şenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2014 Perşembe

"çinko damlar daraltıyor gökyüzünü"

Bu yıl 17.si düzenlenen TUG Ulusal Gökyüzü Gözlem Şenliği harikaydı. 350 katılımcı 31 Temmuz - 3 Ağustos tarihleri arasında 3 gece Antalya Saklıkentte gökyüzünün aslında nasıl olduğunu görme fırsatı bulduk. Ben 2009'da da aynı etkinliğe katılmış ve çok beğenmiştim. Sonrasında yıllarca tekrar gideyim ve arkadaşları da götüreyim diye düşündükten sonra ancak bu yıl gidebildik ve çok memnun kaldık. Etkinlikte görev alan bütün uzmanlar ve gönüllü arkadaşlar katılımcılara dört gün boyunca güleryüzle yardımcı oldular.



Saklıkent kış aylarında bir kayak merkezi olmasına rağmen konaklama imkanı yok denecek kadar az. İki otel var; birinde etkinliği düzenleyen ekip kalıyor diğeri ise çok pahalı. Katılımcıların neredeyse tamamı çadırlarda kalıyor. Şenliğin sayfasında etkinliğin 2000m yüksekte yapılacağı ve gecelerin soğuk olacağı yazmasına rağmen insan Ağustos ayı başında Antalyada ne kadar üşüyebilirim ki diye düşünüyor ama geceler gerçekten soğuk oluyor. Giderken mutlaka pantalon ve mont almak lazım. Bu kadar yüksekte olunca gündüz de güneş çok yakıcı oluyor.



Biz kalabalık bir grupla gittiğimizden gündüzleri gevezelikle ve seminerleri dinleyerek geçirdik ve sıkılmaya fırsat bulamadık ama tek başına giden biri için de çevre edinmek eminim hiç sorun olmazdı. Etkinlik alanında çok fazla yaşça küçük arkadaş da vardı. Onlara gökyüzünü tanıtmak ve sevdirmek için yarışmalar ve atolyeler düzenlendi. Saklıkente gelen çocukların unutamayacakları bir etkinlik oldu.

Benim çocukluğumda yolların, evlerin aydınlatması bugünkü kadar olmadığından ışık kirliliği çok azdı ve gökyüzüne bakınca yıldızları görmek normal bir şeydi. Şimdi ise bir gece kafanızı kaldırıp gökyüzüne baktığınızda çok az yıldız görebiliyorsunuz. Gökyüzü gözlem şenliğinin yapıldığı Saklıkentte ise etrafta neredeyse hiç aydınlatma olmadığından gökyüzünü bütün güzelliği ile görmek mümkün oldu. Aşağıdaki fotoğraf etkinlik sırasında Burak Duman tarafından çekildi. Çıplak gözle bile harika bir manzara görülebilirken, etkinlik alanındaki uzmanlar yıldızları ve takım yıldızları tanıttılar. Etkinlik alanındaki teleskoplar da çokça ilgi çekti.


Etkinliğin son günü konakladığımız yerden 500m daha yüksekte olan Ulusal Gözlemevine çıktık. Gündüz bile oldukça serin olan ve etrafında hiç yerleşim yeri olmayan gözlemevinde çalışmanın ciddi bir özveri olduğunu eminim herkes takdir etmiştir. Gözlemevinde kullanılan teleskopları ve tesisleri gezdiren ekip de belki bininci defa sorulan soruları büyük bir sevecenlikle ve güleryüzle cevapladı. Burasının bizim için bir güzel tarafı da Linux ve özgür yazılımlar kullanıyor olmasıydı.

Çinko damların daralttığı gökyüzünün aslında nasıl olduğunu görmek için seneye siz de gelin Antalya'ya. Elbette bütün etkinlikler yakın arkadaşlarla daha güzel olur.

