22 Mart 2017 Çarşamba
Pardus ne durumda?
Pardus başlangıcında kendi özgün teknolojilerini geliştirme hedefinde olan bir GNU/Linux dağıtımı projesiydi. Geliştiricilerinin çok büyük bölümü TÜBİTAK çalışını olan proje kullanıcı tarafında ciddi bir heyecan yaratmıştı. Daha önce hiç GNU/Linux dağıtımı kullanmamış, özgür yazılım kavramından haberi olmayan kullanıcılar bile Pardus’la özgür yazılım dünyasına adım attılar. Bireysel kullanımda bir miktar yaygınlığı olsa bile kurumsal anlamda kayda değer bir yaygınlık elde edemedi, hatta TÜBİTAK kendi bünyesinde bile kullanmadı Pardus’u.
Ülkemizde işletim sistemi ölçeğinde bir yazılım projesinin geliştirilmesi hem özgür yazılım alanında bir bilinç oluşması, hem de bilişim dünyasındaki genç insanlara ‘ben de yapabilirim’ duygusunu vermesi açısından çok önemliydi. Etkinliklerde geliştiricileri görebildiğiniz, hatta katkıda bulunabildiğiniz bir işletim sistemi kullanmak heyecan verici bir şeydi. Proje böyle bir heyecanla devam ederken 2011 yılında geliştiricilerin neredeyse tamamı işten çıkartılınca, TÜBİTAK çalışanı olmayan hiç geliştiricisi kalmamış Pardus’un nasıl sona erdiğini hepimiz gördük. Bu süreçte yaşananlar hakkında çok az yazı yazıldığından tek bildiğimiz projenin durdurulması kararının teknik bir karar olmadığı. 2012 Mart’ında Pardus’un Yarını Çalıştayı adında bir toplantı TÜBİTAK tarafından düzenlendi ve bir şekilde Pardus’la ilgili tarafların fikirleri alındı. Daha sonra bu fikirler değerlendirilmeye alınmadı ama Pardus’un bir işletim sistemi olarak değilse de kendi şemsiyesi altında özgün yazılımlar geliştirilen bir program olarak hayatına devam edeceği mesajını daha o toplantıdan almıştık. [5], [6], [7]
İzlenen yöntem ve geldiği yer açısından çok şey söylenebilecek olsa da Fatih Projesinin ülkemizin en kapsamlı bilişim altyapısı projesi olacağı o zaman da belliydi. Yukarıda bahsettiğim toplantının ardından Fatih Projesi kapsamında okullara verilen etkileşimli tahtalarda Debian paket yöneticisini kullanan bir dağıtımın Pardus adıyla kullanıldığını gördük [8]. Bu Pardus’un o zamana kadar geliştirdiği bütün özgün teknolojilerin kullanılamaz duruma gelmesi anlamına geliyordu. Bu tarihten itibaren Pardus yeni bir yola girdi ve TÜBİTAK bünyesinde yeni çalışanlar işe alarak Debian temelli dağıtımlardan biri oldu.
Mevcut durumda Pardus çok büyük ölçüde Debian paketlerini kullanan bir GNU/Linux dağıtımı. Kendine hedef olarak özgün bir dağıtım hazırlamaktan daha çok kamuda özgür yazılımın kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyor ve ülkenin ihtiyacı olan yazılımları özgür yazılımlar olarak geliştirmeyi hedefleyen bir programa dönüşmüş durumda. “Bunun yapılması için Pardus tarafından geliştirilen yazılımlardan vazgeçilmesi gerekiyor muydu” sorusu üzerinde tartışılabilecek konulardan biri ama bundan sonra yapılacaklar için bu tartışmanın öncelikli olmadığını düşünüyorum.
Pardus ülkenin hangi ihtiyaçları için özgür yazılım çözümleri geliştiriyor sorusu üzerinde biraz duralım.
Yukarıda da bahsi geçen Fatih Projesi için geliştirilen Etkileşimli Tahta Arayüzü Projesi (ETAP) [2] geliştirilen yazılımların en geniş kullanım alanına sahip olanlarından biri. Yüzbinlerce sınıfta, milyonlarca öğrencinin karşısına çıkacak ilk işletim sisteminin bir özgür yazılım olması çok önemli bir konu [9]. Pardus’un geliştirdiği ETAP bence çok başarılı bir proje. İlk prototiplerinden [10] bu yana takip ettiğim ETAP Fatih projesinin bütün ihtiyaçlarına cevap verebilen modern bir araç durumunda. Umarım Milli Eğitim Bakanlığı Fatih Projesinde özgür olmayan alternatifleri değil de ETAP’ı kullanır. Bu konu işletim sistemine ve onun üzerinde koşacak yazılımlara ödenecek lisans bedellerinin çok fazla olmasından daha çok ülkedeki özgür yazılım bilincinin artması açısından önemli. İlk işletim sistemi olarak sahipli bir yazılımı çocuklarımıza göstermek hem doğru değil, hem de ülke menfaatlerine uygun değil. [11],
Kurumların Pardus veya başka bir GNU/Linux’u işletim sistemi olarak kullanabilmeleri için ihtiyaç duydukları bir diğer proje de merkezi sistem yönetimi yazılımı olan Lider/Ahenk. Kurumsal politika belirleme ve uygulama konusundaki ciddi bir ihtiyaca cevap veren Lider/Ahenk mevcut durumda oldukça kullanılabilir bir ürün. Engerek ve Ahtapot gibi diğer projelere de Pardus’un sayfasından ulaşılabilir.
