13 Kasım 2014 Perşembe
Outreach Program for Women 2015
27 Ağustos 2014 Çarşamba
Fen Lisesi sayısı artıyor ama başarı düşüyor
Bunca başarılı öğrenciyi bir araya getirip kendi haline bıraksalar bile daha yüksek başarı elde edilebilecekken bir de 4 yıl okutup yarı yarıya üniversiteye yerleştirmek muazzam bir başarısızlık öyküsü.
"O da bir şey mi? 12 yıl İngilizce anlatıp tek cümle kurduramıyoruz" derseniz de haklısınız tabi.
7 Ağustos 2014 Perşembe
XIX. Türkiye'de İnternet Konferansı ve Akademik Bilişim 2015
Onyedinci Akademik Bilişim Konferansı ise 4-6 Şubat 2015 tarihleri arasında Anadolu Üniversitesinde düzenlenecek.
Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.
Giderek kaybolan bir bölüm: Su Ürünleri Mühendisliği
Su ürünleri mühendisliği bir kaç farklı isimle de olsa toplam 23 üniversitede öğrenci alıyor, yani almayı hedefliyor. Bu kadar az talep gören bir bölüm olmasına rağmen son bir yılda yapılan tek planlamanın yeterli öğrenci çekemeyen bölümlerin kontenjanlarının azaltılması olduğunu görmek mümkün.
Genel olarak durum şöyle:
- Geçen yıl 613 olan öğrenci kontenjanı bu yıl 365'e düşürülmüş. Tercih eden öğrenci sayısı yine aynı kalmış; geçen yıl 130 öğrenci su ürünleri mühendisi olmayı seçmişken bu yıl sayı 124'de kalmış.
- Kontenjanını doldurabilmiş tek üniversite Akdeniz Üniversitesi (11).
- 4 üniversiteyi kimse tercih etmemiş: Sinop, Girne, Tunceli ve Adnan Menderes
- 15 üniversiteyi 10'dan az öğrenci tercih etmiş: Muğla (1), Çanakkale (1), Ordu (1), Atatürk (1), Çukurova (1), Yüzüncü Yıl (1), Süleyman Demirel (2), Kastamonu (2), İnönü (2), Recep Tayip Erdoğan (2), Fırat (2), Mustafa Kemal (3), Mersin (4), KTÜ (6), Katip Çelebi (9)
- Geçen yıl olduğu gibi yine sadece 3 üniversite birer sınıf açmaya yetecek kadar öğrenci çekebilmişler: Ankara (26), İstanbul (30), Ege (16). Sadece bu üç üniversite su ürünleri mühendisliği okutsa bile gelen talebi rahatlıkla karşılayabilecek durumda.
"Liseden mezun olan herkesi doktor, hemşire, mühendis veya avukat yapamayacağımıza göre ülkemizin ihtiyacı olan diğer alanlar hakkında acilen bir planlama yapılması gerekiyor."
"çinko damlar daraltıyor gökyüzünü"
21 Temmuz 2014 Pazartesi
Kickstarter'da işler nasıl yürüyor?
Kickstarter'da projeler çok büyük oranda henüz ortada hiç bir şey yokken duyurulmuş oluyor. Çoğunlukla bir video ile projenin nihai ürününün ne olacağı anlatılıyor. Proje ihtiyacı olan kaynağı toplayabilirse hayata geçiyor, yoksa umutları bir başka bahara kalıyor. Elbette her proje bir şey satmıyor. Sonuçta hiç bir şey almadan da projelere destek olmak mümkün. Bazen bir patates salatası yapılırken adınız söylensin diye, bazen de hiç dinlemediğiniz ve muhtemelen dinlemeyeceğiniz bir grubun albümüne veya hiç okumayacağınız bir yayına da para verip destek olunabiliyor. Bunlar için istediğiniz (en az 1$ oluyor çoğunlukla) kadar bağış yapılabiliyor.
