. Gerçekten sıkı çalışıyoruz.
Siz bu satırları okurken seminer-cg listesinde yeni seminerlerin hazırlıkları yapılıyor.
28 Kasım 2006 Salı
ölümüne Debian GNU/Linux, yanlız insan ve Ertuğrul Koyu ya da İzmir Kordon üzerine
Daha önce yazmış mıydım hatırlayamadım ama geçenlerde iki adet Sun V240 almıştık. Makinaların üzerinde kurulu bulunan Solaris 10'a pek yabancılık çekmemiş olsam da alışkın olduğum programların sistemle birlikte gelmemiş olması hoşuma gitmemişti (top bile yok, düşünün gerisini). İstediğim bütün programların kurulabilir olduğunu bilmeme rağmen teker teker onlarla uğraşmak yerine Linux kurayım dedim. İşlemciler UltraSPARC olunca pek fazla alternatifi olmuyor insanın. Baktım Debian'ın sparc netinstall'u var, ilk tercihim o oldu.
V240'ı cd'den başlatmak bile ilave bir bilgi istiyormuş. Tahmin ettiğim gibi bir bios'u olmadığından küçük bir arama sonucu nasıl yapılacağını öğrendim. Bir zorluğu yok ama ilk denememde olmadı ;) Makinayı boot cdrom komutu ile cd'den başlattım ama kurulum cd'si başlangıçta takıldı. Sisteme yabancıyım ya hatayı kendimde arıyorum; kurulumu bile başlatamadım diyorum. İki gün (gerçekten) uğraştıktan sonra, tabi bu arada okumadığım Sparc belgesi kalmadı, bilgisayarın takıldığı yeri nette bir arayayım dedim. Olur ya benim kadar Solaris yabancısı birileri daha aynı hatayla karşılaşmıştır. Sonuç: Debian Bug report logs - #315978
Derin bir oh çekip hatanın benden kaynaklanmadığını anladıktan sonra bu sefer debian testing indirip şansımı onunla denedim. Kurulum problemsiz başladı. Disk bölümlemesinde raid yapılandırması olsa iyi olurdu ama buna da şükür diyerek devam ettim. Kurulumda makinanın üzerindeki 4 ethernet kartını da görmesine rağmen ağa bağlanamayıncaya kadar her şey iyi gitti. Evet bu da bilinen bir sorunmuş. Bunun da üzerinden fiber optik bir ethernet kartı takıp, onu eth4 olarak tanıtarak geldim.
Kurulum problemsiz tamamlandı ama bu sefer de grub veya lilo'yu nereye kurayım diye sormadı. Neyse vardır bir bildiği dedim. Varmış.
İşin kolayı bitti, şimdi sıra sunucu servislerini taşımakta. Tabi bir de arkadaşları ikna edip diğer Solaris'e de bir güzellik düşünmek lazım.
26 Kasım 2006 Pazar
İşiniz ve İtibarınız Tehlikede mi?
25 Kasım 2006 Cumartesi
bu iki oluyor
Programın ardından edit: Her iki konuşmacı da konuyu hakim olduğu kadar ekranda konuşmaya alışkın göründüler. Ayrıca Onur Küçük yanar döner masaüstünü gösteremeden program bitti diye sinir olmuştur sanırım.
20 Kasım 2006 Pazartesi
seminer vidyoları
16 Kasım 2006 Perşembe
sütü seven kamyoncu, kordondan ev almak ve insanın soyadının karakteri üzerine etkilerine dair
14 Kasım 2006 Salı
Krem şokola, yaşar ve küçük byte'lar üzerine
Hadi bunu da yazayım bari: ... evlenmek istiyormuş. Evet, evet O.
5 Kasım 2006 Pazar
etkinlik
Pınar ve Oğuz da tecrübeli birer konuşmacı olarak bilgileri, tecrübelerini bu kez kendi arkadaşları paylaşacaklar. İkisi de bu yıl mezun oluyor. Biraz hüzünlendirici birşey aslında bu. Yani; gelişimlerini neredeyse en baştan beri gördüğünüz insanlar çok değil bir kaç yıl içinde ayrılıp gidiyorlar. Üniversitede çalışmanın hem en güzel hem de üzücü tarafı bu. Kendinize çalışma arkadaşları yetiştiriyorsunuz ama pek azı sizinle çalışmaya devam ediyor. Hoş bana fikrimi soranlara ben gidin başka yerde çalışın diyorum ya neyse. Teselli edici olan ise bu döngünün devam etmesi. Daha önce bahsettiğim öğrencilerimden Şule ve Figen de bilgi işlemde resmen çalışmaya başladılar. Şimdilik söylediğim şeyler onlara pek uygulanmayacakmış gibi geliyor galiba ama onlardan da pek umutluyum. (Sonradan yazdıklarımı okuyunca diğer öğrencilerime haksızlık yapıyormuşum gibi geldi. Elbette çok başarılı başka öğrencilerimiz de var ama hepsini birden bilgi işlemde çalıştırmak mümkün olmuyor. Seçim zorunlu ama zor oluyor. Nedense her yazdığımdan birileri alınacak/kırılacak gibi geliyor son zamanlarda. Lütfen öyle olmasın.)
