Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Uşak'ta Bilişim Fırtınası

Üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları biraraya getirerek, bilgi teknolojileri altyapısı, kullanımı, eğitimi ve üretimini tüm boyutlarıyla tanıtmak, tartışmak, tecrübeleri paylaşmak ve ortak politika oluşturmak için bir platform olmayı hedefleyen Akademik Bilişim Konferanslarının 14.sü bu yıl 1-3 Şubat tarihlerinde Uşak Üniversitesinde yapılacak. Her AB öncesi yapılan kurslar bu yıl daha önce hiç olmadığı kadar geniş bir yelpazede düzenleniyor. Güvenlik, Linux Sistem Yönetimi, Python, PostgreSQL Veritabanı Yönetimi, Android ve LibreOffice/OpenOffice konularında 4 gün sürecek yoğun bir eğitim dönemi yaşanacak.

2002'de Konya'da, 2006'da Denizli'de, 2007'de Kütahya'da katıldığım; 2008'de Çanakkale'de düzenlediğimiz, 2009'da Şanlıurfa, 2010'da Muğla, 2011'de Malatya'da devam eden seri bu sene de yeni arkadaşlar edinme, eski dostları görme ve tecrübelerin paylaşılmasıyla pek güzel geçecektir eminim.

Önceden verilmiş bi…

İlköğretimde Arapça dersi

Yine bir şahdık şahbaz oluyoruz hikayesi: artık ilköğretim okullarında Arapça yabancı dil olarak okutulacak. Bu konu hakkındaki tartışma 'olsun mu olmasın mı?' etrafında dönüyor ama ben doğru sorunun yapabilir miyiz? olduğunu düşünüyorum. Elbette bu şüphe yabancı dil öğretme konusundaki büyük başarısızlığımızdan kaynaklanıyor.

Durumu kısaca özetleyeyim: neredeyse bütüm anaokullarında ve kreşlerde çocuklar 4-5 yaşındayken İngilizce eğitimine başlanıyor. Kolejlerin hemen hepsinin birinci sınıflarından itibaren İngilizce eğitimi verilmeye başlıyor. Aileler büyük oranda İngilizce öğrensinler diye büyük fedakarlıklar yaparak çocuklarını bu okullara gönderiyorlar. Devlet okullarında dördüncü sınıftan itibaren başlıyor yabancı dil eğitimi. Yabancı dil eğitimi dediysem benim cocukluğumdaki gibi İngilizce, Almanca veya Fransızca'dan biri seçilmiyor artık sadece İngilizce var. Yani lise mezunları arasında İngilizce eğitimi alma süresi en az 9 yıl. Haftada üç saatten 9 yıl! Liseyi bi…

Google Code-In bizim çocuklar

Google'ın lise öğrencileri için düzenlediği Code-In 8 haftalık yoğun bir çalışma sürecinin ardından dün tamamlandı. Geçen yıl bir ödül alanlar listesi olduğundan bu listedeki iki kardeşimizi yazmıştım. Summer of Code'da olduğu gibi katılımcıların tam adları yazmadığından bu yıl 545 öğrencinin isimlerine bakıp bizim çocukları aşağıdaki kadar görebildim.

Bu genç arkadaşları tebrik ediyor, ileride daha çok görmeyi umuyorum.
Yusuf Amir TezcanHüseyin AksuÖmer Faruk OruçHalil İbrahim AzakEnes Burhan KuranAli Rıza NazlıHüseyin Zengin20 gün sora gelen ekleme:
Google Code-in ile ilgili istatistikleri yayınladı. Buna göre Türkiye 10 katılımcıyla en aktif ilk 10 ülke arasına girmiş. Yukarıda da belirttiğim gibi code-in'de katılımcıların kendi isimlerini kullanmaları gerekmediğinden diğer 3 kişinin kim olduğunu öğrenemiyoruz. Bunda bizim kaybettiğimiz birşey yok ama onlar ileride code-in'de yer almış olmanın şöhretinden faydalanamayacaklar :( 

Bir şikayet hatırası

Zamanın birinde Çanakkale'de belediye otobüslerinden birinin şoförüyle tartışmıştım. O zamanlar daha bu mevzulara kafayı takmamayı öğrenememiş olduğumdan, işe gelir gelmez bu elemanı nereye şikayet edebileceğimi araştırdım. Kolayca bir şikayet telefonu (şimdi böyle bir ihtiyacı olanlar için numara 217 58 90 olmuş) buldum. O sinirle telefonun ucundaki arkadaşa durumu anlattım. Daha önce böyle bir şikayette bulunmamış olanlar için söyleyeyim; şikayette bulunanın kendi kimliğini de bildirmesi gerekiyor. Elbette sahte bir kimlik söylemek mümkün ama şikayetin sonucunu bildireceğiz dediklerinde, serde delikanlılık da olduğundan, kendi kimliğimi ve telefonumu verdim.

