29 Ocak 2019 Salı

Dersleri nasıl takip etmeli?

Öncelikle üniversitelerdeki derslerin büyük bölümünün uzaktan eğitimden bir farkı olmadığını düşündüğümü söyleyeyim. Hem sınıflar çok kalabalık, hem de dersler öğrencinin bir ilişki kurabileceği şekilde anlatılmıyor. Üniversite hocaları nasıl ders anlatmaları gerektiğini çok büyük oranda kendileri çabalayarak öğreniyorlar [1]. İnternette hemen her ders için öğrenme malzemesi mevcut. Bu haliyle bakınca üniversitede derslere devam zorunluluğun olmaması gerektiğini düşünüyorum [2]. Bu konuda daha önceden yazdığım için tekrarlamak istemiyorum.

Bu yazıda derslere gelip dinlemek isteyenlere bu zamanı verimli geçirmeleri için olabildiğince yol göstermeye çalışacağım. Eğer amacınız sadece dersten geçer not almak ise, konuyu öğrenmeniz gerekmediğini düşünüyorsanız (muhtemelen öyle değildir ama bizi ilgilendirmez bu) yazının gerisinin size hiç faydası olmayacaktır. Ezberleyin, kopya çekin veya son gece sabahlayıp dersi geçin. Yazının bundan sonraki kısmı derse o konuyu öğrenmek için girenler için olacaktır.

Bir dersten en fazla verim almanın yolu o dersten önceki konuları biliyor olmak ve o derste anlatılacak konu ile ilgili yüzeysel de olsa bir okuma yapmış olmaktır. Bunun gerçekleştirmesi çok zor bir görev olduğunu biliyorum. Dersi böyle takip eden öğrencilerle dolu bir sınıfa ders anlatmak dersin sorumlusu için harika bir deneyim olur diye tahmin ediyorum.

Her şeyi yazmayın

Bütün dersleri öğrenebilmek için geçerli bir yöntem olmadığını baştan kabul edelim. Dersin nasıl işlendiğine göre onu nasıl takip etmemiz gerektiğini belirlemeliyiz. 

En kötü yöntemin hocanın söylediği her şeyi not almak olduğunu söylemeliyim. Bunu yapan çok arkadaşım ve öğrencim oldu. Tuttukları notlara baktığımda derste anladığım şeyleri bile tekrar etmek imkanının çoğunlukla bulunmadığını görürdüm. Bir konuyu yazılı olarak, özellikle ders notu şeklinde, hazırlayan biri onu okuyacağınızı düşünerek yapar bu hazırlığı. Öğrencinin yeni duyduğu bir ifadeyi bir kere anlattıktan sonra gerektiğinde bu bölüme dönüp bakabileceğini bilir ve tekrar etmez. Konu anlatımı bir düzen içinde olur. Sözlü anlatım ise böyle değildir. Öğrenciye on dakika önce anlattığınız bir kavramı zaten çok yeni duyduğunu bildiğiniz için arada hatırlatırsınız. Bazen yazılı metinlere geçiremeyeceğiniz örnekler verir, şakalar yaparsınız. Kitapta yazanları ezberden sırasıyla söyleyen bir hocanın dersini takip etmek çok sıkıcı olur genelde. O kitabı hoca kendisi yazmış olsa ve okurken konuyu çok iyi anlasanız bile iş dinlemeye gelince durum farklı olur. Bu aslında yazılı ve sözlü kültürlerin temelindeki farktan kaynaklanır ama bu kadar ayrıntıya girmeye gerek yok sanırım. Sonuç olarak ağızdan çıkan her şeyi yazmak sonra takip etmesi zor bir malzeme bırakır size.

Derste ses veya görüntü kaydı almak da benzer şekilde verimsiz bir yöntemdir. Çünkü tekrar etmeye çalıştığınızda aynı süreyi yeniden harcamanız gerekir. Hem madem vidyodan takip edecektiniz, derse neden gittiniz? Bu dersi youtube'da veya çevrimiçi derslerde bulamadığınız için gitmediniz ki derse.

Dersi derste öğrenmeye çalışın

Şunu aklınızdan çıkartmayın: hoca derste evrenin az önce kendisinin bulduğu ve kimsenin bilmediği bir sırrını anlatmıyor, yeterli ön hazırlığınız varsa derste anlatılan her şeyi anlayabilmeniz gerekir. Madem evde uyumaktan veya kantinde gevezelik etmekten feragat edip derse geldiniz, ne anlatılıyorsa onu öğrenin. Evet eve gidip ders notlarını okuyarak da öğrenebilirsiniz ama o zaman neden derstesiniz? Dinlemeyeceğiniz derse girmeyin. Sadece devamsızlık kontrol edildiği için derse girmek kadar zaman kaybı olan çok az şey vardır.