24 Eylül 2013 Salı

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
  • Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.
  • Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bilişimle son kullanıcıdan fazla ilgilenmemiş olmak ciddi bir kayıp sayılmaz.
  • İşin doğrusu bölüm pek kolay değil. Aslında zor da değil ama lise eğitiminde verilenlerden farklı bir düşünce tarzı gerektirdiğinden [13] öğrenciler zorlanıyorlar diye düşünüyorum. İlkokul birinci sınıftan itibaren sonuç bulmaya ve bu sonucu şıklar arasından seçmeye odaklanmış öğrenciler için yöntem üzerinde düşünmek en zor alışılan şey oluyor. Bu aşamayı halledince gerisi daha kolaylaşıyor. Burası en çok üzerinde çalışılması gereken alanların başında geliyor ve elbette lise eğitiminde değiştirilmesi gereken çok şey var.
  • Her bölüm için geçerli olan tavsiye bilgisayar mühendisliği için de geçerli; düzenli çalışmak gerekiyor. Ödevler ve projeler var sürekli. Azıcık savsaklayınca [12] bile ipin ucu kolayca kaçabiliyor.
  • Mezun olacağınız yıl sizinle birlikte 10000'den fazla bilgisayar mühendisi mezun olacak. Başka bölümlerden mezun olmuş ve sizinle aynı işleri yapmaya talip olanların sayısı da bundan aşağı olmayacak. Rekabet sadece yurt içindekilerle de sınırlı değil, aynı iş için dünyanın her tarafından, mesela Hindistan'dan, insanlarla rekabet edeceksiniz. Bunun için bölümde anlatılanların haricinde şeyler biliyor olmanız lazım. Onları mutlaka iyi biliyor olmanız lazım ama zaten neredeyse bütün rakipleriniz biliyor olacak. Aynı işi yapabilecek bu büyük kalabalık içinde bir adım öne çıkabilmek için derslerden fazlasına çalışmanız gerekecek.
  • Öğrenim hayatınız boyunca okuyacağınız kaynakların büyük bir kısmı İngilizce olacak. Sorularınızı yeri gelecek uluslararası listelere/forumlara sormanız gerekecek. Meslek hayatınızda da mutlaka İngilizce iletişim kurabilmeniz gerekecek. Onun için öncelikle İngilizce çalışın [0].
  • Sizin okulunuzda okutulmuyor bile olsa dünyanın dört bir tarafında internet üzerinden ulaşabileceğiniz çevrimiçi kurslara ve eğitimlere katılma fırsatınız var. Bu fırsatları değerlendirin [1].
  • Her dersten en yüksek notu almanız gerekmez ama derslerde başarılı olmanın da bir yere kadar önemi var [6].
  • Okulu bitirdiğinizde hazırladığınız cv'den önce yaptıklarınıza bakacaklar [2]. Bunun için internette yazdığınız her şeyi kendi adınızla yazın. Bu hem yaptıklarınıza bir aramayla ulaşılmasını sağlar, hem de sizi bir saçmalığı yazmadan önce ikinci bir kez düşünmeye teşvik eder. Salak saçma takma isimler kullanmayın. Kendi adınızla yazamadığınız bir şeyi hiç yazmamak iyi fikir olabilir.
  • Adınızı soyadınızı içeren bir alan adı satın alın ve kullanın. 10$'ın altında yıllık ücret ödeyip böyle bir alanı almak mümkün. Daha az kullanılan alan adı uzantılarını yıllık 1$'ın altında bile almak mümkün.
  • Hala bir tane yoksa bir blog adresi alın ve yazın. Çoğunluk başlangıçta günlük girdilerini ansiklopedi gibi düşünüyor. Elbette ipuçlarını, sorunları, çözümleri yazmak faydalı ama sadece bunlarla sınırlı yazmanız gerekmez. Hangi konuda yazmak istiyorsanız yazın, fikirleriniz olduğunu zaten biliyor insanlar.
  • Öğrenim hayatınız boyunca en çok başvuracağınız kaynaklardan biri wikipedia olacaktır. Burada içerik gönüllüler tarafından geliştiriliyor. Siz de bir hesap açın ve mevcut maddeleri iyileştirin, yeni maddeler ekleyin [3].
  • Mutlaka yazılımla ilgili ödevleriniz olacak, takım arkadaşlarınızla birlikte çalışacaksınız. Hem bunlarda kullanmak için hem de kendi projelerinizi barındırmak için bir github hesabı açın. Bu hesabı çok özenli kullanın. Yarım bırakılmış projelerinizle, uydurma gönderim mesajlarınızla [4] bir çöplüğe dönüştürmeyin burasını.
  • Bir transifex [5] hesabı alın ve yazılımların çevirilerine katkıda bulunun. Hepimiz Türkçe içerik az diye şikayetçi olurken bunu arttırmaya çaba göstermemek olmaz. Programların çok büyük kısmı sizin kolaylıkla katı verebileceğiniz durumdalar. İngilizcenizin gelişmesine katkıda bulunacağı gibi yazılımların çevirilerine dört yılda hatırı sayılır katkı vermiş olacaksınız.
  • İlgi alanınızdaki derneklerden, gruplardan birine dahil olun. Başlangıçta ne yapıldığını görürsünüz, zaten ağır bir yükü de olmaz. Sadece internette örgütlenen gruplar da var, onların da üyesi olmanın, imkan buldukça toplantılarına katılmanın büyük faydasını görürsünüz.
  • Okul dönemleri dışında bir çok eğitim etkinliği oluyor, bunlardan mümkün olduğunca fazlasına katılın.
  • Takviminize uygun olursa mezun olmadan bir kere bilgisayar mühendisliği öğrencileri kongresine katılın. Etkinliğin içeriğinden çok ileride meslektaş olacağınız arkadaşlarla tanışmış olursunuz.
  • Henüz tanışmadıysanız özgür yazılım dünyası ile tanışmak size yepyeni ufuklar açacaktır. Bir yazılımın özgür olması onun kullanımının, dağıtılmasının, değiştirilmiş halinin dağıtılmasının özgür olması ve kaynak kodunun da erişilebilir olmasını sağlar. Özgür yazılımlar sayesinde daha önce keşfedilmiş şeyleri yeniden keşfetmek zorunda kalmayacağınız gibi onlara eklemeler yapabilir, hatalarını düzeltebilir yani yazılım ekosisteminin bir parçası olabilirsiniz. Özgür yazılım dünyası sizi memnuniyetle kabul edecektir. Gönüllüler tarafından yürütülen projelere katkı vermeden önce Nasıl Akıllıca Soru Sorulur [7] belgesini okumanın çok faydasını görürsünüz.
  • Google tarafıdan her yıl düzenlenen Summer of Code [8] etkinliği büyük özgür yazılım resminin bir parçası olmanıza imkan veren harika bir fırsattır. Birinci sınıf öğrencisiyken işler o kadar kolay olmayabilir ama bir hedef [9] olarak önünüzde bulunması gerekir diye düşünüyorum. Her yıl ülkemizden de 10-15 kişi kabul ediliyor [10] bu etkinliğe, biri siz olabilirsiniz.
  • Lisans eğitimi bitmeden iki yaz stajı yapmanız gerekecek. Bu stajları meslek hayatını tanımak için bir fırsat olarak görün [14]. Yapmış görünmek için bir yerde staj yapmayın. Bazen staj yapılacak yerin adının fiyakalı göründüğü için seçildiğini görüyorum. Bence adı çok bilinen ama gittiğinizde elinizi hiç bir şeye dokunamayacağınız, size bir şey katmayacak bir yerde staj yapmak hiç de iyi bir fikir olmayacaktır. Staj yerini ayarlama işini son dakikaya bırakmayın. Okulda hiç adı geçmeyen, derslerde anlatılmayan şeyleri staj yaptığınız yerde görmek size farklı bakış açıları kazandıracaktır.
  • Son sınıfta yapacağız bitirme projesini [11] ciddiye alın.
Öğrencilikte hayat çok güzel kıymetini bilin.

9 Nisan 2013 Salı

Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2013'ün ardından

Özgür Yazılım ve Linux Günleri bu yıl da çok eğlenceli geçti benim için. İşin doğrusu etkinliğin ana teması NoSQL olunca çok fazla konuşma benim ilgi alanımın dışında kaldı. Eminim veritabanı insanı olmadığı için etkinliğe gelmemiş çokça insan vardır.

Etkinlik Musta ve Chris hocaların kısa konuşmalarıyla başladı. Her ikisini de dinlemenin ayrı keyifli tarafları var. İkinci konuşmalar arasından Ahmet Kaplan'ın Pardus'la ilgili sunumu bence dikkat çekiciydi. Ahmet hoca yaptıkları çalışmaları anlattı. Mevcut durum neredeyse kimseyi tatmin etmediği gibi sunumdaki açıklamalar da bence yetersizdi. Keşke teknik ekipten de biri olsaydı ve o cevaplasaydı soruları. Ahmet hoca çok geniş pencereden geleceğe yönelik planlarını anlattı ama anlattıklarını destekleyecek şeyleri gösteremiyor oluşu ikna ediciliğini çok azalttı doğrusu. Pardus eski geliştiricisi Ozan Çağlayan söz alarak durumdan memnun olmadığını ve durumu takip edeceğini söyledi. Konuşmanın ardından etkinlik alanında da kalabalık bir grup birlikte konuştular ama ben dinleyici olarak katılmadım sohbete. Bu vesileyle kısa süreliğine memlekette bulunan Gökçen'i de görmüş oldum.

Üçüncü oturum olarak Çağrı Ersen'in nagios sunumunu dinledim. Yazılarından tanıdığım ve takdir ettiğim biri olduğundan yüz yüze görüşüp tanışmış olmaktan çok mutlu oldum. Sunum her açıdan çok başarılıydı. Keşke iki lafın belini kırmaya fırsat olsaydı. Umarım başka bir etkinlikte bu fırsatı yakalayabilirim.

Öğleden sonra önce JMeter anlatan Gökhan Akgün'ü dinledim. Gökhan çok akıllı ve çalışkan biri olduğundan ileride eminim çok daha iyi bir hatip olacaktır. Bu sunum da güzeldi bence.

İlk günü Doruk'un salondan taşan katılımcıların olduğu Sürdürülebilir Linux Sistem Yönetimi semineri ile bitirdik. Doruk zaten yılların tecrübeli konuşmacısı olduğundan herkesi konunun içine çekerek çok başarılı bir konuşma yaptı. Eminim herkes beklediğinden fazlasını bularak ayrılmıştır ilk günün sonunda.

Pazartesi başlayan sınavları olmasına rağmen iki geceyi yolda geçirmeyi göze alıp benimle birlikte gelen öğrencilerim Aybüke, Ebru ve Esra ilk günün sonunda geri döndüler. Konu sınavlar olunca ısrar etmek imkanı olmadı ama hem akşam sohbetlere hem de ikinci güne katılmış olmalarını çok isterdim doğrusu. Bu kadarının bile onlar için iyi bir tecrübe olduğuna eminim.


