19 Mart 2013 Salı

2. ACM Türkiye Öğrenci Kurultayı'nın ardından



Geçen yıl birincisi Hacettepe Üniversitesinde düzenlenen ACM Öğrenci Kurultayının ikincisi bu yıl Kayseri Erciyes Üniversitesinde düzenlendi. 15-17 Mart tarihleri arasında iki buçuk gün süren etkinliklere altı üniversiteden öğrenciler katıldılar. Bu yıl yaklaşık 80 öğrenci katılmış olsa da seneye daha fazla üniversitenin katılımıyla sürdürülmesi planlanıyor.

Geçen yıl Mesutcan ile birlikte iki gün Linux ve özügr yazılımlar hakkında konuşmak için gittiğimizden yerel organizasyondaki öğrenci arkadaşları tanıdığım gibi çokça yeni arkadaşla da tanıştım. Konuşmam pazar günü bir saat süreceğinden sadece o kadar zaman için gitmiş olmamayım diye cuma akşamından Kayseriye gittim. Cumartesi ve pazar günleri özgür yazılım ve Linux'la ilgili çokça sohbet etmeye fırsatımız oldu. Pazar günü 'Özgür Yazılımlar' başlıklı bir konuşma yaptım. Aldığım tepkilerden konuşmanın en azından bir kısım katılımcının daha önce üzerinde durmadığı şeyleri düşünmesine neden olduğunu gördüm. Bu da gidiş geliş toplam 28 saat süren yolculuğuma karşılık oldu benim için. Kayseri ekibi hepimize çok misafirperver davrandı, eminim herkes halinden çok memnun ayrılmıştır. 

Henüz ikincisi düzenlenen bir organizasyon için her şey fazlasıyla iyi planlanmış olmasına rağmen senede 150 kişi alan bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencilerinin ve akademik kadrosunun neredeyse hiç ilgi göstermemesi bence etkinliğin tek olumsuz tarafıydı. Kayseri ACM topluluğu akademik danışmanı Mete Çelik haricinde hiç bir hocanın, araştırma görevlisinin okullarına gelen diğer bilgisayar mühendisliği öğrencilerini görmek için bile uğramamaları, hele öğrencilerin yakın zamanda meslektaş olacakları arkadaşlarının etkinliğine katılmamaları çok rastlanan ama üzücü bir durumdu. Bunun için elbette yerel organizasyonun elinden gelen bir şey yoktu ama yazmadan da geçmek istemedim doğrusu.

Seneye Bilkent Üniversitesinde üçüncüsü düzenlenecek etkinliğin daha geniş bir katılımla, katılanlar için daha verimli geçmesini diliyorum.

11 Mart 2013 Pazartesi

ISC DHCP log analiz yazılımı: mercekd

Bütün yerleşkelerimizde bilgisayarların ağ yapılandırmalarını otomatik olarak almalarını için ISC DHCP kullanıyoruz. Kurulumu ve yapılandırması çok kolay olduğundan ve çok kararlı çalıştığından dhcp için en fazla kullanılan sunuculardan biri isc dhcp olmasına rağmen günlük kayıtlarını analiz etmek için bir araçla birlikte gelmiyor. Sistem yöneticileri çoğunlukla sed, awk ve grep kullarak hazırladıkları betiklerle işlerini görüyorlar. Biz de uzun zaman bu yöntemle çalıştıktan sonra bir arayüz hazırlayalım istedik ve ortaya mercekd çıktı.

Geçen yaz Eskişehir Osmangazi Üniversitesi bilgisayar mühendisliği öğrencisi Halil Bay'ın stajda başladığı bu projeyi şimdi bizim öğrencimiz Faruk Uzun sürdürüyor. Dhcp sunucusunun kurulu olduğu bilgisayarda ihtiyaç duyduğu her şeyi yanında getiren ve dhcpd.leases dosyasını okuyarak çalışan mercekd bir özgür yazılım. Faruk daha ikinci sınıf öğrencisi ve ne kadar hızlı uçabildiğini önümüzdeki dönem yapacağı işlerle daha iyi gösterecek hepimize.

Bütün özgür yazılım projeleri gibi biz de görüş, öneri ve katkıları memnuniyetle karşılıyoruz.