Aradan bir saat geçti geçmedi, ofisin telefonu çaldı. Arayan benim şikayet ettiğim otobüsün şoförüydü. "Biraz tartıştıysak ne var bunda birader" dedi. Tabi ben otobüste tartıştığım adamla telefonda da (bu elemana ceza verirlerse benim kapıma dayanır mı filan diye düşünmeden) tartıştım ama bu görüşmenin ardından bel…

Sosyal medyada kişisel bilgiler

Sadece bir sosyal mecrada, sadece tanıdıklarınızla paylaşmak istediğiniz, izin vermediklerinizin görmemesini istediğiniz şeyler var mı? Eğer buna, benim gibi, hayır diyorsanız şu uygulama bilgilerimi kimlerle paylaşıyor diye bir derdiniz yok demektir. Facebook ve twitter ile birlikte kişisel bilgi konusunu yeniden tanımlamak gerekiyor bana kalırsa. Eski kavramlarla düşündüğümüzde çok delice bulduklarımız artık normal şeyler oldu çünkü.

Sosyal medya hesaplarını korumalı tutanlar oraya koydukları fotografları sadece görmesine izin verdikleri insanlar mı görüyor sanıyorlar acaba? Günümüzde en yaygın kullanılan iletişim yöntemleri olan eposta ve cep telefonu bilgilerini saklayanlar neden çekiniyorlar bilemiyorum. Çılgıncasına 'size öyle hayranım ki' telefonları almaktan çekinmeyen birinin (kaç kişi var acaba bu durumda) telefonunu bulunur bir yere yazmamasının açıklaması nedir? Benim numaram basit bir google aramasıyla bulunabiliyor (cv'lerine referans olarak beni yazan öğrenc…

Daha iyi gönderim (commit) mesajı yazmak

Uzun süredir svn kullanan bir ekip olarak git kullanmaya geçince bazı alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekti. Bundan sonra aramıza katılacak arkadaşlar için de link verebilelim diyerek burada bir kaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Aslında hangi sürüm takip sistemini kullanırsak kullanalım gönderim (commit) mesajları büyük önem taşıyor. Kullandığımız sistem izin veriyor olsa bile boş mesajla gönderim yapmamak lazım. Yaptığımız işi tanımlayan ama kodu da tekrar etmeyen mesajlar yazmak kolayca alışkanlık haline getirebileceğimiz bir şey. İyi gönderim mesajları gözden geçirme sürecini kolaylaştıracağı gibi sürüm notları hazırlarken de en iyi yardımcınız olacaktır. Yazdığınız kodu ileride sürdürmesi gerekecek biri olacaksa ondan (belki de siz olacaksınız bu kişi) alacağınız dualar yazdığınız gönderim mesajları doğrultusunda olacaktır ;)

Hakkında konuştuğumuz mesajlar temelde iki bölümden oluşuyor:

Yapılan işin özeti Bunun gerçekten bir özet olması lazım. 50 veya daha az karakterden oluş…

Galaxy S'i 3310 gibi kullanmak

Akıllı telefon dediğimiz kocaman ekranı olan, GPS, bluetooth, wifi ve 3g ile bağlantı kurabilen, fotograf çeken, üzerinde işletim sistemi koşturan ve dünyanın parasını verip aldığımız cihazların en ciddi problemleri şarj sürelerinin kısa oluşu. Bütün bu özellikleri açarak kullandığınızda şarjı bir tam gün giden telefon yok benim bildiğim.

Ben bir yıldan fazla zamandır Samsung Galaxy S kullanıyorum. Üzerinde Samsung'un kendi romu yerine CyanogenMod 7.1 var. İşin doğrusu telefondan ve Android'ten çok memnunum ama sabahtan evden çıkarken şarjdan aldığım telefonu akşam işten dönünce yine şarja takmak deli ediyor beni. Wifi ve 3g kapalı olunca şarj süresinin uzayacağını tahmin ediyordum (GPS'in lafını hiç açmıyorum bile) ama ne kadar uzayacağını da kestiremiyordum açıkçası. Bunu görmek için 6 gün telefonumu 3310 gibi kullandım. Bütün kablosuz bağlantıları kapattım, fotograf çekmedim. Sadece sabahları çalan alarmı kullandım. Telefonla konuşma sıklığım değişmedi elbette.