İkinci gün Couchbase anlatan Kaan ve İşbaran'ı dinleyerek başladı etkinlik benim için. Her ikisi de konuya çok hakim olduklarından benim dinlediğim en başarılı sunumlardan birini yaptılar. Olumlu ve olumsuz yanlarıyla tecrübelerini çok iyi aktardılar. Bu iki kocaman adamla öğrenciliklerinde birlikte bulunmuş olmaktan bir kez daha gurur duydum.

Etkinliğin son oturumunda geçen yıldan bu yana konuştuğumuz Yakından Eğitim hakkında bir sunumumuz oldu. Katılanların çok büyük bölümünü tanıyordum, benim tahminimin çok altında katılımcı vardı salonda. Yakından Eğitim'i neredeyse hiç duyuramadığımızı etkinlik alanındakilerin neredeyse hiçbirinin haberinin olmamasından anlamak mümkündü. Umarım bu dönem yapılacak güzel işlerle bir sonraki döneme başlarken daha çok adını duyurabiliriz.

Bilgi Üniversitesi ekibi her yıl olduğu gibi yine çok iyi hazırlanmıştı, aksayan bir şey yoktu, özverili çalıştılar, sağ olsunlar.

Etkinliğin geri kalan büyük bölümü, cuma ve cumartesi akşamları da dahil olmak üzere hep arkadaşlarla muhabbet etmekle geçti. Sadece biriyle konuşmak için bile bu yolu tepebileceğim yirmiden fazla arkadaşla birlikte olmak çok güzeldi. Bu kadar güzel ve akıllı genç kadınla, fişek gibi delikanlılarla (elbette daha az genç ve göbekli olanlarla da ;)) dopdolu geçen iki günün ardından etkinlik de bitti.

3 Nisan 2012 Salı

Özgür Yazılım ve Linux Günlerinin ardından

Özgür Yazılım ve Linux Günleri bu yıl da çok eğlenceli geçti benim için. Bir gün öncesinde gitmiş olmama rağmen kimseyle istediğim kadar konuşamadım. Gitmeden önce planlar yapmış olsam da çok az semineri dinleyebildim. Hatta baştan sona bir tek Serdar Dalgıç'tan paket yönetim sistemleri dinledim desem yalan olmaz. Zamanı daha iyi ayarlayıp eski öğrencilerimle ve zaten pek az görüşebildiğim arkadaşlarla daha çok sohbet etme fırsatı yaratabilmeyi isterdim.

Biz her yıl olduğu gibi yine elliden fazla öğrenciyle katıldık etkinliğe. Daha önce seminere gittiğimiz Balıkesir Üniversitesi ve önümüzdeki ay seminere gideceğimiz Yalova Üniversitesi de aynı şekilde birer otobüs dolusu öğrenciyle katıldılar. Klasik olarak İstanbul'daki öğrencilerin katılımı çok azdı. Benden ve ev sahibi Bilgi Üniversitesindeki akademisyenlerden başka üniversite personeli olmaması yine dikkat çekiciydi.

Kurulma aşamasının sonuna gelmiş bilgisayar mühendisleri odasının iki tarafındaki arkadaşlarla da (Alper Eryılmaz ve İlyas Emre Karan) son anda karşılaşıp daha sonra yazışalım diye konuştuk. Buraya da yazayım ki onlara yazmamaya bahanem kalmasın.

İki gün boyunca üzerinde konuştuğumuz ve hepimizin aklına yatan bir Yakından Eğitim konusu var ki onun için hazırlıklara başladık bile. Duyurmaya hazır olunca eminim çok fazla ilgi görecek bir konu olacaktır.

Beni dostça misafir eden Erdem Bayer ve Devrim Gündüz'e, üç gün boyunca gevezeliğime katlanan bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyor, bu duygu ve düşüncelerle bir başka etkinlikte görüşmek üzere diyorum.

27 Mart 2012 Salı

Özgür Yazılım ve Linux Günleri'12

Linux Kullanıcıları Derneği ve Bilgi Üniversitesinin birlikte düzenledikleri Özgür Yazılım ve Linux Günleri bu yıl 30-31 Mart tarihlerinde Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsünde düzenlenecek. Özgür Yazılım insanlarının en önemli buluşma yeri olan etkinlikte sabahtan akşama seminerler dinlemek, camiadan arkadaşlarla görüşmek, yenileriyle tanışmak imkanı olacak. Her yıl olduğu gibi bu yılda Çanakkale'den oldukça kalabalık bir grupla etkinliğe (eski adıyla şenliğe) katılmayı planlıyoruz.

Ben bu tip etkinliklerde seminerlerden çok (doğruyu konuşmak lazım) kahve aralarında gevezelik etmeyi, yeni insanlarla tanışmayı değerli buluyorum. Hele etkinlik İstanbul'da olunca orada çalışan eski öğrencilerim ve arkadaşlarımın sayısı hayli kabarık oluyor.