10 Mart 2013 Pazar

LPI 101 tamam sırada 102 var

Geçen hafta LPI 101 sınavına giren eski/yeni öğrencilerim hakkında yazmıştım. Çanakkale'de 10, İstanbul'da 6 olmak üzere benim çocuklardan toplam 16'sı sınava girmişti. Cevap anahtarlarının yurt dışına gönderilip değerlendirilmesinden sonra hepsinin sınavda başarılı olduğunu öğrendik. Yaza doğru LPI 102 sınavını da başarıyla geçtiklerinde LPIC1 sertifikasını almaya hak kazanacaklar. Bu sertifika Junior Level Linux bilgisini gösteriyor. Bu sertifikayı aldıktan sonra girilebilen 2 sınavla alınan LPIC2 sertifikası Advanced Level Linux bilgisini, ondan sonraki adım olan LPIC3 ise Senior seviyesinde bilgisini belgelendirmiş oluyor. Suse de ayrıca bir sınava girmeye ve ücret ödemeye gerek kalmadan LPI sertifikasını almış olanlara kendi sertifikalarını veriyor.



Elbete önemli olanın sertifikanın kendisi değil, ona hazırlık süresinde öğrenilenler olduğunu da aklımızdan çıkarmıyoruz.

Böyle çalışkan bir ekiple birlikte çalışmış olmaktan, bir kısmıyla hala çalışıyor olmaktan büyük mutluluk duyduğumu bir kere daha yazmış olayım.

8 Mart 2013 Cuma

Pisi GNU/Linux

TÜBİTAK'ın Pardus geliştiricilerini (hiç hoş olmayan bir şekilde) işten çıkarması ve mevcut sürümleri geliştirmeyi bırakmasına topluluğun tepkisi 'onlar devam etmiyorsa biz devam edelim' şeklinde olmuştu. Bir önceki proje yönetimi TÜBİTAK çalışanı olmayan hiç geliştirici bırakmadığından bu topluluk aslında çoğunlukla geliştiricilerden değil kullanıcılardan oluşuyordu. Bu grup daha önce küçük bir deponun bakımını yapıyor olsa bile bütün bir dağıtımı sürdürmek elbette hem daha fazla bilgi hem de çok daha fazla emek gerektiriyordu. Çoğunlukla PKD etrafında toplanan gönüllüler uzun zaman büyük bir özveriyle çalışmalarına rağmen neredeyse hiç bir Pardus geliştiricisinden destek alamadılar.

Severek kullandıkları dağıtımın yok olup gitmesine razı olmayanların işi elbette kolay değildi. Başka hiç bir dağıtımın kullanmadığı bir paket yöneticisiyle bir kaç bin paketin bakımını yapmak kendi başına büyük bir işken bir yandan da bu paket yöneticisinin geliştirilmesi, sürdürülmesi işi de onların üzerine kaldı. Elbette bir Linux dağıtımını özel yapan onun paket yöneticisi değil; öyle olsa OpenSuse ve Fedora'nın biraz olsun benzer dağıtımlar olması gerekirdi. Farklı bir paket yöneticisi kullanmanın zorladığı (sayısı iki elin parmaklarını geçmeyen) Pardus teknolojilerinin sürüdürülmesinin paket bakımı yapmaktan çok ayrı bir iş olması gönüllü ekibin işini bir kat daha zorlaştırdı.

TÜBİTAK'ın Pardus'u sürdürmeye devam edeceği ama paket yöneticisi olarak pisi değil deb kullanacağı bilgisinden sonra daha gayretle çalışan gönüllü ekip bir süre Pardus Anka ismiyle çalışmalarını sürdürdü. Kurulabilir bir iso da çıkaran ekip bir önceki yönetimin açtığı dava ile ortaya çıkan isim hakkı sorunuyla boğuşmaktan bıktığı için bundan sonra yola Pisi GNU/Linux adıyla devam etmeye karar vermiş.

Bu inatçı, kararlı, çalışkan özgür yazılım ekibini ve Pisi GNU/Linux'u sevgiyle selamlıyorum.

6 Mart 2013 Çarşamba

Yakından Eğitim projeleri

Yakıdan Eğitim danışmanları olarak bu dönemin projelerini aşağıdaki gibi belirledik:
  • Necdet Yücel - Linux için kimlik kanıtlama aracı: yekk
  • Fatih Özavcı - MBFuzzer : Mobil Uygulamalar için MITM Fuzzer
  • Emre Yüce - VirtLabNet - Sanal Lab Ağı
  • Oğuz Yarımtepe - Kötü amaçlı yazılım görsellemesi: malwarez
  • Engin Manap - Picassa Tagger
  • Mesutcan Kurt - NAR: New Album Reporter
  • Erdem Bayer - EN-LinuxClipper - Evernote için Linux Masaüstü Kırpma Uygulaması
  • Kaan Özdinçer - Couchbase Nagios Plugin
Projelerle ile ilgili soru ve önerileriniz için Yakından Eğitim Açık Listesi grubunu veya Freenode IRC sunucusunda #yakindanegitim kanalını kullanabilirsiniz.