Eğer o dersten önce anlatılan konuları takip etmişseniz bulunduğunuz dersten "buna sonra bakıp anlayayım" dediğiniz bir şey olmadan çıkmalısınız. Aklınıza yatmayan, nedenini anlayamadığınız bir şey olduğunda bunu sorun. Dersin sorumlusu bundan memnun olacaktır. O da evinden çıktı geldi, odasında değil sınıfta bulunuyor, ayakta ve bir saattir konuşuyor. Anlattıklarının bir işe yaramasını istiyor o da. Çekinmeyin, sorun.

Tahtada anlatılan şey bir matematik probleminin çözümü bile olsa onu not almak yerine nasıl çözüldüğünü orada anlamaya çalışmak daha verimli bir hareket olacaktır. Nasılsa yurda gidince benzer problemleri çözeceksiniz. Önemli olan yeni anlatılan kavramı öğrenmeye çalışmak olmalıdır. Eğer bir uygulama saatindeyseniz yani dersin kendisi problem çözme, kod yazma gibi bir şey ile ilgiliyse o zaman bunu yapmaya çalışmalı ve aklınıza yatmayan şeyi sormalısınız.

Uygulamanın her tarafında bulunun

Dersin uygulamalarında tek bir rolü benimsemeyin. Bir grupla çalıştığınızda biri karışımı hazırlarken diğeri cihazı kullanıyorsa örneğin, her iki tarafta da bulunun. Bir yazılım projesinde sadece testleri siz yazmayın. Size belki ilk yaptığınız işleri tekrar etmek yeni bir şey yapmaktan daha kolay görünecektir ama kendinize burada öğrenmek için bulunduğunuzu hatırlatın. Ekip arkadaşlarınıza bir rolü terketmeyin, siz de başka birini sahiplenmeyin. Belki onu yaparken bilmediğiniz bir şeyler öğreneceksiniz. Öğrenme fırsatını kaçırmayın.

Dinlemenizi engellemeyecek uzunlukta notlar alın

Dersin sorumlusu ders kitabında bulunmayan hiçbir şey anlatmıyorsa bile ilk kez duyduğunuz bir kavramla ilgili anlatılan şeylerden aklınızda canlanan şey her ne ise onu kısaca not almak iyi olabilir. Kısaca diyorum çünkü hocanın dediğinin aynısını değil, ondan aklınızda kalanı yazmak istiyorsunuz. Bunun üzerinde çok durursanız o sırada anlatılanları kaçırırsınız. Zamanla neyi not almanız gerektiğini siz de kolayca bileceksiniz. Her yeni kavramı yazmanız gerekmeyecek. Zaten bütün hepsini eve gidince kitaptan okuyabilirsiniz ama alacağınız kısa notlar sizin konuyla bir ilişki kurmanıza yardımcı olacaktır.

Ders hakkında konuşun

Üniversiteyi sadece hocadan öğrenilen bir yer olarak görmemek gerekir. Akranlar arası sosyalleşme ve öğrenme de en az hocadan dinleme kadar, hatta bazen daha fazla önemlidir. Çok iyi anladığınızı düşündüğünüz bir dersin çıkışında arkadaşlarınızın sorduğu bazı sorulara cevap veremediğinizi görmek eve gidince hangi başlıkları daha ayrıntılı okumanız gerektiği hakkında ip uçları verecektir. Bir kavramı bildiğini düşünmek ile onu başkasına anlatmak için zihninde toparlamak farklı süreçlerdir. Dinlediğiniz her dersi çıkışta başkasına anlatın demiyorum ama ders çıkışında kısa da olsa bir sohbetin faydasını görürsünüz.

Ders içeriğinin eksik olduğunu düşünüyorsanız kendiniz tamamlayın

Aradan zaman geçtiğinde bir dersi hangi hocadan dinlediğinizi, hangi notla geçtiğinizi, ödevleri, sınavları hatırlamayacaksınız. Derste anlatılan kavramları biliyor musunuz, onları kullanabiliyor musunuz; esas önemli olan bu soruların cevabı olacak. Aldığınız derslerin içeriğini başka üniversiteler daha geniş kapsamlı anlatıyorsa, kaderinize küsüp hocanızın anlattığı ile yetinmeyin. Her konuda çok fazla çevrimiçi ve/veya basılı kaynak mevcut. Varsa eksiğiniz, onları kendiniz tamamlayın. O konular sınavda çıkmayacak diye öğrenmezlik etmeyin.

Eğer okuduğunuz bölüm yukarıdakilerin hiçbirini yapmaya değmez gibi geliyorsa muhtemelen yanlış bölümde okuyorsunuzdur.

[1] https://www.nyucel.com/2019/01/universitede-ders-anlatmak-nasl.html
[2] https://www.nyucel.com/2013/02/derslere-devam-neden-zorunlu.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İstikbale ait bir eser: Mai ve Siyah

Halid Ziya Uşaklığil'in 1896'da yayınlanan [0] romanı Mai ve Siyah'ı ilk okuduğumda muhtemelen hiçbir şey anlamamıştım. Tek hede...