Peki henüz üretilmemiş bir ürünü nasıl alıyoruz? Ürünlerin genellikle sınırlı sayıda adedi oldukça ucuz sayılabilecek fiyatlarla sunuluyor (early bird). Bunları yakalayabilirseniz şanslısınız. Bunlara yetişemeseniz bile her durumda piyasaya çıkacağı fiyattan ucuza alıyorsunuz ürünleri. Projelerin alış veriş yapabilmek için bir kredi kartı kaydetmeniz gerekiyor. Aldığınız şeyin ücreti siz alayım dediğinizde değil de, proje yeterli kaynağı toplayabilirse, projenin son tarihinde kartınızdan çekiliyor. Almak istediğiniz tarihte kredi kartınızdan hiç bir çekim yapılmadığı gibi bu kadar limitiniz olup olmadığı bile kontrol edilmiyor. Projenin bitiş tarihinde kartınızda bir sorun yoksa ücret tahsil ediliyor. Böylece zaten üretimi için çokça bekleyeceğiniz bir ürün için daha da erken para vermemiş oluyorsunuz. Proje ihtiyacı olan kaynağı toplayamazsa cebinizden bir şey de çıkmamış oluyor (hayal kırıklılığını saymıyorum tabi).
Son tarihinde yeterli kaynağı toplayabilmiş projeler size bir anket gönderip aldığınız şeyler ilgili size özel şeyleri soruyor (t-shirt bedeni, kemer boyu, saat rengi vs.). Bundan sonra proje takviminde belirtilen zamana kadar heyecanlı bir bekleyiş başlıyor. Projelerin çok büyük bölümünde takvime uyma zorlukları yaşanıyor. Benim aradan geçen 1 yıla rağmen elime ulaşmayan ürünler var. Benim gördüğüm bütün projeler gecikmeler hakkında bilgi veriyor, yeni takvimler duyuruyor (hoş yeni takvimlere de uymak pek kolay olmuyor ya). 100'den fazla projeye destek olmuş biri olarak parayı alıp arkasından ses çıkmayan tek bir proje bile görmediğimi söylemeliyim.
11 Temmuz 2014 Cuma
Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -6-
Son bir yıldır çok az vakit ayırabildim çeviri işine. Neyse lafı uzatmayayım, masaüstü ortamları çevirilerde durumumuz şöyle:
KDE: Geçen yıl %84 olan çeviri oranı aynı yerde yine %84,
GNOME: Geçen yıl %80 olan çeviri oranı %75 civarında,
LXDE: Geçen yıl %89'a düştüğünü yazdığım çeviri oranı yeniden %100,
Enlightenment: Aradan geçen bir yılda büyük bir sıçramayla %59'dan %90'a yükselmiş,
Fluxbox: Yeni sürüm çıkarmayan Fluxbox'ta durum aynı %100,
XFCE: Bu yıl çok çalışan ekip çeviri oranını %69'dan %98'e çıkarmış.
LibreOffice de yeni sürümü öncesi arayüzde %99.5, yardım içeriğinde ise %96 çeviri oranını yakalamış durumda.
Büyük özverilerle çalışan çeviri ekiplerini tebrik ediyorum. Katkı vermek isteyen herkesi bekleriz.
21 Nisan 2014 Pazartesi
Google Summer of Code 2014
B. Arman Aksoy - Idea 15: Work on the Pathway Database Converters for the Expansion of Pathw
Berker Peksağ - GNU MediaGoblin: Python 3 port
Efe Gürkan Yalaman - Improvements to the Template manager
Furkan Kamacı - STANBOL-1294 Topic Classification Framework Proposol for Stanbol
Mustafa Furkan Kaptan - Vispy in the Browser: Online Backend & IPython Integration
Oğuz Kayral - Integrate Snapper Snapshot browsing into openSUSE Desktop tools
Ömer Sinan Ağacan - Adding profiling support to GHCJS -- JavaScript backend for GHC
Tolga Birdal - Recognition and Pose Estimation of 3D Objects through 3D Features
Tülin İzer - Parallel xenwatch kthread
Volkan Gezer - Playlist Functionality for ownCloud Music App
Meraklısı için: 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013
16 Aralık 2013 Pazartesi
XVIII. Türkiye'de İnternet Konferansının ardından
9-11 Aralık tarihlerinde İstanbul Üniversitesinde düzenlenen 18. Türkiyede İnternet konferansının son gününe katılabildim. Haftaiçi olmasına rağmen Çanakkale'den 9 kişi ile katıldık etkinliğe. İlk iki gün katılımın daha çok olduğu söylenmesine rağmen çarşamba günü kar yağışı yüzünden katılım çok düşük seviyedeydi. İstanbul trafiğinin ne olduğuyla ilgili küçük bir fikrim oldu benim de.