4 Mart 2013 Pazartesi

Yakından Eğitim

Yakından Eğitim ile eğitimin gittikçe uzaktan, kitlesel yapılmaya çalışıldığı günümüzde daha eski bir yaklaşım olan usta-çırak ilişkisini hayata geçirmeyi planlıyoruz. Hedeflediğimiz şey alanında uzman kişilerin danışmanlık yaparak henüz yolun başında olanların kendilerini geliştirmelerine imkan sunmaları.

Bunun için planladığımız yöntem şöyle: ilk dönem için danışmanlık yapacak 8 kişi birer projeyi mümkün olduğunca ayrıntılarıyla github'a yazdık. Bir hafta sonra bu projelerde çalışmak isteyen arkadaşların başvurularını almaya başlamayı planlıyoruz. Birlikte çalışacağımız arkadaşlar belli olduğunda danışmanlarıyla birlikte çalışmaya başlayacakları bir dönem başlayacak. Biz danışmanlar olarak Yakından Eğitimin başarılı olması için önemli bir sorumluluğumuz olduğunun bilincindeyiz. Bizler de genç arkadaşlarımız kadar çok çalışıp onlara yol göstermeye çalışacağız.

Yakından Eğitim'de tamamlanan her proje bir özgür yazılım projesi olarak kullanıma sunulacak. Bu çalışmalar sonucunda özgür yazılım dünyasına yeni geliştiriciler kazandıracağımızı hep birlikte göreceğiz.

Bu dönemin projelerine github'dan bakmak mümkün. Proje başvurularını nasıl alacağımız konusunu haftaya netleştirmiş olacağız. Başvurular için iki haftalık bir sürenin fazlasıyla yeterli olacağını tahmin ediyoruz. Bu süreçte freenode #yakindanegitim kanalında sorularınıza cevap vermeye çalışacağız. Sürekli kanalda çevrimiçi olamayacağımızı tahmin ediyorsunuzdur ama ben yine de söylemiş olayım. Bu mail listesine üye olup oradan da sorularınızı yazabilirsiniz.

Proje sayısından fazla başvuru olursa (öyle olur diye tahmin ediyoruz) bizi talip olduğu projeyi tamamlayabileceğine inandıranları seçeceğiz. Bunun için de gösterebileceği çalışması olanların avantajlı olacağını söyleyebilirim.

Yakından Eğitim'in blogundan gelişmeleri takip edebilirsiniz.

İki de küçük not:
  • Yakından Eğitim'in benzersiz bir fikir olmadığını GSOC da dahil olmak üzere benzer işlerin yapıldığını biliyoruz. Fikir benzersiz olmasa da uygulamanın fark yaratacağına inanıyoruz.
  • Usta-çırak ifadesindeki usta kısmına takılmamak lazım. Elbette her şeyi biliyoruz demiyoruz ama deyim böyle ;)

3 Mart 2013 Pazar

Sertifikalar ve LPI

Seritikalara hep mesafeli yaklaşmışımdır. Bir markanın ürününü kullanabiliyor olmayı ölçen sınavlara katılmadığım gibi öğrencilerimi de bu tip sertifikalara hiç yönlendirmedim. Bilişim dünyasında bir dönem çok etkili olan teknolojiler ve firmalar çok kısa sayılacak sürelerde piyasadan silindiğinden (bakınız; sun microsystems) bu yönde çaba harcamamamayı tercih ediyorum. Özgür yazılımın doğasının markayı değil de teknolojiyi çalışmaya, onu öğrenmeye ve geliştirmeye daha yatkın olduğuna inanıyorum.

