13 Ekim 2010 Çarşamba

Kindle mı Ipad mi?

  • Çok güzel bir dokunmatik ekranı var. Çizilmiyor, leke tutmuyor. Iphone kullanmamış birini kesinlikle etkiliyor. Ekranın bir bölümünü büyütüp küçültmek ve diğer efektler çok çok başarılı. Çok aydınlık ortamlarda bile çok kaliteli görüntü veriyor.
  • Kocaman bir Iphone.
  • Mono hoparlörü var.
  • USB girişi yok.
  • Kamerası yok.
  • GSM özelliği yok.
  • Bildiğimiz usb'den şarj olmuyor.
  • Taşımak için mutlaka bir çantaya ihtiyaç var.
  • Flash oynatamıyor ama youtube için bir uygulaması var. Flash içerikli web sayfalarında problem var tabi.
  • Daha önce ITunes kullanmamış birini rahatlıkla deli edebilir. Her şey için ona mahkumsunuz denebilir. O kadar ki; seyretmek için içine attığınız videoları bile ancak ITunes yardımıyla menülerde dolaşarak silebiliyorsunuz. Tabi kırıp kullanmak da mümkün ama konumuz o değil. Gördüğünüz dosyayı silememek pek saçma geliyor insana.
  • Tüm modelleri ile kablosuz bağlantı (802.11n) yapmak mümkün 130$ fazla verene 3G'li modelini veriyorlar. Nedense 3g'li olanını aldım. Her türlü şifrelenmiş ağa bağlanabiliyor.
  • Çok fazla uygulama kurmak mümkün. Uygulamaların önemli bir kısmı ücretli ama miktarlar yüksek değil. IPhone için yazılmış uygulamalar da kurulabiliyor ama boyutları dramatik derecede küçük kalıyor.
  • Cihazı ilk açışta mutlaka Apple'a kaydettirmek gerekiyor. Bunun için ITunes zorunlu. O da sadece win ve mac'te çalışıyor :(
  • Şarjı çok uzun süre dayanıyor. Yaklaşık 10 saat boyunca (Çanakkale-Ankara arası otobüs yolculuğu bu kadar sürüyor) dizi seyretmek mümkün. Şarjın bu kadar uzun dayanması cihazın taşınırlığını arttırıyor. Çin kökenli benzerlerinin, en azından benim gördüklerimin, en önemli eksikleri bu oluyor genelde. Böyle bir cihazın 2 saat dayanan pili olması kabus olurdu herhalde.
  • Eğer kurulu bir programla ilişkili değilse 16/32/64GB'lık depolama alanına bir şey kaydetmek mümkün değil.
  • Yatay dikey kullanmak için cihazı çevirmek yeterli, sensörler gerekeni yapıyorlar. Üstünde isterseniz ekranın dönmesini engelleyen bir düğme de var.
  • Hareket sensörü sayesinde oynanabilecek harika oyunlar var. Hele araba yarışları ;)
  • Marketlerde bile satılıyor. Amerika'da kaça satıldığına bakmazsanız fiyatı çok fazla gelmeyebilir.
  • Çoğunlukla belge okumak için kullanılacaksa fazla ağır ve fazla aydınlık. Ama hem internette gezeyim, hem maillere bakayım arada bir de pdf okurum derseniz uygun bir cihaz.
  • mp3 dinlerken başka işler de yapabiliyorsunuz. Bunun süper bir özellik olmadığının farkındayım ama aynı anda iki işi yapamıyor denilince insan bunu da mı yapamıyor diye merak ediyor diye yazıyorum.
  • Oldukça başarılı bir sanal klavyesi var. Yazmak zor olmuyor. Kötü tarafı klavyede Türkçe karakterler yok.
  • Çok güzel :)

12 Ekim 2010 Salı

Ipad mi Kindle mı?

Bu aralar ne kadar tablet cihazlarla çok ilgilendiğim için karar vermemiş/vermek üzere olanlara biraz fikir vereyim istiyorum. Ipad ve Kindle karşılaştırılamayacak cihazlar diye arkadaşlara saygılar sunup yazacaklarıma geçeyim. Cihazların teknik özellikleri zaten her yerde bulunduğundan bir kullanıcının deneyimlerini yazmak daha anlamlı olacak galiba.

