libreoffice etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
libreoffice etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2018 Cuma

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -11-

Büyük masaüstü ortamlarının Türkçe çeviri oranları hakkında en son bir yıl önce yazdığımdan son durumu tekrar gözden geçirmek istedim. Özgür yazılımlar için genel olarak Türkçe çeviri eksikliğinin kullanıma engel olmayacak durumda olduğunu söylemek mümkün. Bu çevirilerin çok az sayıda gönüllüyle sürdürüldüğünü hatırlatmak isterim. Çeviri oranlarının yüksek olması sanki bu konuda yapılacak bir şey kalmamış izlenimi doğursa da yazılım çevirisi süreklilik isteyen bir alan.

KDE: Geçen yıl %94 olan Türkçe çeviri oranı %82'ye gerilemiş durumda. Uzun yıllar boyunca hiç çevirilmemiş olan yardım içeriği geçen yıl bir atılımla %8 seviyesine ulaşmıştı. Bugün bu oranın %22 olması güzel ama yapılması gereken çok şey var bu konuda.

GNOME: Geçen yıl %99 olan arayüz çevirileri hala %99'da. Aradan geçen bir yılda eklenen her şeyin çevrildiği anlamına geliyor bu. Yardım içeriği hiç çevrilmeden duruyor. Bu konuda enerji ve motivasyon bulmak gerçekten çok zor.

Enlightenment: Geçen yıl %73 olan çeviri oranı %100'e ulaşmış durumda.

XFCE: Geçen yıl tamamı çevrilmiş olan xfce projesinin bugünkü çeviri oranı yine %100 seviyesinde.

LXDE: Geçen yıl olduğu gibi %100 çeviri oranına sahip.

LibreOffice: Özgür ofis paketi olan LibreOffice çevirileri de geçen yılın oranlarına çok yakın. Kullanıcı arayüzü %99, yardım içeriği ise %92 oranında Türkçe kullanılabilir durumda.

Bu çalışmaları sürdürenlerin ellerine sağlık!

4 Aralık 2018 Salı

LibreOffice için Türkçe imla denetimi eklentisi: zemberek-extension

Zemberek-NLP Ahmet A. Akın ve Mehmet D. Akın'ın 10 yıldan uzun zamandır geliştirdikleri bir özgür yazılım projesi. Proje Türkçe için doğal dil işleme araçları içeriyor [1]. Bir dönem Pardus tarafından kullanımı ile çok bilinen bir projeydi ama bir süre hem Pardus sahipsiz kaldı, hem de Zemberek geliştiricileri gönüllü olarak yaptıkları işe bir süre ara verdiler. Zemberek sadece imla denetimi işini yapmıyor olsa da son kullanıcıya en çok ulaştığı yer burası. Özellikle LibreOffice kullanıcılarının imla denetimi yaptırabilmeleri ciddi bir ihtiyaç.

Zemberek-NLP bu yıl içinde yeniden geliştirilmeye başlandı. Uzun yıllardır el değmemiş olan LibreOffice eklentisi de baştan hazırlandı [2]. Eklentiyi hazırlama kısmında Okan Özdemir ve Talha Kanyılmaz da çalıştılar. Eklenti henüz ilk sürümünde olduğundan hatalar içerebilir. Deneyip geri bildirimde bulunulursa çok iyi olur. Kurulum ve diğer konular için eklentinin sayfasına bakılabilir.


[1] https://zembereknlp.blogspot.com
[2] https://github.com/COMU/zemberek-extension

1 Ekim 2017 Pazar

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -10-

Dönem dönem düşen masaüstü ortamlarının çeviri oranlarının çok yükseldiği bir zamanda yazabildiğim için mutluyum. Aşağıdaki rakamlara bakınca bir GNU/Linux dağıtımı kullanmanın önündeki (eğer varsa) engellerden birinin yerelleştirme olmadığını rahatça söyleyebiliriz sanırım.

KDE: Geçen yıl %81 olan KDE çeviri oranı büyük bir artış göstererek %94 seviyesine çıktı. Daha önce neredeyse hiç çevirisi olmayan yardım içeriğinin de %8'i Türkçeye çevrildi. Çok yakında daha yükseğe çıkacağını tahmin ediyorum. KDE'nin en çok yerelleştirildiği 12. dil Türkçe.

GNOME: Geçen yıl %90 olan çeviri oranı %99'a yükseldi. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmeden duruyor.

Enlightenment: Geçen yıl %74 olan çeviri oranı %73'e geriledi.

XFCE: Xfce web sayfası da dahil olmak üzere %100 çeviri oranına sahip.

LXDE: Lxde projesinde yer alan bütün yazılımlar %100 Türkçe çevirisine sahip.

LibreOffice: Özgür ofis paketi LibreOffice'de çeviri durumu çok iyi. Bütün sürümlerin arayüzleri %100 Türkçe'ye çevrilmiş durumda. Yardım içerikleri de %99 civarında yerelleştirildi.

Çevirmenlerin ve onlara destek olanların eline sağlık!

9 Mart 2017 Perşembe

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz' soruları sonunda 'neden her şeyi baştan yazmıyoruz' sorusuna hızlıca dönüşüyordu.

Öncelikle şunlarda anlaşalım: Kamunun kaynaklarını kullanarak geliştirilen bütün yazılımlar kamunun malı olmalı yani birer özgür yazılım olarak lisanslanmalıdır. Bu yazılımlar bizim sağlayacağımız imkanlarla ortaya çıkacağından sonuçta sahipli yazılımlar olması son derece mantıksız bir iş olacaktır. İkinci olarak eğer ülke olarak ihtiyacımız olan bir yazılım varsa ve böyle bir özgür yazılım yoksa elbette onu baştan yazmak ve özgür yazılım yapmak temel hedefimiz olmalıdır.

Cilalı taş devrine geri dönüp mevcut her şeyi baştan kendimiz keşfetmeye çalışamayacağımıza göre kullandığımız şeyleri yurt içinde üretmek için elimizde kriterler olmalı. Bence bu kriterler için aşağıdaki sorular yol gösterecektir: a) Yazılımı kullanmak için yurt dışına kaynak aktarmamız gerekiyor mu? b) Yazılım üzerinde değişiklik yapmak için yurt dışına bağımlı mıyız? c) Yazılım bazı ihtiyaçlarımızı karşılamıyorsa onun üzerinde değişiklik yapıp kullanmak yerine baştan yazmak daha mı ekonomik olacak? d) Yazılımın ne yaptığından emin miyiz? Yani güvenlikle, gizlilikle, mahremiyetle ilgili kaygılarımız var mı? e) Bu baştan yazma işine nereye kadar devam edeceğiz?

Konuya bu kriterlerle yaklaştığımızda özgür yazılım yerli yazılımdan beklenen her şeyi fazlasıyla sağlar. Şimdi her madde üzerinde kısaca duralım.

Özgür yazılımları kullanmak için yurt dışına kaynak aktarmak gerekmez.