Evet tel…

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -3-

Geçen yıl Mart ve Mayıs aylarında masaüstü ortamlarının Türkçeleştirilme oranları hakkında yazılar yazmıştım. Bu yazılımların gelişimi sürdüğünden çevirilerinde sürekli güncellenmesi gerekiyor. Bir masaüstü ortamı bir sefer %100 yerelleştirildiğinde iş bitmiş olmuyor yani ;)

Bakalım şimdi ne durumdayız:

KDE: İki büyükten biri olan KDE'nin Türkçeleştirilme oranı %82.28. Büyük ve hızlı güncellenen bir proje olduğundan yerelleştirilme oranının geçen yıl olduğu seviyede kalması bile üzerinde çalışıldığının bir göstergesi. Yapılacak çok iş var.

LXDE: Geçen yıl tamamı yerelleştirilmiş olmasına rağmen aradan geçen sürede fazla ilgilenilmeyince bu oran %90'a düştü. Hızlıca eski seviyesine getirilebilir ama çalışmak lazım.

Enlightenment: Neredeyse bir yıldır güncellenmemiş olmasına rağmen çeviri oranı hala %100.

Fluxbox: Henüz yeni bir sürüm çıkmadığından çeviri oranı hala %100.

XFCE: Geçen yıl çıkan 4.8 sürümünün Türkçe çeviri oranı %100. Üzerinde çalışılan 4.10 sürümünün ise %92'si çe…

Kitapların lisansları

Yazılımların nerede, nasıl kullanılabilecekleri, dağıtım ve kopyalamalarının nasıl yapılacağı ile ilgili kısıtlamalar getirilebildiğini biliyoruz. Elbette bu kısıtlama ifadeleri yanlızca yazılımlarla sınırlı değil. Geçen gün 'Yeni Kamusal Mal: Özgür ve Açık Kaynak Kodlu Yazılım' isimli kitabın iç kapağındaki kısıtlama dikkatimi çekti. İçinde Genel Kamu Lisansı'nın Deniz Akkuş tarafından yapılan çevirisi de bulunmasına rağmen yazarın yazılı izni olmadan alıntı yapılmasının yasak olduğu yazıyordu. Bunun üzerine hala elimden çıkaramadığım kitaplığımda kısa bir araştırma yapayım istedim. Diğer kitaplarda bulduğum kısıtlama bilgilerini aşağıdaki gibi sınıflandırmak mümkün görünüyor.

Hiç bir kısıtlama metni içermeyenler Bunlar kitapların çoğunluğunu oluşturuyor. Yayınlanma tarihleri eskiye gittikçe kısıtlama metinlerinin daha seyrek yeraldığını görmek mümkün. Otuz kırk yıl önceki kitapların çok azında böyle ifadeler var. Bir çoğunda yayın haklarının kime ait olduğu bilgisi bile y…

comu pardus yansı ve depoları artık hizmet dışı

Pardus'un kurulan ve çalışan iso kalıplarını bulundurduğumuz ftp yansısı ve paket depolarının comu yansıları bundan böyle hizmet vermeyecektir. Eğer bu sunucuları kullanıyorsanız paket yöneticinizde gerekli düzenlemeleri yapmanız güncellemeleri kaçırmamanız açısından faydalı olacaktır.

Paket yöneticisini öntanımlı ayarlarıyla kullanan Pardus kullanıcılarını etkileyen bir şey olmayacaktır.

Eleştiriye cevap vermemenin 42 yöntemi

Gramer ve dil bilgisi hatalarından bahsedin. Nasılsa eleştiri yazısında ayrı yazılması gereken bir 'de' bitişik yazılmıştır. Olmazsa tam tersi de yapılmış olabilir. Belki hatalı yazılmış bir kelime bulursunuz. Doğrudan ve sadece buna cevap verin. "Ulan sen önce de'yi ayrı yaz dümbük" derseniz muhtemelen konu o tarafa doğru gidecektir. Eğer verdiğiniz cevapta siz de benzer bir hata yaparsanız saldırgan bunun üzerine atlayabilir ve böylece dil bilgisi konuşmaya başlarsınız. Onun da sonu yok nasılsa.
Yazım dilini eleştirin. Eğer eleştiride azıcık bir samimiyet ifadesi varsa yırttınız demektir. Ne bu cıvıklık diyerek cevap verebilir ya da daha iyisi böyle gayrı ciddi eleştirilere cevap vermem diyebilirsiniz. Saldırganı bir kere üslup üzerine konuşmaya çektiniz mi o işin de sonu olmadığından yine yırttınız demektir. Bu konuda çok hassas davranmaya, illa argo kelimeler aramaya gerek yoktur; bir önceki cümledeki "yırttınız" ifadesinin bile üzerine hışımla gid…

Deprem sonrası maddi yardım yapmak zoruma gidiyor

Aslında bütün söyleyeceğimi başlıkta söyledim bu sefer ama biraz açmakta fayda var.