Geçen yıl Uşak'ta Akademik Bilişim Konferansında İsmail Yenigül'den dinlemeden önce LPI hakkında da bir bilgim yoktu doğrusu. LPI bir markaya, ürüne bağlı olmadan Linux bilgi seviyesini ölçen, soru hazırlamak da dahil bütün süreçleri katılıma açık sertifika sınavları yapıyor. Sınavı geçen kişinin hangi konuları ne ağırlıkla bildiği de ayrıntılı olarak mevcut. LPI'ın sertifika almak için sınavına girilmese bile konuların sırasını takip etmek için iyi bir kaynak olduğunu düşünüyorum doğrusu. Diğer sertifika sınavlarıyla karşılaştırıldığında oldukça ekonomik bir sınav ücreti olduğunu da eklemek lazım.


Bugüne kadar bütün derslerimde öğrencilerimi Linux ve özgür yazılımlar kullanmaya yönlendirdiğimden (böyle de harika bir insanım) bu yıl LPI 101 sınavına girsinler istedim. LPI Türkiye yetkilisi olan İsmail Yenigül de 'sen çocukları hazırla, sınav öcreti için ben uğraşayım' dedi ve sonuçta bugün bir grup öğrencim LPI 101 sınavına girdiler. Cevap anahtarları yurt dışına gönderildiğinden sonuçları almak biraz vakit alacak ama sonuç her ne olursa olsun hazırlık sürecinin onlara çok şey kattığını gördüm. Yaza doğru bir sonraki aşama olan LPI 102 sınavı için de çalışsınlar istiyorum (isteklerim bitmiyor).

Yaptıkları işin ülkenin insan kaynağına yatırım olduğunu bilen ve bir karşılık beklemeden İstanbuldan gelip, sınav yapıp geri dönen, sınav ücretleri de karşılayan İsmail Yenigül ve Barış Şimşek'e çok teşekkür ediyorum.

1 Mart 2013 Cuma

Sınavlarda kopya çekmek serbest olsun

Kitabı açıp bakmanın serbest olduğu bir sınava ilk defa üniversitede girmiştim. Girmeden önce bu tip bir sınavın çok kolay olacağını düşünüyordum; hoca kitaptaki konulardan farklı bir konudan soramayacağından ne sorarsa sorsun kitaba bakıp yazarız gibi gelmişti. Kazın ayağının öyle olmadığını anlamamız uzun sürmedi elbette. Kitabı açıp bakmak serbest olunca 'şu nedir', 'bunu tanımlayın' gibi sorular gelmedi hiç. Problemleri çözerken kitaptaki örneklere bakmak bir avantajdı ama daha önce çalışmamışsanız sınav sırasında konuyu kitaptan öğrenip sonra çözecek kadar da vakit yoktu doğrusu. Dersin hocası bir sonraki sınavın da böyle olmasını isteyip istemediğimizi sorduğunda sınıfın çoğunluğu istememişti kitap açık sınav olmayı.


Bütün alanlar hakkında bir genelleme yapmak istemem ama benim çalıştığım bilgisayar mühendisliği alanında öğrencilere lisans eğitimleri süresince öğrettiğimiz konuların hatırı sayılır miktarı onlar meslek hayatına atıldıklarında geçerliliğini yitirmiş oluyor. Meslek hayatlarında ise klasik sınavlarda yapılan yöntemle sorun çözmeleri beklenmiyor hiç. İnternette arama yapmadan, kitaba veya notlara bakmadan neredeyse hiç bir sorunla ilgilenmeye bile başlamıyoruz çoğunlukla. Hele ki tasarım yapmak gibi işleri hep yapıp bozup, fikir alıp öyle sonuçlandırıyoruz.

Bilgiye erişimin eskiye göre çok hızlı olduğu günümüzde hala eski ölçme ve değerlendirme yöntemlerini kullanmakta ısrar etmemek lazım. Üniversite sonrası hayatında karşılaştığı problemleri çözerken mutlaka internet kullanacak birini benzer bir ortamda sınamanın büyük faydası olacaktır.

Sorular uygun hazırlanırsa (bu zahmetli bir şey kabul ediyorum), bizim zamanımızda nasıl kitap açıkken yeterince çalışmamış öğrenci başarılı olamıyorsa şimdi internetin erişilebilir olması da herkesin tüm soruları yapacağı anlamına gelmeyecektir. Bu dönemde ölçülmesi gereken; öğrencinin bilgiyi arayıp bulup, kullanabilmesi olmalı.

Soruları gerçekten kendisinin yapıp yapmadığını, internetten birinden canlı yardım alıp almadığını öğrenmek için ekranı kaydeden bir program kullanmak rahatça iş görecektir. Bunun etrafından dolaşmak mümkün olur diyenlere mevcut sistemin zaten etrafında tur atıldığını hatırlatmak isterim. Öğrencileri kopya hazırlamaktan, gözetmenleri gereksiz bir sıkıntıdan kurtaracak internet açık sınavlar için tek gereksinim sınavın yapılacağı laboratuarlar olacaktır. Onun da sağlanması eminim çoğu yer için sorun olmayacaktır.