Bu günlük girdisini okuyor ve "Oh, tabi seminer-cg'de olduğunuzdan, dernekten arkadaşlarınızı kolayca çağırıp etkinlik düzenliyorsunuz" diye düşünüyorsanız bu durumu seminer@linux.org.tr'ye yazın. Bir şehirde seminer düzenlemek için oldukça mütevazi taleplerimiz var. Sizden temel olarak istediğimiz semineri yararlı olabilmesi için katılımın sağlanması. LKD özgür yazılımın üniversitelerde yaygınlaşması için elinden geleni yapmaya hazır.
Doktora yeterliliği geçtikten sonra uzun sayılabilecek bir süredir yazmıyorum ama bu sınavdan sonra biraz molaya herkesin hakkı var bence.
1 Eylül 2006 Cuma
telekom'un hastasıyım
Türk Telekom indirim sonrası gönderdiği ADSL faturalarında sabit IP sahibi
müşterilerine yanlış fatura bedeli kesmiş durumda. Bunu düzelttirmek isteyen
kullanıcıların şirkete başvurmaları gerekiyor.
Nasıl oluyor da böyle bir hata yapılabiliyor, hadi hata yapıldı neden kendileri düzeltmiyor da ben dilekçe veriyorum belli değil. Onların benden/bizlerden özür dilemesi gerekmiyor muydu? Offff of!
27 Ağustos 2006 Pazar
olan biten
31 Temmuz 2006 Pazartesi
30 Temmuz 2006 Pazar
yaşasın tatil
26 Temmuz 2006 Çarşamba
24 Temmuz 2006 Pazartesi
bugün linux kurdum
İkinci sorunlu bilgisayar şenliğe bizimle birlikte gelen Onur Güzel'in bilgisayarıydı. Onun problemi cdrom'un bulunamamasıydı. Bu hatanın kurulum sırasında alınması bana hep komik gelmiştir. Bu mesajı cd'den okuyup vermiyor musun bana, nasıl oluyor da cdrom bulunamıyor? Neyse buna az önceki güncel iso'da derman olmadı. Kısa bir aramadan sonra buradaki çözümü denedim, oldu. Onur'a kurcalayacağı, çok şey öğreneceği bir sistem vermiş olduk.
Bu yıl linux kurulum ekibi olarak (Oğuz ve Pınar'ın yerine) görev yapacak arkadaşların bir fotograflarını çekip yarın buraya koyacağımı buradan yazayım da yarın haberim olsa böyle mi gelirdim? diyen olmasın.
23 Temmuz 2006 Pazar
superman ve özgür yazılım
Erdinç ve ben Superman'i pek beğendik. Denizin altındaki o kadar büyük hareketin nasıl dalga oluşturmadığını anlamadıysak da eski bir dostu görmüş gibi sevindik. Aşağıdaki foto superman'e değil sevgili dostum Faruk Eskicioğlu'na ait. Olur da karıştıran olur diye yazayım dedim ;) Erdinç'in telefonuyla ben çektim.
21 Temmuz 2006 Cuma
Özgür Yazılım Sohbetleri
Yer: Çanakkale Kordon Boyu
Tarih: 21,22,23 Temmuz 2006
Saat: Gün batımı - Gece yarısı
Vakti olanları bekleriz.
19 Temmuz 2006 Çarşamba
no smoking
10 Temmuz 2006 Pazartesi
pardus 1.1 alfa (meren) izlenimleri
Kurulum:
Açılış:
Kullanım:
Aslında daha uzun yazmayı planlıyordum ama sabahtan bu yana iş bitmedi :( Belki daha sonra devam ederim.
4 Temmuz 2006 Salı
Gezegen'e bir şeyler oluyor
Bir kaç gün içinde bir alan adı almayı planlıyorum, belki alternatif arayanların hoşuna gidecek bir site olur. Bakalım.
29 Haziran 2006 Perşembe
kalp kalbe karşı
Çok çalışmam lazım, çok.
18 Haziran 2006 Pazar
Babalar günü
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Soylemesine maviydi kör oldum
Taslara gelince hamam taslarına
Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taslarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Cemal Süreya
16 Haziran 2006 Cuma
Linux ile Akademik Uygulamalar Lisansüstü Yazokulu
21-25 Ağustos arasında İstanbul'da Mustafa Akgül, Ethem Derman, Mustafa Karakaplan ve Devrim Gündüz'den Linux dinlemekten daha önemli bir işiniz yoksa ve lisansüstü eğitim yapıyorsanız bu fırsatı kaçırmayın. Katılım ve kalacak yer ücreti toplam 50 ytl. Çarşamba günü Boğaz'da tekne gezisi bile var. Kalacak yerler güzel. Okul şehrin biraz dışında ama idare edilebilir.
