30 Ekim 2009 Cuma

64bit Pardus sürüm takvimi


64bit çalışmalarının başladığını yazdığımdan bu yana hep "ne zaman?" sorusu soruluyordu. Biz de bir takvim yayınlamak ve bunu takip etmek istiyorduk. Artık gelecekle ilgili bir tahmin yapabileceğimizi düşündüğümüzden bir plan yapalım ve duyuralım istedik:

rootfs: 23 Kasım 2009
alfa: 1 Şubat 2010
beta: 22 Şubat 2010
RC1: 8 Mart 2010
RC2: 15 Mart 2010
final: 1 Nisan 2010

Çalışanlar öğrenci olduklarından (hatta Serhat askere gideceğinden), sınav takvimleri, bayram tatili, akademik bilişim gibi çalışmaya ara verilecek dönemleri de dikkate aldık.

Artık bunu herkese söylediğimize göre daha fazla çalışmak lazım arkadaşlar ;)

nb: Daha önce Pardus 2008 üzerinde çalıştığımızı yazmıştım ama Pardus Kurumsal'ın 2009'u baz alacağını öğrendiğimizden biz de çalışmalarda artık 2009 kullanıyoruz.

15 Ekim 2009 Perşembe

Fear No Evil - Doro


Pek az kadın heavy metal solistinden biri olan Doro'nun bu yıl ocak ayında çıkan albümü hala 1980'leri dinlemek isteyenlerin hoşuna gidebilecek bir albüm. Giriş parçası "The Night Of The Warlock" Warlock günlerini hatırlatan bir tempoda. Onun haricinde benim beğendiğim ikinci şarkı Tarja Turunen ile birlikte söylediği "Walking With The Angels" oldu. Gerisi sadece Doro'nun 25 yıldır aynı şekilde söyleyebildiğini görmek için dinlenilebilir (güzel söylüyor orası ayrı).

14 Ekim 2009 Çarşamba

Liebe ist für alle da - Rammstein


15 yıldır aynı kadroyla çalan Rammstein'ın altıncı stüdyo albümü Liebe ist für alle da industrial metal sevenlerin beğenecekleri bir albüm. Benim dinlediğim bu türde başka grup olmamasına rağmen albümü beğendim. Şarkı sözlerinin almanca olması eskiden sevmediğim bir şeydi ama grubun ingilizce söylediği şarkıların derinliğini hatırladıktan sonra "iyi ki anladığım bir şeyler söylemiyorlar" diyorum. Bu haliyle en azından ne saçmaladıklarını anlamıyorum.

A1 şarkısı (kaset dönemlerinde böyle şeyler vardı, ah mazi) "Rammlied" bence en güzel parçası albümün. Neden böyle yüksek tempolu şarkılar yerine gereksiz slow şarkılar yapıyorlar anlamıyorum. Rammstein ile tanışmak için uygun albüm bu değil bence. Önce eski albümleri dinleyip severseniz bunu dinleyin derim ben.

13 Ekim 2009 Salı

64bit Pardus çalışmaları ne durumda?


Temmuz ayı başında Pardus'un 64bit portunu hazırlayacağımızı yazmıştım. Aradan geçen yaz aylarında bu projede çalışacak olan arkadaşlar yaz stajlarını tamamladılar, dinlendiler, ben doktorayı bitirdim. Okulun açılmasıyla birlikte heyecanlı bir çalışmaya hazırız. Çalışmaların ne durumda olduğuyla ilgili kısaca bir şeyler yazmak istiyorum.