Kamuda özgür yazılım kullanımına geçiş hedefinin sadece Debian paketleri ve onun üzerinde koşacak kendi yazılımlarımızla gerçekleşmeyeceğini de bilmemiz gerekiyor. İngilizce konuşan dünyadan farklı bir alfabemiz olduğunu ve tek farkımızın da bundan ibaret olmadığını unutmadan yaygın kullanılan özgür yazılım projelerinin geliştiricilerinin de yetiştirilmesi/desteklenmesi gerekiyor. Bir küçük örnekle bunu netleştireyim. LibreOffice 30 yıllık köklü bir özgür ofis programı. Bir kurumun veya kullanıcının ihtiyaçlarına cevap verebilecek durumda ve dünyada çok yaygın kullanılıyor. İngilizce konuşan dünyada yüzde ifadesi 50% şeklindeyken biz %50 olarak yazıyoruz. Bu farklı kullanım LibreOffice belgelerinde sorunsuz kullanılabiliyor çünkü bizden bir geliştirici bunu gördü ve düzeltti. Bir özgür yazılım göçü sırasında böyle çok şeye ihtiyaç duyacağımız ve bunların çözümü için sadece Pardus’un yeterli olmayacağı çok açık olmalı. Tek başına TÜBİTAK’ın veya Pardus’un yapabileceklerinin sınırlı olduğunu göz önüne alıp ülkedeki özgür yazılım ekosisteminin büyütülmesinden başka bir çözümün olmadığını düşünüyorum.
Bugün itibariyle Pardus hedeflerine ulaşmış değil. Henüz kendi projelerine kurum dışından katkı alamadığı gibi sürüm politikaları ve geliştirici belgeleri kamuyla paylaşılmış değil. Bunları gerçekleştirmek için çabalar var ama hızlandırılması ve yoğunlaştırılması gerektiği de açık.
Pardus’un kat edeceği uzun bir yol var ama ülkemizde özgür yazılımın kullanımının arttırılması açısından çok büyük önem taşıyor.
12 Temmuz 2015 Pazar
Etkileşimli tahtalarda GNU/Linux
2 Nisan 2013 Salı
Pardus 2013 izlenimlerim
- Bir projeden inşa altyapısı dosyaları erişime açıldı' mesajını okumak için o projenin öncesinde kapalı kaynak kodlu olması gerekir. Özgür bir dağıtım olan Debian kaynak kodları kapatılarak zaten dağıtılamaz, aksi durum Genel Kamu Lisansının ihlali demek olacaktır. Zaten açık olması gereken birşeyi açmak demek ancak 'bir hatadan döndük' anlamını taşır.
- Pardus'un nasıl bir modelle geliştirildiğini bilmediğimiz gibi bundan sonra nasıl devam edeceğini de bilmiyoruz. Dışarıdan mı hizmet alınıyor, TÜBİTAK çalışanları mı geliştiriyor bilmiyoruz.
- Pardus geliştiricisi olmak için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği belli değil. Mevcut geliştiricilerin kimler olduklarını bilmediğimizden nasıl bir yeterlilik aradıklarını da bilmiyoruz.
- Pardus kurumsal ne demek bilmiyoruz. Herhalde kurumların kullanacağı bir sürüm demek değildir ama indir sayfasında 'sevgili ev kullanıcılarımız' ifadesi var. Eğer kurumsal sürüm uzun dönem destek demek ise bu süre nedir belirsiz. Hele ki hiç bir pakette ikili değişiklik olmadığını söyleyen bir dağıtımın bu desteği sürdürmesi bence mümkün değil. Debian paketlerini olduğu gibi alan bir dağıtım ancak onun verdiği kararlara uyabilir.
- Pardus Kurumsal'ın tanımı belli olmayınca Pardus Bireysel olacak mı, olacaksa ne farkı olacak anlamak da mümkün değil. Bir dönem Pardus'un sayfasında bulunan bir sunum belgesinde Bireysel sürümün pisi paket yönetim sistemi ile topluluk tarafından sürdürüleceği yazıyordu. Bu topluluk nerede, TÜBİTAK'ın Anka ve Pisi'ye yaklaşımı nedir gibi soruların da cevaplanması lazım.
- Pardus'un yol haritası belli değil. Bundan sonra debian paketleri olduğu gibi alınacaksa bildirdiğimiz hatalar nasıl çözülecek? Geliştiricilerin kimler olduğunu bilmiyoruz ama debian depolarına yazabilen kimse yoktur sanırım. Raporlanan hataları sadece Debian bugzillasına aktararak bir dağıtım sürdürülemeyeceğine göre paketlerde yapılan değişikliklerin debian depolarını kullanılmaz hale getirmesi durumunda ne yapılacak? Çokça lafı geçen 30000 paketin bakımını yapacak geliştirici kaynağı nasıl sağlanacak? Bu senaryo çok yakın bir gelecekte hayata geçecektir.
- Debian dünyanın en büyük Linux dağıtımlarından biri, çok geniş bir geliştirici ailesi var. Onun 3 dvd ile sağladığı 12GB'tan fazla paketin 40 kadarını değiştirip yeni dağıtım çıkarmanın mantığını da anlamıyorum ben. Bildiğimiz debian'ı kurduktan sonra bu paketleri onun üzerine kursak daha sürdürülebilir olmaz mı mesela?
Son tahlilde elimi vicdanıma koyunca TÜBİTAK'ın sahipli yazılımlar kullanmak yerine özgür yazılım tarafında olmasını olumlu bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim ama tuttuğu yol da sürdürülebilir bir yol değil bence.
Bu hali olmamış.
24 Ağustos 2012 Cuma
What about Pardus?