15 Haziran 2006 Perşembe
neden yorum yazamıyoruz?
Edgar'la tanıştırdığı için Arda'ya teşekkür etmek için, hala eurovision şarkılarını dinleyen Erdinç'le dalga geçmek için, "Ruby hakkında Türkçe belge bulmak oldukça zor" diyen Huzeyfe Önal'a Ruby Kullanıcı Kılavuzu Türkçeye çevirildi diye hatırlatmak için yorum yazmak istiyorum ama ya yorum bölümü kapalı ya da hiç böyle bir imkan yok.
Ben de buraya yazıyorum.
4 Haziran 2006 Pazar
15000rpm disk almayın
2 Haziran 2006 Cuma
4-2=?
Gece yarısına doğru sorunun raid kartından kaynaklandığını bulduk. Elimizde aynı sunucunun başka bir birimimiz için aldırdığımız benzer bir örneği daha olduğundan geride kalan 1 ve 4 numaralı disklerle raid 0'ımızı çalıştırdık. Sağolsun Linux donanım değişikliklerini fazla önemsemeden çalışmaya başladı (gece ~02:30). Linux açıldı ama daha önce problemsiz çalışan servislerden pop3 ve smtp'yi sabah 8'e kadar vermesine rağmen sabah olunca bir problem de orada çıktı (imap çalışıyordu). Bir mail sunucunun bu iki servisi vermemesi kadar acayip bir durum olamayacağından yaklaşık 4 saat ne bulduysam okudum, bayağı bir şey denedim ama olmadı. Bir çok mantıklı çözüm önerisi ile karşılaştım ama hiç biri derdime deva olmadı. Listelere sorup cevap bekleyecek kadar da zamanım yoktu. Daha önce pek az tanışıklığım olan Huzeyfe Önal'ı online görünce bir de ona danışayım dedim. Sağolsun ilgilendi ve bana çok garip gelse de (bir boş dosya yarattık) bir çözüm buldu. 12:30 gibi hayat normale dönünce öğle yemeğine gittik, çatlayıncaya kadar dondurma yedik.
26000ytl verip aldığımız sunucu için henüz destek alamamışken sadece bir kez görüştüğüm harika bir insan sayesinde problemimim çözülmesi özgür yazılım dünyasının her yerde bahsettiğim güzelliklerinin başında geliyor.
26 Mayıs 2006 Cuma
bir dönem daha bitti
Dönemin bitişi benim için üç yıl dönümüne de rastlıyor. Sigarayı bırakalı üç, askerden döneli iki ve gezegende yeralalı bir yıl oldu. Bu yıl staj için dört yeni öğrencimiz gelecek bilgi işleme. Bir de Pınar var, belki İşbaran. Oğuz boğa güreşi seyretmeye İspanya'ya gidecek. Çalışkan gençlerle çalışacağız yine. Yorucu olacak, bakalım dayanabilecek miyiz :)
Ferahlatıcı komutlar serisi - III
rsync -az --delete rsync.belgeler.org::belgeler/ .
Neden root haklarıyla, neden ev dizininde, neden ben...
18 Mayıs 2006 Perşembe
şenliğin ardından
Bazı kötü şeyler de oldu ama o konularda şimdilik yazmak istemiyorum.
14 Mayıs 2006 Pazar
746-59=?
Kim bilir ne mazeretleriniz, ne önemli işleriniz vardı (tamam, New Orleans biraz uzak olabilir). "Evde cenaze vardı" ya da "eşim doğum yapmak üzereydi"'den önemli mazereti olanlar (böyle arkadaşlar geldiler) haricinde genel kurula gelmeyenlerin lkd'yi eleştirmeye haklarının olmadığını düşünüyorum. LKD için yapılabilecek tek şeyin genel kurulda oy kullanmak olmadığını da biliyorum ama 20 kişinin aday gösterilmek zorunda olduğu bir genel kurula sadece 59 kişi katıldı.
Dün yapılan lkd panellerinde itiraz ettiğim, tartıştığım Erdinç'ten de özür diliyorum. Ona "eleştirmek için daha iyisini yapabiliyor olmak gerekmez" demiştim. Genel olarak fikrimden vazgeçmesem de bu durum için haksız olduğumu anladım.
Harika insanlarla tanışmaya devam ediyorum...
13 Mayıs 2006 Cumartesi
ikinci gün
Sanal olarak tanıdığım ama hiç görüşmediğim insanlarla tanışmaya devam ediyorum.
İlk defa bir panel sırasında bir sunucudaki sorunu giderdim. i love ssh.
12 Mayıs 2006 Cuma
Ankara'ya kar yağmıyor
10 Mayıs 2006 Çarşamba
5 Mayıs 2006 Cuma
hekır - bölüm 2
efendim sizi gene rahatsız ediyorum ama size beni bir daha aranıza almanız için ısrar edicem.size söz veririm beni aranıza alırsanız pişman olmayacaksınız.LÜTFEN.
