fen lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fen lisesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2026 Perşembe

Fen Liseleri 2025'te ne durumda

Fen Lisesi denince aklıma ortaokulda fen bilgisi öğretmenimin beni giriş sınavından haberdar etmesi ve haftada bir çalıştırması geliyor. Ankara'nın daha önce bir çocuğunu göndermediği küçük bir ilçesinden il dışına hiç çıkmamışken parasız yatılı nereyi kazansa oraya gidecek olan çaresiz ben. O zamanlar meslek liseleri, askeri liseler, anadolu liseleri, fen liseleri ayrı ayrı sınavlarla öğrenci alıyorlar. Parasız yatılı okumak için de ayrı bir sınav var. Şimdi tam hatırlamıyorum ama sınavlara giriş ücretsiz olmalı, yoksa hepsine birden girmiş olamam. Hepsini birer okula yerleşecek şekilde kazanıyorum. Fen Lisesi üniversiteye giriş için en uygun olanı diye düşünerek, o yaşlarda insan gerçekten düşünebiliyor mu emin değilim ama, Kayseri Fen Lisesine karar veriyorum. Haritaya bakınca Kayseri Ankara'ya yakın sanıyorum. Halbuki İzmir ve İstanbul da benzer mesafedeler, ayrıca hepsine otobüsle gideceğim mesafenin ne önemi var belli değil. En iyisi bile öğrencilere yapılan rezalet davranışlara ses çıkarmayan berbat öğretmenlerden dersler alıp üniversiteye gidiyorum. Ben öğrenciyken bir fen lisesi öğrencisinin üniversiteye kayıt olmamasının çok acayip bir nedeni olmalıydı. Liseye kaydolurken acaba üniversiteyi kazanabilir miyim diye bir tedirginliğim olmamıştı (parasız yatılı okuma fırsatından bunu hiç düşünememiş olabilirim).

2014'te "kesinlikle oğlumu yatılı okula göndermeyeceğim" diye yazmıştım [1], Uğur lise çağına gelince fen liseleri yatılı okul olmaktan büyük ölçüde çıktılar. 2019'da oğlum fen lisesi üçüncü sınıftayken fen liselerinin başarısının düştüğünü yazmıştım [2]. Bakalım son üniversiteye giriş sınavındaki durumları nedir [3].

Üniversiteye giriş sınavına giren 94.713 fen lisesi mezunu olmuş. Bunlardan 41.501'i dört yıllık örgün öğretime yerleştirilmiş. Yani bir fen lisesi mezununun örgün eğitimde bir lisans programını kazanma oranı %44'ün biraz altında. Ön lisans ve açık öğretim fakültelerini kazanları da dahil edince bu oran %48'e ancak ulaşıyor. 

Şimdi birlikte bu büyük başarısızlığı biraz az göstermeye çalışalım; oranı hesaplarken sınava giren aday sayısını değil yerleştirmeye başvuran aday sayısını kullanalım. Böyle bakmak istersek tercih yapan 55.908 fen lisesi mezununun %74'ünün lisans eğitimini, %81'inin de tercih ettiği herhangi bir bölümü kazandığını söylemek mümkün. Peki geri kalan 38.805 fen lisesi mezunu üniversiteye gitmek istemedi mi diyeceğiz? Elbette durum bu olamaz. Bir öğrenci dört yıl fen lisesinde okuyor ve sonra üniversiteye devam etmek istemiyorsa bu da kendi başına bir sorun değil mi?

Daha önce de yazmıştım ama tekrar etmekte fayda var diye düşünüyorum; bir liseyi sadece üniversiteye giriş sınavındaki başarısıyla değerlendirmek eksik olacaktır. Fen liselerinde öğrencilere sınav başarısı haricinde yeterlilikler de katılmalı ama sınav başarısı bu kadar düşükken diğer yeterlilikler konusunda da şüphelenmemiz haksız sayılmamalı bence.
 

3 Ocak 2019 Perşembe

Dünden bugüne fen liseleri

2014 yılında fen liselerindeki başarının düşüşüyle ilgili bir yazı yazmış [1] ve "Bunca başarılı öğrenciyi bir araya getirip kendi haline bıraksalar bile daha yüksek başarı elde edilebilecekken bir de 4 yıl okutup yarı yarıya üniversiteye yerleştirmek muazzam bir başarısızlık öyküsü" demiştim. Aradan geçen 4 yılda başarı oranları daha da düşmüş durumda.