Çalışmalar iki ekiple yürütüleceğinden her grup kendi planı üzerine çalışmaya başladı. Daha kalabalık olan ve 32bit paketleri 64bit olarak hazırlayacak olan grup paketleme üzerine çalışırken soldaki fotoğraftaki 4 kişi kuluçka dağıtım olarak pardus 2008 kullanarak çapraz derleme araçlarını hazırladı, sırada üzerinde 64bit paket hazırlanabilecek olan temel sistemin hazırlanması var. Meltem Parmaksız, Serhat İrem Ersel, Mete Bilgin ve Metin Akdere yoğun ders programlarına rağmen (Serhat mezun olduğundan böyle bir derdi yok ;)) bütün zamanlarını verdikleri yoğun bir mesaiyle çalışıyorlar. Her adımı ayrıntısıyla öğrenmek ve belgelemek için uğraştıklarından bu onlar için oldukça öğretici ve vakit alan bir süreç oluyor. Bir kaç hafta içinde bir takvim yayınlamayı planlıyorlar.

Yakında kendi yazdıkları blog girdileriyle haber veriyor olacaklar diye umuyorum.

9 Ekim 2009 Cuma

Christmas in the Heart - Bob Dylan


Bob Dylan gibi bir kaç kuşağı birden etkilemiş büyük bir sanatçının böyle sadece Christmas şarkıları içeren bir albüm çıkarmasına pek şaşırdım doğrusu. Şarkılar sanki çocuk şarkıları gibi. Belki bu kültürün içinde olmadığımdan bilemiyorum ama ben hiç beğenmedim.

8 Ekim 2009 Perşembe

The Devil You Know - Heaven & Hell


Grubun adı yeni ama çalan elemanlar 1980-1982 ve 1991-1992 arasında bu kadro ile Black Sabbath'ı oluşturuyorlardı. Kadro müthiş: Ronnie James Dio, Tony Iommi, Geezer Butler ve Vinny Appice.

Tony Iommi vokalist yönünden çok şanslı bir gitarist olmuş hayatı boyunca. Kimle çalışmamış ki; Ozzy Osbourne, Ronnie James Dio, Ian Gillan, Glenn Hughes, Tony Martin ve hatta bir kaç konserliğine bile olsa Rob Halford ile bile çalmış (bu konserlerin kayıtlarını bulup dinlemek isterdim doğrusu). Bu aralar hem Ozzy hem de Dio ile arası iyiyken ikisinide kırmamak için bu ismi uydurmuş gibi duruyor. Ozzy ile Black Sabbath adıyla çalarken Dio ile nasıl çalalım diye düşünüp yeni bir grup kurmuşlar ;) ve Dio'lu yılları aratmayacak kadar güzel bir albüm yapmışlar. Bence Black Sabbath'ın en iyi üç albümü arasına girebilecek bir albüm olmuş. Dio 67, Iommi 61, Butler 60 ve Appice 50 yaşında olmalarına rağmen hem teker teker çok iyi çalmış/söylemişler hem de şarkılar eski günlerdeki gibi.

Hem Iommi'nin gitarını, Dio'nun vokalini özleyenler için, hem de grupla yeni tanışacaklar için harika bir başlangıç albümü.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Where the Wild Things Are - Steve Vai


Steve Vai müzikal açıdan hiç bir yenilik içermeyen son albümünde yine harika çalmış. Zaten 15 parçanın sadece 6'sı ilk defa bu albümde yeralıyor. Çoğu iyi bilinen şarkılar ve çok hızlı, hatasız çalınmışlar.

Şarkıların bazı bölümlerinde yeralan seyircilerin alkışları ve tezahüratları ayrı bir hava katmış albüme. Bir ikisi hariç şarkılarda vokal olmaması da iyi olmuş. Bence bu tip gitaristlerin kendi bestelerini çalarken bir vokalistle çalışmaları (ya da daha kötüsü kendilerinin vokal yapması) son derece kötü sonuçlar doğuruyor.

İnsanı bezdirecek gitar numaralarıyla dolu olmayan, gereksiz vokaller içermeyen güzel bir albüm.

If On A Winter's Night - Sting


Bir süredir ortalıklarda görünmeyen Sting oldukça ağır tempolu bir albüm yapmış. İkinci şarkı olan "Soul Cake" haricinde tüm şarkılar yıllarca The Police'in basçısı, vokalisti olmuş birinden beklenmeyecek kadar ağır şarkılar olmuş.