Ayrıntılı program etkinlik sayfasında var ama benim özellikle katılmak istediklerim şunlar:
  • Chris Stephenson, "Bilgisayar Bilimcileri Haklıymış: Programlama Dillerindeki Son Gelişmeler". Chris hoca her yıl oldukça eğlenceli ve ilginç konuşmalar yapıyor, hem öğrenciler hem de çalışanlar için kaçırılmaması gereken bir sunum olacaktır eminim. Aynı sırada arkadaşım Fatih Uluçam ayrıldığı Batman Üniversitesinde yaptıklarını anlatacak. Üniversitesine ne kadar emek harcadığını bildiğimden kurumsal olarak bir işi nasıl yapacağını merak edenlere yardımcı olacağını tahmin ediyorum.
  • İkinci oturumda Eray Arslan "Kerberos'a Giriş" anlatırken, Hakan Uygun da "Maven Derleme Sistemi ile Proje Hayat Döngüsü" anlatacak. Ben bu oturumda muhtemelen dışarıda gevezelik ederim. 
  • Üçüncü oturumda eğer öğleden sonra da dinlemeye devam edecekseniz Gökşin Akdeniz'den FreeBSD dinlemek iyi fikir olabilir. Ben salonların önünde olurum.
  • Yemekten sonra Yaşar Safkan'dan "Yazılımcı Seçimine Mühendisçe Yaklaşım" dinlenebiir ama ben Serdar Dalgıç'tan "Linux’ta Paket/Yazılım Yönetim Sistemleri" dinlemeyi tercih edeceğim. PiSi, deb ve rpm'nin çözemediği hangi sorunları çözüyor gibi sorulardan bahdesilecek teknik bir seminer olmasını ümit ediyorum.
  • Teknik bir seminer dinlemek isteyenler Devrim Gündüz'den "RPM Paketi Hazırlamanın İncelikleri"ni dinlerken ben Roy Büyüksimkeşyan'dan "Bir Proje Yöneticisinin Günlüğü: Son Projemi Nasıl Batırdım?" oturumuna katılacağım. Artık ihtiyarladığımdan mıdır nedir, böyle tecrübelerin anlatıldığı oturumlar daha cazip geliyor bana.
  • Teknik konuları dinlemek isteyenler için son oturumda Yaşar Safkan!ın "Açık Kaynak Test Kütüphaneleri ile Birim Testi Yapmak" semineri iyi bir seçenek olabilir. Ben bu vakti de gevezelikle değerlendiririm.
İkinci gün için programda işaretlediklerim de şöyle:
  • iki oturum peşpeşe dinlerim diyenler için Devrim Gündüz "PostgreSQL’de Uygulamalı Gömülü Replikasyon" anlatacak. Benim bildiğim Devrim bu iki oturumu blok olarak yapar, hatta bir sonraki seminerden de vakit çalmaya kalkar. Dinlemesi zevkli olur ama temponun böyle olacağını bilerek gidin ;) Özhan Karaman'dan "Btrfs Dosya Sistemi Teknolojisi ve Kullanımı" ve Bünyamin Demir'den "Güvenli Kod Geliştirme" de değerlendirilebilir diğer alternatifler. Cuma gecesinin nasıl geçeceğine bağlı olarak bu oturuma yetişemeyebilirim gibi geliyor bana;)
  • İkinci oturumda Erek Göktürk ve Onur Küçük birlikte "Al Ruby'i vur Python'a" diyecekler. Eğlenceli bir sunum olacağını düşünüyorum. Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerine python anlatan biri olarak tam benlik bir oturum olacak. Paralel bir salonda da Akın Ömeroğlu "Özgür Yazılımda Patentler ve Davalar" hakkında konuşacak. Teknik olmayan bir şey dinlemek isteyenler için bu oturumdaki tek seçenek de o olacak sanırım.
  • Yemekden önceki son oturum da Eren Türkay çoğumuzun yabancı olduğu bir konudan "Linux ile Amatör Telsizcilik"den bahsedecek. Paralel bir oturumda da Doruk Fişek "MariaDB vs MySQL Karşılaştırması" yapacak. Seçimi hava şartlarına göre yaparım diye düşünüyorum.
  • Öğleden sonra Oğuz Yarımtepe yıllar önce yaptığı "Linux-DO: GNU/Linux ve Uzak Doğu Felsefesi" sunumunun genişletilmiş halini yapacak. O zaman da çok eğlenceliydi şimdi daha da eğlenceli olacak sanırım. Onur Küçük "Linux Açılış Süreci"ni başka bir oturumda anlatsaydı da Linux-Do seminerini anlatanlar ve dinleyenlerde ona katılabilselerdi isterdim ama paralel oturumlar olunca böyle çakışmalar kaçınılmaz oluyor.
  • Son iki oturumda diğer seminerlerin yanı sıra "Pardus: Topluluk Olarak Ne Yapıyoruz?" paneli var. Belki birincisine katılıp Pardus Çalıştayı ile ilgili sorulara katkıda bulunabilirim.
Hepimiz etkinliğe giderken programda bazı oturumları işaretleyip gidiyoruz. Benim yukarıda yazdıklarımı da öyle kabul etmenizi isterim.

26 Şubat 2012 Pazar

Aikido geleneksel sporumuzdur artık


Oğuz'un aramıza katılmasıyla onun sadece mühendislik bilgisinden değil diğer taraflarından da yararlanmaya başladık. Her ne kadar zaman zaman bilgisayarı hayatımızın merkezine koyuyor olsak da içinde bilgisayar olmayan faaliyetlere ihtiyacımız olduğunun da farkında olduğumuzdan Oğuz'un Aikido bilgisine özenerek bu spora başladık. Yukarıdaki fotoğraf bahsettiğim ekibin neredeyse yarısını gösteriyor, oldukça kalabalığız aslında.

Yıllar önce Oğuz'un Linux Şenliğinde verdiği; yenmesi yenilmesi hatta müsabakası olmayan, başlangıçtaki beyaz kuşaktan sonra bir tek siyah kuşağı bulunan bu sporun GNU/Linux ile benzerlikleri için bu adresteki seminer notlarına bakabilirsiniz. Aradan geçen bunca yıldan sonra bu semineri zenginleştirerek tekrarlaması için Oğuz'u cesaretlendirmeye çalışıyoruz. Umarım bu yıl Özgür Yazılım ve Linux Günlerinde bu renkli semineri tekrar dinleme fırsatımız olur.

Çanakkalede bilgisayar mühendisliği öğrencileri arasında Aikidocuların sayısının bir çığ gibi artacağını tahmin ediyorum.

5 Mart 2011 Cumartesi

Camia Dağıtımı Toplantısı

Son dakikada başvuruda bulunduğum toplantı talebine Linux ve Özgür Yazılım Günleri düzenleme kurulundan olumlu cevap geldi. Camia dağıtımı konusunda söyleyecek sözü olan, söyleneni dinlemek isteyen herkesi 1-2 Nisan'da istanbula bekliyoruz.

Bu mesajı mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırmanızı rica ediyorum, zira ne kadar çok kişinin haberi olursa o kadar farklı fikirle karşılaşabiliriz. Olsun/olmasın demek bile sessiz kalmaktan iyidir!

6 Nisan 2010 Salı

Özgür Yazılım ve Linux Günlerinin ardından

Geçen hafta bir otobüs dolusu öğrencimle birlikte Özgür Yazılım ve Linux Günlerine katıldık.

İlk gün kısa açılış konuşmalarının ardından Canonical'dan Matt Zimmerman Ubuntu'da işlerin nasıl yürüdüğü hakkında güzel bir sunum yaptı. En yaygın Linux dağıtımının böyle önemli bir ismini dinlemek çok iyi bir imkandı. Konuşmayı ben eğlenceli buldum ama çok tek düze konuştuğuyla ilgili eleştriler de duydum. Öğle arasından sonra Chris Stephenson'dan daha önce de benzerlerini dinlediğim oldukça neşeli bir sunum dinledim. Neden Java ilk dil olmamalı konusunda oldukça geçerli nedenlerden bahsetti. Ardından bir ara misafir olduğum "Kartaca'da Geyik Kültürü" semineri gerçekten çok geyikti, uzun süre dayanamadım. Aradan sonra Huzeyfe Önal'dan çok başarılı bir güvenlik semineri vardı, dinlemeyenler etkinliğin en etkili seminerlerinden birini kaçırdılar. Sonrasında konuşan Bakır Emre'yi dinlemeyi istememe rağmen mezun öğrencilerimle ve pek az görüşebildiğim arkadaşlarla çene çalmaya daldım.

İkinci gün google'dan Leslie Hawthorn ile başladı. Bir ara bizim kızlardan Pınar da sahneye çıktı. Güzeldi. Salon tamamen doluydu hatta ilave sandalyeler bile getirilmişti. Öğle arasından sonra BS2 salonunda Pardus oturumları vardı. İlk olarak Bahadır, Gökçen ve Gökmen nasıl geliştirici olunur hakkında konuştular. Klasik olarak tahrik edici sorular da soruldu, eğlenceliydi. Ardından ben özgür yazılım projelerine katkı vermenin ipuçları hakkında konuştum. Ben eğlendim, sıkıcı bir seminer olmadığı yönünde geri bildirimler aldım ;) Benden sonra Semen Cirit çoğu katılımcının çok işine yaracak bir sunum yaptı ama sanırım ne kadar önemli bir konu olduğunu seminerin isminden çok fazla insan anlayamadığından katılım fazla değildi. Son konuşma özgürlükiçin hakkındaydı ama onu da ben dinleyemedim.

Bir çok üniversiteden farklı grupların takım halinde bir özgür yazılıma nasıl katılabiliriz diye istekli olduğunu gördüm. Benim görebildiğim öğrencilerde bir heyecan var ama nereye yöneleceklerini bilemiyorlar. Zaten bunun için öğrenciler aslında ;) Keşke doğru yönlendirilebilseler.