Böyle bir ölçme değerlendirme yöntemi hem hocaların ders anlatım yöntemini, anlattığı konuları gözden geçirmesini, hem de öğrencilerin ezberleyerek başarılı olamayacakları yeni bir döneme girmelerini sağlayacaktır.

23 Şubat 2013 Cumartesi

GNOME için bir terminal: Terra

KDE kullanıcılarının Yakuake ile yaşadığı konforu GNOME kullanıcıları Guake'de bulamıyorlar. Linux kullanıcıları olarak yukarıdan inen terminaller kullanmayı seviyoruz ama geniş ekranlarımızda konsolları yatay veya dikey bölememek oldukça sevimsiz bir durum oluyor. Sadece Yakuake kullanmak için bütün KDE'yi kurmak da saçma olacağından sevmesek de Guake kullanıyorduk yakın zaman kadar.

Artık bizim çocuklardan Özcan Esen'in yazdığı Terra var ;)


Terra PyGI ve GTK3 ile hazırmış bir terminal. Yakuake'nin hemen her marifetine sahip olan Terra sizin görüş, öneri ve katkılarınızla daha iyi hale gelebilecek bir özgür yazılım.

Özcan bu yıl daha da çok çalışarak adını daha çok duyacağınız biri olacak.

15 Şubat 2013 Cuma

Saldırı analizi için bir çerçeve: NfQuery

Bazı projeler üzerinde çok çalışıldığını ama duyurmak için neredeyse hiçbir şey yapılmadığını görüyorum. Geliştirciler yaptıkları işlerinden bahsetmeyi de bir tür belgeleme olarak gördüklerinden projelerini duyurmak için pek az çaba gösteriyorlar. Elbette bu kendi bilecekleri bir iş ama geliştirilen proje kişisel kullanım için olmadığında bundan haberdar olmak bazen mümkün olmayabiliyor.

Geliştiricilerinin hepsi arkadaşlarım ve öğrencilerim olan NfQuery'den bahsetmek istiyorum biraz. GEANT3 projesi çerçevesinde ULAKBİM ekibinden, her işin üstesinden gelebilen, Murat Soysal, Emre Yüce ve Serdar Yiğit tarafından geliştirilmesine başlanan bir yazılım NfQuery. Şimdiki geliştiricileri ise öğrencilerim Serhat Rıfat Demircan ve Ahmet Can Kepenek. Serhat ve Ahmet yaz stajlarını ULAKBİM'de yaptıktan sonra bitirme projeleri olarak benim danışmanlığımda NfQuery'yi geliştirmeye devam ediyorlar.

NfQuery sorgu sunucusu ULAKBİM'de ve ona bağlı eklentiler İtalya'da GARR'da ve Çek Cumhuriyetinde CESNET'te çalışıyor. Yapılan çalışma bu yıl Hollanda'da TNC2013 Konferansında sunulacak.

Yurt dışı akademik ağlarda çok ilgi gören NfQuery, NfSen ve NfDump araçları ve bu araçların güçlü özellikleri üzerine inşa edilmiş, çoklu alan ortamlarında güvenlik uyarıları veren bir sistem.  Nfdump netflow verisini toplayan ve analiz eden araçlardan oluşuyor. Nfsen Nfdump araçlarını web arayüzü ile kullanmak ve netflow verisini grafiklerle göstermek üzere geliştirildi. Tutulan flow verisi Nfsen filtreleri ve eklentiler ile analiz edilebiliyor. Flow verisi üzerindeki anormallikleri algılayan ve tehditleri tespit eden bir çok Nfsen eklentisi mevcut. Aşağıda NfQuery’nin bileşenlerinin bir şeması var.



