Hayatında önceliklerini belirlemiş ve bunun gereklerine uygun davranan insanlara hep gıpta etmişimdir. O sırada ne yapması gerekiyorsa onu yapan, araya giren diğer uyaranlarla ilgilenmeyen biri olmayı ben de çok isterdim (o zaman ben, ben olabilir miydim? sanmıyorum). Aslında çok disiplinli bir insanımdır, yıllar içinde eğittim kendimi. Birkaç kedi videosu izledikten sonra kendi elimden tutar "necdet vaktini bunlarla harcama, hadi kitap okuyalım" deyip kaldırırım. Aynı işin üzerinde 16 saat aralıksız çalıştığım çok olmuştur.
Çok insanın yaşadığı erteleme (procrastination) rahatsızlığının tam tersi olan bir erteleyememe durumu var bende. Yapmam gerektiğini düşündüğüm bir şey olunca mutlaka onunla ilgili bir şey yapmam gerekiyor. Şimdi çok meşgulüm, çok mutluyum, mutsuzum demeden ya o işi yapıyorum ya da şimdi yapamayacağımı bildiriyorum karşı tarafa. En çok yazdığım e-posta "şimdi uygun değilim daha sonra yeniden yazacağım" olmuştur. İnsan ilk okuduğunda gerçekte bir cevap almamış gibi düşünse de aslında kıymetli hissettiren bir ifade gibi gelir bana. En mutlu / mutsuz olduğum yerlerde bile gelen mesajı görmüşsem ve benden cevap bekleniyorsa böyle davranırım. Annemin cenazesinde bu mesajı birkaç defa gönderdim.
Elbette herkesin öncelik çemberleri birbirinden farklı. Birinin hayatında yüksek öncelikli olmak çok kıymetli ama talep edilerek elde edilemez bir durum. Sen elmayı seviyorsun diye o da seni sevmek zorunda mı? Yine de vasat da olsa bir öncelikte olmak istiyor insan. Yazdığı mektuba aynı gün cevap alamamak insana kendinin öncelikli değil sonralıklı olduğunu hissettiriyor. Bir çeşit ilişkin olduğunu düşündüğün biri için sonralıklı olmak da pek acı bir şey.
Burada kast ettiğim şey her instagram, WhatsApp mesajına anında cevap vermek değil dememe gerek var mı bilmiyorum ama insanın nasıl oluyor da okuduğu mesaja o gün cevap verecek vakti, enerjisi olmuyor anlamıyorum. Hayatta anlamadığım çok şey var bu da onlardan biri olsun.
Seni de çok seviyorum ama bu yazıyı Ömer'e yazıyorum