android etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
android etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2015 Pazar

LibreOffice Android Görüntüleyicisi için hata avcılığı

Bir yazılım projesine verilebilecek en önemli desteklerden biri de hata raporlamak. Geliştiriciler her ne kadar yazılımı testlerden geçirseler de bunu ancak sınırlı sayıda donanımla ve sistemle yapabiliyorlar. Hata raporlamak için bir programlama bilgisine sahip olmak gerekmemesi onu tüm kullanıcılar tarafından yapılabilir bir şey haline getiriyor. Raporlanacak şey bir yazılımı kullanırken karşılaşılan bir hata olabileceği gibi, yazılımın bir parçasının davranışında beklenen bir değişiklik veya yazılımla ilgili bir yenilik önerisi de olabilir.

Bu yıl Çanakkalede bir grubun LibreOffice geliştiricisi olmak için çalıştığını daha önce yazmıştım. Bu ekip 29 Aralık saat 13:00'da LibreOffice Android Görüntüleyici sürümü için bir hata avcılığı etkinliği düzenleyecek. LibreOffice Windows, MacOS ve GNU/Linux üzerinde belge oluşturmak için kullanılabilirken Android üzerinde sadece belge görüntüleyici olarak çalışıyor. Bu ürünün mümkün olduğunca az hatayla ve çok özellikle çalışabilmesi için hata kaydı girilmesinin önemi çok büyük.


Eğer siz de Android kullanıyorsanız ve LibreOffice için bir şeyler yaptım demek isterseniz sizi de bekleriz. Elbette hata kaydı girebilmek bu gün ve saatle kısıtlı değil ama birlikte iş yapmanın keyfi de başka ;) Bu tarihten önce Nasıl Hata Kaydı Açılır belgesini okumanız emeklerinizin boşa gitmemesini sağlayacağı gibi çalışmanızın verimini de arttıracaktır. LibreOffice için Android uygulamasını marketten indirmek yerine bizim son halinden oluşturduğumuz geliştirme sürümünü kullanmanızı öneriyoruz.

Bu tarihte protonları çarpıştırmayacaksanız siz de katılın ;)

7 Ekim 2015 Çarşamba

Daha iyisi yapılana kadar en iyisi Pebble Time

Tam iki yıl önce Pebble ile ilgili bir yazı yazıp daha yolun başında demiştim. Aradan geçen sürede Pebble yeni bir Kickstarter projesi ile kendine ait rekoru iki katına çıkardı ve ilk modelinden çok daha başarılı bir ürün geliştirdi.