Tamam dedim bu sefer; nereye dahil olmak istiyorsanız yazın, sizi aramıza alalım. Bu teklifi kaçırmayacağını tahmin ediyordum öyle de oldu.
BEN BİR HACKER OLMAK İSTİYORUM SİZ BANA ORETİRSENİZ SEVİNİRİM
Buradaki belgede her şey ayrıntılı yazıyor, okumadıysanız okuyun, pişman olmazsınız dedim. Bunları okuyunca ben bunları istemiyorum ki filan demesini bekliyordum ama gelen yanıt şöyle oldu:
ne belgesi anlamadım bana biraz yardımcı ılmanızı istiyicem msn çalma felan çgretirmisiniz.
Belgeye dikkatini çekebilmek için söyle dedim: "Sizinle yazışmak giderek eğlenceli oluyor. msn çalma filan bütün bu teknikler belgede anlatılıyor, okuyun." Heyhat, belgeyi okutmanın imkanı yokmuş meğer. Son ileti şöyle:
peki bunları nerden ögrenicem sizin bana ögretmenizi istedigim için soruyorum onun için böyle sık sık istiyorum.peki ben bunları nasıl ögrenicem.
Son olarak bunları yazan kişinin yazması olduğuna ama okumasının olmadığına karar vermiş bulunuyorum. Bu iletileri gönderen arkadaş (artık ona arkadaşım diyebilirim sanırım :)) adını sanını açıkca yazan biri. Bu hikaye burada bitmeyecek biliyorum ama çok ilginç bir şeyler olmazsa onları yazmayacağım artık.
Böyle iletilerin gerçek olamayacağını düşünenlere şu adrese bir bakmalarını öneririm. Neler var, neler.
28 Nisan 2006 Cuma
sadece 13 gün
24 Nisan 2006 Pazartesi
Google Summer Of Code 2006
Mustafa K. Işık - RCP real-time collaboration based upon ECF and GoogleTalk XMPP-based messaging service
Alp Toker - X GL compositing for Mono: a compiz CLR binding
23 Nisan 2006 Pazar
bazen hızlı, bazen yavaş
Maceralı bir yolculuktan sonra Çanakkale'ye döndüğümde tam 24 saat geçmişti evden ayrılalı. Sabah yine mesai, üç günde dört sınav ve acayip başka işler yaptım. Bunların üstüne cuma günü Linux ve Özgür Yazılım konulu bir söyleşi vardı. Öğrencilerimiz haricinde hiç katılımcı yoktu. Onlardan da bilgisayar mühendisliği öğrencilerine linux'u dayattığım konusunda eleştiriler dinledim. Hatta nesneye yönelik programlamayı bile öğrenmemiş insanları linux kullanmaya zorladığım gibi şeyler söylendi. Eskiden olsa böyle şeyleri kafaya takardım. Akşam ayrılırken 15 kadar lkd üyesi fotograf çektirdik ama çaycı kız berbat çektiğinden buraya koyamıyorum :(
12 Nisan 2006 Çarşamba
önemli bir şey yokmuş
Yorgunluk, başağrısı, sersemlik
Uyku bozuklukları
Nefes darlığı
Görme bozuklukları
Kabus görme, depresyon, hafıza güçlüğü, sinirlilik
Doktor "şu rahatsızlığın var, bu ilacı içmen lazım" dese genellikle prospektüsü bile okumam ama hem bir şeyin yok hem de bu ilacı iç denilince insan kolaylıkla ikna olamıyor. İkinci sınıf insan muamelesi görmek, azarlanmak gibi vaka-i adiyeden şeyleri yazmıyorum bile.
Beklerken düşünmeye vakit buluyor insan. Zaman zaman ben de "hesabımda problem var" diyen kullanıcılarıma "baktım bir şeyiniz yok" diyorum. "Sunucudan şöyle bir hata alıyorum" diyenlere "o sunucu öyle hata vermez" diye itiraz ediyorum. Arada sanki bir benzerlik varmış gibi duruyor biliyorum ama ben hakikaten sisteme bakıyorum, öyle "nefes al, şimdi ver" diye geçiştirmiyorum. Hata mesajlarının hepsini biliyorum, okudum. Velhasıl işimi ciddi yapıyorum.
Hipokrat'ı göreve çağırıyorum.
10 Nisan 2006 Pazartesi
bir ay sonra yarın
7 Nisan 2006 Cuma
hekır
iki senedir hackere üye olmak istiyorum ama bi türlü olamıyordum.en sonunda
bu adresi buldum ve hemen üye olmaya çalıştım.bilgisayardan iyi anladıgımı
söyleyebilirim.ileride bilgisayar mühendisi olmak istiyorum.onun için
hackere üye olup kendimi bilgisayar konusunda geliştirmek istiyorum.bana
yardım ederseniz çok sevinirim.
