25 Ekim 2008 Cumartesi

Yasaklayamazsınız

Siz yasakladığınızı düşünseniz de ben ulaşıp yazıyorum, isteyen de ulaşıp okuyor.

Olan bu ülkenin rezil bir duruma düşürülmesi sadece.

16 Ekim 2008 Perşembe

Akademik Bilişim 2009

XI. Akademik Bilişim Konferansı bu yıl Şanlıurfa'da Harran Üniversitesinde yapılacak. Yakında Akgül Hocanın aktif katılım çağrısını alırsınız ama ben şimdiden haber vereyim dedim.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Konferans düzenlenmeden önce ev sahibi üniversitede bir toplantı yapılacak; 31 Ekimde Harran'da olacağız. Nereye gideceğiniz konusunda fikriniz olsun diye fotoğraflar eklerim ;)

23 Ağustos 2008 Cumartesi

Elvan bizim kızımız değil mi yani?




Gördüğüm en sempatik sporculardan biri olan Elvan Abeylegesse'nin Pekin'deki başarılarına burun kıvırıp onun yabancı olduğunu konuşanları, yazanları hayretle görüyorum. Diyelim ki Elvan Etiyopya'lı anne babanın çocuğu olduğundan Türk vatandaşlığına geçtiği ve kendini bizden biri gibi gördüğü halde bizden sayılmasın; peki Elvan bir Türk ile evlenir ve çocuğu olursa onun oğlu da mı yabancı sayılayacak? Kaçıncı nesilden sonra arıza çıkarmayacağız? Şu an o bölgeden bir sporcu yetişmesi pek mümkün değil ama Kuzey Irak'lı bir Kürt kızı olsaydı Elvan, ona yine sen bizden değilsin mi diyecektik?

Zeka ne kadar zor bulunur bir şey oldu günümüzde.

19 Ağustos 2008 Salı

Tanıdığınız bir Nevin Yanıt ya da Eşref Apak olmadı mı?

Bir haftadan uzun bir süredir Olimpiyat Oyunlarını seyrediyorum. Çocukluğumdan bu yana iyi bir spor izleyicisi olduğumdan bir çok dünya rekorunun kırıldığı Pekin Olimpiyatları benim harika vakit geçirmeme imkan verdi. İnsan yaşadığı ülkeyi düşünmeden olaya sadece spor olarak bakabilse sanırım daha fazla keyif alabilir ama neden bu memleketten bu kadar az sporcu olimpiyatlara katıldı diye düşünmeye başladınız mı işin sonu gelmiyor.

Plajı olmayan ülkelerin plaj voleybolu takımlarını, ülkesinde başı açık gezemeyen yüzücü kadınları, geçen oyunlarda altın aldığımız branşlarda hiç olmadığımızı görünce kahroluyor insan. Örneğin "10 metre havalı tüfek" diye bir kategori var, bizim hiç sporcumuz yok, birinci Hindistan'dan. Bence bu durumun nedeni bizim ülkemizin böyle bir niyetinin olmaması. Yoksa Hollanda Antilleri'nden bir 100 metreci çıkabilirken bizden 10 metreden tüfekle atış yapacak birinin dahi çıkmamasının izahı olabilir mi?

Aslında olayın olumsuz tarafı ile ilgili çok şey yazılabilir ama ben konuyu başka bir yere bağlamak istediğimden Ülkemizde hiç seyircisi olmayan iki branşta yarışmış iki gençten bahsetmek istiyorum; çekiç atmada yarışan Eşref Apak ve 100 metre engelli koşan Nevin Yanıt. Eşref Apak bu olimpiyatlarda yoktu ama 100 metre engelli gibi bizden birinin koşmasını hiç beklemediğimiz bir dalda Nevin Yanıt'ı görmek beni çok sevindirdi.