Türkiyede İnternet Konferansı bir kaç yıldır daha az teknik konuların konuşulduğu, daha çok konunun sosyal, kültürel ve hukuki taraflarının konuşulduğu bir etkinlik haline gelmeye başladı. Başka türlü bir araya gelmesi zor olan dinleyiciler ve konuşmacılar Mustafa Akgul sayesinde bir etkinlikte buluşup görüş alış verişi yapabiliyorlar. Bu tip etkinliklere en fazla katılımın olması gereken yerler olan üniversitelerden ise katılım çok çok az seviyede oluyor maalesef.
Konferansın üçüncü günü iki panele ve aşağıda videosunu paylaştığım seminere katıldım. Ebru Akagündüz ve Tülin İzer Linux çekirdeğine katkıda bulunmanın hangi aşamalardan geçtiğini anlattılar.
Kadınlar bilişim dünyasının her alanında sayıca azlar. Dilerim Ebru ve Tülin bilgisayar mühendisliği okuyan genç kızlar için cesaretlendirici birer örnek olurlar.
10 Aralık 2013 Salı
F Klavye dönemi başlıyor
Genelge çok kısa ama okumaya üşenenler için özetleyeyim. Bilgisayar kullanımı hızla artmış, bilgi toplumuna dönüşmemiz için hızlı yazmamız büyük önem taşıyormuş, F klavye Türk diline daha uygunmuş. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında kademeli olarak F klavyeye geçiş yapılması öngörülen genelge ile 2017 sonuna kadar bu geçişin yapılması isteniyor.
İhale aşaması başlamış olanlar haricinde kamuda bundan sonra alınan tüm bilgisayarların F klavye ile alınması zorunluluğu da getirildiği gibi mevcut klavyelerin de yenilenmesi gerekecekmiş.
Bu yeni klavyenin eğitimi için de www.fklavye.gov.tr adresinden uzaktan eğitim yapılması planlanıyor. Özel sektörün bile teşviklerle F klavye kullanımına özendirilmesi genelgenin hedefleri arasında.
2010 yılında çıkan ve kamunun IPv6 kullanımına geçişini kademeli ve ayrıntılı olarak tarif eden Kamu Kurum ve Kuruluşları için IPv6'ya Geçiş Planı[2] başlıklı genelgenin uygulanmasının bir fiyasko olduğunu daha önce yazmıştım[3]. Bunun da sonunun benzer olacağını fikrindeyim.
Ülke olarak sorunumuzun hızlı yazmak değil daha kaliteli içerik üretmek olduğunu düşünüyorum. Bu genelgenin de uygulanabileceğini hiç sanmıyorum.
[1] http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/12/20131210-9.htm
[2] http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2010/12/20101208-7.htm
[3] http://www.nyucel.com/2013/09/ipv6-gecis-fiyaskosu.html
26 Kasım 2013 Salı
Özgür Web Teknolojileri Günleri 2013'ün ardından
Çanakkale'de arasınav haftası olması nedeniyle bu sefer kalabalık bir grupla katılamadık etkinliğe. Hem etkinlik sırasında hem de akşamları arkadaşlarla harika zaman geçirdiğim iki gün oldu benim için. Sunumların çok azını dinleyebildim. Yaklaşık 50 konuşmacının sadece üçü genç kadınlardan oluşuyordu. Dinleyicilerin de çok büyük bir kısmı erkekti. Sektörde bu kadar az kadın olmamasına rağmen etkinliklere katılmak konusunda çok çekimser davranıyorlar diye düşünüyorum.