Ülkemizde 301'i özel olmak üzere toplam 536 fen lisesi mevcut [2]. Bu okullarda okuyan öğrencilerden üniversiteye giriş sınavına girenlerin sayısı 41.035. Bu öğrencilerden sadece 21.657'si bir lisans eğitimine yerleştirilmeye hak kazanmış. Bu oran olarak %52,78 demek oluyor. Önlisans için 442 ve açık öğretim fakültelerine kayıt yaptıran 148 kişi de ekleyince herhangi bir kuruma yerleşebilmiş fen lisesi öğrencilerinin oranı %54,21'e çıkıyor. En başarılı okul türünün fen liseleri olduğu söylemini bu oranlarla birlikte değerlendirmek faydalı olacaktır. Elbette okulları sadece üniversiteye yerleştirdiği öğrenci sayısı ile de değerlendirmemek gerekir.

Ben 1985'te Kayseri Fen Lisesi'ne gittiğimde bütün fen liseleri yatılı okullardı. Öğrencileri de çok büyük çoğunlukla orta sınıfın ve gariban ailelerin çocuklarıydı. Her gün kahvaltıdan önce, akşam dersten sonra ve akşam yemeğinden sonra toplam 3,5 saat etüdleri oluyordu. Benim okulumda ciddi fiziksel ve psikolojik şiddet uygulanıyordu. Öğretmenlerimizden dayak yemek çok sık yaşanan bir olaydı. Yemekler çok kötüydü, hiç sosyal ve sportif imkanımız yoktu. Okulun adı fen lisesi diye sanat, edebiyat ve spor ile ilgili dersler neredeyse sıfırdı. Yani adı vardı da hiç önemsenmiyordu. Ben bunlar olmadan bir hayatın çok manasız olduğunu çok ileri yaşlarımda öğrendim.

Şimdi oğlum bir özel fen lisesinde üçüncü sınıfta. Tabi aradan geçen 35 senede artık fiziksel şiddet kalmadı. Fen liseleri artık yatılı okullar olmadığından ve sayıları beş yüzü geçtiğinden hemen hepsi şehir merkezlerinde ve ailelerin ulaşabildiği konumlarda. Fiziksel şiddetin kalmaması öğretmenlerin iyileşmesinden değil velilerin ulaşabilir olmasından kaynaklanıyor. Hala sözel hiçbir ders önemsenmiyor. Çocuklara sanatın, edebiyatın güzelliklerinden hiç bahsedilmiyor. Felsefe zaten zaman kaybı biliyorsunuz. Onlardan beklenen iyi soru çözmeleri. Yazık yavrucaklar artık onu da çok iyi yapamıyor olmalılar ki üniversiteye girişteki durumları ortada. Kavramları öğretmek yerine dershaneler gibi çalışıyorlar ama başarısız dershaneler gibi.

Bu duruma çözüm olarak fen liselerinin sayısının azaltılmasını veya yeniden yatılı okullar haline getirilmesini önermiyorum elbette. Sorun eğitim sistemi sorunu. Öğretmenlerin çoğu kavramları öğretecek kadar donanımlı değil. Kendisi matematiğin, fiziğin, edebiyatın içindeki güzellikleri görmeyen biri bunu çocuklara nasıl aşılasın? Böyle donanımlı olanlar da müfredat baskısı altındalar. Üniversite sınavında çıkmayacak bir konuyu okulda anlatmak 10 büyük günahtan biri sayılıyor.

Öğretmenleri üniversitelerde nasıl yetiştiriyoruz, onları hangi şartlarda çalıştırıyoruz diye bakmadan eğitim sorunu elbette çözülemez. Peki her şey birbirine bağlıysa nereden başlanacak? Bu da çözülmez bir sorun değil aslında. Dünyada ilk eğitim sistemini biz kurmuyoruz ki! Üklemize uyarlanması gereken şeyler mi var? Bütün ihtiyacımızı karşılayacak kadar eğitim bilimcisi var üniversitelerimizde, dinleyelim onları. Eğitim sistemimizi düzeltmeden sadece fen liselerini düzeltmek mümkün değildir.