  • Benim daha önce görmediğim bir ekranı var. Aydınlatmalı olmadığından gün ışığında parlamıyor, gözü yormuyor. Böyle olunca karanlıkta ek bir aydınlatma olmadan da okunamıyor elbette. Ekran hakkında çok konuşulacak kadar ilgi çekici, ilk defa gören herkesi hayran bırakıyor. Baktığınız yerde kendi yansımanızı görmemek güzel, özellikle belge okumak için bir cihaz satın almışsanız.
  • Ekranın etkileyici performansı cihazın şarj süresini de haftalarla ölçülecek boyutlara taşımış. Eğer kablosuz bağlantı aktif olmazsa bir ay diyor Amazon ama ben alalı daha bir kaç gün olduğundan kesin rakam veremeyeceğim.
  • Ekran dokunmatik değil hatta akan görüntüler için bile yeterli değil. Ama Kindle kitap okumak için, unutmayın bunu ;)
  • USB bağlantısı var; buradan şarj oluyor ve bilgisayara bağlandığında sıradan bir usb aygıt gibi içini görüp transfer yapabiliyorsunuz . Ayrıca bir programa ihtiyacınız yok.
  • Eğer Amazon'a (ücretsiz) kayıt olursanız size bir mail adresi veriyor (necdetyucel@kindle.com), o adrese gönderdiğiniz maillerin eklerini Kindle ilk internet bağlantısı bulduğunda indiriyor. Elbette spam belasından kurtulmanız için hangi mail adreslerinin buraya mail gönderebileceğini sınırlayabiliyorsunuz. Aksi durumda kullanılmaz bir özellik olurdu zaten. Benim en beğendiğim özelliklerden biri bu oldu. Kindle'ın tarayıcısından aramadan, bilgisayara bağlamadan belge aktarımı için çok güzel bir yol bu. Mailinizin eki pdf ise bir değişiklik yapmıyor ama desteklediği başka bir formatta göndermişseniz Kindle'da okuyabileceğiniz bir hale getiriyor onları.
  • 3.2gb hafızası var.
  • mp3 çalıyor ama çok deneysel. Parça listesini göstermiyor, sonraki parçaya geçmek ve durdurmak mümkün sadece.
  • Şimdilik kullanılmayan ama ileride işe yarar diye konulmuş bir mikrofonu var.
  • Ekran dikey ve yatay kullanılabiliyor ama bu işe yarayan bir sensör olmadığından ayarlardan elle yapılıyor.
  • Tüm modellerinde kablosuz bağlantı var (802.11b/g) ama 50$ daha verirseniz 3G'li bir model almanız mümkün. Ben çok fazla böyle cihaz aldım diyerek 3g'siz olanını aldım. Bağlantıda bir problem yaşamadım şimdiye kadar. Bir kaç farklı ağa bağlandım, bir profil yaratma kavramı olmamasına rağmen hangi kapsama alanına girerse o ağa otomatik bağlanıyor. Güvenlikle ilgili endişe edecek birşey yok gibi görünüyor çünkü dışarıya açık hiç bir port yok.
  • Türkiye'de satılmıyor.
  • Amazon'a kayıt olurken Türkiye'de yaşıyorum derseniz ne kitap, ne gazete hiç bir şey indiremiyorsunuz. Adamlar akıllı tabi aksi durumda "aha Türkiye'de para kazanıp vergi vermiyorsun" diye siteye erişim engellenebilir. Ama yurt dışındayım derseniz ne isterseniz satın alabiliyorsunuz Amazon'dan.
  • Okuduğunuz belgeler üzerine not alabiliyor, altını çizebiliyorsunuz. Hatta bunları isterseniz otomatik olarak Facebook, Twitter hesaplarınızda duyurabiliyor.
  • İki farklı boyu var: 6" ve 9.7" Büyük olanını taşımak için bir çantaya filan ihtiyaç olur diyerek cebe sığan boyunu aldım ben. Başlangıçta biraz küçük gibi gelmişti ama alıştım.
Yazı çok uzun oldu Ipad için ayrı bir yazı yazayım bari ;) Sormak istediğiniz bir şey olursa elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım.

6 Ağustos 2010 Cuma

27 Temmuz 2010 Salı

Linux Yaz Kampı

Akademik Bilişim Konferansları öncesinde yapılan kursların daha kapsamlısını INETD ve LKD iş birliği ile bu yıl Işık Üniversitesi ev sahipliğinde, Üniversitenin Şile Yerleşkesinde 1-10 Ağustos arasında yapıyoruz.

