konferans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konferans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2019 Pazartesi

Ulusal konferansların sonu

Akademik çalışma çokça zaman ve emeğin ürünüdür. Akademisyenlerin mesai dışı zamanlarını da harcayarak ortaya çıkardıkları sonuçların kabul görebilmesi için önlerinde iki yol oluyor genellikle: hakemli dergiler ve konferanslar. Hakemli dergiler başka bir yazının konusu olabilecek bambaşka konular içeriyor ama bu yazıda konferanslardan bahsetmek istiyorum.

Konferanslar ve onların sorunlarına geçmeden önce akademisyenlerin çalışmalarını sadece mesleki merak sonucu yapmadıklarını ve mutlaka meslaktaşları tarafından kabul görebilecek şekilde yayınlamak istediklerini söylemeliyim. Akademisyenler yayın yapacakları dergileri akademik yükselmelerinde ve özgeçmişlerinde kullanabilecekleri şekilde seçtikleri gibi katıldıkları konferansları da benzer şekilde seçiyorlar. Bu nedenle mutlaka bir hakem değerlendirmesinden geçirdikten sonra bildirilerin sunulmasına izin veren konferanslara katılıyorlar.

Konferansların dergilerden bir önemli farkı sunduğunuz bildiriye ilgililerden hemen geri bildirim alabilmektir. Sizinle aynı alanda çalışan ve başka türlü tanışma ihtimaliniz çok düşük olan meslektaşlarınızın çalışmalarını dinlemek, sunumların aralarında başka çalışmalar, projeler için ortaklıklar kurmak konferanslarda az rastlanan şeyler değildir. Konferansların bir büyük faydası da dinleyiciler içindir. Bir bilimsel makaleyi okuduğunuzda aklınıza takılan şeyler olduğunda bir başınasınızdır, oysa konferansta o konuyu hem diğer meslektaşlarınızla, hem de bizatihi fikrin sahibiyle tartışabilirsiniz. Örneğin Türk Fizik Derneği'nin düzenlediği Fizik Kongresine katıldığınızda fiziğin hangi alanında çalışırsanız çalışın sizi şaşırtacak konuları çalışan meslektaşlarınızı dinleme fırsatı bulursunuz. Atom altı parçacıklardan galaksilere, çok geniş bir yelpazede çalışan fizikçileri dinleyebilirsiniz. Bunu elbette bu alanlardaki dergileri de okuyarak yapabilirsiniz ama çok vakit alacağından muhtemelen yapamazsınız.

Ülkemizde düzenlenen pek çok ulusal ve uluslararası konferans mevcut. Bir süre öncesine kadar ulusal konferansların sayısı çok fazlayken birkaç yıldır neredeyse bütün konferanslar uluslararası hale geldi. Bunun en önemli nedeni YÖK'ün duyurduğu akademik teşvik kriterleridir. Akademik teşvik kriterleri hangi alanlarda yapılan faaliyetlerin akademisyenlerin maaşlarına katkı yapacağını belirliyor. Tebliğlerle ilgili madde şöyle:
Hakemli uluslararası bilimsel konferansta, sempozyumda veya kongrede sözlü olarak sunulan ve bunların kitabında yayımlanan tam bildiri
Buradan görülebildiği gibi ulusal bir konferansta sunulan çalışmanın hiçbir katkısı olmuyor akademisyene. Görev süresi uzatımında da kullanılamıyor ulusal konferans ve kongrelerde sunulan çalışmalar. Doçentlik ve profesörlük için de işe yaramayınca neredeyse hiçbir akademisyen ulusal konferanslara katılmıyor. Çok yakın gelecekte ülkemizde tek bir akademik ulusal konferans kalmayacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok.

Ulusal konferansların değerlendirmeye katılmamasının nedeninin üç kişinin biraraya gelip konferans düzenlemesi ve burada sunduğu bildirilerle akademik yükselme almasının önüne geçilmesi isteği olduğunu anlayabiliyorum. Peki kriterleri uluslararası yapınca bunun önüne geçilmiş oluyor mu? Eposta adresi bölümünün sayfasında listelenen her akademisyen bunun gerçekleşmediğinden emindir. Hepimiz en az günde bir uluslararası konferans/kongre daveti alıyoruz. Hem de neredeyse hepsi multi-disipliner konferanslar. Pek çok konferans davetinin altında YÖK'ün akademik teşvik kriterlerini sağladığı ifadesi yer alıyor.

Elbette niyetim ulusal olanları övmek, uluslararası olanları yermek değil. Tahminim YÖK yakın gelecekte ulusal veya uluslararası hiçbir konferansı/kongreyi akademik yükselme ve teşvikte değerlendirmeyecek ve akademi bu konuda ne yapacağını yeniden düşünmek zorunda kalacak. Ulusal konferanslar bitiyor ama uluslararası olanların bu halini de sürdürmek mümkün değil.

