Ana içeriğe atla

Pardus'un Yarını Çalıştayının ardından - 1

Çoğumuzun merakla beklediği Pardus'un Yarını Çalıştayı yaklaşık 30 kişinin katılımıyla Gebze'de düzenlendi. Çalıştayın hemen ardından bir sonuç metni yayınlandı. Bu metin aylardır geliştirilmesi durmuş, yönetimi değişmiş, geliştiricilerinin büyük çoğunluğu ayrılmış olan Pardus'la ilgili merak edilen tüm sorulara cevap olmadı. Zaten bu kadar kısa bir metinden bunu da beklememek lazımdı bence. Toplantıya katılmayanlar için olan biteni aldığım notlardan özetleyeyim istiyorum. Daha sonra kendi yorumlarımı içeren bir yazı da yazacağım. Olanları hikayeleştirmekten çok aldığım notları paylaşacağım bu yazıda.

Öncelikle katılımdan başlayayım. Yakın zamanda ayrılmış TÜBİTAK çalışanlarından Onur Küçük ve Fatih Aşıcı, Özgür Yazılım A.Ş.'den Doruk Fişek ve Hakan Uygun, Ünivesitelerden Mustafa Akgül, Mustafa Karakaplan, Hüseyin Yüce ve ben, Özgürlükiçin'den Sezai Yeniay ve Zeki Bildirici, Endersys'den İsmail Yenigül ve Barış Şimşek, camiadan tanıdığımız Ali Vardar, Nihat Karslı ve Hakan Hamurcu, halen TÜBİTAK çalışanı olan Fatih Arslan, Bertan Gündoğdu, Gökhan Özbulak ve Semen Cirit toplantıda vardı. Bunun yanında Pardus kullanan kurumlardan temsilciler ve benim bu listeyi yazarken aklıma gelmeyen ama sonradan o da vardı elbette diyeceğim birkaç kişi daha katıldı toplantıya.

Toplantı aynı zamanda ULAKBİM'in de müdürü olan Ahmet Kaplan'ın konuşmasıyla başladı. Hepimiz tavrının nasıl olacağını merak ediyorduk. Benim tahminimin çok üzerinde bir sahiplenmeyle konuştu Ahmet hoca. İlk olarak 'Pardus ölmedi, daha büyük bir ortamda yaşayacak' mesajını verdi. Pardus projesinin yerinin BİLGEM'den ULAKBİM'e taşındığını söyledi. Bu çalışmaların artık Ankara'da devam edeceği anlamına geliyor. Ahmet hoca toplantıya gelmeden önce A.Murat Eren'in camia'dan topladığı eleştirileri okuyup üzerinde çalışmış; hem orada yazanların hem de Öİ ve PLO forumlarındaki eleştirilerin değerlendirildiğini görmek güzeldi. Konuşma sırasında aldığım notlar arasında 'Pardus'un sadece bir işletim sistemi olmasının ötesinde diğer özgür yazılım projelerine öncülük edecek bir proje olmasının hedeflenmesi' ve 'F@tih Projesindeki etkileşimli tahtalarda iki işletim sisteminin birden olduğu, bazı tahtaların deneme aşamasında sadece Pardus içerecek şekilde üretildiği, göstereceği performansa bağlı olarak diğer tahtaların da öntanımlı olarak Pardus ile açılmasının gündemde olduğu' bilgileri de var. Bir diğer üzerinde çok durulan konu ise Türkçe desteğinin arttırılması ve Pardus'un en başarılı Türkçe desteği veren işletim sistemi olmasıydı. Bunun için kaynak yaratmak ve motivasyon sağlamak için yöntemler deneneceğinden bahsedildi. Yaygın etkisi daha büyük olacak bir konu olarak kamunun donanım alımlarında linux sürücüsünü aramasının zorunlu tutulması konuşuldu. Bu konuşma daha çok yeni yönetimin Pardus'a nasıl baktığının anlatılması şeklinde geçti.

İkinci konuşma bir önceki Pardus Zirve'sinde olduğu gibi Semen Cirit tarafından yapıldı. Semen sanki tarihinin en sıkıntılı döneminde bir projeden bahsetmiyormuş gibi organizasyon şemaları falan gösterdi. Mutfak depo gibi benim hiç duymadığım terimleri kullanıp kimse için bir anlamı olmayan bir sunum yaptı. Proje hakkındaki 'düşündük, planladık, anlaştık' denilen şeylerin bazılarını ilk defa bu sunumda duydum. Çay arasında bunu söylediğimde aldığım cevaplar kesinlikle tatmin edici değildi. Karar alma süreçlerinin bu kadar kapalı olduğu, kararların bir kısmının diğer geliştiricilere tebliğ dahi edilmediği bir özgür yazılım projesinin sorun yaşaması kaçınılmazdı zaten. Bu kadar ayakları yere basmayan, projenin durumuyla ilgisi olmayan bir sunum keşke yapılmasaydı. Tamamen vakit kaybı oldu.

Üçüncü konuşmada Jon 'Maddog' Hall hepimizin bildiği şeylerle başladığı konuşmasının ilerleyen bölümlerinde diğer ülkelerdeki tecrübelerini paylaştı. İşbirliğinin ve birlikte çalışmanın öğretilebilir şeyler olduğundan ve bilgisayarların düzgün çalışmamasından dolayı oluşan kayıplardan bahsetti. Lisans bedellerine verilecek paralarla ne kadar mühendis çalıştırılabileceğine dikkat çekti. Bağışlanan yazılımların aslında bedava olmadıklarını, parasız verilen ilk uyuşturucu gibi olduklarını anlattı. Markaya bağımlı yapılan işlerin ne kadar kısa sürede temelsiz kalabileceğini dramatik örneklerle gösterdi. Pardus özelinde projenin hedefinin iyi belirlenmesi gerektiğini, başka dağıtımların daha önce çözdüğü şeyleri yeniden çözmek yerine ihtiyaç duyulan şeylerin yapılmasına yönenilmesini önerdi. Debian veya başka bir dağıtımın paket yönetim sistemini kullanıp kendi teknolojilerini geliştirmeye odaklanmanın da bir yöntem olduğunun çokça üzerinde durdu.

Öğleden sonra yapılan sorun belirleme çalışmasıyla ilgili ikinci bir yazı yazacağım.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…