Etkinliğin ikinci günü Kaan Özdinçer'in kısa konuşmasının ardından öğrencilerimden Ebru Akagündüz Yakından Eğitimde geliştirdiği Couchbase Nagios eklentisini anlattı.
Keşke siz de gelseydiniz.
25 Kasım 2013 Pazartesi
GNU / LilyPond hakkında Elektronik Kitap
Bu kitabın önemli bir özelliği de, İnönü Üniversitesi tarafından yayınlanan ilk Elektronik Kitap olmasıdır. Diğer özelliği ise GNU / LilyPond yazılımı hakkında yazılmış ilk Türkçe kitap olma özelliğini taşımasıdır. Kitabın yazarı olan Prof. Server ACİM, bu kitabın bir Açık Kitap – Open Book olarak yayınlanmasının daha uygun olacağını düşünerek bu kitabı kendi web sayfasında yayınlayarak kamunun hizmetine sundu.
Prof. Server ACİM, bu kitabı LaTeX ve GNU / LilyPond gibi özgür yazılımlar ve Linux Mint gibi özgür işletim sistemi araçlarını kullanarak hazırlamış olup aynı zamanda bu kitap İnönü Üniversitesi – Sosyal Bilimler Enstitüsü – Müzik Bilimleri ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı - Yüksek Lisans Devresi'nde vermekte olduğu “Açık Kaynak Kodlu Müzik Yazılımları ve İşletim Sistemleri” dersi için kullanılacak bir ders kitabı olma özelliği taşımaktadır. Ancak, özgür bir nota yazma uygulaması olan GNU / LilyPond hakkında bilgi ve fikir sahibi olmak isteyen herkes, Elektronik Kitap formatındaki bu Açık Kitap'ı özgürce indirebilir ve okuyabilir.
Outreach Program for Women 2014 Winter
2013 yaz döneminde Türkiyeden bir kişi kabul edilmişti bu etkinliğe. Bu dönem Boğaziçi Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Binnur Görer Open Source Robotics Foundation için "Simulation world SDF editor" projesine kabul edildi. Kendisini tebrik ediyor, çalışmasının özgür yazılımın yaygınlaşmasına yardımcı olmasını diliyorum.
Meraklısı için: 2013 yaz
3 Ekim 2013 Perşembe
Pebble mı Sony Smartwatch mu?
- Kickstarter'da prototipini gördüğüm bir ürünü almak güzel bir his ;) Arkasında büyük bir firma olmadan bir fikrin ürüne dönüşmesi ve dünyanın her tarafına ulaştırılabilmesi eskiden hayali bile güç bir şeyken Pebble bu yazıyı yazarken 85.000 Kickstarter destekçisinin yanı sıra 250.000'den fazla saat satmış durumda.
- Sony ve Pebble yaklaşık aynı kalitede malzemeden üretilmişler. Böyle kötü kalite plastik saatlere 150$ vermemiz gerçekten şaşılacak bir şey bence.
- Sony Smartwatch sadece Android yüklü telefonlarla çalışırken Pebble Android'in yanı sıra IOS yüklü cihazlarla da kullanılabiliyor.
- Her iki cihaz da smartwatch olarak satılsa da Sony'nin ürünü çalışmak için mutlaka androidli bir telefona ihtiyaç duyuyordu. Pebble ise bir Android/IOS yüklü telefon olmadan da kullanılabiliyor. İşin doğrusu kimse Pebble'ı telefonsuz kullanmak istemeyecektir eminim ama telefonunuz yanınızda olmadığında, kapalıyken saatinizin de kullanılmaz olmaması iyi bir durum.
- Pebble yola yeni çıktığından Sony ile kıyaslanamayacak kadar az uygulaması mevcut. Sony için Android markette bir çok resmi uygulamanın yanında üçüncü parti uygulamalarıyla çok fazla ihtiyaca cevap veriyor. Pebble ise resmi uygulamasında çok kısıtlı şeylere izin verirken, üçüncü parti uygulamalar hem kısıtlı sayıda hem de çeşitliliği az.