Neden devlet diye bir örgütlenme var? Tek başımıza yapamayacağımız/yapmayacağımız, yapsak verimli olmayacak işleri ortaklaşa yapabilmek için. Hepimiz çocuklarımızın eğitimi için eğitmen, sağlıkları için doktor, beslenmemizi sağlamak için çiftçi olamayacağımızdan bizim için bu işleri organize etsin diye var devlet. Tabi mal değiş tokuşunda ortak bir araç olan parayı bassın, dağda bayırda çevrelediğimiz arazinin bizim olduğunu belgelesin gibi birçok başka işe de yarıyor. Ülke diye büyük bir alanı çevrelediğimiz için sınırları da korumak gerekiyor tabi. O da masraflı iş elbette. Masraf, devletten beklentilerimiz artıkça artıyor. Devlet ya kendi üretim, ticaret gibi kazanç getiren bir iş yapacak ya da bizden vergi toplayacak ki bu işlerin masarafını karşılayabilsin. Bir de yapılması karsız olan işler var; köylerde sağlık ocağı işletilmesi, kardan kapanan yolların açılması, doğrudan para getirmeyen araştırm…

IPv6 kitabı

IPv4 adresleri tükendiğinden uzun süredir IPv6 konusuda yazmıyordum. 'Herkes İçin IPv6' kitabı son kullanıcıdan tecrübeli araştırmacılara kadar geniş bir yelpazeye hitap ediyor ve bu adresten indirilebiliyor. Bu tip kaynakların tercümesi yapılana kadar eskimeleri de acı bir durum doğrusu.

Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri için ilk Linux dağıtımı

Yıllardır bilgisayar mühendisliği öğrencilerine algoritma ve programlama anlatıyorum. Üniversite sınavından yeni çıkmış çalışkan öğrencilerin programlamanın temelleri ve yöntem üzerinde düşünmeyi öğrenmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum. Bütün eğitim hayatı sonucu, tercihan şıklar arasından birini, bulmak üzerine çalışmakla geçmiş öğrencilerin yöntem üzerine düşünmeyi öğrenmeleri elbette vakit alıyor.

Programlama ile yeni tanışan öğrenciler için python çok uygun olduğundan ilk dil olduğundan onu anlatıyorum. Sanki mektup yazarmış gibi kod yazabilmek başlangıç için pek uygun bence. Başkalarının başka tercihleri var benimki de bu. Sadece algoritma dersinde değil diğer derslerimde de yaptığım bütün uygulamaları özgür yazılımlar ile yaptırıyorum. Bu öğrencilerin yeni bir dünya ile tanışmalarına vesile olduğu gibi benim de bildiğim tek yol aslında.

Hem python'u hem de diğer derslerdeki uygulamaları Linux kullanarak anlatıyorum öğrencilere. Elbette kimseyi benim kullandığım Linux'u…

Pardus temelli dağıtım mevzusu

Pardus ülkemizdeki en geniş özgür yazılım topluluğunu bir araya getirmiş bir projedir. Kitlelerin linux ve özgür yazılımla tanışmalarına ve kullanmalarına önemli ölçüde katkısı olmuştur. Buna rağmen ne kamuda ne de özel sektörde yaygın şekilde kullanıldığını söylemek mümkün değildir.

Pardus kendi kullanıcı kitlesini kucaklayan bir özgür yazılım projesi olmamıştır. Gelinen noktada maaşlı çalıştırdığı geliştiricileri haricinde gönüllü geliştiricisi yok denecek kadar aza inmiştir.

İlk yıllarında (ne kadar gerekli olduğu tartışılabilir olmasına rağmen) ortaya konan inovatif teknolojilerin yerine/yanına yenilerinin eklenmediği açıkça görülmektedir. İki Pardus sürümünü birbirinden ayıran Pardus'un kendi yazılımlarından bahsetmek mümkün değildir.

Pardus iş yapış şekliyle de bir kamu kurumu olmanın bürokrasisinden sıyrılamamıştır. Kendi internet sayfasını yıllarca yenileyememesi, gönüllü geliştiricilere (ki proje ekosisteminin en önemli parçası olması gereken kısımdır) en kısıtlı şeyleri …