Neden böyle başarılı çocuklarımızı ön plana çıkartarak ülkemizde bambaşka bir hava estirmiyoruz, neden kızlarımızı Süreyya veya Nevin'e özendirmiyoruz, neden Eşref neredeyse hiç sporcumuzun olmadığı atma ve atlama branşlarında önümüzü açmak için kullanılmıyor sorularına ancak bunu istemiyoruz herhalde diye yanıt verebiliyorum.

Kendi öğrencilerimden biliyorum ki; insanlar kendileri gibi birilerinin şimdi başarılı olmuş olduklarını görmekten çok motive oluyorlar. Eğer yeterince iyi kullanılabilirse böyle bir kaç örnek bile çok fazla insanın hayatını değiştirebilir ama tabi bunu istemek lazım.

Şimdi bir kaçına link versem diğerleri kırılır ama bölümden mezun olmuş Nevin Yanıt'lardan, Eşref Apak'lardan öğrencilerime çokça bahsediyorum. Nevin Yanıt da bu okuldan mezun olmuş diye düşünmek bile ben de yapabilirim dedirtiyor insanlara. Hepsi 100 metre engelli koşmuyor ya da çekiç atmıyor belki ama birilerinin gerçekten hayatı değişiyor. Daha sonraki yıllarda yeni Nevinler, Eşrefler olarak onlardan da bahsediyorum.

Yarı final serisinde sonuncu olmuş bir sporcuya bu övgüler fazla değil mi? diye soran arkadaşları boş yere meşgul ettiğim için özür dilerim.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

İngilizce çalışın

"Öğretim Üyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıkta Yapılacak Atamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ile Giriş Sınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” 31.07.2008 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu yönetmelik araştırma görevlisi, uzman, okutman ve öğretim görevlisi kadrolarına başvurmak isteyen herkesi ilgilendiriyor. Böyle bir niyeti olan herkes bu yönetmeliği okumalı bence.

Ben kısaca bundan sonra merkezi olacak sınavda aranacak minimum şartları özetleyeyim. Elbette isteyen üniversiteler burada bahsedilenden daha yüksek barajlar da belirleyebilecekler.

  • ALES onutu en az 70 olmalı
  • ÜDS notu en az 50 olmalı (eşdeğer sınavlar da kabul ediliyor)
Eğer araştırma görevlisi olmak istiyorsanız ayrıca şu şartları da sağlamalısınız:
  • 35 yaşını aşmamış olmak (bu şart eskiden 29'du yanlış hatırlamıyorsam)
  • Lisans mezuniyet notu 100 üzerinden 65 veya 4 üzerinden 2.5 olmalı
Benim görebildiğim en kritik baraj ÜDS olmuş. Eskiden ÜDS'yi geçmemiş adaylar en azından uzmanlık, okutmanlık, öğretim görevliliği için başvurabiliyorlardı. Artık bu sınavı geçmemiş kimse üniversitelerde çalışamayacak. Mezuniyet notu ne kadar iyi olursa olsun İngilizce sınavını geçmek çok kritik bir duruma gelmiş.

Bir ağabey tavsiyesi; İngilizce çalışın.

25 Temmuz 2008 Cuma

System Administrator Appreciation Day

Temmuzun son cuması sistem yöneticileri günüymüş. Barış Özyurt sitedeki "Sistem Yöneticinizi Hızlı Yoldan Delirtmek İçin" belgesini çevirmiş. Sistem yöneticisi olmayan herkesin mutlaka okuması gereken bir belge olmuş, okumayan kalmasın ;)

edit: Bir de dört kategoride verilen bu ödüller varmış:

20 Temmuz 2008 Pazar

eskiden youtube diye bir site vardı

Yani aslında hala var ve erişilebilir durumda ama sanki birileri yasaklamış, biz de ulaşamıyormuşuz gibi yapmaya devam ediyoruz. Hatta o kadar öyle yapıyoruz ki bir gün hiç numara yapmadan erişilebilir olsa bunu bile farkedemeyeceğiz.