- Sony Smartwatch ile istediğiniz zaman twitter, eposta, facebook gönderilerine bakabilirken Pebble'da sadece uyarı geldiğinde görebiliyorsunuz. Açıp bakabileceğiniz sosyal medya uygulamaları yok.
- Sony sadece sizin farkedeceğiniz kadar hafif bir titremeyle uyarı verirken Pebble'ın titremesini yanınızdaki birinin fark etmemesi mümkün değil. Ne fark eder demeyin; bir toplantıda telefonu sessize almışken arada bir saatten uyarılara bakmak istediğinizde zır zır titreyen bir saat kullanmak istemezsiniz.
- Pebble'ın daha fazla titremesinin nedeni bu titreyişin alarm için de kullanılıyor olması aslında. Sony Smartwatch kendi başına kullanılamadığı için bir alarm uygulaması yoktu ama Pebble'a şimdilik 4 alarm kurabiliyorsunuz. Bu alarmlar bile haftanın şu günleri aktif olsun şeklinde ayarlanamıyor. Alarmı pasif konuma geçirmek bile mümkün değil, ya kullanıyorsunuz ya siliyorsunuz.
- Sony Smartwatch renkli dokunmatik bir ekranla gelirken Pebble siyah beyaz e-ink bir ekrana sahip. Pebble'ı 4 koca düğmeyle kullanmak zor değil elbette ama kullandığımız her cihazda ekrana dokunmaya alışınca biraz garip geliyor doğrusu. Kindle [4] bile e-ink ekrana dokunmatik özellik eklemişken Pebble'ın bir sonraki modeli de dokunmatik ekranlı olur diye tahmin etmek güç değil.
- Şarj konusu kullanıma çok bağlı olduğundan bir şey söylemek zor aslında. Bütün uyarıları saatlere gönderirseniz ve çok sayıda eposta, twitter ve facebook mesajı alıyorsanız şarj çok hızlı bitecektir. Sony ile 3 günün üstünü görmek imkanı yokken Pebble 5-7 gün arası vaadediyor. Pebble'da veya telefon uygulamasında saatin şarjının seviyesini gösteren bir uygulama olmaması da çok acayip bir durum. Pil bitmeye yaklaşınca uyarı verir diyorlar. Üçüncü parti ve saatin daha fazla pil harcamasına neden olan bir uygulama kurup pil durumunu görmek mümkün ama onlar da sağlıklı göstermiyorlar bu bilgiyi maalesef. Yakıt göstergesi olmayan sadece benzin biterken uyarı veren bir araba kullanmak gibi Pebble kullanmak.
- Sony de Pebble da kopan bluetooth bağlantılarını sorunsuz ve hızlı bir şekilde yeniden kurabiliyorlar. Ayrıca müdahale istemiyorlar.
- Her iki cihaz da başka bir yerde bulamayacağınız şarj kabloları kullanıyorlar. Kabloları kaybederseniz, bozarsanız arkalarından çok ağlamak riski var.
- Sony kendi saat kordonlarıyla kullanılırken isterseniz Pebble için kendi uyduruk plastik kordonunu herhangi bir kordonla değiştirmek mümkün.
- Smartwatch ile arama yapılabiliyor ve gelen arama red edilebiliyorken Pebble ile arama yapmak mümkün değil. Pebble veya Sony gelen aramayı kabul etmenize izin vermiyor.
- Sony ile güneşli bir havada ekranı görmek mümkün değilken Pebble'ın e-ink ekranında bu sorun yok. Ekran e-ink olunca Sony'deki gelen aramalar rehberinizde bir foto ile kayıtlıysa onu görebilme lüksünüz de kalmıyor maalesef.
- Her iki saatin de kulaklık girişleri yok.
27 Eylül 2013 Cuma
Pardus Yazılım Kampı değerlendirmesi
Önce Pardus tarafında sürecin nasıl işlediğini kısaca özetleyeyim. Lisansüstü eğitim gören öğrenciler birer proje teklifinde bulunuyorlar. Lisans eğitimi gören öğrenciler bu projeler arasından birini seçip oy veriyorlar. En çok oyu alan 21 proje, her coğrafi bölgeden 3 proje olmak şartıyla seçiliyor. Buradan sonra projesi kabul edilmiş olanlar projesini yapacak lisans öğrencisini seçiyorlar. Projeler kurulacak olan bağımsız kurulla değerlendirilip, sonlanıyor.