Pebble piyasadaki diğer akıllı saatlerden çok başka bir kulvarda. Arkasında daha önce bilinen bir firma olmamasına rağmen ilk nesil saatinden bir milyondan fazla sattı. Bunu da topluluğun gücünü arkasına almasıyla ve başarılı bir ürünle yaptı. Geçen yıl eksiklikler olarak yazdığım çoğu şeyi kapattığı gibi güzel yeni özellikler de ekledi. Ben hem Pebble Time, hem de Pebble Time Steel aldım ve hakkında kısaca yazayım istiyorum.
  • Pebble Time ilk nesile göre çok daha iyi kalite bir malzemeden üretilmiş ama fiyatı da eskisinden pahalı. Özellikle metal olanın fiyatı (249$) bence pahalı.
  • Diğer saatlerin çoğundan farklı olarak hem Android, hem de IOS yüklü telefonlarla çalışabilmesi ciddi bir avantaj. Bu elbette Android kullandığınızda çalışan her şeyin iPhone kullandığınızda da çalışması anlamına gelmiyor. İşletim sistemlerinin kendi kısıtlamaları Pebble için de geçerli.
  • Pebble Time eski nesilden farklı olarak timeline isimli bir takvim uygulamasıyla birlikte geliyor. Bunu eski Pebblelara da güncelleme olarak getireceklerini söylemeleri de çok iyi bence.
  • Pebble Time telefona bağlı olmadan da oldukça başarılı çalışıyor. Hatta takviminize eklediğiniz uyarıları bir defa üzerine aldığında telefon bağlantısı kopmuş olsa bile hatırlatabiliyor size.
  • Pebble'ın marketi aradan geçen iki yılda hem çok zenginleşti hem de kullanımı kolaylaştı. neredeyse istediğiniz her şey için birden fazla uygulama bulmak mümkün artık.
  • İlk yazımda şikayet ettiğim titreşim şiddeti isteğe göre artık ayarlanabilir durumda.
  • Telefonunuza kurduğunuz gibi alarmları Pebble üzerinde de kurmak mümkün artık. Sadece hafta içi günler için veya tek seferlik alarmları kullanabiliyoruz.
  • Pebble Time'ın en büyük yeniliklerinden biri artık renkli bir ekranla gelmesi. Ekran hala dokunmatik değil ama renkli olması saatin daha keyifli kullanılmasını sağlıyor.
  • Pebble Time için bir hafta, Time Steel için ise 10 gün şarj süresi vaad ediliyor. Ben ikisinin de yaklaşık bir hafta gittiğini söyleyebilirim. Çok yoğun kullanımda, yani sürekli bildirimler akarken ve saat titrerken, süre 4-5 güne kadar düşebilir. Sadece aramaları açtığınız ve diğer bildirimleri saatten almadığınız durumda rahatlıkla 10 gün kullanılabilir diye tahmin ediyorum. Pebble Time eski nesilden farklı olarak şarjını tamamen tüketmeden önce sadece saati gösterebildiği bir kipe geçip kullanımı devam ettirebiliyor.
  • Farklı şarj kablosu geliştirme hastalığı maalesef Pebble için de geçerli. Eski Pebble kabloları yeni Pebble Time için kullanılamıyor. O da benzersiz bir kablo kullanıyor.
  • Pebble Time eskisinden daha kaliteli bir kordon ile geliyor ama saatin arka tarafına yeni eklenen veri yolunu kullanan ve saate yeni özellikler ekleyecek kordonların çıkması da yakındır.
  • Pebble Time yeni bir özellik olarak bir mikrofona sahip. Bununla konuşma yapamıyor ama sesli yanıt verebiliyorsunuz. Belki kullanan vardır ama bana pek pratik gelmedi doğrusu.
Pebble Kickstarter siparişlerini göndermesinin hemen ardından Pebble Time Round modelini duyurdu. Bu diğerlerinden farklı olarak kare değil de yuvarlak bir saat olacak. Henüz siparişler gönderilmediğinden bir şey diyemiyorum ama şarj süresinden çok feragat edip saati inceltmek ne kadar iyi bir fikirmiş göreceğiz.

3 Ekim 2013 Perşembe

Pebble mı Sony Smartwatch mu?

Nasıl cep telefonlarını artık sadece telefon görüşmesi için kullanmıyorsak kol saatlerinden de saati göstermenin dışında marifetler bekliyoruz. Geçen yıl Sony Smartwatch [3] aldığımda Pebble çıkana kadar bunu kullanırım diye yazmıştım [1]. Pebble şatışa çıktığında hemen bir tane aldım ve ikisini kıyaslamak ve Pebble [2] almak konusunda şüphesi olanlara fikir vermek istiyorum.

