2013 ve 2018'de üniversitelerimizde fizik bölümleri hakkında yazılar yazmıştım [1], [2]. O yıllar fizik bölümlerinin neredeyse hiç öğrenci bulamadığı yıllardı. Ülke olarak temel bilimlerden böyle keskin bir kopuş yaşamamız bana ürkütücü geldiğinden lisans eğitiminde hiç fizikçi yetiştirmiyor olmamız hakkında bir şeyler yapılması gerektiğini yazmıştım. Şimdi aradan çok yıllar geçmişken duruma yeniden bakalım istiyorum. Verileri YÖK'ten alıp [3] mevcut duruma birlikte bakalım.
Beş üniversitemizde, İTÜ, Hacettepe, Ankara, İstanbul Medeniyet ve Gaziantep Üniversitelerinde, toplamda 205 kontenjanı bulunan Fizik Mühendisliği bölümleri var, hepsi istediği kadar öğrenci çekebilmiş. Sınıflarda hiç boş koltuk kalmamış.
Fizik bölümlerinde ise 55 üniversitede toplam 1600'e yakın olan kapasitenin tamamı dolmuş. 2018'de sadece 22 üniversite kontenjanlarını doldurabilmişken bugünkü durum çok daha iyi görünüyor. Aradan geçen sekiz yılda fizik bölümlerine talep %60 artmış.
Duruma öğrenci açısından bakınca fizik de diğer temel disiplinler gibi bir bölüm. Okuması da ancak diğerleri kadar zordur. Öğrencinin ufkunu açan bir bölüm olduğu doğru ama biyoloji de öyledir eminim. Mezuniyet sonrası iş bulmak da temel bilimlerin herhangi bir bölümü gibidir; eğer derslerde anlatılanlar haricinde kendinize bir şeyler katmışsanız şansınız daha yüksek olacaktır (bunun geçerli olmadığı bir lisans eğitimi var mı emin değilim).
Konuya üniversiteler açısından bakınca fizik bütün mühendislik bölümleri için temel derslerden biri. Ne mühendisi olursanız olun mutlaka fizik öğrenmiş olmanız gerekiyor. Toplam 208 üniversitemiz olduğunu hesaba katınca yaklaşık dört üniversitemizden sadece birinde fizik bölümü bulunuyor. Mühendislik bölümlerindeki fizik derslerini meslekten fizikçi olmayan hocaların anlatması gerekiyor bu durumda. Anlatamazlar mı derseniz elbette anlatabilirler ama doğrusu bu mu acaba? İngilizce dersine beden öğretmeninin girmesi gibi olmasa da fizik dersini fizikçiden değil başka bir disiplinin uzmanından öğrenmek bana verimli bir yol gibi gelmiyor.
Üniversitelerdeki fizik, matematik gibi bölümlerin varlığı öğrencilerin tercihine bırakılmayacak kadar önemli bir konu. Bazı bölümlere talep çok az olsa bile onları ayakta tutmamız gerekiyor. Yolun başında denilen bir akademisyenin en az on yılda yetiştiğini unutmayıp bu derelerin suyunu kurutmamalıyız.


