Ana içeriğe atla

Derslere devam neden zorunlu?

Malum günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay. Üniversitelerde anlatılan her konuda fazlasıyla kitaba, makaleye internetten ulaşmak mümkün. Hatta okumam dinlerim diyene podcast'ler de var. Bir çok ders için konusunda uzman akademisyenlerin pek meşhur üniversitelerde verdiği derslerin videolarına bile erişim herkese açık. Bu içeriğe internetten erişilebildiğinden kaydedip kendi bilgisayarlarımızda, tabletlerimizde veya telefonlarımızda okuyup, dinleyip, seyredebiliyoruz. Öğrendiğini belgelemek isteyenlerin dönem boyunca takip edebileceği ve sınavına girip sertifikasını alabileceği ücretsiz kursların yelpazesi de her geçen gün genişliyor. Hem de bu kursları alanlarının en yetkin kişileri veriyor çoğunlukla. Örneğin Coursera'da Scala kursunu Scala dilini yazan hoca verecek önümüzdeki ay.



Üniversite öğrencileri için, bir konuyu kendi okuyup öğrenme sürelerinden daha kısa zamanda öğretebilecek bir hocadan dinlemek öğrenmeyi hızlandırıcı bir etken olsa da öğrenmenin tek yolunun derse girmek olmadığı artık herkesçe malum olmalı. Elbette bunu söylerken uygulamalı eğitimleri ayrı tutuyorum. Uçak veya otobüs kullanmak, cerrahi müdahale veya torna tezgahını kullanmak gibi beceriler için uygulama yapmak şart. Bu tip eğitimlerin her derste verilmediğini düşününce üniversitelerde derslere devam mecburiyeti olmasını anlamlı bulmuyorum ben.

Öğrencinin kendi dilinde konuşan, istediği zaman durdurup soru sorabildiği, ders dışında da gidip konuşabildiği birinden bir konuyu öğrenebilmesi büyük kolaylık ama kendi okuyup, dinleyip, seyredip aynı şeyi öğrenebiliyorsa, ki günümüzde öğrenemiyor olması mümkün değil, sınıfa gelmeye zorlanmamalı. Dersi dinlemek istemeyen öğrenci kadar büyük zulüm yok bence dersi anlatan hocaya da, sınıf arkadaşlarına da. Derse sırf mecburiyetten katılan, hiç dersle ilgilenmeyen, cep telefonuyla facebook'ta gezen öğrencilere takılmamak, konsantrasyonunu bozmadan ders anlatmaya devam etmek gerçekten çok zor.

Bir diğer önemli konu da herkesin dinleyerek kolayca öğrenemiyor olması. Bazıları biri kendilerine anlatırken daha kolay öğrenirken, kimisi okuyarak daha verimli bir öğrenme süreci geçirebiliyor. Bu küçüklüğümüzde belirlenen ve daha sonra değiştirilmesi oldukça zor olan meziyetlerimizden biri.

Benim hocalarımdan da gördüğüm derste yoklama alınmasının tek avantajı var: öğrencinin derste olduğunu ispatlaması gerektiğinde kullanabileceği bir kanıt olması. 15 senedir hiç bir öğrencimin buna ihtiyacı olmadı ama olsaydı 'hayır orada değildi, benim dersimdeydi' diyebilmek için saklıyorum yoklama listelerini.

Böyle söylüyorum diye elbette üniversite hayatını anlamsız bulmuyorum. 18-25 yaş arası ortak ilgi alanlarına sahip gençlerin bir arada olmasının çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu genç insanların olgunlaşma zamanlarında birbirlerini nasıl etkilediklerini, mesleğinde tecrübeli danışmanların gelişimlerinde nasıl önemli rol oynadığını ve en az bunlar kadar önemli olan sosyalleşmelerinin ne kadar önemli olduğunu görmezden gelmek üniversite hayatını hiç anlamamak olur.

Öğrencilerin sınıfa nasıl çekileceği, çekilmesinin gerekip gerekmediği üniversitelerin üzerinde kafa yorması gereken konuların başında geliyor bence.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…