- Yeni TÜBİTAK yönetimiyle birlikte önce proje yöneticisi değiştirildi. Erkan Tekman'ın Pardus projesinden alındığını duyduğumuzda yerine kimin getirildiğini uzun süre öğrenemedik.
- Geliştiricilerin tek tek ayrıldıkları uzun sayılacak bir belirsizlik dönemi oldu. Kimileri durumundan memnun olmadığından ayrıldı, bazıları ayrılmaya zorlandı, küçük bir grup ise TÜBİTAK içinde başka projelere geçti.
- Pardus'un geliştirilen tek sürümü olan Pardus 2011'in güncellemesinin yapılmayacağı duyuruldu.
- Bu toz duman içinde TÜBİTAK Gebze yerleşkesinde "Pardus'un Yarını Çalıştayı" düzenlendi [1], [2], [3]. Bir buçuk gün boyunca konuşuldu ve sonuç olarak bir danışma kurulunun oluşturulmasına ve kararların onun tarafından alınmasına karar verildi.
- Geliştirici ekipten ayrılmamış son bir kaç kişinin de ayrılmasıyla Pardus geliştiricisi TÜBİTAK çalışanı kalmadı. Eski yönetim zamanında da TÜBİTAK çalışanı olmayan geliştiricilerin neredeyse tamamı ayrılmış olduğundan Pardus hiç geliştiricisi olmayan bir proje haline geldi.
- Çoğunluğu Pardus Kullanıcıları Derneği etrafında toplanan gönüllülerden oluşan bir ekip geliştirilmesi durdurulmuş olan Pardus 2011 sürümünü geliştirmeye devam etmeye karar verdi. Hazırlamaya çalıştıkları ürünün kod adı Anka. 30 Ağustos'a kurulabilir bir sürüm yetiştirmeye çalışıyorlar.
- Türkiye'nin yakın gelecekteki bütün eğitim sistemini değiştirecek olan F@tih Projesinde Pardus kullanılacağı açıklandı. TÜBİTAK yaptığı toplantıda hazırlanacak bütün projelerin Pardus ve Windows üzerinde çalışacak şekilde hazırlanması gerektiğini özellikle belirtti.
- Pardus'un yarını çalıştayında en fazla konuşulan konulardan biri olan paket yöneticisinin değiştirilmesi konusunun hayata geçirildiği bir süredir konuşuluyor olunca ben Çanakkale'deki bir okula gidip etkileşimli tahtalara baktım. Şaşırarak gördüm ki etkileşimli tahtalarda Pardus logolu Debian var.
- Bir gün sonra (29 Haziran) Ankara'da Pardus Danışma Kurulunun ilk toplantısı olduğunu düşündüğüm bir toplantıya katıldım. Toplantıda, bahsi geçen danışma kurulunun hala kurulmamış olduğunu öğrendik ve bu kurulun yetki ve sorumluluklarına yazışarak karar vermek üzere ayrıldık.
- Danışma kurulu toplantısının hemen ardından konuyu hızlıca sonuçlandırmak için eposta yazdım. Bir hafta cevap alamayınca tekrar yazdık, sonra tekrar ve tekrar. Bizi toplantıya çağıranlar postalarımızı okumuyor veya okumuyor gibi davranıyorlar. Bu kurulu artık istemiyoruz, kurulu istiyoruz ama bu üyelerle istemiyoruz dahi birer cevap olabilecekken hiç cevap vermiyor olmalarına gerçekten şaşırdığımı söylemek isterim. Henüz ortada resmileşmiş bir kurul olmadığı için bu kurula temsilci olarak gidenlerin istifa etmeleri gibi bir mekanizma da söz konusu değil.
- Bizim epostalarımızı okuyup cevap yazamayan yöneticiler Ankara'da ODTÜ ve Bilkent'te teknoparklarda Pardus'u tanıtan toplantılar yaptılar.
- Kimin geliştirdiği açıklanmamış olsa da 15 Ağustos itibariyle Pardus 2011.3, Pardus-fatih, Pardus-kurumsal ve Pardus-sunucu iso'ları ftp sunucusuna yerleştirildi. İsimlendirmenin geliştirilmesi durdurulmuş olan 2011 sürümünden devam ediyor olmasının garipliğinin yanı sıra fatih için kullanılan iso kalıbının yayınlanmış olması sevindirici bir gelişme. ftp adresine bakınca tüm iso kalıplarının hem Türkçe hem de İngilizce olması, kde ve gnome için ayrı kalıpların bulunması ve 32bit ve 64bit için bu çeşitliliğin devam etmesi sizi şaşırtmasın çünkü bu dağıtılanlar aslında Debian kalıpları. Yani aslında isteseler sparc veya arm için ayrı kalıplar da yayınlayabilirlerdi. Bu gelişmelerin hiç birinin Pardus ana sayfasından duyurulmaması insanda acaba kazara mı konuldu bu isolar ftp'ye diye de düşündürtüyor.
- Yaklaşık bir hafta sonra kurulabilir bir Anka sürümü ile karşılaşabiliriz. Bir miktar gecikme olması tamamen gönüllülerden oluşan bir topluluk için ayıplanacak bir durum olmaz bence. Son derece iyi niyetli ve özverili çalışan arkadaşlar oduğunu biliyorum ama bir dağıtımı, hele ki sadece kendisinin kullandığı bir paket yöneticisine sahip olan bir dağıtımı, sürdürmenin son derece zor olduğunu da biliyorum.