Arkadaşa nereye üye olmak istediğini anlamadığımı ama kendini geliştirmesi için herhangi bir yere üye olmasının gerekmediğini yazdım. Genelde bu tip mektuplarda yazışmanın devamı gelmiyordu ama bir kaç saat sonra şu mektup geldi:
beni almanızı gerçekten çok istiyorum.neden almıyorsunuz ki.bu siteye bi çok
kisşi üye bende üye olmak istiyorum.eger beni alırsanız.lütfen.benden ne
adresi istiyorsunuz.
Cevap olarak üye olmak istediği internet adresinin neresi olduğunu anlamadığımı ve yardımcı olamayacağımı yazdım. Bu işin uzayacağını sezdim ama yapacak bir şey yok gibi görünüyordu. Ertesi gün yeni mektup geldi:
selamlar
ben hackere üye olmak istiyorum.bunun için ne yapmam gerekirse yararım.her
şeye hazırım.beni alırsanız çok sevinirim.
Beni de bir merak sardı. Neresiydi bu kadar gönüllü ve özveriyle (!) çalışacak arkadaşı arasına almayan. Sadece meraktan tekrar sordum, hangi adres bilader burası diye. Bir kaç gün ses çıkmayınca ben de işin gücün arasında unutacak gibi olmuştum ki, bugün dördüncü mektubu aldım:
biliyorum ama beni almıyorlar yani nasıl üye olacagımı bilmiyorum.bana
ögretir misiniz?
Neyi biliyordu acaba? Kendimi bir Oğuz Atay hikayesini yaşıyormuş gibi hissediyorum. Bakalım bu hikaye daha da uzayacak mı?
5 Nisan 2006 Çarşamba
hafta sonu Ankara'dayım
4 Nisan 2006 Salı
televizyonda linux gördüm
Çok yaşayın Hocam...
3 Nisan 2006 Pazartesi
Açık öğretim
Hayatının başlangıcında olan bu gençlerin dışında bir kaç grup daha var açık öğretimde okuyan (elbette benim 7 yılda görebildiğim kadarıyla). Bunlardan biri (bu yazıyı yazmama sebep olan) emeklilikleri gelmiş olanlar. Emekli olabilmeleri için gerekli süreyi doldurmuş veya doldurmak üzere olanlardan oluşuyor bu grup. Lise mezunu olarak emekli olduklarında alacakları emekli ikramiyesine ve emekli maaşına katkısı için okuyorlar açık öğretimde. Aslında hatırı sayılır miktarda bir fark oluyor. Gerek yaşlarından gerekse zaten yıllardır bir işte çalıştıklarından derslerdeki başarıları oldukça düşük. 50-55 yaşında birine hiç kullanmayacağı bir bilgiyi öğrenerek bir sınavı vermesini istemek bana pek mantıklı gelmiyor açıkçası. Mesela bir kereliğine 4.5m uzun atlamalarını istesek çok mu farklı birşey istemiş oluruz bilemiyorum. Bu lisede ve üniversitede yapılan nerede kullancağız bu bilgileri serzenişlerinden farklı, çünkü bu sınavları verenler emekli oluyorlar. Tek atımlık bir sınav için öğreniyorlar (buna öğrenmek denirse artık) dersleri. Pek çoğu da öğrenemiyor.
Sınavlardan önceki gece gördüğüm kabus şöyle: Görevli olduğum sınıfta sınavlarını bitiren öğrenciler çıkıyorlar ve geriye tek başına annem yaşlarında bir teyze kalıyor. "Oğlum, tek dersim var. Bu dersi verince emekli olacağım, bana yardım edin" diyor. Ben de kendimi Javert gibi hissediyorum. Yardım etsem kendimi Seine nehrine atmam lazım. Neyse ki her kabusun sonunda olduğu gibi saat çalıyor ve uyanıyorum.
20 Mart 2006 Pazartesi
ben de bir ihale kazandım sonunda
Haftaya yeni işine başlayacak arkadaşı şimdiden tebrik ediyorum ;)
14 Mart 2006 Salı
imtiyaz her zaman o kadar da iyi olmayabiliyor...
telnet localhost 143 Trying 127.0.0.1... Connected to localhost.localdomain (127.0.0.1). Escape character is '^]'. * OK [CAPABILITY IMAP4rev1 UIDPLUS CHILDREN NAMESPACE THREAD=ORDEREDSUBJECT THREAD=REFERENCES SORT QUOTA IDLE STARTTLS] Courier-IMAP ready. Copyright 1998-2003 Double Precision, Inc. See COPYING for distribution information. a login postmaster@mydomain.com my_password a OK LOGIN Ok. (successful login!) a logout (logs you out) * BYE Courier-IMAP server shutting down a OK LOGOUT completed Connection closed by foreign host.
IMAP'in kota kabiliyeti vardı ama olmuyordu işte. Kullanıcı kotasının % şu kadarını kullanıyor diye gösterdiğini iddia eden programcıkların hiç biri işe yaramadı. Madem kotayı imap'den öğrenmem mümkün olmuyor, ben de sistemden okuyayım kullanıcının kotası dedim. Evet, doğru tahmin ettiniz; bu da işe yaramadı.