Kamp, üniversite bilgi işlem çalışanlarına yönelik olacak ve üniversite internet hizmetlerinin linux ve özgür yazılımlarla yönetilmesini hedefleyecektir.

Yorucu ama eğlenceli bir etkinlik olacağını umuyorum.

3 Haziran 2010 Perşembe

177 ve 181 de kullanıma açıldı


177/8 ve 181/8 IP bloklarının da kullanıma açılmasıyla sadece 16 adet /8 adresi kaldı. Bu da IPv4 uzayının %6'sının kaldığı anlamına geliyor.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

24 Nisan 2010 Cumartesi

Uluslararası Kuzey Kıbrıs Özgür Yazılım Konferansı'nın ardından

13 Nisanda Kuzey Kıbrıs'ta düzenlenen konferansın ardından bir şeyler yazayım istiyorum. Önce Yakın Doğu Üniversitesi ile ilgili notlarımdan başlayayım:
* Üniversitenin fiziki imkanları çok iyi.
* Yaklaşık 20 yıllık bir üniversite ve yirmi bine yakın öğrencisi var.
* Şehir merkezinden uzakta ama kocaman bir kampüs içinde.
* Süper Bilgisayarları var ;)
* Tıp fakültesi için müthiş bir hastane yapılıyor.
* Çok düşük puanla öğrenci alıyor.

KKTC hakkında bir kaç şey:
* Hayat yavaş akıyor, kimsenin acelesi yok.
* Çeşmelerden akan su tuzlu.
* Trafik tersten akıyor, direksiyonlar, kapılar, her şey ters tarafta. Alışmak zaman alır.
* Toplu taşıma oldukça sınırlı.
* Benzin Türkiye'de 3.80TL iken KKTC'de 1.90TL.
* Yeni Astra'nın 12000€ olduğunu gözlerimle gördüm ;)
* 70'lik Yeni Rakı 12.70TL olduğunu söylesem içkinin ne kadar ucuz olduğu anlaşılır herhalde. Özellikle yabancı içkilerin bizdekinin üçte bir, hatta dörtte bir fiyatına olduğunu gördüğümü ve çok şaşırdığımı söylemeliyim.
* Neredeyse hiç bir ülke KKTC'yi tanımadığından telif hakkı, isim hakkı gibi şeyler yok. Vizyona yeni çıkmış filmlerin televizyonlarda gösterilmesi sıradan bir olay diye anlatılıyor.
* Eğlenceli bir konuşma şekilleri var. Ne deseler insanda bir gülümsemeye neden oluyorlar.
* Bazı şeylerin pahalı olduğu söylendi ama ben görmedim.

Son olarak Konferans hakkında:
* Konferans çok başarılı bir sponsor konuşması ile başladı. Sami Arpak özgür yazılım ekonomisi hakkında ciddi verilerle zenginleştirilmiş etkileyici bir sunum yaptı.
* GDB'nin geliştiricisi olan Ulrich Weigand IBM'de özgür yazılımla ilgili yapılanlardan bahsetti. Bence başarılı bir sunumdu.
* Son olarak; Mustafa Akgül, Ufuk Çağlayan, Mustafa Karakaplan, Erdinç Köroğlu, Onur Tolga Şehitoğlu, Devrim Seral ve ben yaklaşık 50 kişiye konuştuk. Bilgisayar Mühendisliği bölümü de olan bir üniversitede katılımın bu ölçüde olması gerçekten çok düşündürücüydü.
* Konferans videoya kaydedildi ama Erdinç onu insanlığı geri kalanına nasıl ulaştırır bilemiyorum.
* Ben 4 gün boyunca sayın Köroğlu ailesi ve sevgili Oğuz Yarımtepe ile çok iyi vakit geçirdim. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

En son olarak:
* Eskiden "tanıdığın en kılıbık insan kim" diye sorsaydınız adaylar arasında kararsız kalabilirdim ama sayın Köroğlu ailesini gördükten sonra Erdinç'i tek geçerim;)

17 Nisan 2010 Cumartesi

64 bit çalışmaları artık daha hızlı bilgisayarlarla yapılacak



Pardus'tan 64 bit çalışmalarında kullanmamız için gönderilen 10 adet laptop elimize ulaştı. İlk iş olarak 64bit pardusları kurduk.

