saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2025 Perşembe

Çanakkale'de çeşmeden akan suyu neden içemiyoruz?

İnsan bir ortamın içinde yeterince uzun zaman yaşayınca onun temel niteliklerini sorgulamakta zorlanıyor. Otuz yıldan uzun zamandır Çanakkale'de yaşıyorum ve içme suyunu ayrıca satın alıyorum. İki temel sorum var: en temel ihtiyacım olan suya neden ayrıca para veriyorum ve çeşmeden akan suyu neden içemiyorum? Yaklaşık 15 yıl önce çıldırmış ve bu konuda yazmıştım [1] aradan geçen zamanda durum daha da kötüye gitti.

Hâlâ ön ödemeli su sayacı denen saçmalık devam ediyor. Bilmeyenler için yazayım (bu deliliği henüz keşfetmemiş belediye kaldıysa diyerek) evinizdeki su sayaçlarına okuttuğunuz bir kart var (otobüs kartı gibi) bu karta önceden parasını verip su alıyorsunuz. Sayaca yüklediğiniz miktar bitince suyunuz kesiliyor. Yani cebinizde paranız yoksa evinizde su akmıyor. Bu kadarını ne akıl ne de vicdan almıyor olmalı ama sosyal demokrat bir belediye bu vicdansızlığı çok uzun yıllardır politika olarak sürdürüyor. Her türlü borcu, vergi ödemesini birkaç gün (hatta yıllar) ertelemek mümkün ama evdeki suyun akması için mutlaka o gün paranızın olması lazım. Bu politikayı oluşturanların böyle bir sıkıntıları olmadığı için onlara önemli gelmiyor bu durum ama daha vicdansız bir uygulama düşünemiyorum. Bakın daha akan suyu içmeye sıra gelmedi, tuvalette su akmıyor diyorum. Çeşmeden akan su o kadar berbat durumda ki armatürlerin ağzındaki küçük ızgaralar neredeyse her hafta tıkanıyor. Değil akan suyu içmek diş fırçalamak bile mantıklı değil.

Suyunu içemediğimiz güzelim şehir de burası

Bir hanenin su kullanımında belli bir miktardan fazlasını kullanan bedelini ödesin ama normal yaşam için gerekli olan suya neden ayrıca para veriyoruz? Bana tuvalette kullanmak için su bile sağlayamayan belediyenin/devletin yapabildiği neye daha acil ihtiyacım var benim? Bu kimin sorumluluğunda kısmı vatandaşı hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Evinde suyu akmayan vatandaş bir de sorumlu mu arasın? Kaynağı nereden bulacaklarsa bulsunlar ve ulaşımı, suyu ücretsiz sağlasınlar bir zahmet. Biz bunu talep etmedikçe onların aklı su parasını internetlerden ödeyebilmemiz gibi olmayan sorunların çözümüne çalışıyor ancak. 50 yıl önce Vedat Dalokay'ın Ankara'da ulaşımın ücretsiz olmasını konuşmasından sonra ben Çanakkale'de suyun fiyatı ne kadar diye konuşmak istemiyorum.

Yıllar önce Palandöken'de bir toplantıya gitmiştim. Gece geç saatlere kadar gevezelik ettikten sonra hepimiz odalarımıza çıktık. Baktım odadaki dolapta su yok. Resepsiyonu aradım, kimse açmayınca aşağı indim. Şaşırarak gördüm ki neredeyse bütün katılımcılar aşağı inmiş ve içme suyu arıyor. Bir yetkili geldi, derdimizi anlatınca dedi ki çeşmeden su akmıyor mu? Akıyor ama içmek için su istiyoruz diyince şişe sular buradan dolduruluyor, neyin peşindesiniz demişti bize. O kadar alışmışız ki içilecek suyun çeşmeden akmamasına Palandöken'de bile şişe su arıyoruz. Yurtdışına gittiğimde de en çok imrendiğim şey suyun içilebilmesi oluyor. Yollardaki çeşmelerden herkes su içebiliyor, otellerde akan su içiliyor, lokantalar sürahiye çeşmeden su doldurup getiriyor. Ben suyun parayla satılabilir bir şey olduğunu yetişkin olduğum zaman öğrenmiştim. 

Bu kadarını da mı hak etmiyoruz?

[1] https://www.nyucel.com/2011/06/on-odemeli-su-sayac-rezilliktir.html 

3 Haziran 2011 Cuma

Ön ödemeli su sayacı REZİLLİKTİR

Çanakkale'de süper bir şey yapıyoruz diyerek (yıllar yıllar önce) su sayaçlarımızı değiştirdiler. Eski su sayaçlarını kullanırken ayda bir, iki ayda bir faturası gelirdi öderdik. Geç yatırırsak zam filan da olurdu ama kimsenin evinin suyunu kesmezlerdi/kesemezlerdi su parasını yatırmadın diye. Sonuçta yaşam için temel ihtiyaç olduğundan bir evin suyu borcundan ötürü kesilmezdi.