- Pardus'un yarını çalıştayında sözü geçen MSB'nin Pardus anlaşmasının yapılmış olduğunu ve göç sürecinin başladığını duydum. Sonuçta kullanılacak işletim sistemi bir şekilde Debian dahi olsa Winxx kullanılmasıyla kıyaslanmayacak bir gelişme olduğundan sevindim bu habere. İşin çok zor olduğu su götürmez ama onu işi üstlenenler düşünsün artık.
27 Temmuz 2012 Cuma
Fatih projesinde kullanılacak işletim sistemi neden önemli?
Her iki cihaz da kişisel kullanımdan farklı yeneteklere sahip olacaklar ve eğitim amaçlı kısıtlamalara tabi tutulacaklar. Örneğin tahtalara program kurma, kaldırma işlerini öğretmenler yapmayacak, kimse yetkili kullanıcı parolasını bilmiyor okullarda. Bu nedenle tahtalara kurulacak işletim sistemlerinin üzerinde kaç programın çalışabilir olduğunun, eğer linux olacaksa deposunda kaç paketin bulunduğunun bir önemi yok. Tabletlerde ise internet erişimi bile kısıtlı olacak. Onaylayıp onaylamamak başka bir konu ama durum bu. Lafı dolandırmadan bu donanımlar üzerinde özgür yazılımların koşmasının neden çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.
Ölçek bu kadar büyük olunca çoğunlukla ilk akla gelen şey olan toplam sahip olma maliyeti avantajı oluyor. Bütün bir eğitim sisteminde öğrencilerin karşılarında duracak tahtada bulunmanın nasıl getirileri olduğunu gören MS için işletim sistemi lisans bedelinden vazgeçmek kabul edilebilir bir konu. Bununla ilgili dramatik bir örnek için Bedava mı Özgür mü? yazıma bakabilirsiniz. Öğrencilerin dördüncü sınıftan on ikinci sınıfa kadar etkileşimde bulunacakları cihazlarda koşacak yazılımların hayatlarında ne kadar yer kaplayacağını tahmin etmek zor değil. MS potansiyel müşterilerini kaybetmemek için işletim sistemlerini bedava verebileceği gibi üste para bile verebilir. Böyle bile olsa F@tih'te özgür yazılımlar kullanmanın ülkenin geneli düşünüldüğünde toplam sahip olma maliyeti daha düşük olacaktır. Ülkenin geleceğinde kullanacağı yazılımların ve bunların ihtiyaç duyacakları donanımların toplam bedellerine bakılırsa MS'in tahta başına vereceği 5$'dan çok daha karlı olacaktır özgür yazılımlar kullanmak.
Bir kısmı hayatlarındaki ilk bilgisayarı görecek olan çocukların karşısına özgür olmayan bir işletim sistemi çıkarmak ve bütün eğitim hayatları boyunca onu karşılarında tutmak onları "lisans bedeli, krekli yazılım, kırılmış yazılım, izinsiz kullanım, virüs, antivirüs" kavramlarıyla büyütmek demek olacaktır. Debian, Pardus veya Android ise sunacağı teknik olanakların yanında çocuklarımızın "özgürlük, sınırsız kullanım, özelleştirebilme, paylaşım" gibi kavramlarla büyümelerine imkan verecektir.
Özgür yazılım MS'in lisans bedelinden veya üste vereceği paradan çok daha önemlidir. Umarım bu konu hesaba katılmadan MS'in kucağına itilmeyiz.
5 Temmuz 2012 Perşembe
Türkiye Debian konusunda ne durumda
Debian en fazla paketi olan, en fazla çatallanan ve en geniş geliştirici kitlesine sahip dağıtımların en başında geliyor. Bunda bir şüphe yok. Pardus ise sadece sadece kendisinin kullandığı bir paket yönetim sistemi olan pisi'yi kullanıyor. Pisi de bir süredir geliştirilmiyor. İki paket yönetim sistemi pek çok açıdan karşılaştırılabilir ama onu başka bir yazıya bırakarak sıkça seslendirilen Debian konusundaki bilgi birikiminin Pardus'tan çok fazla olduğu söylemi için bir karşılaştırma kriteri sağlayabilmeye çalışacağım. Konu kullanmak değil, geliştirmek ve destek vermek olunca iki kriter var bu karşılaştırma için: geliştirici sayısı ve resmi danışman şirket sayısı.
Konu Pardus'un paket yönetim sistemine karar vermek olunca her iki dağıtımın da resmi deposuna yazma yetkisi olan resmi geliştiricileri karşılaştırmak gerekli. Kaba bir hesapla Pardus svn depolarına başlangıcından bu yana yazma yetkisi almış geliştirici sayısını 200 kabul edebiliriz. Sayının üç aşağı beş yukarı buralarda olduğunu biliyorum. Peki kaç Debian geliştiricisi var ülkemizde? Sadece iki (2). Bunlardan biri Samsun'da öğretim üyesi olan Recai Oktaş, diğeri Yeni Hayat Bilişim Teknolojilerinden Murat Demirten. Bütün dünyada 920 debian geliştiricisi var, bunların sadece 2'si Türkiyede.
Ülkemizde debian developer bolluğu olmadığını gördüğümüze göre bir de destek alınabilecek şirket sayısını karşılaştıralım. Pardus'un sitesinde Pardus Göç Ortakları olarak listelenen sekiz (8) firma mevcut. Debian'ın sitesinde Danışmanlar olarak listelenen firma sayısı ise dört (4). Hem Pardus göç ortağı hem de Debian danışmanı olan tek firma var.
Bu karşılaştırmadan açıkça görülebileceği gibi Pardus'un ve pisi'nin eleştirilebileceği çok alan mevcuttur ama bunlar Türkiye'de Debian'dan daha az geliştiricisinin olduğu veya resmi destek verebilen firma sayısının Debian'dan az olması değildir.