Dünyaya karşı düştüğümüz durumu geçtim en azından birbirimizi kandırıyormuşuz gibi yapmasak artık.

16 Temmuz 2008 Çarşamba

mezartaşı yazıları

Reddit'te gördüğüm en güzel başlıklardan birisi bu: What would the best geek epitaph be?

Linke tıklamaya üşenenler için bir kaç tanesi:

Do you wish to continue? (y/n) n█

shutdown -h now

404 Life not found

42

rm -rf /dev/body mv /dev/soul ../

15 Temmuz 2008 Salı

Ben Judas Priest gördüm

Pazar günü çocukluğumun grubu Judas Priest konserine gittim. Uğur'u ve Selma'yı görmek kadar güzel olmasa da ;) harika bir konserdi. Keşke ben de onlar da daha gençken seyredebilseydim bu konseri.

3 Temmuz 2008 Perşembe

Pardus Kullanıcıları Derneği

Bugün Kemalden duyduğuma göre "Pardus Kullanıcıları Derneği" kurulmuş.

1 Temmuz 2008 Salı

Tehlikeli oyunlar

Hava kararıyordu. Köşeden bir genç kızla bir genç adam göründü kolkola. Delikanlı bir şeyler anlatıyordu, genç kız da başını sallıyordu. "Bana kalırsa filim biraz karışıktı", dedi genç adam. "Bazı yerlerini anlamadım." "Canım" dedi kız, "Sonunda çocuk ölüyor işte." "Aptal", dedi delikanlı, "O kadarını biz de anladık."

26 Haziran 2008 Perşembe

Kuşlar yuvadan uçtular

Dün oldukça kalabalık bir törenle mezunlarımızı uğurladık. Mezuniyet törenleri insanın farklı duyguları bir arada yaşadığı yerler oluyor. Elbette öğrencilerinizin okulu başarıyla tamamlamalarına seviniyorsunuz ama çoğunu bir daha göremeyecek olmak da üzücü bir durum. Yine de daha dün üniversiteye başlamış bu yavrucakların ;) şimdi birer mühendis olarak mezun olmaları, giderken samimi birer vedaları içinizdeki hüznü almasa da çok duygulandırıcı şeyler.

Bu dönemin benim için özel olan taraflarından biri de dört yıldır kesintisiz bir arada olduğum nadir dönemlerden biri olması. Askerlik, ıvır zıvır bir şeyler araya girmeden gelişimlerini, büyüdüklerini gördüğüm bu çocukları kocaman kucaklıyor, başarılar diliyorum.

Yolunuz açık olsun arkadaşlar.

Schrödinger

25 Haziran 2008 Çarşamba

Yazılım Akademisi '08

Geçenlerde Zeliha ve Kübra'nın IBM'in Yazılım Akademisi 2008 yarışmasında dereceye gireceklerini düşündüğümü yazmıştım. İlk üçe girememişler ama Jüri Özel Ödülünü almışlar. Afferin kızlar, daha fazlasını hak ediyorsunuz.

Bu yılın mezunlarının hepsi birbirinden başarılı. Acaba buranın havasından mı suyundan mı?

24 Haziran 2008 Salı

Açık Akademi Yayınları

Biliyorsunuz Açık Akademi Yayınları daha önce tasfiye sürecine gireceğini bildirmişti. Yayınevi stoklarını tüketmek için kitaplarda son bir indirim daha yaparak, indirimleri %50 ile %60 seviyesine çıkarmış. Neredeyse bedavaya satıyorlar kitapları. Her kitaplarını çıktığında almıştım ama şimdi yine bir şeyler aldım ben.

Keşke bu yayınevinin yaşaması mümkün olsaydı. Ama hayat böyle; her zaman hakettiğini alamıyor insan.

hoşçakal kardeşim deniz

Nerelisin sorusuna Ankaralıyım demeye utanacak kadar çok zaman Çanakkale'de yaşadım. Hiç kimseyi tanımadan geldiğim bu şehirde harika in...