telefon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
telefon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2025 Perşembe

ölçme takıntısı

İlk çıktığı zamandan beri etkileşimli saatleri ve cep telefonlarını günlük faaliyetleri ölçmek, kaydetmek ve sonrasında değerlendirmek için kullanıyorum. Aslında saatleri daha eskiden de severdim. Bir çocuk için saat nasıl tam bir saniyede bir saniye ileri gidiyor sorusu oldukça meraklandırıcı bir konu. Benim için (belki de onlara yetecek param olmadığından) saatlerin markaları, görünüşleri değil de aynı anda birkaç saat dilimindeki zamanları göstermeleri, radyosunun olması gibi özellikleri çekici gelirdi. Ben büyüdükçe saatlerin özellikleri de arttı ve artık kaç adım attım, kaç saat uyudum gibi verileri sürekli takip eder oldum.

Kendime bir hedef koyup onu gerçekleştirmeye çalışmak bana hep motive edici geliyor [eminim bunu başka bir yere bağlayacaksın]. Günde 8000 adım atmalıyım, 8 saat uyumalıyım, iki günde bir kitap hesabıyla yılda 183 kitap okumalıyım, 52 defa sinemaya, 80 defa konsere/tiyatroya gitmeliyim, yılda 500 albüm dinlemeliyim gibi hedefler olunca kedi vidyolarıyla saatler geçirmemiş oluyorum (yine de hiç kedi vidyosu izlemiyorum demiş de olmayayım). İşin doğrusu öyle art arda yazınca bana da ciddi bir disiplinle yaşıyormuşum gibi geldi ama hayatım askeri bir planla geçmiyor aslında. Hedefler yıllık olunca bir müşahhas azim olmaya ihtiyaç duyulmuyor [bu kelimeyi ilk defa cümle içinde kullanıyorsun]. Bazen otobüste, uçakta uyuyorum, okuyorum, daha çok müzik dinliyorum ve planlarda aksayan yerleri kapatmaya çalışıyorum. Hayatım her zaman berrak ve tatsız bir su gibi akmıyor, bir hafta boyunca herhangi bir plan için artı koyabileceğim tek bir şey yapmamış oluyorum örneğin. Çok uzun yıllardır böyle planlar yaptığımdan ne kadar açığı ne kadar zamanda kapatabileceğimi biliyorum ve tedirginliğim hiç olmuyor. Hem benden başka kimseyi etkilemeyen şeyler bunlar; hedefler tutmasa ne olacak sanki? Sonundaki mutluluk da, kısacık hüzün de sadece bende kalıyor. Belki bir psikiyatrist olsam bunlara hayata anlam katma çabası, boşa yaşamıyorum diye atılan bir çığlık belki de diye bakabilirdim bilemiyorum.

Hedef koymaya bu kadar güzelleme yaptıktan sonra yaklaşık bir yıldır saat kullanmayı bıraktığımı da söyleyeyim [bir kere kendine ters düşmesen, itiraz etmesen dişimi kıracağım]. Yürüme ve uyku konusunda topladığım veriyi artık değerlendiremediğime karar verdim. Her iki işlemin de sonradan telafisinin veya önceden stoklanmasının anlamı çok az olduğundan artık olduğu kadar diyorum. Telefon bildirimlerini saatten görmek de çok sevdiğim bir şeydi ama telefonun sesini açarak bu derde de derman buldum. Hem sevdiğim şeylerden illa vazgeçmem gereken zamanlar gelmiyor mu? Saatle kıyaslanmaz ne büyük mutluluklara artık ulaşamıyorum. Saatin artık pek kullanmadığım zamanı gösterme özelliğine ise neredeyse hiç ihtiyacım kalmadı. Örneğin şimdi saatin yaklaşık 03 civarında olduğunu tahmin ediyorum ve bilgisayarın saatine bakınca 03:26 olduğunu görüyorum. Bu kesinlikle ne yapabilirim? 03:42 olsa bir şey değişecek miydi? Benim için hayır! Çok gerekirse telefonda saat var ona bakıyorum. Evdeki fırın gibi aletlerin üzerindeki saatlerin tamamı hatalı ve birbirinden farklı. Hiçbirine güvenerek bakamıyorum bu yüzden.

Belki de çocukluğunda bir otorite görmemiş bir çocuğun kendine bir otorite yaratma hatta kendi kendinin babası olma çabasıdır kendine hedefler koyup onları denetlemesi.

10 Ocak 2012 Salı

Galaxy S'i 3310 gibi kullanmak

Akıllı telefon dediğimiz kocaman ekranı olan, GPS, bluetooth, wifi ve 3g ile bağlantı kurabilen, fotograf çeken, üzerinde işletim sistemi koşturan ve dünyanın parasını verip aldığımız cihazların en ciddi problemleri şarj sürelerinin kısa oluşu. Bütün bu özellikleri açarak kullandığınızda şarjı bir tam gün giden telefon yok benim bildiğim.

Ben bir yıldan fazla zamandır Samsung Galaxy S kullanıyorum. Üzerinde Samsung'un kendi romu yerine CyanogenMod 7.1 var. İşin doğrusu telefondan ve Android'ten çok memnunum ama sabahtan evden çıkarken şarjdan aldığım telefonu akşam işten dönünce yine şarja takmak deli ediyor beni. Wifi ve 3g kapalı olunca şarj süresinin uzayacağını tahmin ediyordum (GPS'in lafını hiç açmıyorum bile) ama ne kadar uzayacağını da kestiremiyordum açıkçası. Bunu görmek için 6 gün telefonumu 3310 gibi kullandım. Bütün kablosuz bağlantıları kapattım, fotograf çekmedim. Sadece sabahları çalan alarmı kullandım. Telefonla konuşma sıklığım değişmedi elbette.

Evet telefonu 3310 gibi kullanınca şarjı bir haftaya yakın dayanıyor (hala %24 şarjı var) ama o zaman da bu kadar parayı neden verdim diye düşünüyor insan.

16 Mart 2009 Pazartesi

YouTube™ ile uyumlu

Bu aralar cep telefonumu yenilemeyi planladığımdan bir çok alternatifi gözden geçiriyorum. Hatta çevremdekileri bayağı bunalttığım bile söylenebilir ;) Bir çok telefonun kendisini cazip kılan değişik özellikleri var. Bunların arasından biri var ki aslında güzel bir özelliği var ama hangi ülkede?

Ülke Youtube ile uyumlu değil ama telefon uyumlu. İnsanın aklına köye gelmeyen elektrik fıkrası geliyor ;)

YETER ARTIK, İNSANIN ÇILDIRASI GELİYOR. Bunu mu hakediyoruz?

yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?

Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...