Etkileşimli tahtalarda pratikte sadece Windows var
Pardus'la ilgili getirilen eleştirilerden biri de etkileşimli tahtada boot ekranında (grub ekranında) dokunmatik ekranın çalışmadığı ve sadece öntanımlı işletim sisteminin açıldığı yönündeydi. Bana geçen hafta Pardus'un yeni halini gösteren arkadaş işletim sisteminin kullanılmasına yardımcı olur diye klavye taktığında boot kısmını nasıl geçtiğine dikkat etmemiştim. Pardus'un yapamadığı söylenen işletim sistemi önyükleyicisinde dokunmatik ekranı çalıştırma işini Windows'un o berbat önyükleyicisinin nasıl yaptığına bakmak için bugün tekrar gittim aynı okula.
Sonuç; tam bir hayal kırıklılığı oldu. Etkileşimli tahtalarda Windows'un önyükleyicisinde Pardus'u seçbilmek için mutlaka bir klavye gerekiyor, dokunmatik ekran çalışmıyor o aşamada. Öğretmenlerin yanlarında birer klavye taşımaları mümkün olmayacağından (klavye takılan bölüm de kilitli ayrıca) aslında pratikte Windows'tan başka bir işletim sistemiyle hiç açılmayan tahtaların sayısı hiç de az olmayacak. Benim konuştuğum öğretmenler tahtaları sadece Windows ile açmışlardı.
Bence etkileşimli tahtalarda iki işletim sistemi birden bulundurmanın pratikte hiç faydası yok. İlk sırada hangisi varsa o kullanılıyorsa, ikinciyi açmak için mutlaka kilitli kasayı açıp klavye takmak gerekiyorsa ikinci işletim sisteminin diskte yer kaplamasının ne anlamı var?
Çocuklarımızın üniversiteye kadar bütün eğitim hayatlarında karşılarında duracak tahtada Windows'u görmek zorunda olmaları berbat bir durum bence. Bu tahtalarda tek işletim sistemi olacaksa o Linux olmalı (hangisi olursa olsun windowstan iyidir), iki işletim sistemi olacaksa mutlaka varsayılan olarak Linux'tan açılmalıdır.
1 Temmuz 2012 Pazar
Pardus Danışma Kurulu ilk toplantısı
Toplantı ULAKBİM müdürü Ahmet Kaplan'ın yaptığı konuşmayla başladı. Ahmet hoca özgürlükiçin forumlarını yakından takip ettiklerini söyledi. Benim toplantıdan bir gün önce yazdığım Pardus'ta pisi yerine deb paketleri kullanılmasını şöyle açıkladı: Vestel ile yapılan çalışmalar sonunda etkileşimli tahtalara kurulan Pardus'larda donma ve çakılma sorunları yaşanmış. Bir buçuk ay kadar uğraşılmasına rağmen sorunların hepsinin üzerinden gelinememiş. Tahtaların bu halleriyle dağıtılması mümkün olmadığından son bir çare olarak debian kurulmuş. Debian zaten her platformda çalıştığı için tahtada yaşanan sorunlar da çözülmüş doğal olarak. Daha sonra Pardus araçlarından taşınabilecek olanları taşımışlar.Yaklaşık 85000 tahta bu şekilde okullara dağıtılmış. Toplam sayının 650000 olması planlanıyormuş. Bundan sonra yapılacak ihalelerde sadece bu yeni Pardus'un kullanılması planlanıyormuş. Bir büyük haber olarak da MSB ile 3 yıllık bakım sözleşmesi yapıldığını ve bir kaç ay içinde Kurumsal 3'ün bütün MSB bünyesinde kullanılmaya başlanacağını söyledi. Ayrıca SGK'nın da Pardus'a geçmek yönünde bir talebi olduğunu söyledi.
Bu açıklamaları Mustafa hoca, Doruk, Sezai ve ben yeterli bulmadık elbette. Bir sorun eğer debian üzerinde çözülebiliyorsa mutlaka Pardus üzerinde de çözülebilirdi diye özetlenebilecek itirazlarımız oldu. Hatta benim 'bu sorunlu tahtalardan birini verin 1 ayda sorununu çözüp getireyim' dememin ardından Doruk'ta benzer bir teklif yaptı. Ama hepimizin bildiği gibi tahtalar memleketin her tarafına dağıtılmış durumda. Hatta MSB ile yapılan anlaşma da bu yeni Pardus üzerinden yapılmış.
Toplantının bundan sonraki kısmında pisi mi deb mi diye konuşmak yerine TÜBİTAK bilim kurulunda görüşülmesinin ardından resmileşecek olan Danışma Kurulu'nun yetki ve sorumlulukları hakkında konuştuk. Yukarıda adı geçen grubun isteği özetle şöyle: 'TÜBİTAK'ın yürürlükte olan anlaşmalarına ters düşmemek kaydıyla Pardus'un tüm sürümleri üzerinde nihai kararları Danışma Kurulu alır.' Eğer TÜBİTAK danışma kuruluna bu yetkiyi vermeyecekse kararları kendi alacak demektir, bizim onayımıza da ihtiyacı olmadığından kurulun bir anlamı olmayacaktır. Bu yetkiyi kullanacağımız belli olduktan sonra Pardus'un devamı ile ilgili konuşmak işe yarayacaktır. İşin doğrusu katılımcıların itiraz edecekleri çokça nokta olmasına rağmen bunları konuşmayı kurulun çerçevesinin belirlenmesinin arkasına bırakmak kolay olmadı.