Çoklu alan ağlarında omurga seviyesindeki tüm akış verisinin toplanıp analiz edilmesi etkili olmayacağından NfQuery tehditleri algılamak için yeni bir yaklaşım getirerek bir sorgu sunucusuna bağlı her bir organizasyonun veya alanın Nfsen eklentisinde kullanılacak faydalı sorgular üretiyor (her sorgu bir Nfsen filtresi). Sorgular plugin vasıtası ile sorgu sunucusundan alınarak toplanmış akış verisi üzerinde çalıştırılıyor. Bu çalıştırmalar sonucunda Nfsen eklentisi tehdit ve atak bilgisini elde ediyor ve atak bilgisini sorgu sunucusuna yolluyor. Oluşturulan olay raporunda tehditi hangi sorgunun tespit ettiği, etkilenen alanlar ve istatistik bilgileri yer alıyor. Eklenti bu olay raporunu otomatik olarak oluşturarak sorgu sunucusuna yolluyor. Sorgu sunucusu da gelen olay raporuna göre uyarılar oluşturularak bu uyarılar ilgili alanlar ile ilişkilendiriliyor.

NfQuery hakkında ayrıntılı bilgiyi bu adreste bulmak mümkün. İçinde olduğumuz her şey gibi NfQuery de bir özgür yazılım, kodları burada. Her özgür yazılım projesinde olduğu gibi katkıcılar memnuniyetle karşılanıyorlar.

Son iki yıldır Akademik Bilişim Konferansı öncesinde python kursu veren Ahmet ve Serhat eminim bundan sonra da yapacakları işlerle özgür yazılım camiasının aktif birer üyesi olarak kendilerinden sonra gelen arkadaşlarına örnek olmaya devam edecekler.

14 Şubat 2013 Perşembe

Man Sayfası editörü: RManEdit

Man (kılavuz) sayfalarını Unix/Linux kullanıcıları olarak sıkça kullanıyoruz. Aradığımız şeyi hızlıca bulmamızı sağlayan man sayfaları konsolda biçimlendirilmiş bir şekilde gösterilebilmeleri için oldukça basit bir etiketleme diliyle hazırlanıyor. Kullanılan etiket sayısı çok az da olsa sürekli bu tip dosyalardan oluşturmuyorsanız belge yapısını her seferinde baştan öğrenmek gerekiyor.

Man dosyası hazırlamayı ve mevcut dosyaları düzenlemeyi kolaylaştıran, yazılanın önizlemesinin hemen görülebileceği bir editör olsa ne güzel olurdu diyerek yazıldı RManEdit. Aşağıdaki ekran görüntüsünden anlaşıldığı gibi kullanımı çok kolay.



Şimdilik ilk sürümünde ama hızlıca tamamlamayı planlıyoruz. Planlıyoruz dediğime bakmayın, planlamayı beraber yapıyoruz ama projeyi Ebru Akagündüz tek başına Ruby ve GTK kullanarak geliştiriyor. Diğer tüm işlerimiz gibi RManEdit de kodları github'ta duran bir özgür yazılım. Görüş, öneri, hata bildirimi gibi katkılarınızdan çok memnun oluruz.

13 Şubat 2013 Çarşamba

TÜBİTAK yanlıştan döndü

Geçen hafta TÜBİTAK'ın lisans öğrencileri yazılım geliştirme yarışmasında 'açık kaynaklı olarak paylaşılmakta olan ürünler bu yarışmaya katılamaz' diye kısıtlama koyduğunu yazmıştım. İlk yazıyı okumaya üşenenler için söyleyeyim bu yazıyı sadece TÜBİTAK'ın sayfasına bakarak değil telefonla konuştuktan sonra yazmıştım.

Blog'daki bu yazımdan sonra ULAKBİM müdürü Ahmet Kaplan konuyla ilgileneceğini yazmıştı. Bugün kendisinin haber verdiği gibi TÜBİTAK sayfasındaki açıklamayı değiştirmiş. 


Yeni metin şöyle: 'açık kaynaklı olarak paylaşılmakta olan ürünlerde herhangi bir geliştirme/uyarlama yapılmadan yapılan başvurular bu yarışmaya katılamaz. Açık kaynak kodlu yazılım üzerine bir özellik ekleyen veya açık kaynak kullanarak ürün geliştiren projeler bu kapsamda değildir. Aksi saptanması durumunda, projeler hangi aşamada olursa olsun yarışmadan elenecektir.'

Bu ifade aslında hiç bir şey söylememekle eşdeğer. Çünkü benzer kısıtlamalar sahipli yazılımlar için de geçerli. Yani; sahipli bir yazılımı alıp değiştirmeden yarışmaya katılmak nasıl yasaksa bir özgür yazılımı ben yazdım diyerek sunmak da eşit derecede yasak. Her ne kadar TÜBİTAK'tan özgür yazılıma destek vermesini beklesek de bu haliyle en azından kısıtlama koymaktan vazgeçmesi de önemli.