Uzun zamandır göremediğim Pınar ve Mehtap'la görüşmek harikaydı. O kadar çok eski öğrencimi görüp konuşma fırsatı buldum ki sırf onlarla görüşmek için bile gidebilirdim İstanbula. Yeni öğrencilerim için de hem mezunlarla hem de geliştiricilerle tanışmak bulunmaz bir fırsattı, umarım yeterince iyi değerlendirmişlerdir.

Etkinlikle ilgili bir kaç küçük not yazıp bu girdiyi sonlandırayım:
  • LKD'nin şenliği ile Bilgi'nin freedays'in birleşmesi iyi olmuş bence. Hele şenlik çok kötü bir isimdi (bu etkinliğe bile hala şenlik diyoruz ağız alışkanlığıyla orası ayrı). Çalıştığı kurumdan 4 günlük bir şenliğe gittiği için izin isteyenler bilir bunu. Birleşmeden ortaya çıkan şey Freedays olmuş. Yine yurtdışından gelen önemli isimlerin konuştuğu, eskiden olduğu gibi bir salonu lkd'nin doldurduğu bir etkinlik oldu.
  • Katılımlar ancak bir salonu dolduracak kadardı. Bu konuda ne yapılabilir bilemiyorum. Bu kadarız herhalde.
  • Dinleyicilerin daha fazla katılımda bulunabileceği panel gibi oturumlar düzenlense iyi olabilirdi sanırım. Söyleyecek şeyi olan ama bir saat konuşamayacak olanları konuşturmak, onlardan faydalanmak açısından yararlı olurdu diye düşünüyorum.
  • Başka toplantılarda özgür yazılım yanında oduğunu söyleyen akademisyenlerden bu "hafif" toplantıya katılan olmadı. Benim görebildiğim kadarıyla Mustafa Akgül, Ethem Dermen ve benden başka üniversite personeli yoktu katılımcılar arasında. Gelmeyenleri çekmenin bir yolunu da bilmiyorum doğrusu.
  • Pardus ekibinin çok daha profesyonel bir masa hazırlatması lazım. Sunum çok önemli, bu hali amatör bir havada.
  • Etkinlik kesinlikle canlı yayınlanmalı. Gelemeyenler bari nette seyredebilsinler. Hele Zeitin oradayken neden yayın yaptırılmadı anlamadım ben. Kendilerine sorduğumda istekli olduklarını ama izin verilmediğini söylediler.
  • Kısa bir değerlendirme toplantısı olsaydı daha sonraki yıllar için geri bildirim alınmış olurdu.
  • İlk gün öğle yemeğinde taksimde şiş teklifini kaçırdığım için üzüldüm ;)
  • Basın yine yoktu, onları nasıl çekebiliriz bilemiyorum. 10 yıldır düzenli etkinlik yapıyoruz hala basını yanımıza çekemiyoruz. Herhalde basında bir şey var.
  • Bilgi üniversitesi ekibi bir takım olarak çok iyi çalıştı, organizasyonun bir eksiği yoktu. Emeği geçen herkese teşekkürler.

25 Mart 2010 Perşembe

Özgür Yazılım ve Linux Günleri yaklaşıyor

Bilgi Üniversitesi ve Linux Kullanıcıları Derneği'nin birlikte düzenleyecekleri Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2,3 Nisan 'da Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde yapılacak. Her yıl özgür yazılım camiasının tanınmış isimlerini konuşmacı olarak getiren Bilgi Üniversitesi bu yıl Matt Zimmerman, Leslie Hawthorn ve Brian King'i ağırlayacak.

Bu yılın programına bir göz atıp, takviminize işaretlersiniz. Benim favorim her zaman ARA'lar olmuştur ;) Camiadan tanıdıkları görmek, yenileriyle tanışmak için bulunmaz bir fırsat bu etkinlik.

Ben cumartesi günü 14-15 arasında "Pardus x86-64 Deneyimi: Özgür Yazılım Projelerine Nasıl Katkı Verilir?" hakkında konuşacağım.

26 Mayıs 2008 Pazartesi

şenliğin ardından

İzmir yerel organizasyon komitesi elinden geleni yapmıştı. Aslında komite filan dediğime bakmayın sadece 2 (iki) lkd üyesi ve hala (her nasılsa) üye olamamış 5,6 kişi tüm gayretlerini göstermişler. Bahsettiğim iki üye Oğuz Yarımtepe ve Necati Demir'dir. Buradan diğer arkadaşlara da iletmelerini dileyerek hepsine emekleri için teşekkür ediyorum. Kendisine küfreden edepsizi denize atmadığı için Oğuz'u sabrından dolayı ayrıca kutluyorum.

Bu şenlik benim gördüğüm en şenlikli şenlik olması için hazırlanmıştı. Son derece az sayıda seminer vardı ve konular ilgi çekebilecek nitelikteydi. İlk gün tiyatro gösterisi, halk oyunları ve rock konseri vardı. Bunları siz de programda okumuş ve Ege Üniversitesinin Şenliklerinin bir parçası olarak düşünmüş olabilirsiniz ama öyle değildi. Sadece bizler için hazırlanmış gösterilerdi hepsi. İkinci gün yine bizim için ayırtılmış 700 kişilik bir tekneyle iki saatlik bir tur vardı. Son gün bütün gün piknik alanındaydık ve mangalda bir şeyler yemeden önce paint ball turnuvası yapıldı. Oynayanlar ve seyredenler oldukça eğlendiler.

Ben kişisel olarak eski öğrencilerimi tekrar görmekten, Prof.Dr. Beno Kurye'yi dinlemiş olmaktan, Murat Demirten ve Coşkun Gündüz ile tanışmış olmaktan, yerel organizasyondan arkadaşlar edinmiş olmaktan son derece mutlu oldum, eğlendim. Hatta Oğuz'la o kadar gezdik ki gece yarısından önce eve gelemedik ;)

Elbette sadece iyi şeyler olmadı. Eleştirilerimi lkd-üye listesine yazdım, bu seferlik de yen içinde kalsın diyorum.

Eğer ben haziranda aday olur ve seçilirsem lkd'nin bir daha bu isimli bir etkiliği olmayacak.

edit: Nasıl olduysa fontlar acayip çıkmış, onları düzelttim. Sanırım.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

şenliğe gidiyoruz

Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da bir otobüs dolusu gidiyoruz şenliğe. Ege Üniversitesinin Bahar Şenlikleriyle bir arada olması biraz çekince yaratsa da gece 01'de yola çıkıyoruz. Benim gördüğüm en az duyurulmuş lkd etkinliklerinden biri olacak bu şenlik, afişi bugün saat 15 gibi elime ulaştığından pek az yere asabildim bari buraya koyayım.

11 Mayıs 2007 Cuma

şenliğin ardından - kısım 3

Aşağıda şenlikle ilgili eleştiri ve önerilerim var. "Bu kadar işin içinde hiç mi iyi bir şey yoktu" diyecekleri burada bırakıp devam edeyim:

  • Bence yaptığımız etkinliğin şenlik adıyla zerre kadar ilgisi yok. Dört gün içinde geçen yıl 73, bu yıl 59 seminer düzenleyip son gün yaptığımız 2 oyun turnuvasından başka eğlenceli hiç bir şeyi olmayan bu etkinliğe şenlik demek son derece zorlama bir isimlendirme oluyor. Bu yıl doğrusunu yapıp konferans adını kullandık, umarım seneye ikisini bir birinden ayırıp 7. Şenliği (Türker Gülüm'ün dediği gibi) daha sazlı sözlü yaparız. Bu haliyle bizim gibi uzaklardan işinden, okulundan izin almak zorunda olanların işi çok zor oluyor. 4 günlük bir şenlik için izin dilekçesi yazdığınızı düşünün ne demek istediğimi daha kolay anlarsınız. Her ne kadar kapanış töreninde inatla yapıldığı söylense de (neye, kime inat?) eğlenceli bir şey yapacaksak bunu seminerlerden ibaret olmadan da yapabiliriz gibi geliyor bana. Yıllardır yapıldığı gibi sadece seminer olacaksa onun da adı konferans olsun, kimseyi kandırmayalım.