/dev/sdb1 /home ext3 defaults,grpquota,dev,usrquota,exec 0 0Disk bölümlerinin kota desteği olduğundan emindim ama insan 5-6 saat sonunda bildiklerinden de şüphelenmeye başlıyor. Bir kaç saat belge okudum (sabırlıyımdır) tekrar döndüm bu işe ama nafile OLMADI, OLMADI. Kaynak kodlarına baktım. Anlaşılır, açık kodlar ama derdime derman olmadılar.
Neredeyse pes etmiş bir halde masadan kalktım ve bazen böyle olur, neden olduğunu bilemezsin ama olur diye düşündüm. Beş dakika geçmeden denemeleri yaptığım kullanıcının kotasının olmadığını farkettim. Dosya sisteminin, imap sunucunun ve hatta programların kotalarla bir sorunları olmadığını, denemeleri yaptığım kullanıcının, yani benim, torpilli biri olduğumdan gösterecek birşey bulamadıklarını anladığımda tarifi zor duygular yaşadım. Sıradan ölümlülerin hesaplarında her şey olması gerektiği gibiydi. Ben de şimdi onlar gibi uyumaya gidiyorum...
6 Mart 2006 Pazartesi
sağduyu denilen şeyi temelli kaybediyoruz galiba
Yoksa bana dokunmayan yılan bin yaşasın mı diyorsunuz?
24 Şubat 2006 Cuma
para para para
Öğretim üyesi (yrd.doç.dr., doç.dr, prof.dr.) olabilmek için önce dr. olmak gerekiyor. Bu da yüksek lisans (~2 yıl) + doktora (~4 yıl) eğitimlerini tamamlamak anlamına geliyor. Bu süre boyunca araştırma görevlisi olarak çalışırsanız ayda ~900YTL kazanıyorsunuz. Okul için yaptığınız hiçbir iş (uygulamalar, sınavlar, vs. vs.) için ek ücret almadığınızı söylememe bilmem gerek var mı? Elbette bu 6 yıl boyunca lisans öğreniminiz boyunca aldığınız derslerin daha ağırlarını almak ve 2 tez hazırlayıp savunmak durumundasınız. Az daha hem yüksek lisans hem de doktoraya giriş için girmeniz gereken sınavları unutuyordum (arada da sınavlar var: doktora yeterlilik, tik, vs. vs.).
Buradan bakınca aklı başında (benim gibi olmayan) herhangi birinin bu işe talip olması için bir neden yok gibi duruyor. Sürekli üniversite ortamında olmak, çok sıkı olmayan mesai uygulamaları ve sevdiğiniz alanda çalışma imkanının harika olduğunu kabul ediyorum ama özellikle piyasada iş imkanı olan bölümlerde çalışan lisansüstü öğrencilerini (kendim gibi) hiç anlamıyorum. Her ay 400 kira + 300 bakıcı parası veren biri geriye kalan parasıyla neye, nasıl çalışmak için motive olabilir bilmiyorum. Türk-iş'in yaptığı açıklamada şöyle diyor:
ARALIK 2005 İTİBARİYLE AÇLIK SINIRI 543 YTL, YOKSULLUK SINIRI 1. 650 YTL1650YTL yaklaşık bir doçent maaşı demek. Bu ülkede yoksulluk sınırının üzerinde maaş alabilmek için profesör olmanız gerekiyor (olabilirseniz elbette). Tabi yıllarca (>15 yıl) yoksulluk sınırının altında yaşamak zorundasınız.
Üniversite yerine daha iyi kazanacağı bir yerde çalışmayı seçenleri garipsememek gerek bence. Asıl garipsenecek olanlar bu şartlara rağmen okulda çalışmayı seçenler olmalı.
Kısa sürede kendimi bile şaşırtacak radikal bir karar verebilirim...
19 Şubat 2006 Pazar
Jimi Hendrix
15 Şubat 2006 Çarşamba
Çanakkale'deki dönüşümde son durum
Bakanlık bütün illere il çapında kullanmaları için birer program almaları gerektiğini yazmıştı. Bizde linux ile kullanabileceğimiz bir program almak için çalışmalar yapmıştık. Hiç bir il verilen sürede program almak için ihaleye çıkamayınca (gerçekten süre yetersizdi) bakanlık önce "mali olarak uygun bulmuyorsanız almayın" dedi. Bu aşamada alacağımız bir program olmasa bile tüm il çapında linux kullanmak için dönüşümü başlatmaya kararlıydık. Aslında kararlı olan il müdürlüğündeki ileri görüşlü sağlık personeliydi. Planımız önce bütün sağlık personeline linux ve bilgisayar okur yazarlığı eğitimi verdikten sonra işletim sistemlerini değiştirmekti. Fakat bakanlık yazdığı yeni yazıda "programı ben satın alıp göndereceğim" deyince işi askıya almak zorunda kaldık. İstemediğimiz bir durum olmasına rağmen olurda bakanlık bir program alır ve "bu program sadece winxx işletim sistemlerinde" çalışabilir derse zor durumda kalırız diye düşünerek projeyi bekletmeye karar verdik. Bakanlığa "linux kullanmaya geçebilir miyiz?" diye sorulduğunda "geçin ama nasıl bir program alacağımızı bizde bilmiyoruz" cevabı alınıyor.