Madem bir sorunun üzerinden Pardus'la gelinemedi ve Debian kuruldu (bu konudaki itirazımı yukarı yazmıştım), keşke Pardus'un geleceğini ve yapısını etkileyen paket yönetim sistemini değiştirecek karar alınmasaydı da (ben bunun da yapılabileceğini düşünüyorum ama bu haliyle değil elbette) 'F@tih Projesinde Debian kullanılacak' denseydi gibi itirazları konuşmak için bu konuşulacakların bir etkisinin olması lazım diye düşünerek gündemi kurulun yapısıyla sınırlı tutmaya çalıştık.
Pardus'un yarını çalıştayında alınan kararların ardında durması TÜBİTAK için en iyisi olacaktır. TÜBİTAK'ın neredeyse tüm paydaşların temsilcilerinden oluşacak Danışma Kuruluna gerekli yetkiyi cesaretle vermesini ve ortak aklı kullanmasını diliyorum.
28 Haziran 2012 Perşembe
Etkileşimli tahtalarda Pardus logolu Debian var
Tahtalardaki bilgisayarlar Windows'un önyükleyicisiyle açılıyor. Ardından gelen grub menüsünde Pardus var. Grafik ekranı ilk gördüğümde konuşulanların doğru olduğunu anladım. Firefox yerine Debian'dan tanıdığımız iceweasel vardı. Yine de sizlere göstermek için yukarıdaki ekran görüntüsünü aldım. Masaüstünde Pardus logosunun dışında bir değişiklik yapılmadan doğrudan debian alınmış gibiydi. O nedenle yapılan çalışmaların kodları nerede diye sormak mantıklı gelmiyor bana. Yapılan bir çalışma yok denebilir, logoyu eklemek sayılmazsa tabi.
Pardus'tan pisi'yi ve dolayısıyla comar'ı çıkarınca onları kullanan diğer yönetici ailesinin de kullanılması mümkün olmuyor. Bunların dışında devam ettirilebilecek bir şey var mı, yoksa bu kendi başına bir problem değil mi sorularının cevapları üzerinde de düşünülmesi lazım.
Yarın Pardus danışma kurulu ilk toplantısını yapmadan hepimizin bunu öğrendiği iyi oldu diye düşünüyorum.
20 Mart 2012 Salı
O sırada Debian semalarında
Örneğin Debian her yıl nisan ayında yaptığı Debian Proje Lideri seçimlerine hazırlanıyor. Debian'ı dışarıda temsil eden, içeride ise koordinasyon ve iletişimden sorumlu olan proje lideri seçimleri için 1-14 nisan arasında oy kullanılacak. Bu yıl seçimlerde 3 aday var: iki yıldır bu görevi sürdüren Stefano Zacchiroli, daha önce iki kere aday olmuş ama seçilememiş Wouter Verhelst ve Gergely Nagy. Hepsi daha önce debian için ne yapmışlar, şimdiki hedefleri neler ayrıntılarıyla yazmışlar. Elin oğlu dağıtım için neleri hedefliyor diye okumakta fayda var.
Binden fazla geliştiriciyle bu düzeni devam ettirebilen Debian'dan alınacak çok ders var.
21 Şubat 2012 Salı
deb paketlerinde çoklu mimari desteği
Çoklu-mimarili paketler sayesinde amd64 üzerine i386 paketleri (ve diğerleri) kurulabilir olacağı gibi çapraz derleme (cross-building) de çok kolaylaşacak. Elbette yapılacak çok iş, denenecek çok paket var (zlib'le bağlantılı 2000'den fazla paket var örneğin) ama Ubuntu Natty ve Debian Wheezy ile gelecek bu özellik kullanıcıları bir karmaşadan daha kurtaracak gibi duruyor.
Zaten bir Linux dağıtımının yeni sürümünden de inovatif bir şeyler bekliyor insan.
3 Ocak 2012 Salı
Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri için ilk Linux dağıtımı
Programlama ile yeni tanışan öğrenciler için python çok uygun olduğundan ilk dil olduğundan onu anlatıyorum. Sanki mektup yazarmış gibi kod yazabilmek başlangıç için pek uygun bence. Başkalarının başka tercihleri var benimki de bu. Sadece algoritma dersinde değil diğer derslerimde de yaptığım bütün uygulamaları özgür yazılımlar ile yaptırıyorum. Bu öğrencilerin yeni bir dünya ile tanışmalarına vesile olduğu gibi benim de bildiğim tek yol aslında.
Hem python'u hem de diğer derslerdeki uygulamaları Linux kullanarak anlatıyorum öğrencilere. Elbette kimseyi benim kullandığım Linux'u kullanacaksınız diye zorlamıyorum ama genel eğilim ben ne kullanırsam onu kullanmak yönünde oluyor. Birinci sınıf öğrencilerinin çoğu bilgisayar mühendisliğini kazanınca ilk bilgisayarlarını almış gençlerden oluşuyor. Linux kurmaya kendileri cesaret edemediklerinden benim birlikte çalıştığım üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerim onlara yardımcı oluyorlar bu konuda. Linuxlar 'ileri, ileri, kabul ediyorum, ileri' şeklinde kurulabiliyor ama kurulum sırasında hem disk bölümlemesi gibi teknik konulardan hem de GPL, FSF gibi konulardan da bahsediyor tecrübeli abiler, ablalar yeni kardeşlerine. Yıllar geçip onlar büyüdüklerinde kurulum yapma ve ahkam kesme sırası da onlara geliyor tabi.