  • Şenlik alanında bu yıl hiç sektör temsilcisi yoktu. Geçen yıl ortadaki büyük alanda Pardus ve IBM, D Salonunun yanında da bir kaç firma varken bu yıl kimse yoktu. Türkiyede Linux ve Özgür Yazılımlardan para kazanan bu kadar firma varken bunların birini bile şenlik alanına taşıyamamış olmak önemli bir eksiklikti. Linux'a destek veren bu kadar şirketten hiç birini yanımıza getiremiyorsak kabahati kendimizde aramamız lazım. Geçen yıl "ahh ah! Erdinç olmasa kimler gelirdi buraya" diyenler bu yıl neler yaptılar merak ediyorum.

  • Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bir değerlendirme formu hazırlanmamıştı. senlikatlinuxorgtr'ye mail atın demek ipe un sermek oldu, hepimiz biliyoruz. Yapılan etkinlikten geri dönüş almamak mantıklı değil ama yine de böyle yapıldı. Şimdi "2005'de yapıldı da ne oldu, sanki değerlendirilebildi mi?" diye de sorulabilir tabi ama çözümün hiç anket/değerlendirme yapmamak olmadığı da açıktır herhalde.

  • Diğer bir çok etkinlikte olduğu gibi katılımcılara yaka kartlarının yanında (en azından) birer dosya içinde lkd, linux, özgür yazılım konusunda bilgiler sunabilmemiz gerekirdi, olmadı.

  • Şenliği hiç duyuramadık diye daha önce yazmıştım (düzenli seminerleri yeterince duyurmadınız o yüzden bittiler diyenlerin kulakları çınlasın). Ekim, kasım aylarında yapılacak konferans duyurularını aylardır bölüm panolarında görürken bizim bir haftadan kısa süre duyuru yapmamız hataydı. Artık buradan geri dönemeyeceğimize göre 7. şenliğin nerede, hangi tarihte yapılacağı belli olur olmaz hemen afişini hazırlayıp duyurmaya başlayalım bence. Varsın üzerinde sponsor bilgisi olmasın. Hem sponsorluk faaliyetleri için de kolaylaştırıcı bir etmen olur gibi geliyor bana. Gerekirse şenlikten bir ay önce yeniden üzerinde sponsorların da yeraldığı bir afiş yaptırır onu asarız (2007 şenliğinin afişinde sadece üç sponsorun yeraldığını düşünürsek zor olmayacaktır bu). Nasılsa gönüllüler yapmıyor mu bu işi?

  • Aslında bu da duyurunun bir parçası ama basın'ı şenliğe çekebilmek lazım. Sadece basın duyurusu ile yapabileceklerimiz bu kadar. Bir kaç ay önceden bir kaç bilgisayar dersinde haber olsaydık, gazetelerde belki de televizyonda şenlikten bahsedilseydi etkinlik çok daha büyük kitleleri kucaklayabilirdi.

  • Bu yıl altıncısını verdiğimiz "yılın penguenleri" ödüllerinin de değerini arttırmamız lazım bence. Memlekette bu alanda verilen başka ödül olmadığından bu ödülün prestijinin arttırılması derneğin de adının daha fazla duyulması anlamına gelecektir. Şenlik biteli bir hafta oldu, farzedelim ben de ödülleri, şenliği haber yapmak isteyen ama törene katılmamış bir basın mensubuyum (törene katılanı yoktu :)) şenlik sayfasında kullanabileceğim bir tek kare fotograf yokken bunu nasıl yapayım? Aradan geçen zaman arttıkça haber olma değeri de kalmadığını düşünürsek seneye neler yapmamız gerektiği konusunda daha hazırlıklı olabiliriz.


  • Yukarıda yazdıklarımın hiç birinin şenlik gönüllülerinin işi olmadığını söylememe gerek yok ama ben yine de kırgınlıkların önüne geçmek için yazmış olayım. Bunların hepsini düşünmesi, planlaması gereken "elimden ne gelirse yardımcı olayım" diye gönüllü olan genç arkadaşlar değil elbette. Derneğin basında yeralması için bu işten sorumlu bir ekip oluşturulması gerektiği uzun zamandır biliniyor ama artık bir an önce hayata geçirilmeli.

    Bunlar benim düşüncelerim, başkaları farklı düşünüyordur elbette. Çok kişinin etkinliğin şu halini yeterli bulmadığını ben şahsen biliyorum. Yönetimin bu fikirleri değerlendirmek için önce insanların görüşlerini almak için çabasının olması gerekli. Görüşleri almanın yolu da senlikatlinuxorgtr gibi kapalı bir listeye mail atılmasını istemek olmamalı. Bütün süreçleri mümkün olduğunca açık hale getirip katılımı en üst seviyeye çekmek derneğe yapılacak büyük bir iyilik olacaktır diye düşünüyorum. lkd-üye görüşleri almak için en uygun liste bence.

    yukarıda yazdıklarımdan ilgisiz not: Her ne kadar listelerden, bloglardan falan tartışmalı olduğunuz birileri olsa da onlarla yüzyüze karşılaşmak, konuşmak çok farklı oluyor. Hepimiz biliyoruz, insanlar birbirlerine söyleyemeyecekleri şeyleri kolayca yazabiliyorlar. Aynı şeklide birinden duyduğunuzda rahatsız olmayacağınız (tonlama diye birşey var, değil mi) sözleri okuduğunuzda sinirlenebiliyorsunuz (örneğin ben hem açık hem de kapalı listelerde bolca tartıştığım, karşılıklı sert ifadeler kullandığımız Türker Gülüm'le şenlikte kısa da olsa konuşmaktan memnun oldum. Bundan sonra da tartışmaya devam ederiz muhtemelen ama en azından benim için eskisi gibi olmaz). Bir amaç için birarada çalışacak insanların dönem dönem biraraya gelip, gerekiyorsa tartışmalarında, görüşmelerinde büyük fayda var. Lkd panelinde de bir arkadaş belirli aralıklarla lkd'yi konuşmak için (gündemi belirli elbette) toplanmayı önermişti, ben de çok işe yarayacağını düşünüyorum. Senede iki saatlik bir oturumda görüşüp ortak payda oluşturmak çok zor.

    ilgisiz ikinci not: Bir yıldır düzeltilmeyen sayfayı bir hafta daha düzeltmezlerse Web Sayfanıza Sahip Çıkın başlıklı bir girdi hazırlayacağım. Ayıp artık yahu.