Alınacak programın bütün ülkede kullanılacağı düşünülürse fiyatı ve daha önemlisi ülkenin geleceğini nasıl kısıtlayabileceği tahmin edilebilir.
13 Şubat 2006 Pazartesi
ab2006'nın ardından
Aslında uzunca yazılmayı hakeden şeyler oldu ama ben şahit olduğum olaylardan kısa kısa alıntılar yapmakla yetineyim:
Ben mikrosoft adına konuşmaya yetkiliyim.
Üç dil bildiğimden iyi konuşamıyorum.
-Geçenlerde lkd postfix seminerinde dinlemiştim bunu.
-Bir yıldır postfix seminerlerini ben veriyorum.
-Pardus hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Düşünmüyoruz, geliştiriyoruz.
-Tamam da ne düşünüyorsunuz?
Bir daha çekin yanar, manar.
Şarkıcıya ısmarladığı şampanyanın parasını ödemeyen kim?
Metin abi sizi temiz bir yere götürsün.
5 Şubat 2006 Pazar
ATM'ler için parlak bir fikir
Aslında istediğim şey basit: ATM bana her seferinde makbuz ister misin diye sormasın. Bir alışkanlığım varsa öğrensin (buna öğrenmek denilirse tabi). İlk üç (hadi bilemedin beş) kez sorsun ardından ben hiçbirinde makbuz istemeyince Kardeş sen makbuz olayından hoşlanmıyorsun galiba, bundan sonra sana makbuz vermeyi teklif etmeyeceğim. Olur da makbuz isteyecek olursan "başka bir işlem yapmak istiyor musunuz?" sorusunu gördüğün menüde "makbuz istiyorum" diye bir seçenek olacak, oradan al makbuzunu dese güzel olmaz mı? Bunu hayata geçiren banka alışkanlıklarınız bizim için önemli, hayatı kolaylaştırıyoruz, akıllı ATM filan diyerek reklam bile yapabilir. Bu kadar basit bir işlem neden yıllardır yapılmaz bilemiyorum. Hatta bankanın internet şubesinden öntanımlı makbuz tercihimi değiştirebilmek bile isterim.
2 Şubat 2006 Perşembe
ipv6
Artık bizim de bir ipv6 bloğumuz var. ab2006 dönüşünde okulunun altyapısını ipv6'ya geçirmeye başlayacağım. Sunucuları ipv6 ile çalıştırmak sorun olmaz zaten hepsi linux ama ağ'da kullanılan winxx'ler her zamanki gibi problem olacak. Bu değişim işi onları da pardus'a geçirmek için bir bahane olsa ne güzel olur. Bazı aktif ağ aygıtlarının da değiştirilmesi gerekecek, yine direnenler olacak, ne gerek var diyecekler, eskiden ne güzeldi diyecekler...
Bu kadar çok işi ab sonrasına attığım için yine kendime ayıracak zamanım kalmayacak ama Vatan sağolsun.
Katedral ve Pazar Yeri
This material may be distributed only subject to the terms and conditions setifadesini görmek pek hoşuma gitti.
forth in the Open Publication License, v1.0 or later.
Kitap 7 bölümden oluşuyor ve bunların 3'ünün Türkçe çevirilerini belgeler.org'da okumak mümkün. Bu bölümler, kitaptaki sırası ile: Hacker'lığın Kısa Tarihçesi, Noosferi İskana Açmak ve Nasıl Hacker Olunur? İlk iki belgenin çevirmeni 2003 yılında En Başarılı Yerelleştirici ödülünü alan Deniz Akkuş. Son belgeyi ise Yaşar ŞENTÜRK çevirmiş ben de güncellemiştim. Hepsinin çevirileri çok güzel. Henüz okumamış olanlara tavsiye ediyorum.
Kitabı çabucak bitivermesin diye hızlıca okuyamıyorum ama ilk bölümler o kadar akıcı ki dün bir kaçını bitirdim. Eric S. Raymond ikinci bölümde fetchmail'in geliştirme sürecinin hikayesini anlatmış. Çıkardığı dersleri maddeler halinde şöyle sıralamış:
- Every good work of software starts by scratching a developer's personel itch.
- Good programmers know what to write. Great ones know what to rewrite (and reuse).
- "Plan to throw one away; you will, anyhow"
- If you have the right attitude, interesting problems will find you.
- When you lose interest in a program, your last duty to it is to hand it off to a competent successor.