Son 3-4 yıla kadar birinci sınıf öğrencilerine Debian tavsiye ediyordum. Bunu elbette en kolay kullanacakları dağıtım olduğundan değil nisbeten basit işler için bile uğraşmaları gerekeceğinden tercih ediyordum. 'Bununla uğraşılmaz' diyerek vazgeçmemiş olanlar sonra kendi yollarını çizdiler, özgür yazılım insanları oldular. Doğru hatırlıyorsam 3 yıldır Debian yerine Pardus ile tanıştırıyorduk öğrencilerimizi. Neden Pardus'u seçtiğimizle ilgili blogda tonla yazım var, onlara bakılabilir. Bu süre içinde ben de iş yerinde ve kişisel makinelerimde Pardus kullandım. Zaten kendin başka bir şey kullanırken başkasına başkasını tavsiye etmek elinde sigarayla, sigara içmenin zararlarını anlatmak gibidir.
Bundan sonrası benim yavrucaklar için:
Bu yıl da bilgisayar mühendisliği birinci sınıf öğrencilerinin neredeyse hepsinin bilgisayarlarına Pardus kurduk. Bunun üzerine benim artık Debian kullanacak olduğumu yazmam sanki onları yüzüstü bırakıyormuşum gibi algılandı bir çok yavrucak tarafından. Elbette böyle birşey yok. Linux dağıtımları temelde çok benzer yapıda olduklarından zamanla kendi beğeni ve ihtiyaçlarına uygun dağıtımı bulacaklardır eminim.
Şunu aklımızdan çıkarmamak önemli: Linux dağıtımları özgürlük için kullandığımız araçlar. Bugün Pardus olur, yarın başka bir dağıtım. Hem sadece Linux'lar da yok BSD'ler de bizim kardeşlerimiz ;) Bunları nasıl kullandığımız önemli olan.
Yine de ikna olmamış olan varsa bir çay içmeye gelsin gevezelik edelim.
17 Nisan 2010 Cumartesi
Kral öldü yaşasın Kral!
30 Mart 2010 Salı
Artık debian paketlerinin EAP/TLS/TTLS/PEAP desteği var
This LICENSE file is a modification to the main LICENSE file, which is
GPLv2. It applies only to the files in the "src" directory.
In addition, as a special exception, the copyright holders give
permission to link the code of this program with the OpenSSL library,
and distribute linked combinations including the two.
You must obey the GNU General Public License in all respects
for all of the code used other than OpenSSL. If you modify
file(s) with this exception, you may extend this exception to your
version of the file(s), but you are not obligated to do so. If you
do not wish to do so, delete this exception statement from your
version. If you delete this exception statement from all source
files in the program, then also delete it here.
Henüz stable depoya girmemiş olsa da testing deposundan paketleri alıp kullanmak mümkün. Akıllı davranıp bu düzenlemeyi yapanlara teşekkürler. Bu mevzu da benim için kapanmış oldu böylece.
7 Haziran 2008 Cumartesi
az daha trf elden gidiyordu
Neden trq ve trf gibi iki tane keymap'e sahip olduğumuz üzerinde düşünülmesi gereken bir konu bence.
26 Nisan 2008 Cumartesi
aynanın arkasında sır var
Sonuçta yine kendim yapmadım; İşbaran halletti bu işi. Artık Debian yansıları arasında listeleniyoruz. Mesut da pardus yansı'sını aynı makinaya taşıdı ve artık şöyle bir sayfamız var.
Sırada çok zaman önce Erçin'e söz verdiğim ubuntu yansısı var. Yansısını istediğiniz bir şey varsa (gentoo hariç) yazarsanız onu da ekleyebiliriz.
Edit: Gentoo tahminimden çok az tutuyormuş (~50gb). Tahminen yarın gentoo yansısı hazır olur.
21 Nisan 2008 Pazartesi
16 Nisan 2008 Çarşamba
debian, postgresql, freeradius, özgürlük ve evlilik üzerine
Benim aklıma normalde veri tabanı denildiğinde mysql'den başka bir şey gelmez ama kayıtların analizini yapacak olan (yeni çalışma arkadaşlarımızdan) Mehtap, 'python ve postgresql ile bir şeyler yazayım' deyince itiraz etmedik (sevindik hatta). Sınav haftasında olmalarına rağmen bugün bu konuya çalıştık beraber. Aslında yapılacak işlem basit. Hatta dün bir kaç saatte Türkçe'sini bile bitirdim. Ama klasik olarak işler belgelerde yazıldığı gibi gitmedi. Tamam hataya alışkınız ama daha elimizdeki veri tabanını postgresql'e yükleyemeyince çokça zaman kaybettik. İşin garibi, Mehtap belgede yazanları daha önce denediğini ve bir problemle karşılaşmadığını söylüyordu. Beraber denedik; gerçekten pardus üzerinde sorunsuz çalışıyordu yazılanlar. Belgenin yazarı da SuSE üzerinde test etmişti yazdıklarını.
Nasıl bir hatayla karşılaştığımızı da yazayım da google'dan arayıp buraya gelenler doğrudan bunu okuyup işlerini halletsinler:
su - postgresHata da şöyle:
createuser radius --no-superuser --no-createdb --no-createrole -P
createdb radius --owner=radius
exit
cd /usr/share/doc/freeradius/examples/
psql -U radius radius < postgresql.sql
psql: FATAL: Ident authentication failed for user "radius"
Nette yapılan arama yığınla böyle sorun döndürüyor. Yukarıda yapmaya çalıştığımız şey veritabanında kısıtlı bir radius kullanıcısı, radius veritabanı yaratıp elimizdeki şemayı postgresql'e yüklemekten ibaret. İşin bu kadar başında yığınla insanın takılıyor olması şaşırtıcı bir durum aslında. Ben yine debian'a toz kondurmak istemedim ama google'ın buldukları çoğunlukla onunla ilgiliydi. Uzun lafın kısası eski dostum debian postgresql'in standart gelen pg_hba.conf dosyasını daha güvenli olsun diye değiştirip öyle dağıtıyormuş. Diğer dağıtımların akıl edemedikleri(!) bu değişiklik sayesinde postgresql ile tanışmak üzere olan kullanıcılar, belki bizim de yapmak üzere olduğumuz gibi, arkalarına bakmadan mysql'e doğru kaçıyorlar. Burada konunun detaylı tartışması ve çözüm yöntemleri anlatılıyor.