    9 Mayıs 2007 Çarşamba

    şenliğin ardından - bölüm 2

    Kaldığım yerden yazayım:

  • Üçüncü sabahtan meren'in seminerini dinledim. Daha önce okuduğum ama dinlemediğim bir seminerdi. Meren bu işleri bırakıp kendini şov işine verse yine iyi para kazanabilir bence ;)
  • Günün geri kalan zamanında Ulak6Net Görev Gücünden arkadaşlarla sohbet etme fırsatım oldu. Saat 15:15'de adından ipv6 ile ilgili olduğu anlaşılmayan panele tahminimin çok üzerinde bir katılım oldu. D salonu neredeyse tamamen doluydu. Onur kısaca görev gücü hakkında bir tanıtım yaptı, arkasından ben comu'da neler yaptığımızı, yapacağımızı anlatıp topu Hüsnü Demir'e bıraktım. Gökova'da da dinlediğim Hüsnü iyi bir hatip olduğundan zamanın geri kalanını oldukça iyi doldurdu. Panelden sonra çimlerde bir görev gücü toplantısı da yaptık, önümüzdeki hafta içinde sonuçlandırmayı planladığımız proje üzerinde konuştuk. Aslında daha da uzun sürebilirdi ama Pınar'la birlikte lkd paneline katılmak için kalkmak durumunda kaldık.

  • Panele girdiğimizde henüz yk üyeleri kendilerini tanıtmayı yeni bitirmişlerdi. Merak edenlerin izleyebilecekleri bir videosu da bulunan bu toplantıdan akşam saat 8 gibi çıktım. Konuşanların çoğunun lkd'nin yönetim süreçleriyle ilgili eleştirileri oldu. Bu konuyla ilgili düşüncelerimi ayrıntılı olarak yazmak istedeğimden buraya fazla birşey yazmayacağım ama Yağmur'un çekincesinin haklı olduğunu gördüğümü de yazmadan geçmeyeyim. Ben çıkarken salonda neredeyse kimse kalmamıştı ve gideceğim yer 50km uzaktaydı. Çıkışta selamlaştığım Çağlar ve Koray bana harika bir teklifte bulundular: aKademy. Bunun arkasından gelen akşam yemeği teklifi de çok cazip olduğundan Ankara'nın yoğun trafiğinde bir saatlik bir yolculuk sonra recep ustanın yerine ulaştık. Keyifli bir yemeğin sonrasında gecelere akan arkadaşlara eşlik etmeyip Çubuk'a geri döndüm.
  • Son gün şenlik alanına eşim ve oğlumla geldiğimden hiç bir seminere giremedim (böylece şenlikte konuşan öğrencilerimden Mete'nin de seminerini dinlememiş oldum) ama belki de en eğlenceli gün son gün oldu benim için. Uğur (oğlum) şenlik alanının altını üstüne getirdi. Daha önce geleceğini yazmış olan Yağmur Akgün'le tanışmayı çok istiyordum ama sonradan okuduğuma göre gelmemiş şenliğe.
  • Şenliğin tek şenlikli yeri olan kapanış törenine oğlum ve eşimle birlikte katıldık. Şenlikte ödül almanın en iyi taraflarından biri olan "gelecek yıl ödülü verme" mevzusu bu yıl nedense sadece "en çalışkan penguen" için uygulandı. Ödül töreni sırasında "neden" diye sorduğumda hep böyle oluyor diye yanıt aldım ama geçen yıl çokça ödül almış olduğumuzdan bunun böyle olmadığını biliyordum. Tören, Ümit'in ağzındaki sakızı sahneden tükürmesi sayılmazsa, oldukça neşeli geçti diyebilirim. Adının yanında hep ilk kelimesi geçen Pınar, yine bir ilk olarak "En Çalışkan Penguen" ödülünü alan ilk kadın oldu. Üniversite Kütüphanemizde Pardus kullanmamız da üyeler tarafından "En Başarılı Özgür Yazılım Temelli Uygulama Projesi" ödülüne layık görüldü. Bu yılın ödül töreninin diğer yıllardan bir farkı da neredeyse salondaki herkese ödül verilmesiydi. Şenlik ve konferans dahil olmak üzere yıl içinde 180'e yakın seminer organize eden seminer-cg üyeleri (sadece üç kişiler) ancak salonda hatırlanırken stand-cg üyelerine ödüller, şenlikte görev alanlara belgeler verildi. Hatta neler olduğunu hatırlayamadığım birkaç özel ödül dahi verildi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da gezici seminerlere konuşmacı olarak katılanlara üzerlerinde adları yazılı birer lazer işaretçi (pointer) hediye edildi. Bu yıl sayı oldukça kalabalıktı; tam 21 kişi. Bu hatırayı almak üzere sahneye çağırılanlardan altısının benim öğrencim olması benim için ayrı bir gurur/sevinç kaynağı olurken diğer öğrencilerim için de etkili bir motivasyon oldu. Ben de kalemlerimin sayısını ikiye çıkarmış oldum. Ödül rekortmeni yine değişmedi ve Erdinç oldu. Kaç kez sahneye çıktığını saymaya yetişemedim ;) Barış Özyurt yine alternatif penguen ödüllerini dağıtmadı, seneye bunu gerçekleştirmek için bir organizasyon yapmak lazım. Kapanış töreninin en eğlenceli bölümü oydu bence.


  • Şenlikle ilgili öneri ve eleştirilerimi üçüncü bölüme bırakayım yoksa bu girdi bitmeyecek.

    8 Mayıs 2007 Salı

    şenliğin ardından - part 1

    Şenliğin ardından ancak kendime gelebiliyorum. 4 günde toplam 1800km araç kullanmanın bu kadar yorucu olacağını tahmin etmemiştim. Ankara-Çanakkale arasını daha önce de gidip gelmiştim ama bu sefer hem gidiş hem de geliş yolculuklarını gece yapıp bir de üzerine aradaki günlerde seminerler olunca çok yorucu oldu benim için. Neyse, işte bunlar da benim şenlik notlarım:

  • Bu yıl 40+ kişiyle geldik Çanakkale'den. Gelecek yıllarda da aşmamız zor görünen bir sayı oldu bu. Bundan fazlası birden fazla otobüs demek olacağından yakın şenlikler için pek mümkün görünmüyor bana. Bu haliyle bile açılış konuşmasını dinleyenlerin neredeyse yarısı bizdendi.
  • Açılış konuşmaları her zaman sıkıcı olur ama bu seferki gerçekten sıkıcı oldu. Hadi Mustafa Hoca'nın konuşmasının biraz uzun olmasını anlıyorum ama diğer konuşmacılardan Serkan bey dışındakiler de oldukça uzun konuştular. Hele Ankara EMO'dan konuşan arkadaş bunun bir açılış konuşması olduğu gerçeğini hiç önemsemiyormuş gibi emo'da nasıl özgür yazılım kullandıklarını uzun uzun anlattı. Açılış konuşmasını dinleyen bir basın mensubu yoktu ya da ben görmedim.
  • Açılışın ardından Ekin Meroğlu ve İşbaran Akçayır'ın sunumlarını dinlemeyi planlarken beklenmedik bir gelişmeyle Ulakbim'e gittim. Detaylarını yaz başına kadar belirleyeceğimiz önemli bir projenin bir parçası olmak heyecan verici oldu benim için. Ulak6net ekibine teşekkürler.
  • Günün sonunda seminer-cg'nin konuşulduğu panele katıldım. İşin doğrusu kırgın ayrıldığım seminer-cg'nin paneline katılmak ilk başta pek içimden gelmemişti ama iyiki de katılmışım. Seminer-cg'nin üç dönemdir sürdürülmemesini önerdiği ve benim de içinde bulunduğum dönemde kapattığımız düzenli seminerler çokça tartışıldı. Nasıl oluyor da işin içinde olan bu kadar insanın görüşüne itimat edilmeden hala "illa da düzenli seminer olsun" denebiliyor anlamıyorum. Oldukça radikal fikirlerin havada uçuştuğu toplantı somut bir iyileştirmeye imkan verecek bir fikir birliği olamadan bitti. Koray'ın apache ile ilgili söyledikleri unutulacak gibi değidi ;)
  • İkinci gün sabah "Türkiye Pardus Diyor" paneline ilk konuşmacı olarak katıldım. Comu'da neden pardus kullandığımızı, neden özgür yazılımların peşinden koştuğumuzu anlatmaya çalıştım. Tahminimin üzerinde bir dinleyici kitlesine konuştum, hatta inanmazsınız basın bile vardı ;) Benden sonra konuşan diğer üç konuşmacı da tecrübelerini paylaştılar. Kesintisiz olmasa belki daha da ilgi çekici bir panel olabilirdi. Konuşmaların ardından Erkan Tekman'ın organizasyonu ile şenliğe katılan basın mensupları ile birlikte bir öğle yemeği yedik. Sayın Tekman günlüğünde çok güzel şeyler yazmış, teşekkür ediyorum kendisine. Melih Bayram Dede de Pardus’a göç başladı başlıklı yazısında sağolsun iyi şeyler söylemiş bizim için.
  • Bu ay bitmeden hazırlıklarını tamamlayacağımız çok ses getirecek bir proje üzerinde çalıştığımızı da yazmış olayım şimdilik. Nasılsa zamanı geldiğinde bol bol ayrıntı yazarım. Anahtar kelimeler: pardus, eğitim, lise, özgür yazılım
  • İkinci günün sonunda "Bilişim ve Kadınlar: Meslek Seçiminden Hayata" başlıklı paneli dinledim. Konuşmacılardan biri olan Pınar'ın övgü dolu sözleri çok gururlandırdı beni. Aynı panelde konuşan Bilkent'li bayan ise uzun süre sohbetlerin konusu oldu. Özellikle eğlence toplumu öngörüsü hepimizin takdirini topladı.
  • 28 Nisan 2007 Cumartesi

    Yok, o kadar da değil

    İşbaran bu yıl kendisinden başka şenlik afişi isteyen olmamasından yakınmış. Çanakkale gibi küçük (70000 nüfuslu) bir yerde 40+ lkd üyesi olmasına, şenliğe bir o kadar bilgisayar mühendisliği öğrencisi gitmesine şaşmamış da çarşamba gecesi yola çıkılacak şenlik için pazartesi gelecek afişleri istememize şaşmış.

    İşin doğrusu İşbaran'ın bahsettiği afiş merkezi ben oluyordum eskiden ama bu yıl şenlikten iki gün önce afiş asmayı son derece işlevsiz bulduğum için afiş istemedim. Çanakkale'de afişi görüp Ankara'ya, 700km uzağa gitmeye karar verecek biri için gerekli vakit kalmadı. Gerçekçi olalım, kimse afişini gördüğü 4 günlük bir etkinliğe gitmeye bu kadar kısa sürede karar verip işlerini ayarlayamaz. Zaten okuldan gelmek isteyen herkesi götürüyoruz şenliğe, daha ne yapalım?

    Sözün özü; afiş istememekte hiç kabahatimiz yok.

    27 Nisan 2007 Cuma

    şenliğe bir otobüs dolusu geliyoruz

    Haftaya başlayacak şenliğe Çanakkale'den bir otobüs dolusu bilgisayar mühendisliği öğrenciyle beraber gidiyoruz. Yani ben, eşim ve oğlumla birlikte kendi aracımla geleceğim ama sonuçta birlikte geliyoruz sayılır. Okuldan arkadaşlarım Sedat ve Kemal'de gelecekler. Daha önce şenliğe böyle bir katılım yapan üniversite olmamıştır sanırım. 4 gün boyunca şenlikte olacak 40+ kişinin çoğu lkd üyesi, üye olmayanlarda Ankara'da üye olurlar nasılsa.

    Geçen yıl şenliğe gelirken lkd'ye üye kaydettiğim 50 kişinin formlarını da yanımda götürdüğümü hatırlayınca bu yıl boyunca hiç üye kaydetmemiş olmam bana pek garip geliyor. 6 yılda yaklaşık 900 üye kaydetmiş bir derneğe bir yılda 50 üye kaydetmişken neden bu yıl bu sayının sıfır olduğunu şenlikte soranlara anlatayım. Doğru cevap basit olduğundan ödül filan yok.

    24 Nisan 2007 Salı

    "IPv6 Görev Gücü" toplantısı

    Şenlikde yapılacak grup toplantılarından biri de "IPv6 Görev Gücü" toplantısı olacak. 5 Mayıs saat 15:15'de bu konuya ilgi duyan herkesi bekliyoruz.

    16 Nisan 2007 Pazartesi

    iki hatırlatma

    Şenliğin başlamasına sadece 17 gün kaldı ama henüz bir şenlik afişi yok ortada (eğer üzerinde tarih ve yer olmayan bunu saymazsak). Basılması ve dağıtılması için de zaman gerekeceğinden şenliği duyurmak için geç kalıyoruz. Sonra yine biz bize etkinlik yaptık diye hayıflanacağız.

    Bir de 22 Nisan'da sonlanacak Yılın Penguenleri Ödülleri oylaması var, daha başlamadık. Bugün başlasak sadece 5 günümüz var.

    25 Mart 2007 Pazar

    ipv6

    Uzun süredir ipv6 üzerine çalışmak istiyor ama bir türlü vakit ayıramıyordum. ipv6 adres blogumuzu alalı bir yılı geçmesine rağmen hiç bir şey yapmamıştım neredeyse. Çevirdiğim Linux IPv6 NASIL belgesini yeni sürümüne güncellemeyi bile bitiremedim daha. İyi ki Olcay'la (bu ayın sonunda asker oluyor) birlikte çevirdiğimiz Linux Gezici IPv6 NASIL'ın da Olcay'ın çevirdiği Linux İyileştirilmiş Bağ Durumu Yönlendirme Protokolü (OLSR) IPv6 NASIL'ın da yeni sürümleri çıkmadı.

    Ulaknet'in IPv6 Görev Gücü'ne dahil olduktan sonra da uzunca bir süre geçtikten sonra birden (geçen hafta) hareketlendik ve okulu ipv6'ya taşımaya karar verdik. Bir haftalık uğraştan sonra bizim için büyük ama insanlık için küçük mesafeler aldık.

    Bu işlemleri yaparken karşılaştıklarımızı, problemleri, çözümleri yazmak istiyorum ama buraya yazdıklarım gezegen'de de çıktığından ve blogger'da kategorilere ayırıp onların rss'lerini farklı farklı vermek mümkün olmadığından (ya da benim kolayca yapabileceğim kadar mümkün olmadığından) onları başka bir günlükte yazmaya karar verdim: Linux ve IPv6. Böyle yaparak gezegeni okuyan büyük kalabalığı rahatsız etmemiş olacağım. Henüz pek bir şey yazmadım ama baştan sona ipv6 maceramızı net'e taşımayı planlıyorum. Bir aksilik olmazsa şenlik'te de "Linux ve IPv6 Uygulamaları" konulu bir seminer vereceğim.

    yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?

    Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...