Ben sıkıcı buldum.

6 Ekim 2009 Salı

Less Is More - Marillion


Fish'le yolları yıllar önce ayrılmış olan Marillion'un yeni (20 yıllık soliste yeni demek biraz saçma oluyor biliyorum, hem de Steve Rothery haricinde ilk kadrodan elemanı kalmamış bir grup için) solisti Steve Hogarth ile yaptığı şarkıların akustik hallerini kaydettikleri bir stüdyo albümü Less Is More.

Bence bildik şarkıların akustik yorumları konser kayıtlarıyla yeni bir anlam kazanıyor. Dinleyicilerin katkıları ve heyacanları albüme yansıdığında ortaya çok güzel şeyler çıkabiliyor. Tesla'nın Five Man Acoustical Jam bu konuda en iyi örneklerden biridir.

Yer yer çok başarılı bölümler barındırmasına rağmen beğenmedim albümü. Keşke bir konser kaydı olsaymış, stüdyoda fazla kuru bir albüm olmuş bence.

Mavi Ufkun Ötesinde - Frederik Pohl


İlk kitabı çeviren Can Eryümlü'den çok daha yumuşak bir çevirisi var ikinci kitabın. Nilgün Aydoğan akıcı bir dille çevirmiş ama yine de yayınevinin özensizliğinden kaynaklanan bazı hatalar göze çarpıyor.

Romanın 1980'de yazılmış olmasına ve çokça uzay-zaman kavramlarından bahsetmesine rağmen aradan geçen bunca yılda tamamen saçma bir duruma düşmemiş olması ciddi bir başarı bence. Bazı bölümler (karanlık madde yerine Hiçi'lerin madde ekleyip yok etmeleri gibi bölümler) elbette oldukça saçma geliyor insana ama oralar zaten romanın kurgu olduğu açıkça belli olan bilimsel tarafları.

Başarılı bir bilim kurgu ve devam romanı.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Babylon - W.A.S.P.


19 Kasım'da Türkiye'ye de konser için gelecek olan W.A.S.P.'ın son albümü Babylon müthiş!

Bazı grupların havasını solistleri, bazılarını gitaristleri daha da azının ise grubun ortak karakteri belirler. Bence W.A.S.P. için bu tarzı belirleyen 53 yaşına rağmen hala ilk günlerindeki gibi vokal yapan Blackie Lawless. Çok sık davulcu değiştirmiş olmalarına rağmen bir önceki albümde de grupta çalan Mike Dupke mahşerin dört atlısı havasının yakalanmasında çok başarılı olmuş.

Albümdeki iki cover; Deep Purple'dan "Burn" ve Chuck Berry'den "Promised Land" oldukça başarılı.

Bence albümün tek eksiği 43dk. gibi kısa bir sürede bitmesi ;)

1 Ekim 2009 Perşembe

Sonic Boom - KISS


KISS 11 yıl aradan sonra harika bir albümle geri döndü. Bu sefer gaz şarkılar değil de sıkı parçalar yapmışlar. Özellikle açılış parçası "Modern Day Delilah" ve "Russian Roulette" defalarca dinlenecek şarkılar.

Bu aralar çok fazla yeni albüm çıkmasına rağmen çokça dinlediğimi söyleyebilirim.

Faith Divides Us - Death Unites Us - Paradise Lost


Gothic Metal türünün kurucularından sayılan Paradise Lost'un albümü grubu ve bu müzik türünü dinlememiş olanları bile hem gruba hem de grubun tarzına ilgiyle yaklaşmalarını sağlayacak kadar güzel bir albüm olmuş bence. Grubu sadece 1990 tarihli Lost Paradise albümü ile tanıyan ve brutal vokalleri hatırlayanların bile sevecekleri sert şarkılarda var albümde.

Son zamanlarda çıkan en iyi albümlerden biri.