Eğitim sorununu çözmeden ne sağlığı, ne adaleti, ne de ekonomiyi düzeltmek imkanı bulunmadığını anlamamız lazım.

[1] https://www.nyucel.com/2014/08/fen-lisesi-says-artyor-ama-basar-dusuyor.html
[2] https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2018/GENEL/YKSDegrapor06082018.pdf

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Fen Lisesi sayısı artıyor ama başarı düşüyor

Bu yıl üniversite sınav sonuçlarına bakınca okul tiplerine göre başarı bölümüne de göz attım. 1985-1988 yılları arasında Kayseri Fen Lisesinde okumuş biri olarak Fen Liselerinin başarı durumunu görünce gerçekten çok şaşırdım. Neredeyse her iki fen lisesi mezunundan sadece biri (%56) üniversitelerin 4 yıllık bölümlerinden birine yerleştirilmiş. Benim öğrenciliğim zamanında, rakamları net hatırlamıyorum ama, %90 bile başarısızlık sayılırken nasıl buralara gelindi diye biraz bakayım dedim.

Öncelikle Fen Lisesinde okuyan bir öğrenci için tek başarı kriterinin ÖSYM'nin yaptığı sınavı geçmek olmadığında anlaşalım. Bilimsel düşünce yönteminin öğretilmesi, temel bilimler için donanımlı eleman yetiştirilmesi elbette çok önemli kriterler ama bu sınavda bu kadar büyük bir grubun başarısız olması da göz ardı edilemeyecek bir problem bence.

İkinci olarak kendi okuduğum yıllara bir güzelleme yapmadığımı da söylemek isterim. O zaman toplam fen lisesi sayısı (4) dörtdü. 12 Eylül darbesinin hemen ardından kenan evren'in emriyle kurulan ve her yıl ziyaret ettiği okullardı fen liseleri (Ankara Fen Lisesini ayrı tutarak söylüyorum elbette). Hiç bir sosyal imkanın olmadığı, öğrenciler üzerinde ciddi baskının olduğu yıllardı. O yılları yaşamış biri olarak kesinlikle oğlumu yatılı okula göndermeyeceğim.

70-80 milyonluk bir ülkede 4-5 tane fen lisesi olmasını öneriyor değilim elbette. Aşağıda ÖSYM'nin kendi sitesinden aldığım verilerle çizdiğim grafikler var. ÖSYM'nin geçmişe yönelik tuttuğu verilerin evlere şenlik olması ayrı bir yazı konusu olacak kadar acayip. Grafikte kullanılabilecek kadar anlamlı verileri sadece bu yıllar için bulabildiğimden 2001-2006 arasında bir sıçrama olmadığına dikkat çekmek isterim.

2001 yılından 2014'e gelinirken fen lisesine alınan öğrenci miktarı yaklaşık 5.5 kat artmış. Okulların kapasitelerinin artmadığı düşünülünce bunun yeni fen lisesi açılmasıyla yapıldığını tahmin etmek çok kolay. Fen lisesinden mezun olan öğrencilerden üniversiteye yerleşenlerin sayısı ise bu dönemde sadece 3 kat artmış. 2001'de %72 olan oran yaklaşık 10 yıldır %50-%60 arasında.

Özel Fen Liselerinde durum azıcık daha iyi. Onlar da %60-%70 arasında bir başarı gösterebilmişler üniversite sınavlarında.

Bunca başarılı öğrenciyi bir araya getirip kendi haline bıraksalar bile daha yüksek başarı elde edilebilecekken bir de 4 yıl okutup yarı yarıya üniversiteye yerleştirmek muazzam bir başarısızlık öyküsü.

"O da bir şey mi? 12 yıl İngilizce anlatıp tek cümle kurduramıyoruz" derseniz de haklısınız tabi.

hoşçakal kardeşim deniz

Nerelisin sorusuna Ankaralıyım demeye utanacak kadar çok zaman Çanakkale'de yaşadım. Hiç kimseyi tanımadan geldiğim bu şehirde harika in...