Derslere devam neden zorunlu?

Malum günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay. Üniversitelerde anlatılan her konuda fazlasıyla kitaba, makaleye internetten ulaşmak mümkün. Hatta okumam dinlerim diyene podcast'ler de var. Bir çok ders için konusunda uzman akademisyenlerin pek meşhur üniversitelerde verdiği derslerin videolarına bile erişim herkese açık. Bu içeriğe internetten erişilebildiğinden kaydedip kendi bilgisayarlarımızda, tabletlerimizde veya telefonlarımızda okuyup, dinleyip, seyredebiliyoruz. Öğrendiğini belgelemek isteyenlerin dönem boyunca takip edebileceği ve sınavına girip sertifikasını alabileceği ücretsiz kursların yelpazesi de her geçen gün genişliyor. Hem de bu kursları alanlarının en yetkin kişileri veriyor çoğunlukla. Örneğin Coursera'da Scala kursunu Scala dilini yazan hoca verecek önümüzdeki ay.



Üniversite öğrencileri için, bir konuyu kendi okuyup öğrenme sürelerinden daha kısa zamanda öğretebilecek bir hocadan dinlemek öğrenmeyi hızlandırıcı bir etken olsa da öğrenmenin tek yolunun derse girmek olmadığı artık herkesçe malum olmalı. Elbette bunu söylerken uygulamalı eğitimleri ayrı tutuyorum. Uçak veya otobüs kullanmak, cerrahi müdahale veya torna tezgahını kullanmak gibi beceriler için uygulama yapmak şart. Bu tip eğitimlerin her derste verilmediğini düşününce üniversitelerde derslere devam mecburiyeti olmasını anlamlı bulmuyorum ben.

Öğrencinin kendi dilinde konuşan, istediği zaman durdurup soru sorabildiği, ders dışında da gidip konuşabildiği birinden bir konuyu öğrenebilmesi büyük kolaylık ama kendi okuyup, dinleyip, seyredip aynı şeyi öğrenebiliyorsa, ki günümüzde öğrenemiyor olması mümkün değil, sınıfa gelmeye zorlanmamalı. Dersi dinlemek istemeyen öğrenci kadar büyük zulüm yok bence dersi anlatan hocaya da, sınıf arkadaşlarına da. Derse sırf mecburiyetten katılan, hiç dersle ilgilenmeyen, cep telefonuyla facebook'ta gezen öğrencilere takılmamak, konsantrasyonunu bozmadan ders anlatmaya devam etmek gerçekten çok zor.

Bir diğer önemli konu da herkesin dinleyerek kolayca öğrenemiyor olması. Bazıları biri kendilerine anlatırken daha kolay öğrenirken, kimisi okuyarak daha verimli bir öğrenme süreci geçirebiliyor. Bu küçüklüğümüzde belirlenen ve daha sonra değiştirilmesi oldukça zor olan meziyetlerimizden biri.

Benim hocalarımdan da gördüğüm derste yoklama alınmasının tek avantajı var: öğrencinin derste olduğunu ispatlaması gerektiğinde kullanabileceği bir kanıt olması. 15 senedir hiç bir öğrencimin buna ihtiyacı olmadı ama olsaydı 'hayır orada değildi, benim dersimdeydi' diyebilmek için saklıyorum yoklama listelerini.

Böyle söylüyorum diye elbette üniversite hayatını anlamsız bulmuyorum. 18-25 yaş arası ortak ilgi alanlarına sahip gençlerin bir arada olmasının çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu genç insanların olgunlaşma zamanlarında birbirlerini nasıl etkilediklerini, mesleğinde tecrübeli danışmanların gelişimlerinde nasıl önemli rol oynadığını ve en az bunlar kadar önemli olan sosyalleşmelerinin ne kadar önemli olduğunu görmezden gelmek üniversite hayatını hiç anlamamak olur.

Öğrencilerin sınıfa nasıl çekileceği, çekilmesinin gerekip gerekmediği üniversitelerin üzerinde kafa yorması gereken konuların başında geliyor bence.