20 Eylül 2017 Çarşamba

XXII. Türkiye'de İnternet Konferansı, Akademik Bilişim 2018 ve 3. Kamu Açık Kaynak Konferansı

Türkiye'de İnternet Konferanslarının yirmi ikincisi bu yıl 2-4 Kasım 2017 tarihlerinde Bahçeşehir Üniversitesinde yapılacak.

3. Kamu Açık Kaynak Konferansı ise 25-26 Ekim 2017 tarihleri arasında ATO Congresium'da düzenlenecek.

Yirminci Akademik Bilişim Konferansı için Karabük Üniversitesi ev sahibi olacak ve 31 Ocak - 2 Şubat 2018 tarihlerinde gerçekleşecek.

Bilişim camiasının bu üç büyük buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

7 Nisan 2016 Perşembe

XXI. Türkiye'de İnternet Konferansı, Akademik Bilişim 2017 ve 2. Kamu Açık Kaynak Konferansı

Türkiye'de İnternet Konferanslarının yirmincisi bu yıl 3-5 Kasım 2016 tarihlerinde TED Üniversitesinde yapılacak.

2. Kamu Açık Kaynak Konferansı ise 16-20 Ekim tarihleri arasında ODTÜ'de düzenlenecek.

On dokuzuncu Akademik Bilişim Konferansı için Aksaray Üniversitesi ev sahibi olacak ve 8-10 Şubat 2017 tarihlerinde gerçekleşecek. Konferans öncesi kursların tarihi de 4-7 Şubat.

Bilişim camiasının bu üç büyük buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

17 Temmuz 2015 Cuma

XX. Türkiye'de İnternet Konferansı ve Akademik Bilişim 2016

Türkiye'de İnternet Konferanslarının yirmincisi bu yıl 1-3 Aralık 2015 tarihlerinde İstanbul Üniversitesinde yapılacak.

On sekizinci Akademik Bilişim Konferansı ise 3-5 Şubat 2016 tarihlerinde Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde düzenlenecek.

Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

12 Mart 2015 Perşembe

11. BİLMÖK'ün ardından

Bilmök'ü ilk 2010'da Mete Bilgin, Metin Akdere ve Meltem Parmaksız 'ın yaptıkları harika sunumla duymuştum (bu sunum hakkında bakınız Bahadır Kandemir 'in pek güzel yazısı). O zaman sonraki bilmök'ler için tavsiyeler yazmıştım, neredeyse hepsini hala seneye Urfa'da düzenlenecek bilmök için önerebilirim (nasılsa dinleyen yok istediğini öner diyenlere hak veriyorum).

Bence bilmök'lerin temel sorunu organizasyonu düzenleyen öğrencilerin kendilerini konuşmacı olmaya değer görmemeleri. Üç gün süren etkinlikte konuşan öğrenci sayısı bir elin parmakları kadar bile değildi. Konuşmaların çoğu ders niteliğindeydi. Zaten hepsi bilgisayar mühendisliği öğrencisi olan bu büyük kalabalığı bir salona toplayıp ders gibi sunumlar dinletmek yerine etkileşimli bir etkinlik yapılsa daha iyi olurdu diye düşünüyorum (sanki ne düşündüğünü umursayan mı var derseniz onda da haklısınız).

Etkinliğin ilk gününde özgür yazılım hareketinin başlatıcısı Stallman vardı. Stallman 30 yıl önce dünyaya karşı bir savaş açmış ve bu savaşı kazanmış bir büyük adam olduğunun bilinciyle ve özgüveniyle konuştu. Bu etkinlikten bir hafta önce sabancı üniversitesinde de dinlemiş olmama rağmen tekrar dinlemekten büyük mutluluk duydum. Anlattıkları hep bildiğimiz şeylerdi ama çok sağlam argümanlarla destekleyerek konuştu.



Üçüncü gün bu yıl birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan Gülşah Köse LibreOffice sunumlarını Pebble ile yönetmek için hazırladığı pebble-remote uygulaması özelinden yola çıkarak özgür yazılım dünyasına nasıl dahil olunacağını kendi tecrübeleriyle anlattı. Tam da bilgisayar mühendisliği öğrencileri kongresinde böyle sunumlar olmalı dediğim gibi bir sunum oldu. Başlarda biraz heyecanlı olsa da bilgisayar mühendisliği öğrencisi bir genç kadının neler yapabileceğini göstermesi açısından çok başarılı bir örnek olarak konuştu.



Günün son oturumu ise bilişim sektöründe kadın olmak paneliydi. BMO'nun bir önceki başkanı Gölay Şakiroğulları, Gülşah Köse ve Zinnur Yesilyurt 'un konuştukları panel benim bu konuda dinlediğim en başarılı paneldi. Gölay hanım 30 yıllık tecrübesiyle konuşmasını çok ikna edici argümanlara dayandırarak konuştu. Yeni mezun olmasına rağmen Zinnur kadınların sektörde karşılaşılabilecekleri durumlardan bahsetti. Gülşah ağırlıklı olarak özgür yazılım dünyasının sadece kadınlara değil ırka, cinsiyete, dini inanca karşı bir ayrımcılık yapmadığını anlattı.