Özgür yazılımların sıfırıncı şartı onları istenilen amaç için kullanabilmemizi garanti altına alır. Yani bir özgür yazılımı ister ev kullanıcısı, isterse ticari kullanıcı ayrıca kimseden izin almadan istediği gibi kullanabilir. Her kullanıcının temel ihtiyaçlarından biri olan ofis paketi için tercihimizi MS Ofis olarak kullandığımızda ülke olarak zaten zorluklarla ürettiğimiz değerleri yurt dışına aktarmış olurken, LibreOffice kullanırsak yurt dışına tek kuruş kaynak aktarmamış oluruz. Benzer şekilde işletim sistemi olarak bir GNU/Linux dağıtımı kullandığımızda onu sanki kendimiz yazmışız gibi özgürce kullanabiliriz. Ülke olarak petrol ve doğalgaz gibi zenginliklere sahip olmadığımızdan bir yazılımın lisans bedelini ödeyebilmemiz için karşılığında vermemiz gereken kaynakları yurt içinde kullanmak hem istihdamı arttıracak hem de üreten bir ülke olmamızı sağlayacaktır. Konuya yurt dışına aktarılan para açısından baktığımızda özgür yazılımlarla yerli yazılımlar arasında bir fark olmadığı görülecektir.

Özgür yazılımları geliştirmek için yurt dışına bağımlı değiliz.

Her yazılımın hataları ve eksikleri olur, bu yazılımın doğasında olan bir şeydir. Özgür yazılımlar kaynak kodlarıyla birlikte dağıtıldıklarından eğer ülke olarak ihtiyacımızı karşılamayan yerleri varsa bunu yazılım geliştiricilerimiz bu yazılımların kaynaklarına ekleyebilecek, mevcut hatalarını giderebileceklerdir. Ülke olarak yerli ofis paketi yazmak için baştan başlamak yerine LibreOffice'in 30 yıllık çalışmasını kullanıp ona eklemeler yapmak kesinlikle çok daha anlamlı olacaktır. Bir işletim sistemini baştan yazmanın ne kadar büyük bir iş olacağını daha sonraki maddelerde açıklamaya çalışacağım ama şu kadarını söylemeden geçmeyeyim böyle sonu gelmeyecek bir projeye kamunun kaynaklarını aktarmak yerine bir GNU/Linux dağıtımının eksikliklerini gidermeye ve ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek hale getirmeye çalışmak karşılaştırılamayacak kadar verimli bir çalışma olacaktır. Ülkemizde mevcut yazılımlara kod ekleyebilecek kalitede yazılımcı kaynağı olduğuna ben eminim ama zaten eğer bu yoksa baştan da yazamayız o yazılımları. Konuya yazılımın geliştirilmesi açısından bakıldığında özgür yazılımlar yurt içinde geliştirilen yazılımlardan daha hızlı geliştirilen yazılımlar olarak karşımıza çıkarlar çünkü dünyanın geri kalanının emeğini de kullanmamıza imkan verirler.

Özgür yazılımları kullanmak yazılımı baştan yazmaktan çok daha ekonomiktir.

Yazılımların tek maliyetleri kod yazımı süresince geliştiricilerin fonlanması değildir. Bunun haricinde yazılımın analizi, tasarımı, test edilmesi gibi süreçler de çok önemli bilgi birikimi gerektiren ve zaman alan süreçlerdir. Ülke olarak bir veritabanı yazılımına ihtiyacımız olduğunda postgresql (veya bir başka özgür veritabanı) kullanmak yerine onu baştan yazalım dersek postgresql'in gelişimi için harcanmış 20 yıllık emeği bir kenara koyacağımız gibi onu bu sürede çalıştırmış ve test etmiş yüz binlerce kullanıcının emeğinden de faydalanamamış oluruz. Postgresql bütün kaynak kodlarıyla kendimiz yazmışız gibi kullanabileceğimiz, özgürce geliştirme yapabileceğimiz ve dünyanın geri kalanının onun üzerine yapacağı geliştirmelerden de faydalanabileceğimiz bir veritabanı iken bunu elimizin tersiyle bir kenara itip en baştan başlamak bizi sadece 20 yıl geri götürmez, aynı zamanda kendi emeğimizi de boşa harcamamıza neden olur. Konuya sadece ekonomik olarak baktığımızda bile özgür yazılımlar en az yerli yazılımlar kadar (çoğu durumda daha fazla) ekonomik fayda sağlarlar.

Özgür yazılımların ne yaptıklarını kontrol edebiliriz.

Özgür yazılımlar kaynak kodlarıyla birlikte dağıtıldıklarından iddia ettikleri işlevlerin yanında başka işler yapıp yapmadıklarına bakabiliriz. Bunu elbette hepimiz yapamayız ama hem biz bir grup geliştirici kaynağını bu alana ayırıp baktırabiliriz hem de dünyanın geri kalanının da aynı kodlara bakmasından faydalanabiliriz. Yani ülke olarak lisans bedelinin karşılığını madenlerden çıkardıklarımızla, tarlalarda ürettiklerimizle, denizcilikten elde ettiklerimizle ödemeyi göze alsak bile tam olarak neler yaptığını asla bilemeyeceğimiz kapalı kaynak kodlu, sahipli yazılımlar yerine özgür yazılımlar kullandığımızda tedirgin olabileceğimiz güvenlik, gizlilik, mahremiyet gibi bütün konular üzerinde ihtiyacımız olduğu kadar çalışabiliriz. Bir özgür yazılımı yurt içinde geliştirmiş olmakla insanlığın ortak malı olan bir özgür yazılımı kullanmak arasında bu açıdan hiçbir fark bulunmaz.

Mevcut özgür yazılımları kullanmak yerine her şeyi baştan yazmak gerçekleştirilemez bir hedeftir.

Elbette en formal tanımı bu değil ama bilgisayar yazılımı dediğimiz şeyin bir algoritmanın gerçeklenmiş hali olduğunu unutmayalım. Bu algoritmalar da insanlığın ortak malıdır. Sadece bu topraklar üzerinde yaşayanlar tarafından geliştirilmedi diye bir özgür yazılımı kullanmak yerine onu baştan yazmayı tercih etmek demek aslında yeni bir algoritma geliştirmeyeceksek aynı işi en baştan yapmak demektir. Bunun karşılığında elde edeceğimiz fayda da çoğunlukla sıfıra yakın olacaktır. Eğer algoritmaları da baştan yazmaya kalkarsak bu yolun sonunun cilalı taş devrine gideceği çok açık olmalı herkes için çünkü bilgilerini kullandığımız Newton Çorumlu olmadığı gibi, Amper de Yozgatlı değil. Aklı başında kimsenin insanlığın bütün bilgilerini yeniden biz üretmeliyiz demeyeceğini tahmin ediyorum.