11 Şubat 2013 Pazartesi

LibreOffice Impress sunumlarınızı Android telefonunuzla uzaktan yönetin

Geçen yıl bir GSOC projesi olarak başlayan araç artık kullanılabilir durumda. Uygulama Android işletim sistemine sahip telefonlarınızdan Linux makinelerinizdeki LibreOffice sunumları yönetebilmenizi sağlıyor. Bir özgür yazılım olan ve tamamen Türkçe kullanılabilen bir ofis paketi olan LibreOffice için benim uzun süredir beklediğim bu uygulamayı bu adresten indirebilirsiniz. Yapılandırması ve kullanımı son derece kolay.

Kullandığınız dağıtımın depolarında LibreOffice 4 henüz bulunmuyorsa bu adresten deb ve rpm paketlerini indirmeniz gerekiyor öncelikle. Bu paketlerden çıkan çalıştırılabilir dosyaların /opt dizini altına yerleştirildiğini hatırlamak önemli. LibreOffice'in ilk çalıştırılmasının ardından Araçlar ▸ Seçenekler ▸ LibreOffice Impress ▸ Genel altından aşağıda gördüğünüz gibi Enable Remote Kontrol seçeneğini işaretlemeniz gerekiyor. Bu ayarın etkin olabilmesi için LibreOffice'in yeniden başlatılması gerekiyor.


Bundan sonra cep telefonunuz ile bilgisayarınızı (daha önce yapmadıysanız) bluetooth üzerinden eşleştirmek gerekiyor. Bunu yaptıktan sonra telefonunuzdaki uygulamayı çalıştırdığınızda kullanmak istediğiniz bilgisayarı seçiyorsunuz. Uygulamayı isterseniz WiFi üzerinden de kullanmanız mümkün. Uygulamanın son derece kullanıcı dostu bir arayüzü var. Aşağıda bir sunum dosyasının telefonda nasıl göründüğünü bulabilirsiniz.


Geliştirici günlüğünde sadece bu araçtan bahsettiğinden gelişmelerden haberdar olmak için takip etmek isteyebilirsiniz. Özgür yazılımın en güzel taraflarından biri de bir üniversite öğrencisine LibreOffice kadar büyük bir proje için bir araç yazma imkanı sunması.

7 Şubat 2013 Perşembe

Ldap kullanıcı yönetim arayüzü: Wirgul

İlk olarak Wirgul'ü nasıl bir ihtiyaç üzerine geliştirdiğimizi yazayım. Kimlik kanıtlamada kullandığımız bir ldap sunucumuz var. Kullanıcılarımızın farklı alanlarda eposta adresleri var ve ldap ile ilişkili değiller. Kullanıcılarımızın kablosuz ağa (eduroam) erişim için bilgilerini bu ldap sunucusunda tuttuğumuzda bütün personelimize hesap açmamız gerekiyor. Herkese açıp gönderemiyoruz çünkü kablosuz erişim için hesap açılmasını istemeyen personelimiz de var. Önce istemeyip lazım olduğunda acilen yeni hesaba ihtiyacı olan da oluyor.

Bunun için geliştirdiğimiz çözüm şöyle. Kullanıcılara kendilerine hesap açabilecekleri ve yeni parola isteyebilecekleri bir arayüz hazırladık. Her iki durumda da kullanıcılardan bizim geçerli bulduğumuz alanlardan bir eposta adresi girmelerini istiyoruz. Hesap oluşturmadan ve yeni parola üretmeden önce bu eposta adresine bir onay postası gönderiyoruz. Bu linke tıklandığında kullanıcının talep ettiği işlemi yerine getiriyoruz.


Bir de sponsorluk konusu var. Bazı kullanıcılara sisteme misafir kullanıcı ekleme yetkisi de verdik. Bu durumda misafir kullanıcı kimlik bilgilerinin yanı sıra kime misafir olarak geldiğini ve ne kadar süreyle hesap açılması istediğini giriyor yine aynı arayüzden. Sponsor olması için yetkilendirdiğimiz kullanıcıya bir onay epostası gönderiliyor. Onaylarsa hesabı bu zaman aralığı için açılıyor, süresi dolunca otomatik olarak siliniyor.

Yapılan iş basit ama bizi ciddi miktarda iş yükünden kurtarıyor. Bizden başka ihtiyacı olanlar kullanabilsin diye (diğer bütün işlerimiz gibi) kodları github'a duruyor. Karşılaştığınız hataları, eklenmesini istediğiniz özellikleri yazabilir, forklayıp özelleştirebilir, hatta en güzeli pull-request gönderebilirsiniz.

Ebru Akagündüz'ün staj projesi olarak başlattığı Wirgul'u halen Oğuz Yarımtepe geliştiriyor.

yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?

Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...