Bütün katılımcılarla özveriyle ilgilenen yerel organizasyon komitesine tekrar teşekkür ediyorum. Gülşah'a da kendisiyle gurur duyduğumu buradan da yazmış olayım.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Akademik Bilişim 2015'in ardından

Ard arda onuncu, toplamda on birinci kez katıldığım Akademik Bilişim Konferanslarının bu yıl 17.sini Eskişehirde düzenledik. Bu yıl her açıdan eski yıllardaki etkinlikleri çok çok aşan bir konferans oldu.

Yıllar önce bir sınıfla başlayan konferans öncesi kurslar için bu yıl 35 farklı konuda neredeyse 40 sınıf açıldı. 4 gün süren ücretsiz kurslara bu yıl 3300 kadar başvuru oldu. Fiziki kısıtlamalar nedeniyle bunların ancak 1500'ünü kabul edebildik. 100 kadar eğitmen ile sadece kurs listelerinin oluşturulması bile ciddi bir mesai gerektirdi.


Konferansın kendisine de rekor katılım oldu; 3000'den fazla insan 11 paralel salonda 3 gün boyunca düzenlenen panellere, bildirilere ve seminerlere yoğun ilgi gösterdi. Başka yerde dinleme imkanı zor bulunacak tecrübelerden 5 dakikada wikipedia'da okuyabileceğiniz şeylere kadar çok çeşitli konular konuşuldu, tartışıldı.

Bu sayısal değerlerin dışında da benim için önemli bir kaç nokta daha oldu. İlk defa bu yıl Ethem Derman ve Mustafa Karakaplan konferansa katılmadılar. Ethem hoca başka planları olduğu için katılmadı ama Karakaplan hocanın gelmeyişi hepimizi (en azından benim çevremi) çok üzdü. Bir araya her gelişimizde kadehler, bardaklar onlar için kalktı.

On yedi yıldır büyük bir özveri ve emekle bu etkiliği düzenleyen Mustafa Akgül bu yıl yine büyük bir özveriyle Eskişehir'e geldi. İlk defa İnternet Çetesi de denilen :) büyük beşliden (M.Akgül, M.U.Çağlayan, A.Özgit, Z.Cebeci ve E.Derman) hiç biri olmadan başladı konferans öncesi kurslar. Yerel organizasyon o kadar iyi örgütlenmiş ve çalışmıştı ki bana neredeyse hiç iş kalmadı. Anadolu Üniversitesi rektöründen teknisyenlerine varana dek bu organizasyona gereken önemi fazlasıyla gösterdi. Tekrarlanması zor bir başarıya imza attıkları için hepsini tebrik etmek isterim.

<kişisel>
Konferansın benim için etkili yanlarından biri de 20 kadar eski öğrencimin Eskişehir'e gelmesi oldu. Bir kısmı konferans öncesi kurslara eğitmen olarak katılırken bazıları sadece görüşmeye, sohbet etmeye geldi Eskişehir'e. Küçük bir grup da kurslarda eğitim almaya gelmişti. Bu topluluğun içinde olmak ömrü boşa geçirmemişim hissini en çok yaşadığım zaman oluyor benim için.

Her akademik bilişimde olduğu gibi bu yıl da yüzlerce kişiyle tanıştım, onlarca arkadaşla sohbet etme fırsatı buldum. Kaan Ozdincer konferansa ve öncesindeki kurslara eğitmen olarak beşinci defa, Mesutcan Kurt, Engin Manap, Ahmet Can KEPENEK, Serhat Rıfat Demircan dördüncü defa katıldılar. İzin alması en zor arkadaşımız olan Oğuz Yarımtepe kısa süre kalabilse de hepimizin enerjisini yükseltti, neşe saçtı. Kaldığı beş gün boyunca her işe koşan Gülşah Köse bundan sonraki yıllarda da eminim etkinliğin bir parçası olacaktır. Barış Büyükakyol ile sohbet etme ve biraz daha yakından tanıma imkanı bulmak da benim için etkinliğin büyük şanslarından biri oldu.
</kişisel>

Umarım konferansın on sekizincisine de katılıp ardından bir yazı yazabilirim.

7 Ağustos 2014 Perşembe

XIX. Türkiye'de İnternet Konferansı ve Akademik Bilişim 2015

Türkiye'de İnternet Konferanslarının ondokuzuncusu bu yıl 26-29 Kasım 2014 tarihlerinde Yaşar Üniversitesinde yapılacak.

Onyedinci Akademik Bilişim Konferansı ise 4-6 Şubat 2015 tarihleri arasında Anadolu Üniversitesinde düzenlenecek.

Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

16 Aralık 2013 Pazartesi

XVIII. Türkiye'de İnternet Konferansının ardından

9-11 Aralık tarihlerinde İstanbul Üniversitesinde düzenlenen 18. Türkiyede İnternet konferansının son gününe katılabildim. Haftaiçi olmasına rağmen Çanakkale'den 9 kişi ile katıldık etkinliğe. İlk iki gün katılımın daha çok olduğu söylenmesine rağmen çarşamba günü kar yağışı yüzünden katılım çok düşük seviyedeydi. İstanbul trafiğinin ne olduğuyla ilgili küçük bir fikrim oldu benim de.

Türkiyede İnternet Konferansı bir kaç yıldır daha az teknik konuların konuşulduğu, daha çok konunun sosyal, kültürel ve hukuki taraflarının konuşulduğu bir etkinlik haline gelmeye başladı. Başka türlü bir araya gelmesi zor olan dinleyiciler ve konuşmacılar Mustafa Akgul sayesinde bir etkinlikte buluşup görüş alış verişi yapabiliyorlar. Bu tip etkinliklere en fazla katılımın olması gereken yerler olan üniversitelerden ise katılım çok çok az seviyede oluyor maalesef.

Konferansın üçüncü günü iki panele ve aşağıda videosunu paylaştığım seminere katıldım. Ebru Akagündüz ve Tülin İzer Linux çekirdeğine katkıda bulunmanın hangi aşamalardan geçtiğini anlattılar.

Kadınlar bilişim dünyasının her alanında sayıca azlar. Dilerim Ebru ve Tülin bilgisayar mühendisliği okuyan genç kızlar için cesaretlendirici birer örnek olurlar.

26 Kasım 2013 Salı

Özgür Web Teknolojileri Günleri 2013'ün ardından

Linux Kullanıcıları Derneği ve Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğunun birlikte düzenlediği Özgür Web Teknolojileri Günleri bu yıl da oldukça dolu bir programla düzenlendi. İstanbulda web teknolojileriyle ilgili çokça etkinlik olmasının da etkisiyle katılımcı sayısı çok fazla değildi. Salonlar boş değildi ama öğrencilerden de katılım azdı işin doğrusu.

Çanakkale'de arasınav haftası olması nedeniyle bu sefer kalabalık bir grupla katılamadık etkinliğe. Hem etkinlik sırasında hem de akşamları arkadaşlarla harika zaman geçirdiğim iki gün oldu benim için. Sunumların çok azını dinleyebildim. Yaklaşık 50 konuşmacının sadece üçü genç kadınlardan oluşuyordu. Dinleyicilerin de çok büyük bir kısmı erkekti. Sektörde bu kadar az kadın olmamasına rağmen etkinliklere katılmak konusunda çok çekimser davranıyorlar diye düşünüyorum.

Etkinliğin ikinci günü Kaan Özdinçer'in kısa konuşmasının ardından öğrencilerimden Ebru Akagündüz Yakından Eğitimde geliştirdiği Couchbase Nagios eklentisini anlattı.
Aybüke Özdemir de kendi yazdığı python-haproxy-tools ve hapra araçlarını anlatan bir sunum yaptı.
Sabah erken konuşan Gökhan Akgün'e yetişemedim maalesef.

Keşke siz de gelseydiniz.

8 Temmuz 2013 Pazartesi

XVIII. Türkiye'de İnternet Konferansı ve Akademik Bilişim 2014

Türkiye'de İnternet Konferanslarının onsekizincisi bu yıl 9-11 Aralık 2013 İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsünde yapılacak.

Onaltıncı Akademik Bilişim Konferansı ise 5-7 Şubat 2014 tarihleri arasında Mersin Üniversitesinde düzenlenecek.

Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Akademik Bilişim 2013'ün ardından

Bu yıl 15.si 23-25 Ocak tarihlerinde Akdeniz Üniversitesinde düzenlenen Akademik Bilişim Konferansı pek çok açıdan ilklere sahne oldu. Konferans öncesi düzenlenen kurslarda bir önceki yılın iki katından fazla katılımcı, 520 kişi, 11 farklı alanda, 30 kadar eğitmenden 4 gün boyunca süren eğitimler aldı. Çok çeşitli ilgi alanlarında, farklı bilgi seviyelerinde insanların ücretsiz katılabildikleri bu eğitimlere her yıl daha fazla insanın katılması bir sonraki yılın planlarını şimdiden yapmaya itiyor bizi.

Hemen hemen her kurstan katılımcılarla yaptığım sohbetlerde kurslardan çok büyük oranda memnun kalındığını görmek harcadığımız emeğin boşa gitmediğinin bir göstergesi oldu benim için.

Katılımcı sayısı olarak da daha önceki yıllarda olmadığı kadar ziyaretçi çektik bu yıl akademik bilişime. Dört günde yaklaşık 1700 kişinin standları gezdiği, konferansları, seminerleri dinlediği bir etkinlik oldu bu yıl. Kurslar sırasındaki yağmurlu havanın konferansın başlamasıyla yerini güneşe bırakmasıyla katılımcılar Antalya'nın keyfini çıkarmak için tüm gün konferans alanında durmadılar ama yine de sürekli bir kalabalık mevcuttu.

Benim için de en fazla insanla tanıştığım konferans oldu diyebilirim. Neredeyse bütün kurs katılımcılarıyla, eğitmenlerle, firma temsilcileriyle, çaycılarla, bir kenarda tek başına oturan herkesle tanışmaya gevezelik etmeye, yemeklerde hep tanımadığım insanların yanında oturmaya çalıştım. Etkinlik bu kadar kalabalık olunca tek başına gelenler olduğu gibi okulundan kalabalık bir grupla gelenler de vardı. İYTE'den geçen yıl katılan 30 kişilik grubun sayısı bu yıl artarak 50'yi geçmişti. İYTE'li öğrenciler benim başka bir okulda görmediğim şekilde birinin yönlendirmesi olmadan kendi aralarında konuşarak Akademik Bilişim öncesi kursları değerlendiriyorlar. Önemli sayıda bir grup konferans sırasında da Antalya'daydı. Böyle bilinçli hareket ettikleri için aferin onlara. Onlarla da bolca sohbet etme fırsatımız oldu, belki biriyle birlikte önümüzdeki dönemde birlikte çalışma fırsatımız da olabilecek.

Konferanstaki bildiriler hakkında da biraz yazmak istiyorum. Bildirilerin değerlendirilme süreci hakkında birşeyler yapmamız gerektiği konusunda hepimiz hem fikiriz ama katılımcıların iki temel hatası hakkında birşeyler söylemeden geçmem mümkün değil. Bunlardan ilki anlatacakları konuyu dinleyicilerin ilk defa orada duyduklarını varsaymak oluyor bence. Örneğin parmak izi kullanılarak şifreleme anlatacak biri parmak nedir, parmak izi nedir'den başlayabiliyor anlatmaya. Hatta nem ölçmeyle ilgili birşeylerden bahseden birinin su nedir diyerek konuya başlaması kendi anlatacağı şeylere sıra gelmemesine neden olabiliyor. Bir diğer yaygın problem çok küçük denek grupları üzerinde anket yapıp bunu genellemeye çalışmak oluyor. Örneğin ben Ankara'da sadece 12 yöneticiyle yapılmış bir anketin sonuçlarını anlatılırken dinledim.

Bu konferans sırasında mümkün olduğunca çeşitli bildiri dinlemeye gayret gösterdim. Çok tecrübeli konuşmacılar olduğu gibi hayatının ilk konuşmasını yapmak için gelenler de vardı. Bu genç arkadaşların bir kısmı çalışmayı yaptığı hocalarıyla birlikte gelmişti. İnsanın birlikte çalıştığı hocasıyla birlikte konferansa gelmesi, ilk sunumunda tanıdığı, tecrübeli insanların yanında olduğu güvenini hissetmesi elbette güzel birşey. Bu güzel tarafın yanında kendi sunmaya cesaret edemedikleri şeyleri bu genç arkadaşlara sunduranlar da vardı ve onlar için yapılacak maalesef pek az şey var.

Bir kaç cümle ile de bilişim sektörünün oldukça dışındaymış gibi görünen ama çok da içinde olan Ebru Baranseli, Gökhan Yücel, Saliha Yavuz ve Serdar Paktin ile de tanıştığım ve gevezelik etme fırsatı bulduğum için de çok mutlu olduğumu yazmalıyım. 15 senedir adını duyduğum ama her nasılsa hiç karşılaşmadığım Murat Koç ile de bu yıl tanışma fırsatı buldum. Elbette eski dostları görmek, yeni çokça insanla tanışmak bu tip toplantıların en güzel tarafıydı benim için.

14 Kasım 2012 Çarşamba

XVII. Türkiye'de İnternet Konferansının ardından

7-9 Kasım tarihlerinde Eskişehir'de Anadolu Üniversitesinde düzenlenen Türkiye'de İnternet Konferansının ilk iki gününe katıldım. Kısaca izlenimlerimi yazmak istiyorum.

Eskişehir hem kent olarak hem de üniversitesiyle çok etkileyici bir şehir olmuş. Eğitimini bilemem ama üniversite hayatına yeni başlayacak olsam tercihlerim arasına yazardım Anadolu Üniversitesini. Kampüsü ağaçlar arasında fazla yüksek olmayan binalardan oluşan pek güzel bir üniversite olarak göründü bana.

Konferansa gelince; benim bunca yıldır katıldıklarım arasında en az duyurulmuş olanı buydu herhalde. Kampüsün girişindeki görevliler bile konferanstan haberdar değildi. Konferansın yapıldığı binanın kapısındaki A3 afişi saymazsak kampüste veya şehirde hiç afiş görmedim ben. Facebook ve twitter adresleri ise hiç görmediğim kadar iyi yönetildiler. Hemen her salondan haberler yazıldı. Bence bu açıdan çok başarılı idiler. Duyuru çok az olunca şehrin katılımı çok sınırlı oldu. Hava da yağmurlu olduğundan katılım oldukça azdı maalesef.

Açılış konuşmaları genellikle çok sıkıcı olur ama ben çoğunlukla dinleyici olarak katılırım. Uzun ömrümde gördüğüm en gereksiz ve uzun açılış konuşmasını bu inet-tr'de dinledim desem yalan olmaz herhalde. Mustafa hocadan önce yarım saatten uzun süren bir açılış konuşması dinledik ama tarifi çok zor olduğundan ayrıntıya giremeyeceğim. Sabrı olanlar için büyük salondaki bütün sunumların videoları bu adresten yayınlanıyor.

Etkinliği canlı olarak yayınlamak katılamayanların en azından izlemesine yardımcı oldu ama ikinci bir perdeye #inettr2012 ile işaretlenen twitter mesajlarının yansıtılması etkileşimi de sağlayabilirdi. Kaç yıl önce yapılabilen şeyler çekinilmeden yapılmalı bence bu tip etkinliklerde.

LKD seminerlerine katılım son derece azdı. Bir elin parmakları kadar dinleyiciyle başladı veya bitti konuşmalar. İlgililere hitap edebildikten sonra az olmuş, çok olmuş farketmez elbette ama bir kaç ay sonra kariyer günlerine çağıracakları insanlar ayaklarına gelmişken koca üniversiteden bu kadar az öğrencinin gelmiş olmaması gerekirdi.

İkinci gün büyük salonda neredeyse bütün gün f@tih projesi konuşuldu. Onun da tamamı kaydedilmiş ve yukarıdaki bağlantıdan ulaşılabiliyor. Senin anladığın ne diye sorarsanız bir yıllık pilot çalışmanın öğrenime yönelik hiç bir ölçülmüş çıktısı yok. Sağlıkla ilgili de bir ölçüm yapılmamış. Tahtalar ve tabletler çalışıyormuş.

Bunların haricinde benim için konferans harikaydı. Sadece bu tip etkinliklerde görüşebildiğim arkadaşlarla görüştüm. Başka türlü tanışma, sohbet etme fırsatı bulamayacağım insanlarla tanıştım. Yerel organizasyon bizi çok iyi ağırladı. Aynı masada bulunmayı bile mutluluk saydığımız hocalarımızla iki dolu gün geçirdim.

Katılamayanlarla Antalya'da Akademik Bilişim Konferansında buluşmak üzere.

20 Mayıs 2012 Pazar

XVII. Türkiye'de İnternet Konferansı ve Akademik Bilişim 2013

Türkiye'de İnternet Konferanslarının onyedincisi bu yıl 7-9 Kasım tarihleri arasında Eskişehir'de Anadolu Üniversitesinin ev sahipliğinde yapılacak.

Onbeşinci Akademik Bilişim Konferansı ise 2013 Şubat ayında Akdeniz Üniversitesinde düzenlenecek.

Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

5 Şubat 2012 Pazar

II. Ulusal IPv6 Konferansı

Geçen yıl ilki düzenlenen Ulusal IPv6 Konferansının ikincisi bu yıl 15 Şubat'ta Ankara'da düzenlenecek. Konferans programına buradan ulaşabilirsiniz. Herkese açık ve ücretsiz olan etkinlik için kayıt yaptırmak yeterli. Biz de fi6en ile orada olacağız, bekleriz.

25 Ocak 2012 Çarşamba

Uşak'ta Bilişim Fırtınası

Üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları bir araya getirerek, bilgi teknolojileri altyapısı, kullanımı, eğitimi ve üretimini tüm boyutlarıyla tanıtmak, tartışmak, tecrübeleri paylaşmak ve ortak politika oluşturmak için bir platform olmayı hedefleyen Akademik Bilişim Konferanslarının 14.sü bu yıl 1-3 Şubat tarihlerinde Uşak Üniversitesinde yapılacak. Her AB öncesi yapılan kurslar bu yıl daha önce hiç olmadığı kadar geniş bir yelpazede düzenleniyor. Güvenlik, Linux Sistem Yönetimi, Python, PostgreSQL Veritabanı Yönetimi, Android ve LibreOffice/OpenOffice konularında 4 gün sürecek yoğun bir eğitim dönemi yaşanacak.

2002'de Konya'da, 2006'da Denizli'de, 2007'de Kütahya'da katıldığım; 2008'de Çanakkale'de düzenlediğimiz, 2009'da Şanlıurfa, 2010'da Muğla, 2011'de Malatya'da devam eden seri bu sene de yeni arkadaşlar edinme, eski dostları görme ve tecrübelerin paylaşılmasıyla pek güzel geçecektir eminim.

Önceden verilmiş bir sözünüz yoksa sizi de bekleriz.

28 Nisan 2011 Perşembe

2. Uluslararası Bilişim Konferansı izlenimlerim

Bugün Çanakkale Deniz Müzesinde yapılan 2. Uluslararası Bilişim Konferansı'nın öğleden sonraki oturumlarına katıldım. Konferansın ilk günü programıma uygun olmadığından gidemedim ama bugün gördüklerim hakkında iki satır yazmak istiyorum.

Öncelikle Çanakkale gibi küçük bir kentte Bilişim Konferansı yapılması sık rastlanılan bir olay değil. Hele ki uluslararası olanına ben daha önce hiç rastlamamıştım. Böyle seyrek yapılan bir organizasyonda Çanakkale'nin tek üniversitesinin Bilgisayar Mühendisliğinden, Bilgisayar Öğretmenliği Bölümünden, Enformatik Bölümünden veya Bilgi İşlem Daire Başkanlığından kimsenin yer almıyor olması da ayrıca kayda değer bir durumdu bence.

Öğleden sonra benim katıldığım üç konuşmanın yapıldığı oturumlarda sadece sekiz (8) kişi vardı. Bunların üçü konferansın düzenleyicileri, ikisi konuşmacı (bir konuşmacı iki sunum yaptığı) ve geri kalan üçü de daha önce sunum yapmış kişilerdi. Herkes İngilizce konuşuyordu. Bize (konferansa iki kişi gittik) nezaket gösterip Konya şekeri ikram ettiler. İlk gün çok yoğun katılım olduğunu söyleyerek konferans programı veremediklerinden (web adresinde de konuşmacılar bulunmuyor) kimleri dinlediğimi hatırlayamıyorum. Bu nedenle sunumların kalitesi hakkında bir şey yazamam uygun olmaz ama tahmin edebileceğiniz gibi olumlu bir şey yazacak olsaydım bu engel olmazdı bana. Bu oturumların ardından bir de biyoenformatik konusunda workshop yapılacağını söylediler, biz de daha fazla duramayıp çıktık.

Bence hem üniversiteler hem de YÖK kararlarını gözden geçirip ulusal/uluslararası konferans katılımlarının akademik yükselmelerde hiç katkısının olmaması yönünde bir karar alırsa çok yararlı bir iş yapmış olur.

8 Mart 2011 Salı

IV. Ağ ve Bilgi Güvenliği Sempozyumu


21-22 Ekim 2011 tarihlerinde ODTÜ KKM'de bu yıl dördüncüsü yapılacak IV. Ağ ve Bilgi Güvenliği Sempozyumuna ilgili konularda çalışan herkesi bekliyoruz.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Bilmök 8'i ben düzenleseydim

  • 3 gün çok uzun zaman. Her sene aynı konuları konuşturmak yerine üniversitelerin daha fazla işin içinde olacağı oturumlar düzenlerdim. Şöyle harika bir şey yaptım diyen her üniversitenin konuşmasına imkan sağlamaya çalışırdım. Yeni bir sözü olmayan hiç bir üniversite hocasını çağırmazdım.
  • Herkesin çıkıp sunum yapmasına imkan olmadığına göre yaptıkları işleri gösterebilecekleri poster alanı düzenlerdim. Her üniversitenin 1-2 kontenjanı olsa dünya dolu çalışma sergilenebilir orada. Diğer okullarda neler yapılıyor görmüş olur diğer öğrenciler.
  • Son 3-5 yılda mezun olmuş ve acayip işler yapan bilgisayar mühendislerini çağırı konuştururdum.
  • Bütün konuşmacıları sakın ha 'teknik ayrıntılara girmek istemiyorum' deme diye uyarırdım. Teknik ne konuşacaksın arkadaşım? anlarız, biz de bilgisayar mühendisi olacağız anlamasak da birazcık teknik bizi öldürmez derdim.
  • Oturumları kesinlikle zamanında başlatırdım. Bu, hem katılımcılar hem konuşmacılar hem de internetten izleyenler için çok önemli.
  • Konya'daki bilmök'de olduğu gibi konuşmacının slaytlarının yanına twitter'da #bilmok ile işaretlenmiş iletilerin gösterildiği bir projeksiyon daha kullanılırdım.
  • Mutlaka netten yayınlardım bütün etkinliği.
  • Sonuçta oraya gelen her bilgisayar mühendisliği öğrencisinin 'bir şekilde' konuşmasını sağlamaya çalışırdım. Artık panelde mi konuşur, poster başında soru mu sorar nasıl olursa olsun konuşmalı.

27 Şubat 2011 Pazar

Bilmök 7tepe


İşin doğrusu geçen yıl 3M konuşmaya gitmeden önce BİLMÖK hakkında pek bilgim yoktu. Sadece bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin biraraya gelip kendi sorunları hakkında konuştukları bir etkinlik olarak düşünüyordum BİLMÖK'ü. Bu yıl pirimiz Stallman gelecek diye yanımıza oğlumu da alıp Oğuz'la birlikte İstanbul'a gittik.

İlk gün cuma olduğundan oturumları Zeitin'nin yayınından seyretmiştim. Mavi salonda yapılan Özgürlükiçin oturumundan ve başkanımız Hakan'ın son konuşmasından başka kayda değer bir şey yoktu. Tamamı bilgisayar mühendisliği öğrencilerinden oluşan bir topluluğa bilgisayar mühendisliği nedir diye anlatanlar mı ararsınız, kim bilir nerede konuşmak için hazırladığı sunumu burada sunup slaytları okuyanlar mı? hepsinden örnekler vardı. Bilgisayar mühendisleri odası ve müfredat gibi kaç yıldır konuşulan ve sadece öğrencilerin aralarında konuşarak halledemeyecekleri konularla BİLMÖK'lerde havanda su dövülülüyor maalesef.

İkinci gün ilk oturum zamanından çok geç başladığı için Pardus paneline vakit kalmadı. Düzenleme komitesinin geç başlamalarla ilgili mazeretinin daha çok kişinin katılmasını beklemek olması da maalesef organizasyon konusuda çok tecrübesiz olmalarından kaynaklanıyordu. Stallman konuşmasını geciktiremeyeceklerinden Pardus paneline gerçekten çok az zaman kaldı.

Bir iki cümle de Pardus Paneli hakkında yazayım. Bence geliştiricilerin bu panelde olduğu gibi topluca sahnede yeralmaları dinleyiciler için iyi bir şey. Eğer planladıkları gibi zaman yetseydi eminim çok daha başarılı bir oturum olacaktı. Renan zamanla çok daha iyi bir oturum yöneticisi olabilir ama dinleyiciyi dövme fikrinden vazgeçerse. Elinde mikrofon ortada gezen adam her ne olursa olsun soru soran birine kızıp onu fırçalamamalı. Bence orada soru soranlar öyle değildi ama diyelim ki soru soran kötü niyeli biri olsa ve Pardus'a çamur atmaya çalışsa bile onu fırçalamak kesinlikle olumsuz bir etki bırakıyor dinleyiciler üzerinde. Renan da henüz çok genç, zamanla edineceği tecrübelerle bu işleri daha iyi kotaracaktır.

Pardus panelinden sonra Stallman için salona girince konuşmadan önce bir halk oyunları ekibini seyredeceğimizi bilmediğimden pek şaşırdım doğrusu. Salon neredeyse tamamen doluydu. Halk oyunlarından sonra Stallman sahneye çıktı ve yazılım patentleriyle ilgili uzun bir konuşma yaptı. Bence bu konu en fazla 15 dakikada anlatılabilecek bir konuydu ama Stallman bir sürü örnekle anlattı da anlattı. Sahneye çıkınca ayakkabılarını çıkarması, sorular sırasında gelen istek üzerine free software song'u söylemesi seminerin dikkat çeken taraflarındandı. Konuşma bittikten sonra gelen sorular ise içler acısıydı. Hala 'parasız yazılım geliştirilir mi?', 'yazılım patentleri büyük yazılımlar için iyi olmaz mı?' gibi sığ soruların yanı sıra Stallman elli kere uyardığı halde özgür yazılım yerine açık kaynak kullananlar da vardı. Stallman 'sizi sahneden iyi duyamıyorum, anlamıyorum' dediği ve Türkçe sorarsa konuşmacının kulaklığından tercümesini duyacağını bilmesine rağmen İngilizce konuşup hava yapmaya çalışanlara çok fena ayar verdi. Ama bunu deneyenlerin sayısı o kadar fazla oldu ki inanamadım buna. Her seferinde biri rezil oluyor ve bayrağı diğeri alıyordu. Efendi gibi Türkçe konuşanların da soruları acayip olduğundan onlar da dalga konusu oldular işin doğrusu. Konuşurken kullandığı argümanlar keşke şunlar olsaydı filan demek mümkün ama Stallman gibi dünyayı değiştirmiş birini görmek, dinlemek harikaydı.

Bu yazı çok uzun olduğundan seneye Ege Üniversitesinde yapılacak olan Bilmök için önerilerimi bir sonraki yazıya bırakıyorum.

12 Ocak 2011 Çarşamba

IPv6 Konferansı

Ülkemizde IPv6 teknolojileri konularında çalışan akademik ve endüstriyel katılımcılar arasında yeni işbirlikleri geliştirilmesine olanak sağlamak, araştırma-geliştirme çalışmalarını paylaşmak, konunun bilimsel olarak tartışılmasına ve yeni yaklaşımlar geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefleyen IPv6 Konferansı 12-13 Ocak tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek.

hoşçakal kardeşim deniz

Nerelisin sorusuna Ankaralıyım demeye utanacak kadar çok zaman Çanakkale'de yaşadım. Hiç kimseyi tanımadan geldiğim bu şehirde harika in...