Neyse biz sorunumuzu çözdük ve yine de özgürlükçü tavrından dolayı debian'ı seviyoruz ;)
-------------------
Okulu bitirip giden 'bizim çocuklar' birer birer evleniyorlar yakınlarda. Aişe'nin 27 Nisanda İstanbul'da olacak düğününe gidemeyeceğim ama 16 Mayısta Lapseki'de evlenecek olan arkadaşın düğününe giderim muhakkak. Kim olduğunu isterse kendi yazsın ;)
Edit: Hayır yahu evlenen Oğuz değil :)
8 Nisan 2008 Salı
"Corrupted MAC on input" hatası
26 Mart 2008 Çarşamba
Debian için EAP/TLS/TTLS/PEAP desteği olan freeradius paketi hazırlanması
Daha önce de yazdığım gibi debian depolarında bulunan freeradius paketlerinin EAP/TLS/TTLS/PEAP desteği bulunmuyor. Nedeninin Openssl lisansı olduğunu da yazmıştım. Buna rağmen dağıtım olarak debian kullanmak isteyen ve kaynak koddan kurmak istemeyenler için yapılacak işlemleri buraya yazayım istedim.
Aşağıdaki işlemlerin hepsini root olmayan bir kullanıcı ile yapmanız gerekiyor.
Gerekli kaynak dosyaları indirelim. Kullandığınız debian'a göre farklılık gösterse de üç dosyayı indirmeniz gerekiyor. Stable için freeradius_1.1.3-3.dsc, freeradius_1.1.3.orig.tar.gz ve freeradius_1.1.3-3.diff.gz. Freeradius'un son sürümünün 2.0.3 olduğunu göz önüne alırsanız 1.1.3 oldukça eski sayılır. Bana soran olursa testing daha kabul edilebilir bir versiyon olan 1.1.7'yi sunduğundan onun kullanılması daha mantıklı olabilir. Testing için indirilecek dosyalar şöyle: freeradius_1.1.7-1.dsc, freeradius_1.1.7.orig.tar.gz ve freeradius_1.1.7-1.diff.gz. Böyle bir iş için unstable kullanmak isteyene link vermek gerekmez diye düşünüyorum. Stable ve Testing için de güncel sürümlerin burada verilenler olup olmadığını elbette kontrol edeceğinizi varsayıyorum.
- İndirdiğimiz dosyaları açalım: $ dpkg-source -x *.dsc $ cd freeradius-* Bu komutu çalıştırabilmek için sistemde dpkg-dev paketinin kurulu olması gerekiyor.
- Oluşturulan dizine geçerek debian/rules dosyasında --without-rlm_eap-* olan satırları --with-rlm_eap-* olarak değiştirelim.
- Bir kaç satır altta --without-openssl olan satırı da --with-openssl yapalım. Bu satır stable sürümünde yok.
- Yine aynı dosyada geçen aşağıdaki satırları silelim:
for pkg in $(shell grep ^Package debian/control | awk '{print $$2}') ; d o \ if dh_shlibdeps -p $$pkg -- -O | grep -q libssl; then \ echo "$$pkg links to openssl" ;\ exit 1 ;\ fi ;\ done- debian/control dosyasının ikinci satırında bulunan Build-Depends bölümüne libssl-dev'i ekleyip Build-Conflicts bölümünden çıkartalım.
- Son olarak aşağıdaki komutla yeni paketlerimizi oluşturalım. $ dpkg-buildpackage -rfakeroot Bu komutu kullanabilmek için sistemde gcc, libltdl3-dev, libssl-dev, libpam0g-dev, libmysqlclient15-dev, libgdbm-dev, libldap2-dev, libsasl2-dev, libiodbc2-dev, libsasl2-dev, libiodbc2-dev, libkrb5-dev, snmp, autotools-dev, dpatch, libperl-dev, libtool paketleri kurulu olmalı.
Her şey yolunda gitmişse (bilirsiniz, bazen gitmez) kısa süren bir işlemden sonra sekiz adet .deb paketiniz oluşmuş olmalı. Ben yukarıda bahsettiklerimi sparc işlemcili bir makinada testing üzerinde yaptım. Oluşan paketleri ftp.comu.edu.tr adresine koydum. Umarım birilerinin işine yarar.
Kaynak: Building Debian FreeRadius package with EAP/TLS/TTLS/PEAP support
yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?
Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...
-
İkinci gün sadece öğleye kadar süren çalıştayda iki oturum yapıldı. Bunlardan ilkinde daha önce üzerinde konuşulan sorunlar için katılımcıla...
-
Pardus ülkemizdeki en geniş özgür yazılım topluluğunu bir araya getirmiş bir projedir. Kitlelerin linux ve özgür yazılımla tanışmalarına ve ...
-
Dün özgürlükiçin forumlarında okuduğum konu doğru mu diye gidip yerinde gördüm. Çanakkale'ye bir buçuk ay önce gönderilmiş olan etkileşi...