Önümüzdeki süreçte bu bilgisayarlarda sadece 64bit çalışmaları yapılmayacak elbette. Hepimizin işine yarayacak projeleri yeterli olgunluğa geldiklerinde duyurucağız. Çalışmaların arasınavlar bittikten sonra tekrar hızlanacağını ve yeni önizleme sürümünün çok yakında olduğunu da söylemiş olayım.

Kral öldü yaşasın Kral!

En kapsamlı dağıtım olan Debian'ın yeni lideri Stefano Zacchiroli oldu. Zack benim de pek tuttuğum birisi olmasına rağmen bu seçimde ilk kadın aday olan Margarita Manterola kazansın istiyordum. Marga'nın kazanması Debian için önemli bir değişiklik getirebilirdi. Neyse, Zack de iyidir ;)

15 Nisan 2010 Perşembe

İki /8 daha gitti



Geçen hafta 14/8 ve 223/8 adresleri de satıldı ve IPv4 adreslerinden geriye kalan kısım %8'in altına düştü. İstemediğiniz kadar IPv6 adresi olduğunu hatırlatmaya gerek var mı?

IV. ULAKNET Çalıştay ve Eğitimi


ULAKBİM'in üniversite bilgi işlemlerini bir araya getirdiği etkinliğinin dördüncüsü 23-26 Mayıs tarihleri arasında Isparta'da Süleyman Demirel Üniversitesinde düzenlenecek. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Çalıştaydayız, bekleriz.

8 Nisan 2010 Perşembe

I. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Özgür Yazılım Konferansı yaklaşıyor



13 Nisan'da Yakın Doğu Üniversitesinde düzenlenecek I. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Özgür Yazılım Konferansı renkli konuşmacı kadrosuyla katılımcılara iyi zaman geçirtecek. Konuşmacılar: Mustafa Akgül, Ufuk Çağlayan, Mustafa Karakaplan, ben, Onur Tolga Şehitoğlu, Devrim Seral, Ali Erdinç Köroğlu, Sami Arbak ve Ulrich Weigand.

Bu etkinlik umarım Kuzey Kıbrıs'ta yıllar sürecek bir geleneğin başlangıcı olur.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Ulusal IPv6 Konferansı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, TÜBİTAK ULAKBİM, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi'nin birlikte düzenlediği "ULUSAL IPv6 KONFERANSI", 12-13 Ocak 2011 tarihlerinde Gazi Üniversitesi Gölbaşı Konferans Merkezinde yapılacaktır.

Bunlar da konferansın önemli tarihleri:

Tam metin bildiriler : 30 Ekim 2010
Değerlendirme sonuçları : 3 Aralık 2010
Basıma hazır bildiriler : 10 Aralık 2010
Konferans Tarihi : 12-13 Ocak 2011

6 Nisan 2010 Salı

Özgür Yazılım ve Linux Günlerinin ardından

Geçen hafta bir otobüs dolusu öğrencimle birlikte Özgür Yazılım ve Linux Günlerine katıldık.

İlk gün kısa açılış konuşmalarının ardından Canonical'dan Matt Zimmerman Ubuntu'da işlerin nasıl yürüdüğü hakkında güzel bir sunum yaptı. En yaygın Linux dağıtımının böyle önemli bir ismini dinlemek çok iyi bir imkandı. Konuşmayı ben eğlenceli buldum ama çok tek düze konuştuğuyla ilgili eleştriler de duydum. Öğle arasından sonra Chris Stephenson'dan daha önce de benzerlerini dinlediğim oldukça neşeli bir sunum dinledim. Neden Java ilk dil olmamalı konusunda oldukça geçerli nedenlerden bahsetti. Ardından bir ara misafir olduğum "Kartaca'da Geyik Kültürü" semineri gerçekten çok geyikti, uzun süre dayanamadım. Aradan sonra Huzeyfe Önal'dan çok başarılı bir güvenlik semineri vardı, dinlemeyenler etkinliğin en etkili seminerlerinden birini kaçırdılar. Sonrasında konuşan Bakır Emre'yi dinlemeyi istememe rağmen mezun öğrencilerimle ve pek az görüşebildiğim arkadaşlarla çene çalmaya daldım.