Yazıyı sonuna kadar okumayacaklar için kısaca söyleyeyim: Pebble daha yolun çok başında.
  • Kickstarter'da prototipini gördüğüm bir ürünü almak güzel bir his ;) Arkasında büyük bir firma olmadan bir fikrin ürüne dönüşmesi ve dünyanın her tarafına ulaştırılabilmesi eskiden hayali bile güç bir şeyken Pebble bu yazıyı yazarken 85.000 Kickstarter destekçisinin yanı sıra 250.000'den fazla saat satmış durumda.
  • Sony ve Pebble yaklaşık aynı kalitede malzemeden üretilmişler. Böyle kötü kalite plastik saatlere 150$ vermemiz gerçekten şaşılacak bir şey bence.
  • Sony Smartwatch sadece Android yüklü telefonlarla çalışırken Pebble Android'in yanı sıra IOS yüklü cihazlarla da kullanılabiliyor.
  • Her iki cihaz da smartwatch olarak satılsa da Sony'nin ürünü çalışmak için mutlaka androidli bir telefona ihtiyaç duyuyordu. Pebble ise bir Android/IOS yüklü telefon olmadan da kullanılabiliyor. İşin doğrusu kimse Pebble'ı telefonsuz kullanmak istemeyecektir eminim ama telefonunuz yanınızda olmadığında, kapalıyken saatinizin de kullanılmaz olmaması iyi bir durum.
  • Pebble yola yeni çıktığından Sony ile kıyaslanamayacak kadar az uygulaması mevcut. Sony için Android markette bir çok resmi uygulamanın yanında üçüncü parti uygulamalarıyla çok fazla ihtiyaca cevap veriyor. Pebble ise resmi uygulamasında çok kısıtlı şeylere izin verirken, üçüncü parti uygulamalar hem kısıtlı sayıda hem de çeşitliliği az.
  • Sony Smartwatch ile istediğiniz zaman twitter, eposta, facebook gönderilerine bakabilirken Pebble'da sadece uyarı geldiğinde görebiliyorsunuz. Açıp bakabileceğiniz sosyal medya uygulamaları yok.
  • Sony sadece sizin farkedeceğiniz kadar hafif bir titremeyle uyarı verirken Pebble'ın titremesini yanınızdaki birinin fark etmemesi mümkün değil. Ne fark eder demeyin; bir toplantıda telefonu sessize almışken arada bir saatten uyarılara bakmak istediğinizde zır zır titreyen bir saat kullanmak istemezsiniz.
  • Pebble'ın daha fazla titremesinin nedeni bu titreyişin alarm için de kullanılıyor olması aslında. Sony Smartwatch kendi başına kullanılamadığı için bir alarm uygulaması yoktu ama Pebble'a şimdilik 4 alarm kurabiliyorsunuz. Bu alarmlar bile haftanın şu günleri aktif olsun şeklinde ayarlanamıyor. Alarmı pasif konuma geçirmek bile mümkün değil, ya kullanıyorsunuz ya siliyorsunuz.
  • Sony Smartwatch renkli dokunmatik bir ekranla gelirken Pebble siyah beyaz e-ink bir ekrana sahip. Pebble'ı 4 koca düğmeyle kullanmak zor değil elbette ama kullandığımız her cihazda ekrana dokunmaya alışınca biraz garip geliyor doğrusu. Kindle [4] bile e-ink ekrana dokunmatik özellik eklemişken Pebble'ın bir sonraki modeli de dokunmatik ekranlı olur diye tahmin etmek güç değil.
  • Şarj konusu kullanıma çok bağlı olduğundan bir şey söylemek zor aslında. Bütün uyarıları saatlere gönderirseniz ve çok sayıda eposta, twitter ve facebook mesajı alıyorsanız şarj çok hızlı bitecektir. Sony ile 3 günün üstünü görmek imkanı yokken Pebble 5-7 gün arası vaadediyor. Pebble'da veya telefon uygulamasında saatin şarjının seviyesini gösteren bir uygulama olmaması da çok acayip bir durum. Pil bitmeye yaklaşınca uyarı verir diyorlar. Üçüncü parti ve saatin daha fazla pil harcamasına neden olan bir uygulama kurup pil durumunu görmek mümkün ama onlar da sağlıklı göstermiyorlar bu bilgiyi maalesef. Yakıt göstergesi olmayan sadece benzin biterken uyarı veren bir araba kullanmak gibi Pebble kullanmak.
  • Sony de Pebble da kopan bluetooth bağlantılarını sorunsuz ve hızlı bir şekilde yeniden kurabiliyorlar. Ayrıca müdahale istemiyorlar.
  • Her iki cihaz da başka bir yerde bulamayacağınız şarj kabloları kullanıyorlar. Kabloları kaybederseniz, bozarsanız arkalarından çok ağlamak riski var.
  • Sony kendi saat kordonlarıyla kullanılırken isterseniz Pebble için kendi uyduruk plastik kordonunu herhangi bir kordonla değiştirmek mümkün.
  • Smartwatch ile arama yapılabiliyor ve gelen arama red edilebiliyorken Pebble ile arama yapmak mümkün değil. Pebble veya Sony gelen aramayı kabul etmenize izin vermiyor.
  • Sony ile güneşli bir havada ekranı görmek mümkün değilken Pebble'ın e-ink ekranında bu sorun yok. Ekran e-ink olunca Sony'deki gelen aramalar rehberinizde bir foto ile kayıtlıysa onu görebilme lüksünüz de kalmıyor maalesef.
  • Her iki saatin de kulaklık girişleri yok.
Pebble çok büyük heyecanla karşılandığından firma siparişleri yetiştiremiyor bugünlerde. Yukarıda bahsettiğim sorunların çoğu yapılacak yazılım güncellemeleriyle çözülebilecek şeyler. Cihazın firmware güncellemeleriyle ileride çok daha kullanışlı olacağına inanıyorum. Artık Smartwatch değil Pebble kullanıyorum ;)