- Proje lideri olmak için neden lisansüstü eğitim görüyor olmak lazım, lisans öğrencisi olmayanlar niye projelerde çalışamıyorlar konularında bir eleştiri getirmeyeceğim. Üniversite öğrencilerini özgür yazılım dünyasına katılmaya teşvik etmek gerekli bence de. Ne Pardus'un ne de üniversitelerin bütün sorunlarını çözecek bir etkinlik değil yazılım kampı. Süreçteki eksiklikler giderilmiş olsa çok faydalı olabilirdi diye düşünüyorum.
- Etkinliğin adı Pardus Yazılım Kampı ama projelerin önemli bir kısmının Pardus'la hiç ilgisi yok [5]. Konulardan bazıları şöyle: "Ev, tarla vb. gibi yerler için internet tabanlı otomasyon", "Sağlık Platformu", "Atıf İndex Arşivleme ve Raporlama Programı" ve "Tekir Ticari Programına İçeri Aktarım Web Servis Modülü Geliştirilmesi". Pardus, yani Debian, için özel olan yazılım sayısı çok az.
- Proje teklifleri bir ders ödevinin teklifi bile olamayacak kadar kısıtlı hazırlanmış. Kabul edilen projeler arasında ayrıntılı tek bir proje teklifi bulunmuyor. Bunda proje teklifinin bir şablonunun olmamasının etkisi büyük bence.
- Kabul edilen projeler sayfasında şu ifade var: "Lisans öğrencilerinden gelen oylar ile Doç.Dr. Murat Osman Ünalır ve Öğr. Gör. Ziya Karakaya hocalardan oluşan bağımsız kurulumuzun değerlendirmeleri sonucunda". Öncelikle iki kişilik bağımsız kurul daha önce hiç duymadığım bir şey. Kurul üyelerinden biri olumlu, diğeri olumsuz oy kullandığında nasıl karar verilebildi acaba? Üye sayısının bu kadar az olması da anlaşılır şey değil bence.
- Projelerin seçiminin lisans öğrencilerinden gelen oylarla yapılması da sağlıklı bir yöntem değil. Burası çoğunluğun dediğinin olacağı bir alan değil. Eğer bir oylama yapıldıysa hangi projenin kaç oy aldığını da açıklamak gerekirdi.
- Projelerin liderleri çalışacakları lisans öğrencilerini nasıl belirlediler merak ediyorum. Bu konuda hiç açıklama yok.
- Projelerin hangilerinin tamamlandığı bilgisi de sayfalarında bulunmuyor.
- Gelelim yazılım kampının en vahim tarafına yani kodlara. Kamp boyunca geliştirilen yazılımların kodlarına [6] erişim herkese açık.
- Kabul edilen 21 projeden 18'i için depo açılmış. 3 proje için depo bile açılmamış maalesef.
- 5 proje için hiç kod gönderilmemiş.
- 4 proje için son 2 ayda kod gönderilmemiş.
- 3 proje için bir proje oluşturmaya yetmeyecek kadar az gönderim yapılmış.
- Bora Canbula [7], Murat Kancaoğlu, Mustafa Arıcı, Mustafa Hergül, Şaban Gülcü ve Salim Sarımurat'ın projeleri tamamlanmış görünüyor.
yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?
Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...
-
İkinci gün sadece öğleye kadar süren çalıştayda iki oturum yapıldı. Bunlardan ilkinde daha önce üzerinde konuşulan sorunlar için katılımcıla...
-
Pardus ülkemizdeki en geniş özgür yazılım topluluğunu bir araya getirmiş bir projedir. Kitlelerin linux ve özgür yazılımla tanışmalarına ve ...
-
Dün özgürlükiçin forumlarında okuduğum konu doğru mu diye gidip yerinde gördüm. Çanakkale'ye bir buçuk ay önce gönderilmiş olan etkileşi...