İkinci gün google'dan Leslie Hawthorn ile başladı. Bir ara bizim kızlardan Pınar da sahneye çıktı. Güzeldi. Salon tamamen doluydu hatta ilave sandalyeler bile getirilmişti. Öğle arasından sonra BS2 salonunda Pardus oturumları vardı. İlk olarak Bahadır, Gökçen ve Gökmen nasıl geliştirici olunur hakkında konuştular. Klasik olarak tahrik edici sorular da soruldu, eğlenceliydi. Ardından ben özgür yazılım projelerine katkı vermenin ipuçları hakkında konuştum. Ben eğlendim, sıkıcı bir seminer olmadığı yönünde geri bildirimler aldım ;) Benden sonra Semen Cirit çoğu katılımcının çok işine yaracak bir sunum yaptı ama sanırım ne kadar önemli bir konu olduğunu seminerin isminden çok fazla insan anlayamadığından katılım fazla değildi. Son konuşma özgürlükiçin hakkındaydı ama onu da ben dinleyemedim.

Bir çok üniversiteden farklı grupların takım halinde bir özgür yazılıma nasıl katılabiliriz diye istekli olduğunu gördüm. Benim görebildiğim öğrencilerde bir heyecan var ama nereye yöneleceklerini bilemiyorlar. Zaten bunun için öğrenciler aslında ;) Keşke doğru yönlendirilebilseler.

Uzun zamandır göremediğim Pınar ve Mehtap'la görüşmek harikaydı. O kadar çok eski öğrencimi görüp konuşma fırsatı buldum ki sırf onlarla görüşmek için bile gidebilirdim İstanbula. Yeni öğrencilerim için de hem mezunlarla hem de geliştiricilerle tanışmak bulunmaz bir fırsattı, umarım yeterince iyi değerlendirmişlerdir.

Etkinlikle ilgili bir kaç küçük not yazıp bu girdiyi sonlandırayım:
  • LKD'nin şenliği ile Bilgi'nin freedays'in birleşmesi iyi olmuş bence. Hele şenlik çok kötü bir isimdi (bu etkinliğe bile hala şenlik diyoruz ağız alışkanlığıyla orası ayrı). Çalıştığı kurumdan 4 günlük bir şenliğe gittiği için izin isteyenler bilir bunu. Birleşmeden ortaya çıkan şey Freedays olmuş. Yine yurtdışından gelen önemli isimlerin konuştuğu, eskiden olduğu gibi bir salonu lkd'nin doldurduğu bir etkinlik oldu.
  • Katılımlar ancak bir salonu dolduracak kadardı. Bu konuda ne yapılabilir bilemiyorum. Bu kadarız herhalde.
  • Dinleyicilerin daha fazla katılımda bulunabileceği panel gibi oturumlar düzenlense iyi olabilirdi sanırım. Söyleyecek şeyi olan ama bir saat konuşamayacak olanları konuşturmak, onlardan faydalanmak açısından yararlı olurdu diye düşünüyorum.
  • Başka toplantılarda özgür yazılım yanında oduğunu söyleyen akademisyenlerden bu "hafif" toplantıya katılan olmadı. Benim görebildiğim kadarıyla Mustafa Akgül, Ethem Dermen ve benden başka üniversite personeli yoktu katılımcılar arasında. Gelmeyenleri çekmenin bir yolunu da bilmiyorum doğrusu.
  • Pardus ekibinin çok daha profesyonel bir masa hazırlatması lazım. Sunum çok önemli, bu hali amatör bir havada.
  • Etkinlik kesinlikle canlı yayınlanmalı. Gelemeyenler bari nette seyredebilsinler. Hele Zeitin oradayken neden yayın yaptırılmadı anlamadım ben. Kendilerine sorduğumda istekli olduklarını ama izin verilmediğini söylediler.
  • Kısa bir değerlendirme toplantısı olsaydı daha sonraki yıllar için geri bildirim alınmış olurdu.
  • İlk gün öğle yemeğinde taksimde şiş teklifini kaçırdığım için üzüldüm ;)
  • Basın yine yoktu, onları nasıl çekebiliriz bilemiyorum. 10 yıldır düzenli etkinlik yapıyoruz hala basını yanımıza çekemiyoruz. Herhalde basında bir şey var.
  • Bilgi üniversitesi ekibi bir takım olarak çok iyi çalıştı, organizasyonun bir eksiği yoktu. Emeği geçen herkese teşekkürler.

hoşçakal kardeşim deniz

Nerelisin sorusuna Ankaralıyım demeye utanacak kadar çok zaman Çanakkale'de yaşadım. Hiç kimseyi tanımadan geldiğim bu şehirde harika in...