- Treating your users as co-developers is your least-hassle route to rapid code improvement and effective debugging.
- Release early. Release often. And listen to your customers.
- Given a large enough beta-tester and co-developer base, almost every problem will be characterized quickly and the fix obvious to someone.
- Smart data structures and dumb code works a lot better than the other way around.
- If you treat your beta-testers as if they're your most valuable resource, they will respond by becoming your most valuable resource.
- The next best thing to having good ideas is recognizing goodideas from your users, sometimes the latter is better.
- Often, the most striking and innovative solutions come from realizing that your concept of the problem was wrong.
- "Perfection (in design) is achieved not when there is nothing more to add, but rather when there is nothing more to take away."
- Any tool should bu useful in the expected way, but a truly great tool lends itself to uses you never expected.
- When writing gateway software of any kind, take pains to disturb the data stream as little as possible - and never throw away information unless the recipient forces you to!
- When your language is nowhere near turing-complete, syntactic sugar can be your friend.
- A security system is only as secure as it's secret. Beware of pseudo-secrets.
- To solve an interseting problem, start by finding a problem that is interesting to you.
- Provided the development coordinator has a communications medium at least as good as the Internet, and knows how to lead without coercion, many heads are inevitably better than one.
Kitabı isterseniz buradan da okuyabilirsiniz.
1 Şubat 2006 Çarşamba
kitaplarım geldi
ftp.comu.edu.tr adresinden indirilen pardus sayısı 10000'i buldu:
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | wc -l
ftp:~# 19855
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | grep kurulan | grep -v INCOMPLETE | grep -v ABOR | grep -v ERROR | wc -l
ftp:~# 9899
30 Ocak 2006 Pazartesi
bu adamı sevmeyenler var
29 Ocak 2006 Pazar
Akademik Bilişim 2006
Bu yıl seminer notlarını okuyabileceğiniz gibi seminerleri seyretmeniz de mümkün olacak. Bir aksilik olmazsa (olmasın) seminerleri kaydedip web'e koymayı planlıyorum.
1017 ve 11
$ cat ~/.evolution/mail/local/Sent | wc -l
172517
Epostaların içinde istemcilerin bize göstermediği başlık gibi bölümler olduğunu biliyorum ama yine de sayılar çok büyük. Ya gaim de kullanmasaydım halim nice olurdu?
20 Ocak 2006 Cuma
Ben rekor diye buna derim
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | wc -l
ftp:~# 14550
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | grep kurulan | grep -v INCOMPLETE | grep -v ABOR | grep -v ERROR | wc -l
ftp:~# 7572
Memleket işletim sistemine doysun ;)
öğretmenlik
Velhasıl bu işi yaptığım için mutluyum.
7 Ocak 2006 Cumartesi
kapsama alanı
iyi tatiller
5 Ocak 2006 Perşembe
yeni çeviriler - 4
- Oğuz Yarımtepe Debian Jigdo küçük-NASIL ve NCURSES ile Yazılım Geliştirme NASIL belgelerini çevirdi.
- Pınar Yanardağ Debian Tarihi, Linux Okuma Listesi NASIL ve Linux Taraftarlığı - NASIL belgelerini çevirdi.
- Olcay Kabal 802.1X Port Tabanlı Kimlik Kanıtlama NASIL belgesini çevirdi.
- Nilgün Belma Bugüner Eposta Alıcısında (MX'te) Spam Engelleme belgesini çevirdi.
- Ben de Kullanıcı Kimlik Kanıtlama NASIL, Compaq T1500 Linux NASIL, Linux Dokunmatik Ekran NASIL ve TrueType Fontların XFree86 4.x ile Kullanımı mini-NASIL belgelerini çevirdim ve Nasıl Hacker Olunur? belgesinin çevirisini güncelledim.
4 Ocak 2006 Çarşamba
bugün 1500. pardus'u sattık
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | wc -l
ftp:~# 7315
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | grep kurulan | grep -v INCOMPLETE | grep -v ABOR | grep -v ERROR | wc -l
ftp:~# 1512
Bu ay içinde 5000'i geçeriz diye tahmin ediyorum.
2 Ocak 2006 Pazartesi
Pardus izlenimleri
karanfil elden ele - Hitchcock/Truffaut
Alfred Hitchcock neredeyse bütün filmlerini edebiyattan esinlenerek çekmiş bir yönetmen. Bir romanı/öyküyü hızlıca okuyup aklında kalan fikr...
-
Konuşmak bedava ama onlar kodu gösterecekler: Pınar Yanardağ: Application for Evolution's encryption and key selection interface project...
-
Bu yıl kabul edilen bizim çocuklar: Serdar Yıldız - GAMS / AMPL Interface Mesutcan Kurt - Python Multi Build İsmail Kuru - Integration of t...
-
Dün özgürlükiçin forumlarında okuduğum konu doğru mu diye gidip yerinde gördüm. Çanakkale'ye bir buçuk ay önce gönderilmiş olan etkileşi...