11 Şubat 2013 Pazartesi

LibreOffice Impress sunumlarınızı Android telefonunuzla uzaktan yönetin

Geçen yıl bir GSOC projesi olarak başlayan araç artık kullanılabilir durumda. Uygulama Android işletim sistemine sahip telefonlarınızdan Linux makinelerinizdeki LibreOffice sunumları yönetebilmenizi sağlıyor. Bir özgür yazılım olan ve tamamen Türkçe kullanılabilen bir ofis paketi olan LibreOffice için benim uzun süredir beklediğim bu uygulamayı bu adresten indirebilirsiniz. Yapılandırması ve kullanımı son derece kolay.

Kullandığınız dağıtımın depolarında LibreOffice 4 henüz bulunmuyorsa bu adresten deb ve rpm paketlerini indirmeniz gerekiyor öncelikle. Bu paketlerden çıkan çalıştırılabilir dosyaların /opt dizini altına yerleştirildiğini hatırlamak önemli. LibreOffice'in ilk çalıştırılmasının ardından Araçlar ▸ Seçenekler ▸ LibreOffice Impress ▸ Genel altından aşağıda gördüğünüz gibi Enable Remote Kontrol seçeneğini işaretlemeniz gerekiyor. Bu ayarın etkin olabilmesi için LibreOffice'in yeniden başlatılması gerekiyor.


Bundan sonra cep telefonunuz ile bilgisayarınızı (daha önce yapmadıysanız) bluetooth üzerinden eşleştirmek gerekiyor. Bunu yaptıktan sonra telefonunuzdaki uygulamayı çalıştırdığınızda kullanmak istediğiniz bilgisayarı seçiyorsunuz. Uygulamayı isterseniz WiFi üzerinden de kullanmanız mümkün. Uygulamanın son derece kullanıcı dostu bir arayüzü var. Aşağıda bir sunum dosyasının telefonda nasıl göründüğünü bulabilirsiniz.


Geliştirici günlüğünde sadece bu araçtan bahsettiğinden gelişmelerden haberdar olmak için takip etmek isteyebilirsiniz. Özgür yazılımın en güzel taraflarından biri de bir üniversite öğrencisine LibreOffice kadar büyük bir proje için bir araç yazma imkanı sunması.

1 Aralık 2012 Cumartesi

Akademik Bilişim 2013 Konferans öncesi kursları

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Akademik Bilişim Konferansı öncesinde 4 gün süren kurslar düzenlenecek. Konferans öncesinde, 19-22 ocak tarihlerinde 4 gün bir çok konuda yoğun,makine başında kurslar var. Kurslar üniversite ve kamu çalışanlarını hedeflemekle birlikte her yurttaşa açıktır ve ücretsizdir. Kursiyerler ve konferans katılımcıları üniversite yurtlarında makul ücretlerle kalabilecekler. Kursiyerlere mümkünse kendi bilgisayarlarını getirmelerini ve hazırlıklı gelmelerini öneriyoruz.

Kurs listesi şöyle:
  • Linux'a Giriş
  • Güvenlik
  • PostgreSQL
  • Python
  • Android
  • Sanallaştırma
  • Bilimsel Hesaplama
  • PHP'ye Giriş
  • E-posta Sistemleri
  • Clojure-Lisp
  • Ağ Yönetimi
  • Yazılım için özgür araçlar
  • LibreOffice/OpenOffice
Kurs kayıtları 15 Aralıkta açılacaktır.

16 Kasım 2012 Cuma

Sony Smartwatch hakkında

Yaklaşık bir ay kadar önce bir Sony Smartwatch aldım. Cihaz android'li bir telefonda çalışan uygulamaya bluetooth ile bağlanıyor. Bu bağlantıyı sağlayamadığında sadece saat olarak kullanılabiliyor. Tercihlerinize göre sms mesajlarınızı, twitter, facebook iletilerini, gelen aramaları veya hava durmunu görüntüleyebiliyor. Bu uygulamalar telefona kuruluyor, telefon uyarı mesajlarını saate gönderiyor, oradan görüntülüyorsunuz. İlk bakışta olmayan bir ihtiyaca cevap veriyor gibi görünse de ben telefonları tamamlayan bu tip cihazların ileride daha yaygın kullanılacaklarını tahmin ediyorum. Diğer pek çok cihaz gibi yurtiçinde satılmayan smartwatch'un yurtdışı fiyatı da (150$) bence çok pahalı. Pebble gibi alternatifleri piyasaya çıkana kadar kulvarında alternatifsiz olduğundan bu fiyatla satılabiliyor bence.

Benim cihazla ilgili izlenimlerim kısaca şöyle:
Artıları:

  • Cep telefonunuzu bir yerde unutup giderken, bluetooth bağlantısı koptuğunda titreyip uyarıyor. Benim gibi telefonunu sürekli arabasında unutanlar için pek faydalı oluyor bu.
  • Hiç ses çıkartmıyor. Sadece bileğinizdeki titreme ile uyarıları farkediyorsunuz. O da ne az ne fazla; tam kararında. 
  • Telefonda sürekli bluetooth'un açık olması durumunda zaten az dayanan telefon şarjının durumunu merak ediyordum, şaşırtıcı şekilde ancak %3-4 kadarlık bir etkisi oldu. Telefonların en albenili tarafları ekranları ve maalesef şarjın %50'sini ekranı aydınlatması harcıyor. Yani telefonun şarjına önemli bir etkisi olmadan kullanabiliyorsunuz.
  • Markette onlarca işe yarar uygulama var. Telefonu evin içinde nereye koyduğunuzu bulabilmeniz için bir uygulama var, saate tıklıyorsunuz telefon ötüyor. Sahte arama yapan benzer bir uygulama var. Bir toplantıdan, odadan ayrılmak için çok işe yarar.
  • Dokunmatik ekranı oldukça başarılı. Ekran uykuya geçtiğinde çift tıklayarak uyandırıyorsunuz, nadiren ilk seferde uyanmıyor. iki parmakla ortaya doğru çektiğinizde bir üst menüye geçiyor. Burada da çok başarılı.
  • Forumlarda ve değerlendirme yazılarında bahsedilen telefon ile smartwatch arasındaki bağlantının kopması mevzusunu yaşamadım ben. Telefondan uzaklaşırsanız bağlantı kopuyor, tekrar menzile girdiğinizde bağlantı kendiliğinden kuruluyor.
  • Ders anlatırken, toplantı sırasında telefonun çalması veya titremesi rahatsızlık yaratırken kolunuzda sizden başkasının farkedemeyeceği şekilde titreyen saatinize bakıp ne yapacağınıza karar verebilmek güzel oluyor.
  • Cep telefonunuza yakın durmanız gerekmiyor. En azından yan odaya geçtiğinizde bağlantı kopmuyor. Kolunuzda bluetooth bağlantı yapan bir cihaza razı olursanız cep telefonunun radyasyonunu biraz uzakta tutabiliyorsunuz. Evde çocuk uyurken telefonu sessize alınca duymam diyerek sürekli üzerinizde taşımanız gerekmiyor.

Eksileri:

  • Uçakta saatiniz olmuyor. Cihazın bluetooth'u kapatılamadığından üzerinizde taşıdığınız iki saat; cep telefonunuz ve smartwatch'unuz kapalı oluyor.
  • Başka bir cihazın şarj kablosunu kullanmanızın imkanı yok. Çok alengirli bir kablosu var. Kabloyu kaybederseniz kablo Türkiye'de satılmadığından smartwatch'u kullanamazsınız. Belki bir yedek şarj kablosu almak iyi fikir olabilir (17$).
  • Saatin kordonu koparsa yine saati kullanamazsınız, renk renk kordonlardan bir tane yedek almak iyi olabilir (21$).
  • Geceleri kapatırsanız şarjı 4-5 gün gittiğinden sürekli şarjını kontrol etmeniz gereken bir cihazınız  ve yanınızda taşımanız gereken bir kablonuz daha oluyor.
  • Smartwatch'tan arama yapabiliyorsunuz, gelen aramayı reddedebiliyorsunuz ama kabul edemiyorsunuz. Çok ucuz bluetooth kulaklıklarda bile yapılabilen bu basit işin saatten yapılamaması kötü.
  • Ekran parlaklığı çok kötü. Havanın aydınlık olduğu bir yaz gününde dışarıda hiç birşey göremezsiniz. Bina içinde oldukça yeterli ama dışında kullanışsız. Elbette daha parlak aydınlatma daha çok şarj harcaması demek olacaktır ama akıllı bir aydınlatma ayarı olabilirmiş. En azından ayarlanabilir olmalıymış parlaklık.
  • Tasarımı bence 150$'lık bir cihaz için çok kötü. Bir önceki nesil ipod nano ile kıyaslanamaz derecede kötü hem de. İkisi çok farklı cihazlar ama tasarım diye de birşey var. Smartwatch'un ikinci nesil ürününün bu olduğuna inanamıyorum gerçekten. Görenler ilk bakışta çok beğeniyorlar ama sürekli kolunuzda taşıdığınız bu cihazın aslında nasıl yapılabileceğini düşünüp duruyorsunuz.
  • En azından kulaklık girişi olsa ve mp3 çalsa çok iyiymiş ama saat kendi başına hiçbirşey yapmadığı için bunu da yapmıyor.

Sonuç:
Cihazı alırken henüz olgunluk dönemine girmemiş bir ürün aldığınızı aklınızda tutun bence. İleride daha yaygın kullanılacak ve çok marifetler eklenmiş olacak bir cihazı ilk aşamalarında kullanacaksınız. Bunun keyfi de var, sevimsiz tarafı da.

Yukarıda üzerinde durmadığım, açık olmayan bir konu varsa sorunuzu yorum olarak bırakın açıklamaya çalışayım.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Nexus 7 tablet alayım mı?

İşin doğrusu 10" bir tabletim olduğundan 7" yeni bir tablete ihtiyacım olup olmadığına emin değildim. Daha önce Blackberry tablet kullanmış ve memnun kalmamıştım (aradan çok zaman geçti belki düzelmiştir bilemiyorum). Android'li bir tablet almak istediğimden güncellemeleri de Google'dan alacak diye düşünerek bir Nexus 7 aldım.

Bu tip cihazları ayrıca kılıflar, çantalar içinde taşımak, kullanmak bana mantıklı gelmiyor. En incesini alayım diye daha fazla ödeyip sonra kalın kılıflar içinde cihazları tuğlaya dönüştürmeyi en azından ekonomik olarak mantıksız buluyorum. Buna rağmen masada kullanmak istediğinizde sürekli elinizde tutmak da kolay olmadığından bir de kılıf aldım. Başkalarında gördüğüm tabletin ön tarafından bantlar geçen kılıflardan birini almadığıma ve kılıfı kapatınca cihazın uykuya geçmesine memnun olduğumu söyleyebilirim. Bir de mikro usb bağlantısı olan klavyeli bir kılıf daha aldım. Klavyesi nasıl çalışacak, bir şey yapmam gerekecek mi diye düşünürken onun takınca çalışması pek güzel oldu. Bu ikinci kılıf tableti alttan ve üstten sıkıca tutuyor olmasına rağmen yanları boş ve buradan kolayca düşebilir, dikkat etmek lazım. Bu iki kılıfı da neredeyse hiç kullanmıyorum asında ;)


Nexus tabletle ilgili sol üst köşesinde bir temassızlık olduğu, dokunmatik ekranında sorunlar olduğunu okumuş olmama rağmen bana ulaşan cihazda bunların hiç biri yok. Bu şansımdan mı kaynaklanıyor yoksa Asus yeni ürettiği cihazlarda bu basit sorunları çözdü mü emin değilim.

Şarj süresi bu tip mobil cihazların temel sorunlarından biri. Nexus 7 oldukça ince olmasına rağmen, kullanıma bağlı olarak 6-10 saat arası kullanılabiliyor. Üzerinde hiç tuş olmamasına alışmak zaman alıyor ama bunun da ayrı bir rahatlığı var.

Bir olumsuz nokta olarak bu tableti tasarlayanların cihazı ellerine alıp hiç müzik dinlememiş olmalarından kaynaklanan ses çıkışının yerini yazmadan geçmek olmaz. Tabletin sesleri size ulaştıran çıkışı tam arkasında. Elinizde tuttuğunuzda ses karşınızdakine doğru gidiyor. Tableti masaya koyduğunuzda ise ses masa ile tablet arasında boğuluyor. Nexus'u tasarlayan arkadaşlar diğer tabletler ve telefonlarda ses çıkışı neden cihazların yan tarafında diye düşünmemişler ve bir saçmalığa imza atmışlar. Sesi kulaklıkla dinlediğinizde çok kaliteli gelmesine rağmen bu acayip durum insanı çıldırtıyor.

Nexus 7 iki farklı disk kapasitesiyle satılıyor: 8GB ve 16 GB. Kapasiteyi arttırmak için herhangi bir kart takılamadığından bulabilirseniz 16gb'lık modeli alın derim. Arada 50$ fark var ama değer bence. Cihazın 3G desteği olmadığını nasılsa okumuşsunuzdur ama ben yine de hatırlatmış olayım.

Cihazın üzerinde bulunan GPS benim gördüğüm ne başarılılardan biri. Bina içinde bile kolayca bağlanması daha önce kullandığım cihazların illa açık hava istemelerinden sonra büyük kolaylık oldu diyebilirim. Elbette gps'in en büyük şarj düşmanı olduğunu hatırlatmak da fayda var.

Sonuç olarak 200$ karşılığında alınabilecek çok başarılı bir cihaz Nexus 7.

yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?

Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...