Ayrıca bir yazılımı bu ülkede geliştirilmedi diye baştan yazmaya kalktığımızda nerede duracağız sorusu da cevaplanması gereken bir soru. Örneğin kendi işletim sistemi çekirdeğimizi bu nedenle baştan yazmaya kalktığımızda hangi programlama dilini kullanacağız. Malum hiçbirini biz geliştirmedik. O zaman önce bir programlama dili geliştirelim dersek bu defa da onun için bir editör yazmak gerekecek. Elbette yazdığımız kodları derleyecek bir derleyici ve onun ailesini de yazmak kendi başına ofis paketi yazmaktan çok daha büyük bir emek isteyecek. Peki bu derleyiciyi hangi kabuk üzerinde çalıştıracağız? Demek ki bir de kabuk yazmak gerekecek. Bu konuyu sonuna götürdüğümüzde varacağımız yer cilalı taş devri olacaktır maalesef. Bizi bu noktaya getiren ise bir özgür yazılımı sadece biz geliştirmedik diyerek baştan yazma isteği oldu.

Özgür yazılımlar hangi açıdan bakarsak bakalım bizden biri yazmış gibi kullanabileceğimiz, geliştirebileceğimiz yazılımlardır.

15 Şubat 2017 Çarşamba

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -9-

Aynı başlıkla dokuzuncu yazıyı yazmak biraz garip ama son yazıyı yazalı neredeyse bir yıl geçmiş diyerek bir durum tespiti yapayım yine. Aradan geçen bu sürede neredeyse kimseyi çeviri çalışmalarına çekemedik. Hiçbir kurum, şirket bu çalışmalara destek olmak için adım atmadı. Aşağıda bahsedeceğim büyük özgür yazılım projelerini neredeyse bütün GNU/Linux kullanıcıları kullanıyor ama kimse çevirmediği gibi çevirenlere de destek olmuyor. Bu projeleri çevirenlerin sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Sahipli yazılımlar yerine özgür yazılımların kullanılması bizim camiadaki herkesin dileği. İngilizce bilmeyen kullanıcıların kendi dilinde olmayan bir yazılımı kullanamayacağı da herkesin malumu. Ülkemizde devlet kurumlarında ve özel firmalarda özgür yazılımlar kullanılsın istiyoruz ama bu yazılımlar nasıl Türkçe konuşacak diye neredeyse kimse düşünmüyor. Bu yazılımları bir avuç gönüllünün çevirdiği göz ardı ediliyor hep.

Bir kere şunda anlaşalım istiyorum: özgür yazılımların çevirileri bu işi yapan gönüllülerin sorumluluğu değil. Biz bu işi gönüllü olarak yapıyoruz. Yarın yapmayabiliriz. Çeviri yapmayı bıraksak ülkede neredeyse kimse çeviri durumlarını takip etmediği için ancak kullanıcı şikayetlerinden fark edilecek kadar sahipsiz durumda bu konu. MS Ofis yerine LibreOffice, Photoshop yerine Gimp kullanın demek kolay ama nasıl kullanacak insanlar bunları diye düşününce bunun kendiliğinden olmadığını fark etmek gerekiyor.

Aslında bunları bir umutla yazmıyorum. Seneye yine bu konuda yazarsam durumun değişmeyeceğini de biliyorum. Şimdi rakamlara geçelim:

KDE: Geçen yıl %95 olan KDE çeviri oranı %81'e düşmüş durumda. Yardım içeriği ise hiç çevrilmedi.

GNOME: Geçen yıl %96 olan çeviri oranı %90'a geriledi. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmeden duruyor.

Enlightenment: Geçen yıl %78 olan çeviri oranı %74'e geriledi.

XFCE: Geçen yıl tamamen yerelleştirildi diye yazdığım xfce %99 çeviri oranına sahip.

LibreOffice: Geçen yıl hem arayüzü hem de yardım içeriği tamamen yerelleştirilmiş olan LibreOffice'de durum kötüye gidiyor. Arayüz benim şahsi çabamla neredeyse tamamen çevrildi ama yardım içeriğinde 55496 kelime çevrilmeyi bekliyor. Bu LibreOffice'in yeni sürümünde eklenen özelliklerin hiçbirinin yardım içeriği Türkçeye çevrilmedi demek. Elbette yeni sürümde düzeltilen, geliştirilen konuların da yardım içerikleri çevrilmeden duruyor. İşin ilginç yanı bunu biz çevirmenler haricinde önemseyen de yok.

OpenOffice: Zor zamanlardan geçen OpenOffice'e yeni bir şey eklenmemesine rağmen Burak Yavuz'un gayretleriyle arayüzü %100 Türkçe kullanılabilir durumda ama yardım içeriğinden 277297 kelime çevrilmeyi bekliyor. Bu sadece Burak Yavuz'un sorunu gibi davranıyoruz maalesef.

Listeyi uzatmak mümkün ama derdimi anlatabildiğimi düşünüyorum. Özgür yazılım çevirileri sadece biz çevirmenlerin sorumluluğu değil.

11 Mart 2016 Cuma

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -8-

Arada bir durum tespiti yapmak ve bir avuç gönüllüyle yürütülen büyük özgür yazılım projelerinin çevirilerinin ne durumda olduklarını görmek iyi oluyor diye düşünüyorum. Bu yazılarla neredeyse kimseyi çekebildiğimiz yok ama en azından haber vermiş oluyoruz ;)

KDE: geçen yıl kde4 için %90, kde5 için ise %88 oranında olan çeviriler şimdi kde4 için %95, kde5 için %94 oranına yükselmiş durumda. Yardım içeriği çeviri oranı ise maalesef %7.

GNOME: geçen yıl %93 olan çeviri oranı şimdi %96 seviyesinde. Bu kadar büyük bir masaüstü ortamının çevirisinin bu sevilerde olması elbette çok büyük emek istiyor. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmemiş durumda.

LXDE: böyle bir masaüstü ortamının çeviri için kullandığı sunucunun sorunlarını bir yılı aşkın zamandır çözememiş olması inanılmaz bir durum. İşin garibi çeviri ekipleri hala ümidini kaybetmemiş durumda. LXDE'ye son bir yıldır eklenen hiç bir şey çevrilemedi maalesef.

Enlightenment: çeviri oranı %78'de idi ve hala aynı durumda. Aslında çevirilecek metinler çok fazla olmamasına rağmen çeviri için çok az kişinin uğraşması yüzünden tamamlanamıyor.

XFCE: çevirisi neredeyse tamamlandı diye yazdığım xfce çevirileri %100'e ulaşmış durumda. XFCE'nin tamamen çevrildiği 10 dilden biri Türkçe.

LibreOffice: en büyük özgür yazılım ofis paketi olan LibreOffice arayüz ve Yardım içerikleri %100 iken çok hızlı geliştirilen bir yazılım olması ve biz çeviri ekibinin tempoyu aksatmamız yüzünden arayüzü %100'de tutmuş olmamıza rağmen yardım içeriğinde %84 seviyesine gerilemiş durumda. Bir sonraki yazıya kadar yine %100 olur diye umuyorum.

OpenOffice: Apache OpenOffice için neredeyse tek başına çalışan Burak Yavuz arayüz çevirisini %100, yardım içeriğini ise %37 seviyesinde tutmaya devam ediyor. LibreOffice ile karşılaştırılabilecek bir yoğunluğu olmadığını da eklemek lazım elbette.

Calibre: en önemli e-kitap yönetimi aracı olan calibre %97 oranında Türkçeleştirilmiş durumda. Bu çeviri oranıyla calibre'nin en çok çevrildiği dördüncü dil Türkçe oluyor.

27 Şubat 2016 Cumartesi

LibreOffice Ankara HackFest


Çanakkale'deki LibreOffice için yürütülen çalışmalar geliştirici ekibin de dikkatini çekti ve onların önerisiyle 30 Nisan - 1 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara'da ULAKBİM'in ev sahipliğinde bir hackfest düzenlenecek. Yurtdışından gelecek üç geliştirici ile LibreOffice geliştirmesiyle ilgilenenlerin katılabileceği bu etkinliğe katılmak isteyenlerin daha önce Aydın'da düzenlediğimiz çalışma atölyesi ile ilgili yazdıklarımızı okumaları iyi olabilir. Bu etkinliğin diğerinden farkı iletişimin İngilizce yapılacak olması. Diğer hackfestler gibi bunda da katılımcıların kodlama yapacakları, kritik noktaları danışabilecekleri geliştiricilerin bulunacağı bir etkinlik olacak.

Bu etkinliği mevcut çalışmalarımıza hız kazandırmak için bir fırsat olarak görürken yeni katkıcıları da aramızda görmek istiyoruz.

9 Şubat 2016 Salı

Akademik Bilişim 2016'nın ardından

Her yıl başka bir şehirde düzenlenen Akademik Bilişim Konferanslarının 18.sini bu yıl Aydın'da düzenledik. Konferansı her yıl başka bir şehirde düzenlemenin iyi tarafı Anadolunun yeni bir şehrinde bilişim fırtınası estirmeye çalışmak oluyor. Konferans öncesi dört günlük kurslara 1500'e yakın kursiyer ve eğitmenin katıldığını ve konferansa da 4000'e yakın kişinin ziyaret ettiğini düşününce etkinliğin boyutları ve etkisi daha kolay gözünüzde canlanacaktır. Bu büyüklükte konferanslar üniversitelerde pek az düzenlendiğinden yerel organizasyonlar için oldukça zorlayıcı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aslında düzenleyici ekip olarak bizim de her yıl daha önce karşılaşmadığımız büyüklükte bir konferansa dönüştü Akademik Bilişim. Ard arda on birinci defa katıldığım konferans her yıl bir öncekinden büyük ölçekli hale geliyor.


Bundan önceki yıllarda her şey çok güzeldi diyerek nasıl alkışları kabul etmişsek bu yıl çözemediğimiz konular için de durumu kabullenmeli ve eleştirilere açık olmalıyız. Konferans öncesi kurslar süresince çözmekte zorlandığımız elektrik ve internet bağlantısı sorunları olmamalıydı. Bunu seneye yaşamamak için önlemleri almayı planlıyoruz ama bu yıl olanlar için bir mazeret değil elbette bu. Bu 42 sınıfta kurslar için özveriyle çalışan 100'den fazla eğitmen ve 1500 kadar kursiyer için daha iyi koşullar hazırlayabilmemiz gerekirdi. Bütün gayretimize rağmen çözemediğimiz sorunlar için özür diliyorum.

Konferansa katılım benim daha önce görmediğim yoğunluktaydı. Çoğu zaman karşılaştığımız konuşmaları dinleyenlerin az olduğu, civarda gezen insan sayısının fazla olduğu bir konferans olmadı bu yıl. Neredeyse bütün salonların tamamının dolu olduğu ve dinleyicilerin çok ilgili oldukları bir konferans oldu. Bence mutluluk verici bir gelişme olarak kayda geçmeli bu durum.

Mezunlar ve halen öğrenci olanlarla birlikte 20 kadar öğrencimin konferans öncesi kurslarda bulunması, bunun her yıl devam eden bir gelenek haline gelmesi en çok mutlu olduğum konuların başında geliyor. Artık kursların birer parçası olan Kaan Özdincer, Mesutcan Kurt , Engin Manap , Alper Tekinalp ve Serdar Yiğit'e emekleri için teşekkürlerimi yazıyorum.

Her ne kadar bir kısmını eğitmen olarak yazmış olsalar bile 12 öğrencimin (Gülşah Köse, Sedat Ak, Aybüke Özdemir, Berk Güreken, İrem Şendur, Kader Tarlan, Feyza Yavuz, Kerem Hallaç, Yeliz Taneroğlu, Ayşe Melike Yurtoğlu, Faruk Uzun ve Burçin Akalın) LibreOffice Geliştirme Atöylesi adıyla 4 günlük bir ortak üretim çalışmasında bulunmaları ve aralarına yeni katılımcılar çekmeleri bundan sonra yapacakları bir çok etkinliğin kapısını açtı. Hepsiyle gurur duyduğumu bir kere de buradan yazmış olayım.

Kursların kayıtlarının alınması, kursiyerlerin tercihlerini yapmaları, eğitmenlerin onaylama işlemlerini yapmaları gibi konuları bu yıla kadar eposta ile yapıyorduk. Bu yıl Özge Barbaros ve Ahmet Can Kepenek 'in özverili çalışmalarıyla hazırladıkları yazılımı kullandık. Gece gündüz demeden her isteği yerine getiren eski çalışma arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum.

Umarım konferansın on dokuzuncusuna da katılıp ardından bir yazı yazabilirim.

2 Ocak 2016 Cumartesi

LibreOffice Online için hata avcılığı

Geçen hafta düzenlediğimiz LibreOffice Android görüntüleyici için hata avcılığı etkinliğinde mevcut hata kaydı sayısını ikiye katladıktan sonra şimdi de henüz geliştirme aşamasında olan LibreOffice Online için 10 Ocak tarihinde benzer bir etkinlik düzenleyelim istiyoruz.


LibreOffice Online sunucu tarafında LibreOffice çalıştırmayı ve tarayıcı ile ona bağlanarak kullanmayı hedefleyen bir ürün. İsteyen burada tarif edildiği gibi sunucu sürümünü kurup deneyebilir. Android için bir apk dosyası hazırlamış olmamıza rağmen tanımadığımız neredeyse kimse hata avcılığına katılmadığı için sunucu sürümünü denemeniz için oldukça uzun sayılabilecek adımları takip etmenizi beklemeyeceğiz. Bu etkinlik için bir sunucu kurup denemek isteyenlere birer hesap açacağız.

LibreOffice'in bu heyecan verici ürününü deneyerek karşılaştığınız hataları ve iyileştirme isteklerinizi bugzilla'ya girmek isterseniz bana eposta göndermeniz yeterli olacak.

27 Aralık 2015 Pazar

LibreOffice Android Görüntüleyicisi için hata avcılığı

Bir yazılım projesine verilebilecek en önemli desteklerden biri de hata raporlamak. Geliştiriciler her ne kadar yazılımı testlerden geçirseler de bunu ancak sınırlı sayıda donanımla ve sistemle yapabiliyorlar. Hata raporlamak için bir programlama bilgisine sahip olmak gerekmemesi onu tüm kullanıcılar tarafından yapılabilir bir şey haline getiriyor. Raporlanacak şey bir yazılımı kullanırken karşılaşılan bir hata olabileceği gibi, yazılımın bir parçasının davranışında beklenen bir değişiklik veya yazılımla ilgili bir yenilik önerisi de olabilir.

Bu yıl Çanakkalede bir grubun LibreOffice geliştiricisi olmak için çalıştığını daha önce yazmıştım. Bu ekip 29 Aralık saat 13:00'da LibreOffice Android Görüntüleyici sürümü için bir hata avcılığı etkinliği düzenleyecek. LibreOffice Windows, MacOS ve GNU/Linux üzerinde belge oluşturmak için kullanılabilirken Android üzerinde sadece belge görüntüleyici olarak çalışıyor. Bu ürünün mümkün olduğunca az hatayla ve çok özellikle çalışabilmesi için hata kaydı girilmesinin önemi çok büyük.


Eğer siz de Android kullanıyorsanız ve LibreOffice için bir şeyler yaptım demek isterseniz sizi de bekleriz. Elbette hata kaydı girebilmek bu gün ve saatle kısıtlı değil ama birlikte iş yapmanın keyfi de başka ;) Bu tarihten önce Nasıl Hata Kaydı Açılır belgesini okumanız emeklerinizin boşa gitmemesini sağlayacağı gibi çalışmanızın verimini de arttıracaktır. LibreOffice için Android uygulamasını marketten indirmek yerine bizim son halinden oluşturduğumuz geliştirme sürümünü kullanmanızı öneriyoruz.

Bu tarihte protonları çarpıştırmayacaksanız siz de katılın ;)

20 Aralık 2015 Pazar

LibreOffice Geliştirme Atölyesi

İki ay önce Çanakkale'de bir grup bilgisayar mühendisliği öğrencisinin LibreOffice geliştirisi olmak için çalıştıklarını yazmıştım. Bu ekip çalışmalarını Akademik Bilişim Konferansı öncesi kurslarda LibreOffice Geliştirme Atölyesine taşımaya hazırlanıyor. Aşağıya bu kursun sayfasında da okuyabileceğiniz içeriğini taşıyorum. Kursa katılım için 20 kişilik kontenjan olacağından başvuru sayısına göre bir seçme işlemi de uygulanmak zorunda kalınabilir. Gelişmeleri etkinlik sayfasından okuyabileceğiniz gibi bu girdiye eklenen yorumlardan da öğrenebilirsiniz. Kurs başvuruları 2-10 Ocak tarihleri arasında alınacak diye de yazmış olayım.

Bu çalışma ile katılımcıların LibreOffice sürüm takip sistemini, hata takip sistemini ve kod gözden geçirme sistemini ayrıntılarıyla kavramaları ve bunları kullanarak LibreOffice için kod yaması gönderebilecek düzeye gelmelerini, LibreOffice geliştiricileriyle iletişimin kurmanın uygun yollarının öğrenilmelerini ve sonuç olarak LibreOffice bugzillasından olabildiğince çok hata kaydının çözmelerini hedefliyorlar.

Bu kurs bir C++ kursu olmadığından (ab öncesi kurslarda bu isimde bir kurs da var) katılmak isteyenlerin C++ ile kod yazabiliyor ve derleyebiliyor olmaları beklenecek. Katılımcıların git sürüm takip sistemini temel özellikleriyle kullanabiliyor olmaları ve İngilizce okuma yazma konusunda sorunları olmaması da gereklilikler arasında.

Her ne kadar LibreOffice bütün işletim sistemlerinde derlenebiliyor olsa da kurs eğitmenleri bütün geliştirme sürecini GNU/Linux kullanarak yapacaklar. Bütün katılımcılardan yanlarından getirecekleri bilgisayarlara Ubuntu 14.04 (veya üzeri) bir işletim sistemi kurarak gelmeleri beklenecek. Derleme işlemi çok fazla sistem kaynağı gerektirdiğinden sanal makine üzerine yapılan kurulumlar kursu takip etmeyi neredeyse imkansız hale getirecektir. Kurulum sırasında en azından 1gb’lık takas alanının ayrılması derleme sürecinde sorun yaşanmasının önüne geçecektir.

Bütün katılımcıların kurs öncesinde https://www.libreoffice.org/about­us/source­code/ adresinde tarif edildiği gibi LibreOffice kaynak kodunu indirip derlemeleri gerekmektedir. Derleme işlemi bir tam günü alacağından bu işlemi tamamlamamış kursiyerlerin kursu takip etmeleri mümkün olmayacaktır. Katılımcıların derleme işleminde kullanmak üzere KDevelop yazılımını kurup gelmeleri beklenecektir.

14 Ekim 2015 Çarşamba

LibreOffice'in bir parçası olmak

LibreOffice 25 yıllık bir geçmişe sahip dünyanın en büyük özgür yazılım projelerinden biri. 15 yıl önce OpenOffice olarak duyurulan ve 5 yıl önce çatallanan bir ofis paketi olan LibreOffice yaygın etkisi en büyük yazılımlardan biri. GNU/Linux, MacOS ve Windows işletim sistemlerinde çalışabildiğinden kurumların ve kullanıcıların özgür işletim sistemlerine geçişini kolaylaştırabilecek güçlü bir araç. Kurumsal kullanıcıların neredeyse tamamının ofis yazılımı kullandığını düşününce onları bir GNU/Linux işletim sistemine taşıyabilmek için ofis ihtiyaçlarını karşılayabilmek gerekiyor. Bazı durumlarda kullanıcıların bilgisayarlarından daha pahalıya gelen lisans bedelleriyle MS Office kullanmaları yerine tamamen ücretsiz ve özgür olan LibreOffice kullanmaları elbette ülkemiz için de çok önemli.

Yaklaşık 100000 kelimelik bir arayüz ve 450000 kelimelik yardım içeriği benim de içinde olduğum gönüllüler tarafından tamamen Türkçeye çevrilmiş durumda.

Yazılım bu kadar eski ve kapsamlı olunca onun bir parçası olmak biraz zor olsa da süreç oldukça iyi belgelendirilmiş. Geliştirici ekibi de yeni insanları aralarına almak konusunda çok istekli. Hem eposta listelerinden hem de irc'den yardım almak kolayca mümkün. Dünyanın dört bir yanına dağılmış bir geliştirici ekiple birlikte çalışabilmek için önce temel yeterlilikleri kazanmış olmak gerekiyor. Sürüm takip sistemini, hata takip sistemini ve kod gözden geçirme sistemini iyi kullanabilmek geliştirmeye başlayabilmek için şart. Aslında bunları iyi kullanabiliyor olmak sadece LibreOffice özelinde değil herhangi bir yazılım projesinde çalışabilmek için de gerekli. Sadece derleme işlemi bile sıradan bir bilgisayarda 7-8 saat süren bu büyük projenin bir parçası olabilmek sabırlı ve sürekli bir çalışmayı gerektiriyor.

Türkiyeden LibreOffice deposuna yazabilen benim özgür yazılım dünyasından tanıdığım üç arkadaş var: Gökçen Eraslan , Efe Gürkan Yalaman ve Gülşah Köse.

Bu yıl çok yoğun bir çalışma sürecinin ardından 10 öğrencimin LibreOffice deposuna yazabilecek hale gelmesini hedefliyoruz. Bu süreç için geliştirici ekibin önerdiği yolu takip ediyoruz. Geliştirme ortamının hazırlandıktan sonra sürüm ve hata takip sistemleriyle kod gözden geçirme sistemini doğru kullanabildiğinizi göstermek için kolay hatalardan birini çözmeniz gerekiyor. Bu hatalardan bazıları kod temizleme gibi işler ama süreçte öğrenilecek şeyler var. Birlikte çalıştığımız ekibin tamamı bu ilk aşamayı geçti. Şimdi Daha İlginç olarak sınıflandırılmış hatalar üzerinde çalışıyorlar. Bir ülkeden böyle yoğun bir çalışma isteğinin gelmesi Document Foundation tarafından da şimdiden ilgi çekti. Eminim süreç içerisinde buradan yazacağım daha güzel haberler de olacak.

Velhasıl önümüzdeki eğitim yılı bittiğinde Sedat Ak, Aybüke Özdemir,, Berk Güreken Kerem Hallaç, Kader Tarlan, İrem Şendur, Feyza Yavuz, Yeliz Taneroğlu, Ayşe Melike Yurtoğlu çokça hata çözmüş ve bundan sonra hem hata çözebilecek hem de iyileştirme yapabilecek duruma gelmiş olacaklar.

Böyle büyük bir hedefe eskiden birlikte çalıştığım arkadaşların neler yapabildiğini gördüğüm için cesaret edebiliyorum elbette. Buradan birlikte çalışmış olmaktan gurur duyduğum arkadaşlarıma teşekkürlerimi ve sevgilerimi yazıyorum.

1 Haziran 2015 Pazartesi

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -7-

Yazılım çevirisi işi büyük bir süreklilik gerektiriyor. Belge çevirmeye pek benzemiyor. Belgedeki gibi bütün anlam bütünlüğü elinizde olmadığı gibi bazı yazılımlar da çevirilecek bütün diller İngilizce'nin yapısına uygunmuş gibi hazırlanmış oluyor. Velhasıl sıkıcı, yorucu ve bitmeyen bir iş. Tam bitirdim diye düşünürken bir süre bakmayınca çeviri oranlarının düştüğünü görmek mümkün oluyor.

Birincisini 2011'de yazdığım bu yazıların yeni sürümünde 2015'te ne durumdayız bakalım istiyorum. Bugüne kadar yazdığım yazıların en iyimser olanını okuyacaksınız.

KDE: geçen yıl %84 olan çeviri oranı bu yıl kde4 için %90, 5 için ise %88 oranına yükselmiş durumda. Benim de içinde bulunduğum bir ekip kde çevirileri işini bazı bileşenler haricinde tamamlamış durumda. Yardım içeriği ise maalesef %8.
GNOME: geçen yıl %75 olan çeviri oranı %93'e yükseldi. KDE gibi çok büyük bir masaüstü projesi olan gnome'u bu seviyeye getirmek gerçekten büyük emek işi. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmemiş durumda.
LXDE: çevirmenlerini çıldırtmak pahasına çok uzun süredir çeviri sistemini oturtamamış olsa da çeviri oranı geçen yıl olduğu gibi %100.
Enlightenment: geçen yıl %90 olan çeviri oranı %78'e gerilemiş durumda.
XFCE: geçen yıl %98 olan çeviri oranı yeni çeviriler eklenmesine rağmen web sayfası hariç %100'e ulaşmış durumda.
LibreOffice: en büyük özgür yazılım ofis paketi olan libreoffice için geçen yıl %96 ve %99 olan arayüz ve yardım içerikleri bu yıl hem 4.4 sürümü için hem de henüz çıkmamış 5 serisi için %100'e ulaştı.
OpenOffice: Apache OpenOffice için neredeyse tek başına çalışan Burak Yavuz'un gayretiyle arayüz çevirisi %100, yardım içeriği ise %37 seviyesinde. Tek başına yaptığı bu çalışma gerçekten büyük övgüyü hakediyor.
Calibre: en önemli e-kitap yönetimi araçlarından biri olan calibre'nin çevirisi bir kaç ay öncesine kadar çok düşük seviyelerdeyken benim de içinde olduğum bir grubun çabalarıyla %94 oranına ulaştı. Bu calibre'nin en çok çevrildiği üçüncü dilin Türkçe olduğu anlamına geliyor. Çok kısa süre sonra bu çevirinin tamamlanacağını söyleyebilirim.

Böyle sadece oranlar olunca yapılan işin büyüklüğünü görmek zor oluyordur eminim. Sadece LibreOffice için yapılan çeviri miktarının yaklaşık 550.000 kelime olduğunu ve oturup beşyüzelli bine kadar saymanın bile nasıl zahmetli ve sıkıcı olabileceğini bir düşünün isterim.

12 Mart 2015 Perşembe

11. BİLMÖK'ün ardından

Bilmök'ü ilk 2010'da Mete Bilgin, Metin Akdere ve Meltem Parmaksız 'ın yaptıkları harika sunumla duymuştum (bu sunum hakkında bakınız Bahadır Kandemir 'in pek güzel yazısı). O zaman sonraki bilmök'ler için tavsiyeler yazmıştım, neredeyse hepsini hala seneye Urfa'da düzenlenecek bilmök için önerebilirim (nasılsa dinleyen yok istediğini öner diyenlere hak veriyorum).

Bence bilmök'lerin temel sorunu organizasyonu düzenleyen öğrencilerin kendilerini konuşmacı olmaya değer görmemeleri. Üç gün süren etkinlikte konuşan öğrenci sayısı bir elin parmakları kadar bile değildi. Konuşmaların çoğu ders niteliğindeydi. Zaten hepsi bilgisayar mühendisliği öğrencisi olan bu büyük kalabalığı bir salona toplayıp ders gibi sunumlar dinletmek yerine etkileşimli bir etkinlik yapılsa daha iyi olurdu diye düşünüyorum (sanki ne düşündüğünü umursayan mı var derseniz onda da haklısınız).

Etkinliğin ilk gününde özgür yazılım hareketinin başlatıcısı Stallman vardı. Stallman 30 yıl önce dünyaya karşı bir savaş açmış ve bu savaşı kazanmış bir büyük adam olduğunun bilinciyle ve özgüveniyle konuştu. Bu etkinlikten bir hafta önce sabancı üniversitesinde de dinlemiş olmama rağmen tekrar dinlemekten büyük mutluluk duydum. Anlattıkları hep bildiğimiz şeylerdi ama çok sağlam argümanlarla destekleyerek konuştu.



Üçüncü gün bu yıl birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan Gülşah Köse LibreOffice sunumlarını Pebble ile yönetmek için hazırladığı pebble-remote uygulaması özelinden yola çıkarak özgür yazılım dünyasına nasıl dahil olunacağını kendi tecrübeleriyle anlattı. Tam da bilgisayar mühendisliği öğrencileri kongresinde böyle sunumlar olmalı dediğim gibi bir sunum oldu. Başlarda biraz heyecanlı olsa da bilgisayar mühendisliği öğrencisi bir genç kadının neler yapabileceğini göstermesi açısından çok başarılı bir örnek olarak konuştu.



Günün son oturumu ise bilişim sektöründe kadın olmak paneliydi. BMO'nun bir önceki başkanı Gölay Şakiroğulları, Gülşah Köse ve Zinnur Yesilyurt 'un konuştukları panel benim bu konuda dinlediğim en başarılı paneldi. Gölay hanım 30 yıllık tecrübesiyle konuşmasını çok ikna edici argümanlara dayandırarak konuştu. Yeni mezun olmasına rağmen Zinnur kadınların sektörde karşılaşılabilecekleri durumlardan bahsetti. Gülşah ağırlıklı olarak özgür yazılım dünyasının sadece kadınlara değil ırka, cinsiyete, dini inanca karşı bir ayrımcılık yapmadığını anlattı.


Bütün katılımcılarla özveriyle ilgilenen yerel organizasyon komitesine tekrar teşekkür ediyorum. Gülşah'a da kendisiyle gurur duyduğumu buradan da yazmış olayım.

1 Ocak 2015 Perşembe

LibreOffice Impress sunumlarınızı Pebble ile uzaktan yönetin

Neredeyse iki yıl önce LibreOffice Impress sunumlarınızı Android telefonunuzla nasıl uzaktan yönetebilirsiniz diye yazmıştım. Bu halen çok kullanışlı bir yöntem olmasına rağmen sunumları kol saatimizden yönetmek de eminim çok kişinin hoşuna gidecektir. Bir yılı aşkın süredir pebble kullandığımızdan bu uygulama onun üzerinde hazırlandı.



Uygulamayı geliştiren Gülşah bununla ilgili bir blog yazmıştı ama aradan geçen bir haftada yazılım daha kolay kurulabilir ve kullanılabilir hale geldi. Takip edilecek adımlar şöyle:
  • Pebble aygıtlarla sadece bluetooth üzerinden haberleşebildiğinden bilgisayarınızla eşleştirmeniz gerekiyor. Bu işletim sistemine ve kullandığınız masaüstü ortamına göre değişiklik gösterdiğinden burada anlatmak gereksiz ama herhangi bir bluetooth aygıt gibi eşleştiriliyor.
  • pebble-remote uygulamasını kurmadan önce bağımlılıklarını kuralım. Gülşah uygulama için bir depo oluşturduğunda buna da gerek kalmayacak.
    • $ sudo apt-get install python-dev libopenobex1-dev python-tk python-lightblue python-pexpect xdotool python-bluez bluez-tools
    • Uygulama pebble için hazırlanmış lightblue kitaplığını kullandığından onu github deposundan indirip kurmak gerekiyor. Kurulumu için buraya bakabilirsiniz.
  • Artık pebble-remote uygulamasını kurabiliriz. Uygulamanın deb paketini buradan indirip kurabilirsiniz. Çok yakın zamanda rpm paketini de hazır olacaktır.
  • Kurulum tamamlandığında konsoldan aşağıdaki komutla sunumunuzu başlatıp pebble'ınızın müzik uygulamasından yukarı ve aşağı tuşlarını kullanarak sunumda sayfalar arasında gezinebilirsiniz.
    • $ pebble-remote ~/kirkiki.odp
Pebble kullanıcılarından gelecek geri bildirimlerle uygulamaya ihtiyaç duyulan ne varsa eklenebilir.

Kendinden sonrakilere örnek göstereceğim bir çalışma arkadaşı olan Gülşah eminim bundan sonra daha sıkı çalışıp özgür yazılım camiasında daha çok iş yapacaktır.

11 Temmuz 2014 Cuma

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -6-

Malum yazılım çevirisi hiç bitmeyen bir süreç. Tamamen gönüllülerce sürdürülen bu işin yaygın etkisi çok ama sürdürülmesi oldukça güç. Özellikle aktif olarak geliştirilen yazılımlarda bir seviyeye getirilen çeviri oranı eğer güncellenmezse hızlıca aşağılara düşebiliyor.

Son bir yıldır çok az vakit ayırabildim çeviri işine. Neyse lafı uzatmayayım, masaüstü ortamları çevirilerde durumumuz şöyle:

KDE: Geçen yıl %84 olan çeviri oranı aynı yerde yine %84,
GNOME: Geçen yıl %80 olan çeviri oranı %75 civarında,
LXDE: Geçen yıl %89'a düştüğünü yazdığım çeviri oranı yeniden %100,
Enlightenment: Aradan geçen bir yılda büyük bir sıçramayla %59'dan %90'a yükselmiş,
Fluxbox: Yeni sürüm çıkarmayan Fluxbox'ta durum aynı %100,
XFCE: Bu yıl çok çalışan ekip çeviri oranını %69'dan %98'e çıkarmış.

LibreOffice de yeni sürümü öncesi arayüzde %99.5, yardım içeriğinde ise %96 çeviri oranını yakalamış durumda.

Büyük özverilerle çalışan çeviri ekiplerini tebrik ediyorum. Katkı vermek isteyen herkesi bekleriz.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -5-

Masaüstü ortamlarının Türkçe çeviri durumlarını yazdığım yazıların en kötü durumda olanını okuyorsunuz. Bakmayınca dağ oluyor gerçekten. Bu serinin eski yazılarına [1], [2], [3], [4] adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Çeviri oranlarına geçmeden önce şunda anlaşalım; çeviri çok sıkıcı bir iş. Özellikle yazılım çevirisi. Bir belgeyi çevirirken akıp giden bir anlam bütünlüğü olduğundan sizin yazılanları takip etmeniz çok daha kolay oluyor. Yazılımların menülerini, yardım içeriklerini çevirmek bundan oldukça farklı. Sürekli güncellenen bir içeriği çevirmenlerin de güncel tutacak motivasyonu her zaman bulmaları mümkün olmayabiliyor. Bir çok projenin çevirisi büyük ekiplerle yapılmadığından bireysel çabalar ön planda oluyor. Çevirmenlerin hayatlarındaki iniş çıkışlar çalıştıkları projelerin çeviri yüzdelerini çok hızlı değiştirebiliyor. Bu çevirilerin tamamen gönüllülük esasına göre, bir karşılık beklemeden yapıldığını da hesaba katmak gerekiyor.

Artık Türkçe çeviri oranlarına geçebiliriz:

KDE: Geçen yıl %78 olan Türkçe çeviri oranı %84'e çıkmış.
Gnome: Geçen yıl %88 olan çeviri oranı %80'e düşmüş.
LXDE: Geçen yıl %100 olan çeviri oranı %89'a düşmüş.
Enlightenment: Geçen yıl %100 olan çeviri oranı %59'a düşmüş.
Fluxbox: Geçen yıl %100 olan çeviri oranı yeni sürüm çıkmasına rağmen hala %100.
XFCE: Geçen yıl %100 olan çeviri oranı %69'a düşmüş.

Geçen yıla göre KDE ve Fluxbox haricindeki tüm masaüstlerinde ciddi düşüşler var. Bütün masaüstü ortamaları bir yıl içinde yeni sürümler çıkardılar, çoğu çeviri altyapısını yeniledi. Yazılım canlı olunca çevirisini olduğu yerde bırakmak çeviri oranının aşağıya düşmesine neden oluyor.

Tüm işletim sistemlerinde çalışan sürümleri bulunan ofis paketi olan LibreOffice de ise durum geçen yıla göre çok iyi. Hem arayüz, hem de yardım içeriği neredeyse tamamen Türkçeleştirilmiş durumda. Çok yakın zaman önce 4.1 sürümünü çıkaran LibreOffice'in bu sürümünün çevirisinin yetiştirilmesi önceden olduğu gibi Zeki Bildirici'nin kişisel çabalarıyla oldu.

Yerelleştirmenin önemine inanıyorsanız, biraz da vaktiniz varsa sizi de çeviri ekiplerinden birine bekleriz.

11 Şubat 2013 Pazartesi

LibreOffice Impress sunumlarınızı Android telefonunuzla uzaktan yönetin

Geçen yıl bir GSOC projesi olarak başlayan araç artık kullanılabilir durumda. Uygulama Android işletim sistemine sahip telefonlarınızdan Linux makinelerinizdeki LibreOffice sunumları yönetebilmenizi sağlıyor. Bir özgür yazılım olan ve tamamen Türkçe kullanılabilen bir ofis paketi olan LibreOffice için benim uzun süredir beklediğim bu uygulamayı bu adresten indirebilirsiniz. Yapılandırması ve kullanımı son derece kolay.

Kullandığınız dağıtımın depolarında LibreOffice 4 henüz bulunmuyorsa bu adresten deb ve rpm paketlerini indirmeniz gerekiyor öncelikle. Bu paketlerden çıkan çalıştırılabilir dosyaların /opt dizini altına yerleştirildiğini hatırlamak önemli. LibreOffice'in ilk çalıştırılmasının ardından Araçlar ▸ Seçenekler ▸ LibreOffice Impress ▸ Genel altından aşağıda gördüğünüz gibi Enable Remote Kontrol seçeneğini işaretlemeniz gerekiyor. Bu ayarın etkin olabilmesi için LibreOffice'in yeniden başlatılması gerekiyor.


Bundan sonra cep telefonunuz ile bilgisayarınızı (daha önce yapmadıysanız) bluetooth üzerinden eşleştirmek gerekiyor. Bunu yaptıktan sonra telefonunuzdaki uygulamayı çalıştırdığınızda kullanmak istediğiniz bilgisayarı seçiyorsunuz. Uygulamayı isterseniz WiFi üzerinden de kullanmanız mümkün. Uygulamanın son derece kullanıcı dostu bir arayüzü var. Aşağıda bir sunum dosyasının telefonda nasıl göründüğünü bulabilirsiniz.


Geliştirici günlüğünde sadece bu araçtan bahsettiğinden gelişmelerden haberdar olmak için takip etmek isteyebilirsiniz. Özgür yazılımın en güzel taraflarından biri de bir üniversite öğrencisine LibreOffice kadar büyük bir proje için bir araç yazma imkanı sunması.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Libreoffice çevirilerinde benden bu kadar

Yaklaşık 5 ay önce LibreOffice için arayüzü %100, yardım içeriği de %40 Türkçe diye yazmıştım. Ofis paketinin en fazla lisans bedeli ödenen yazılımlardan biri olduğunu bildiğim için çeviri işini çok uzun zamandır kendisine bir görev bellemiş olan Zeki Bildiriciyle birlikte çalışacak bir ekip kurmaya çalıştık. Dönem dönem sayısı değişse de şimdilerde yaklaşık 5-6 kişilik bir ekip fırsat buldukça LibreOffice için çeviri yapıyor. Çeviri konusunda birbirimize danışmak, konuşmak, tanışmak için Çarşamba akşamları saat 21'de Çeviri Akşamları adı altında irc toplantıları düzenlemeye devam ediyoruz.

Eylül ayı başlangıcı itibariyle yardım içeriğinin Türkçe çeviri oranı %70'e ulaştı. Bu yaklaşık 130.000 yeni kelimenin çevrilmesi demek. Bir bu kadar daha çeviri yapılınca tamamlanacak ama ben yoruldum artık. Bir konuya bu kadar uzun süre çok fazla mesai harcayınca konu giderek sıkıcı gelmeye başlıyor insana. İşin doğrusu yardım içeriği çevirmek de gerçekten çok sıkıcı. Neredeyse hiç ofis programı kullanmadığımdan her çevirinin geçtiği yere bakıp ona göre çeviri yapmam gerçekten çok vakit alıyordu. Hiçbir karşılığı olmayan bir işte bu kadar uzun süre motivasyonu üst seviyede tutmak kolay olmadı.

Yapılacak işin gerekliliği ve önemi değişmedi ama 5 aylık sürede oldukça tempolu çalışarak elimden geleni yaptığımı düşünerek bana müsade diyorum. Yeni ders yılının başlamasıyla yapılacak yeni işler, birlikte çalışılacak yeni öğrenciler olacağından artık LibreOffice çevirilerine vakit ayıramayacağım. Fırsat bulduğumda çeviri akşamlarına yine katılırım ama o kadar. Bu süreçte birlikte çalıştığımız tüm ekibe ve özellikle Zeki Bildirici'ye teşekkür ediyor, kolaylıklar diliyorum.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

62'den LibreOffice tavşanı yapmak

Daha geçen hafta LibreOffice yardım içeriğinin %56'ını çevirdiğimizi ve daha çevrilecek 193.000 kelime olduğunu yazmıştım. Aradan geçen bir haftada çeviri ekibi çok yoğun çalışarak çeviri oranını %62'ye getirdi. Şimdi baktığımda yaklaşık 168.000 kelimenin beklediğini görüyorum. Bir haftada 25.000'den fazla kelime çevrilmiş.

İçinde bulunmaktan mutluluk duyduğum bu ekibi tebrik ediyorum.

yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?

Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...