Ana içeriğe atla

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor?

ÇoMaK için çalışırken masaüstü ortamlarının istediğimiz kadar Türkçeleştirilmediklerini gördük. Bütün özgür yazılım projeleri gibi masaüstü ortamları da gönüllüler tarafından çevirildiğinden bu durum için şikayet edebileceğimiz, sızlanabileceğimiz kimse yoktu elbette. Diğer dillere nasıl çevrilmişlerse Türkçeye de aynı yolla çevirilmeleri gerekitiğinden mevcut durumun bir görüntüsünü almak bir yol haritası çıkarmak açısından yararlı olur diyerek her bir masaüstüne teker teker bakalım. Aşağıda verilen oranlar Pardus'a özel oranlar değildir; herhangi bir Linux dağıtımı bu masaüstü ortamını alıp paketlediğinde karşılaşacağı oranlardır. Yani projelerin kendi resmi çeviri oranlarıdır.

KDE: Pardus'un öntanımlı masaüstü olan KDE'nin Türkçe çeviri oranı %84.49. Bu oldukça iyi bir oran sayılabilir ama hala her altı mesajdan birinin çevrilmemiş olması yapılacak çok iş olduğunu gösteriyor. KDE'de çevirilecek kelime sayısı 100 binin üzerinde.

LXDE: İlk üzerinde çalıştığımız masaüstü ortamı olan lxde sayesinde Türkçe çeviri eksikliğinin farkına vardık. Gönüllülere yaptığımız ilk duyuruda %79 olan LXDE Türkçe çeviri oranı bir günden kısa bir sürede %100'e ulaştı. Elbette LXDE ile KDE boyut olarak çok farklı projeler. LXDE'de 4500'ün biraz üzerinde kelime bulunuyor.

Enlightenment: Enlightenment da Türkçe çeviri konusunda yaklaşık olarak KDE ile aynı yerdeydi biz kendisiyle uğraşmaya başladığımızda. LXDE çevirilerine olan yoğun ilgiden cesaret alarak bir duyuru daha yaptık ve bugün itibariyle Enlightenment Türkçe çeviri oranı %98'e ulaştı. Çevrilmemiş sadece 68 mesaj kaldığından çok kısa bir sürede o da %100'e ulaşır diye düşünüyoruz.

Fluxbox: En sade ve hızlı masaüstlerinden biri olan Fluxbox'ın dil dosyaları diğerlerinden farklı olarak bir düz metin dosyasında bulunuyor ve internet üzerinden ortaklaşa çevirilmeye uygun değil. Mevcut çeviri yıllar öncesinde yapılmış ve oldukça eksik olduğundan bu dosyanın formatını değiştirip birlikte çalışabileceğimiz bir hale dönüştürüp çalışma sonuçlanınca tekrar fluxbox'ın kullanabileceği bir duruma getirmeyi planlıyoruz.

XFCE: XFCE çok kısa bir süre önce 4.8 sürümünü çıkardı ve bu yeni kararlı sürümün çeviri oranları yaklaşık %70 civarındaydı. XFCE çevirisi yapmak için önce sistemde bir kullanıcı oluşturmak, ardından çeviri listesine bunu haber vermek, en son olarak da Türkçe ekip koordinatöründen ekibe katılmak için yetki almak gerekiyor. Yapılacak çok iş varmış gibi görünebilir ama tüm bu işlemler yarım saat sürmüyor. Yeter ki siz katkı vermek isteyin, herkes kolaylaştırmaya çalışıyor işlemleri. Şu anki XFCE Türkçe çeviri oranı %74'e ulaştı.

GNOME: Gnome'un 2.32 serisi için Türkçe çeviri oranı %86 iken, merakla beklenen 3 serisinin %78'i Türkçeye çevrilmiş durumda. Çevresiyle birlikte düşünüldüğünde KDE kadar büyük bir proje olan GNOME tarafında yapılacak çok iş var. Örneğin GIMP ve ailesinin çevirileri henüz %17 seviyesinde. Nisan ayından sonra GNOME ile ilgili çokça yazacağımızdan şimdilik bu konuyu biraz öteleyebiliriz sanırım.

Kendi dilimize çeviri yapabilmek özgür yazılım dünyasından aldıklarımızın birazını olsun geri verebilmenin bir yoludur aslında. Sanki kendimiz yazmışız gibi bize verilen, büyük emeklerin karşılığı olan özgür yazılımlara çoğumuzun verebileceği tek karşılık onları Türkçeleştirmek. Kod desteği vermek, hata takip sistemlerine kayıt girmek, belgelendirme yapmak çoğumuzun ilgi alanı dışında ama kullandığımız bir programın menülerinde gördüğümüz İngilizce ifadeleri çevirmek kolayca yapabileceğimiz bir iş.

Özgür yazılım topluluğundan hep alıyorum, benim katkım hiç olmuyor diyenler; ben şu masaüstünü değil başkasını beğeniyorum diyenler; yukarıdaki masaüstlerini Türkçe kullanmamız sizlerin elinde. Yaklaşık bir buçuk ay sonra; 1 Mayıs'ta yeniden bir durum değerlendirmesi yazacağım bu konuda ve ne kadar yol katettiğimizi göreceğiz. Çok büyük bir ilerleme gerçekleştireceğimize inanıyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…