İthaki Yayınlarının Japon Klasikleri serisini okumaya başladığımdan beri uzak doğu edebiyatının biraz daha içine girebiliyormuşum gibi hissediyorum. Eskiden İskandinav edebiyatında bahsedilen sorunları adamların derdi yok bunları düşünüyorlar diyerek okurdum, Japon edebiyatını da benzer şekilde bunlar da gerçekten dert edilebiliyormuş demek ki diyerek okuyorum artık.
Adını yakın zamana kadar duymadığım Hiromi Kawakami'nin kitapları pek az satmış Türkiye'de. Türkçe'ye çevrilmiş dört kitabından ikisinde "Nakano Eskici Dükkanı'nın yazarından" yazınca insan neymiş bu roman diyor ama bence Tokyo'da Tuhaf Hava [1] en güzel romanı. Otuzlu yaşlarındaki Tsukiko'nun bir gün lise öğretmenlerinden biriyle karşılaşmasıyla yavaşça başlayan, çok uzun zamanda şekillenen ilişkilerini anlatıyor roman. Roman kahramanları ürkek birer tavşan gibiler. Tsukiko şöyle düşünüyor örneğin: "Görüşmediğimiz süre zarfında, ya silinip gitmişçesine ortadan kaybolursa? Ya artık benim için bir yabancı olursa?" Sanki sonsuza dek yaşayacakları kesinmiş gibi hep bir ertelemeler, üstüne gitmemeler, ucundan yakalanan ipi çekmemeler! Diğer odadan kendisinin çağrıldığı duyar gibi olunca "Geceleyin uyanan duygular eğer kendi haline bırakılırsa abartılı bir şekilde büyür" diye düşünen Tsukiko'yu abartı değil bu, çık şu odadan diye benim sarsasım geldi.
Bir de yeri gelmişken Türkçe'de zamirlerin cinsiyetsiz olmasından şikayetçi olmak istiyorum. Çince, Japonca, Rusça hatta Arapça gibi dillerden çevrilmiş romanları okurken kahramanların isimlerinden cinsiyetlerini anlayamıyorum. Adı değil de bir zamir kullanıldığı her durumda da "o" diye geçiyor. Romanın yarısı geçiyor, bir kadından mı, erkekten mi bahsediliyor diye şüphede oluyorum. Bununla ilgili ne yapılabilir bilmiyorum ama yetkilileri göreve çağırıyorum.
Nakano Eskici Dükkanı'nda [2] da hayat çok yavaş akıyor. Konuşmaya "demem o ki" diyerek başlayan Nakano'nun içinde pek az şey olan bir hayatı var, eskici dükkanında da günler birbirinin kopyası gibi. Kadın kahraman aynı dükkanda çalıştığı Takeo'yu sevdiğini romanın son sayfasında hissediyor.
Tokyo'da Tuhaf Hava ve Nakano Eskici Dükkanı'nı okuyan biri Japonya'da her şeyin çok yavaşça ve süreç içinde olduğunu düşünebilir. Belki de ortalama ömür çok uzun olduğundan acele etmeyelim diyorlardır. Romanlarda birini görüp etkilenme, aniden bir şeye karar verme gibi şeyler olmuyor. Su akıp bir şekilde yolunu buluyor ama bekleyerek geçen aylara, yıllara çok yazık ediliyor aslında.
Mahallemdeki İnsanlar [3] ise 36 çok kısa bölümden oluşuyor. Yukarıdaki iki romanın duru güzelliğinde olmasa da birkaç saatte okunabilecek bir kitap. Kitabın adı iyi bir özeti.
Nişino'nun On Aşkı [4] birinci tekil şahıstan konuşan diğer kitaplarından farklı bir şekilde çıkıyor karşımıza. Nişino'nun (erkek mi kadın mı anlayabildiyseniz bravo) farklı yaşlarda aşık olduğu on kadından biri konuşuyor her bölümde. Bu roman sinemaya da aktarılmış [5]. Aşklar yine yavaşça başlıyor ve sona eriyor.
Bütün romanları farklı çevirmenler çevirmiş ve hiçbirinin Türkçesinde aksayan bir şey yok, editörlükleri de hakkıyla yapılmış. Demem o ki, Japonya'dan duyduğunuz çok ünlü yazarların yanında Kawakami'ye de bir şans verin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder