- Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.
- Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bilişimle son kullanıcıdan fazla ilgilenmemiş olmak ciddi bir kayıp sayılmaz.
- İşin doğrusu bölüm pek kolay değil. Aslında zor da değil ama lise eğitiminde verilenlerden farklı bir düşünce tarzı gerektirdiğinden [13] öğrenciler zorlanıyorlar diye düşünüyorum. İlkokul birinci sınıftan itibaren sonuç bulmaya ve bu sonucu şıklar arasından seçmeye odaklanmış öğrenciler için yöntem üzerinde düşünmek en zor alışılan şey oluyor. Bu aşamayı halledince gerisi daha kolaylaşıyor. Burası en çok üzerinde çalışılması gereken alanların başında geliyor ve elbette lise eğitiminde değiştirilmesi gereken çok şey var.
- Her bölüm için geçerli olan tavsiye bilgisayar mühendisliği için de geçerli; düzenli çalışmak gerekiyor. Ödevler ve projeler var sürekli. Azıcık savsaklayınca [12] bile ipin ucu kolayca kaçabiliyor.
- Mezun olacağınız yıl sizinle birlikte 10000'den fazla bilgisayar mühendisi mezun olacak. Başka bölümlerden mezun olmuş ve sizinle aynı işleri yapmaya talip olanların sayısı da bundan aşağı olmayacak. Rekabet sadece yurt içindekilerle de sınırlı değil, aynı iş için dünyanın her tarafından, mesela Hindistan'dan, insanlarla rekabet edeceksiniz. Bunun için bölümde anlatılanların haricinde şeyler biliyor olmanız lazım. Onları mutlaka iyi biliyor olmanız lazım ama zaten neredeyse bütün rakipleriniz biliyor olacak. Aynı işi yapabilecek bu büyük kalabalık içinde bir adım öne çıkabilmek için derslerden fazlasına çalışmanız gerekecek.
- Öğrenim hayatınız boyunca okuyacağınız kaynakların büyük bir kısmı İngilizce olacak. Sorularınızı yeri gelecek uluslararası listelere/forumlara sormanız gerekecek. Meslek hayatınızda da mutlaka İngilizce iletişim kurabilmeniz gerekecek. Onun için öncelikle İngilizce çalışın [0].
- Sizin okulunuzda okutulmuyor bile olsa dünyanın dört bir tarafında internet üzerinden ulaşabileceğiniz çevrimiçi kurslara ve eğitimlere katılma fırsatınız var. Bu fırsatları değerlendirin [1].
- Her dersten en yüksek notu almanız gerekmez ama derslerde başarılı olmanın da bir yere kadar önemi var [6].
- Okulu bitirdiğinizde hazırladığınız cv'den önce yaptıklarınıza bakacaklar [2]. Bunun için internette yazdığınız her şeyi kendi adınızla yazın. Bu hem yaptıklarınıza bir aramayla ulaşılmasını sağlar, hem de sizi bir saçmalığı yazmadan önce ikinci bir kez düşünmeye teşvik eder. Salak saçma takma isimler kullanmayın. Kendi adınızla yazamadığınız bir şeyi hiç yazmamak iyi fikir olabilir.
- Adınızı soyadınızı içeren bir alan adı satın alın ve kullanın. 10$'ın altında yıllık ücret ödeyip böyle bir alanı almak mümkün. Daha az kullanılan alan adı uzantılarını yıllık 1$'ın altında bile almak mümkün.
- Hala bir tane yoksa bir blog adresi alın ve yazın. Çoğunluk başlangıçta günlük girdilerini ansiklopedi gibi düşünüyor. Elbette ipuçlarını, sorunları, çözümleri yazmak faydalı ama sadece bunlarla sınırlı yazmanız gerekmez. Hangi konuda yazmak istiyorsanız yazın, fikirleriniz olduğunu zaten biliyor insanlar.
- Öğrenim hayatınız boyunca en çok başvuracağınız kaynaklardan biri wikipedia olacaktır. Burada içerik gönüllüler tarafından geliştiriliyor. Siz de bir hesap açın ve mevcut maddeleri iyileştirin, yeni maddeler ekleyin [3].
- Mutlaka yazılımla ilgili ödevleriniz olacak, takım arkadaşlarınızla birlikte çalışacaksınız. Hem bunlarda kullanmak için hem de kendi projelerinizi barındırmak için bir github hesabı açın. Bu hesabı çok özenli kullanın. Yarım bırakılmış projelerinizle, uydurma gönderim mesajlarınızla [4] bir çöplüğe dönüştürmeyin burasını.
- Bir transifex [5] hesabı alın ve yazılımların çevirilerine katkıda bulunun. Hepimiz Türkçe içerik az diye şikayetçi olurken bunu arttırmaya çaba göstermemek olmaz. Programların çok büyük kısmı sizin kolaylıkla katı verebileceğiniz durumdalar. İngilizcenizin gelişmesine katkıda bulunacağı gibi yazılımların çevirilerine dört yılda hatırı sayılır katkı vermiş olacaksınız.
- İlgi alanınızdaki derneklerden, gruplardan birine dahil olun. Başlangıçta ne yapıldığını görürsünüz, zaten ağır bir yükü de olmaz. Sadece internette örgütlenen gruplar da var, onların da üyesi olmanın, imkan buldukça toplantılarına katılmanın büyük faydasını görürsünüz.
- Okul dönemleri dışında bir çok eğitim etkinliği oluyor, bunlardan mümkün olduğunca fazlasına katılın.
- Takviminize uygun olursa mezun olmadan bir kere bilgisayar mühendisliği öğrencileri kongresine katılın. Etkinliğin içeriğinden çok ileride meslektaş olacağınız arkadaşlarla tanışmış olursunuz.
- Henüz tanışmadıysanız özgür yazılım dünyası ile tanışmak size yepyeni ufuklar açacaktır. Bir yazılımın özgür olması onun kullanımının, dağıtılmasının, değiştirilmiş halinin dağıtılmasının özgür olması ve kaynak kodunun da erişilebilir olmasını sağlar. Özgür yazılımlar sayesinde daha önce keşfedilmiş şeyleri yeniden keşfetmek zorunda kalmayacağınız gibi onlara eklemeler yapabilir, hatalarını düzeltebilir yani yazılım ekosisteminin bir parçası olabilirsiniz. Özgür yazılım dünyası sizi memnuniyetle kabul edecektir. Gönüllüler tarafından yürütülen projelere katkı vermeden önce Nasıl Akıllıca Soru Sorulur [7] belgesini okumanın çok faydasını görürsünüz.
- Google tarafıdan her yıl düzenlenen Summer of Code [8] etkinliği büyük özgür yazılım resminin bir parçası olmanıza imkan veren harika bir fırsattır. Birinci sınıf öğrencisiyken işler o kadar kolay olmayabilir ama bir hedef [9] olarak önünüzde bulunması gerekir diye düşünüyorum. Her yıl ülkemizden de 10-15 kişi kabul ediliyor [10] bu etkinliğe, biri siz olabilirsiniz.
- Lisans eğitimi bitmeden iki yaz stajı yapmanız gerekecek. Bu stajları meslek hayatını tanımak için bir fırsat olarak görün [14]. Yapmış görünmek için bir yerde staj yapmayın. Bazen staj yapılacak yerin adının fiyakalı göründüğü için seçildiğini görüyorum. Bence adı çok bilinen ama gittiğinizde elinizi hiç bir şeye dokunamayacağınız, size bir şey katmayacak bir yerde staj yapmak hiç de iyi bir fikir olmayacaktır. Staj yerini ayarlama işini son dakikaya bırakmayın. Okulda hiç adı geçmeyen, derslerde anlatılmayan şeyleri staj yaptığınız yerde görmek size farklı bakış açıları kazandıracaktır.
- Son sınıfta yapacağız bitirme projesini [11] ciddiye alın.
ingilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ingilizce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Eylül 2013 Salı
Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler
Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
22 Ocak 2012 Pazar
İlköğretimde Arapça dersi
Yine bir şahdık şahbaz oluyoruz hikayesi: artık ilköğretim okullarında Arapça yabancı dil olarak okutulacak. Bu konu hakkındaki tartışma 'olsun mu olmasın mı?' etrafında dönüyor ama ben doğru sorunun yapabilir miyiz? olduğunu düşünüyorum. Elbette bu şüphe yabancı dil öğretme konusundaki büyük başarısızlığımızdan kaynaklanıyor.
Durumu kısaca özetleyeyim: neredeyse bütüm anaokullarında ve kreşlerde çocuklar 4-5 yaşındayken İngilizce eğitimine başlanıyor. Kolejlerin hemen hepsinin birinci sınıflarından itibaren İngilizce eğitimi verilmeye başlıyor. Aileler büyük oranda İngilizce öğrensinler diye büyük fedakarlıklar yaparak çocuklarını bu okullara gönderiyorlar. Devlet okullarında dördüncü sınıftan itibaren başlıyor yabancı dil eğitimi. Yabancı dil eğitimi dediysem benim cocukluğumdaki gibi İngilizce, Almanca veya Fransızca'dan biri seçilmiyor artık sadece İngilizce var. Yani lise mezunları arasında İngilizce eğitimi alma süresi en az 9 yıl. Haftada üç saatten 9 yıl! Liseyi bitirmiş ve iki cümleyi bir araya getirebilen öğrenci sayısı ise hepimizin malumu. Herhangi bir konu üzerinde bu kadar fazla duran ve başarısız olan başka bir ülke, başka bir alan var mıdır bilemiyorum ama bizim maksimum seviyede başarısız olduğumuz aşikar sanırım. Yetkim olsa bizim müfredatı hazırlayanların tamamını milli eğitim sisteminden uzaklaştırırdım.
Anadili İngilizce olmayanlara İngilizce eğitimi konusu bütün dünyada çalışılan ve üstesinden gelinmiş bir konuyken bizim hala müfredatlar üzerinde çalışmamız ve hala başarısız olmamız nasıl açıklanır bilemiyorum. Elin oğlu bu konuyu halledeli o kadar zaman olmuş, biz 10 senede bir cümle kurduramıyoruz. Bakın İsveç'te neler öğreniyor çocuklar. İngilizceyi bile öğretemeyen bir eğitim sisteminin Arapçayı öğretebileceğine inanamıyorum doğrusu.
Ben ne kadar İngilizce biliyorsam hepsini üniversite hazırlıkta 8 ayda öğrendim. Demem o ki; yabancı dil konusu atla deve bir şey değil. Ne kadar turistik yer varsa bütün ahali en azından İngilizce biliyor. Bir çok yerde işini görecek kadar ikinci, hatta üçüncü yabancı dil bilen insanlarla karşılaşılabiliyor.
Bu coğrafyada yaşayıp bir cümle Aparça, Kürtçe, Lazca veya Ermenice bilmemek çok zoruma gidiyor. Niye İsveçliler Norveççe, Fince biliyor da biz Yunanca, Bulgarca bir cümleyi bile anlayamıyoruz? Azerice, Kırgızca ya da Türkmence gibi aynı kökenden geldiğimiz dillere bile yabancıyız. Topluluklar birbirlerini anlamayınca yabancılaştırılmaları elbette daha kolay oluyor. İçinde konuşma geçmeyince çalan radyonun Yunan radyosu olup olmadığını ayırt edemeyecek insanlar karşı kıyıdaki kardeşlerimizle başka ülkelerin insanları olduklarına kolayca inanıyorlar.
Keşke çocuklarımıza Arapça dahil bu coğrafyanın diğer dillerini de öğretebilsek ama umutsuzum.
Durumu kısaca özetleyeyim: neredeyse bütüm anaokullarında ve kreşlerde çocuklar 4-5 yaşındayken İngilizce eğitimine başlanıyor. Kolejlerin hemen hepsinin birinci sınıflarından itibaren İngilizce eğitimi verilmeye başlıyor. Aileler büyük oranda İngilizce öğrensinler diye büyük fedakarlıklar yaparak çocuklarını bu okullara gönderiyorlar. Devlet okullarında dördüncü sınıftan itibaren başlıyor yabancı dil eğitimi. Yabancı dil eğitimi dediysem benim cocukluğumdaki gibi İngilizce, Almanca veya Fransızca'dan biri seçilmiyor artık sadece İngilizce var. Yani lise mezunları arasında İngilizce eğitimi alma süresi en az 9 yıl. Haftada üç saatten 9 yıl! Liseyi bitirmiş ve iki cümleyi bir araya getirebilen öğrenci sayısı ise hepimizin malumu. Herhangi bir konu üzerinde bu kadar fazla duran ve başarısız olan başka bir ülke, başka bir alan var mıdır bilemiyorum ama bizim maksimum seviyede başarısız olduğumuz aşikar sanırım. Yetkim olsa bizim müfredatı hazırlayanların tamamını milli eğitim sisteminden uzaklaştırırdım.
Anadili İngilizce olmayanlara İngilizce eğitimi konusu bütün dünyada çalışılan ve üstesinden gelinmiş bir konuyken bizim hala müfredatlar üzerinde çalışmamız ve hala başarısız olmamız nasıl açıklanır bilemiyorum. Elin oğlu bu konuyu halledeli o kadar zaman olmuş, biz 10 senede bir cümle kurduramıyoruz. Bakın İsveç'te neler öğreniyor çocuklar. İngilizceyi bile öğretemeyen bir eğitim sisteminin Arapçayı öğretebileceğine inanamıyorum doğrusu.
Ben ne kadar İngilizce biliyorsam hepsini üniversite hazırlıkta 8 ayda öğrendim. Demem o ki; yabancı dil konusu atla deve bir şey değil. Ne kadar turistik yer varsa bütün ahali en azından İngilizce biliyor. Bir çok yerde işini görecek kadar ikinci, hatta üçüncü yabancı dil bilen insanlarla karşılaşılabiliyor.
Bu coğrafyada yaşayıp bir cümle Aparça, Kürtçe, Lazca veya Ermenice bilmemek çok zoruma gidiyor. Niye İsveçliler Norveççe, Fince biliyor da biz Yunanca, Bulgarca bir cümleyi bile anlayamıyoruz? Azerice, Kırgızca ya da Türkmence gibi aynı kökenden geldiğimiz dillere bile yabancıyız. Topluluklar birbirlerini anlamayınca yabancılaştırılmaları elbette daha kolay oluyor. İçinde konuşma geçmeyince çalan radyonun Yunan radyosu olup olmadığını ayırt edemeyecek insanlar karşı kıyıdaki kardeşlerimizle başka ülkelerin insanları olduklarına kolayca inanıyorlar.
Keşke çocuklarımıza Arapça dahil bu coğrafyanın diğer dillerini de öğretebilsek ama umutsuzum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Ayaktakımı Arasında Kurosawa
Sorsalar Dostoyevski, Tolstoy, Gorki gibi Rus edebiyatçılarını okuduğumu söylerim ama acaba okuduklarımın ne kadarı bu yazarların yazdıkları...
-
Konuşmak bedava ama onlar kodu gösterecekler: Pınar Yanardağ: Application for Evolution's encryption and key selection interface project...
-
Bu yıl kabul edilen bizim çocuklar: Serdar Yıldız - GAMS / AMPL Interface Mesutcan Kurt - Python Multi Build İsmail Kuru - Integration of t...
-
Bu yıl kabul edilen bizim çocuklar: Ersin Akıncı --- Beyond Digital Texts: A New Spatial and Ontological Formatting Framework for Creating C...