Çanakkale Belediyesi bu suyu kesememe sorununa akıllı sayaç dedikleri sistemle çözüm bulmuş oldu. Kartla yapılan her şeyi akıllı sanan bir zihniyetten olduklarından ön ödemeli sayacın adı da akıllı sayaç. Akıllı sayaçla suyu peşin alıyorsunuz, aldığınız su bitince otomatik olarak kesiliyor. Bu iş otomatik yapıldığından sanki belediyenin suyu kesmesi gibi bir şey olmuyormuş algısı yaratılmaya çalışılıyor ama sonuçta suyunuz kesiliyor. Su kesilince elinizdeki "akıllı kart"a 1 ton su borçlanabiliyorsunuz. O da size 2 gün yetiyor. Peki ya sonrası? Kimse bana suyun parasını peşin vermekle sonradan vermek arasında ne fark var demesin. İnternetten alamıyorum illa şubeye gitmem gerekiyor gibi itirazları geçsek bile peşin vermeniz gerektiğinde cebinizde para yoksa su da yok. Telefon, elektirik filan değil; SU diyorum SU. Parasını vermeyen telefon hizmetinden faydalanmayıversin diyebilirsiniz ama evinde su da akmasın mı?

Bir saçmalık uzun süre yapılınca onu sanki mantıklıymış gibi düşüyoruz. Suyun evlere satılması da böyle. Bina yapılırken belediye zaten bağlantı parası adı altında altyapı maaliyetini fazlasıyla alıyor ev sahibinden. Su belediyenin ürettiği, satın aldığı bir şey de değil. Sistemin bakım maaliyeti ve arıtma için de vergi vermiyor muyuz zaten? En temel yaşam gereksinimi olan suyu satıp para kazanmayı hedefleyen belediyelerden nefret ediyorum.

Sene 2011, Çanakkale'de parası olmayanın evinde su akmıyor ve bundan utanan kimse yok.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Çanakkale - İstanbul arası Metro Turizm Yolculuğu

Perşembeyi Cumaya bağlayan gece 12 öğrencimle birlikte Çanakkale'den İstanbul'a gitmek üzere Metro Turizm'in bir otobüsüne bindik. Metro benim daha önce çok mecbur kalmadıkça tercih etmediğim bir firmadır. En son ne zaman kullandığımı bile hatırlamıyorum. Bu sefer biletleri de ben almadığımdan tercih konusunda bir etkim de olmadı.

Yolculuk bindiğimiz otobüsün iki katlı olduğundan oldukça basık tabanlı bir araçla başladı. Bu devirde böyle otobüs kaldı mı bilemiyorum. Oldukça yorgun ve hasta olduğumdan sabah Esenler otogarına gelene kadar uyudum. Yolculuk 5 saat sürmesi gerekirken 6 saatten fazla sürdü. Biz Esenler'de değil Samandıra'da inecektik. Bizi yandaki otobüsün Samandıra'ya gideceğini söyleyerek bulunduğumuz araçtan indirdiler, yandakine geçtik. Az sonra bindiğimiz otobüsün şoförü Sinop'a gideceğini söyleyerek bir otobüs dolusu insana neden bu araca bindiğini sordu. Bir sürü tartışmanın ardından giden yolcu peronuna çıkıp Sinop yolcularını aldı. Tabi bizlerin oturduğu yerlerin biletleri Sinop yolcuları için de kesilmişti. Sonunda yola çıkabildik ama bu sefer de Samandıra yerine Dudullu'da indirildik ve bir servis ayarlanacağı söylendi. Velhasıl varacağımız yere 2.5 saatten fazla bir gecikmeyle ve sinir bozukluğuyla ulaşabildik.

Metro Turizm'den bilet almadan önce 42 kere düşünün.

17 Ekim 2010 Pazar

e-kitaplar neden bu kadar pahalı?

Hazır e-kitap okuyabileceğim bir iki tablet almışken sağdan soldan e-kitaplar da satın alayım diyorum (para harcamaya çok meraklıyımdır). Memlekette her şey çok pahalı olduğundan e-kitabın da biraz pahalı olmasını bekliyordum ama fiyatlar gerçekten çok yüksek.
Örneğin; müthiş bir yazar olan Selçuk Baran'ın (henüz okumamış olanlar için "Bir Solgun Adam" romanını tavsiye deyim) hikayelerinin bir araya getirildiği bir kitap olan Ceviz Ağacına Kar Yağdı'nın fiyatlarına bakalım. Bildiğimiz basılı hali 28TL. Basılı olanda ağaçlar kesilmiş kağıt yapılmış, mürekkep kullanılmış, baskıya dizgiye birileri uğraşmış, ciltleme için çalışılmış, dağıtım ve satış yapan birileri de bundan para kazanıyorlar.

Mantıken ciltlenmiş bir kitabın satılması için mutlaka hazırlanması gereken elektronik halinin çok çok daha ucuza satılması gerektiğini düşünüyor insan. Amma, lakin ki, öyle değildir ;) İdeefix'ten satılan e-kitabın fiyatı inanmazsınız ama 14TL. Halbuki 14 tanesi 1TL olmalı e-kitabın. Nedir bunun maliyeti anlamak mümkün değil. Birazcık pazarlama bilen birinin bunlara fiyatlama konusunda akıl vermesi lazım. Arkadaşım vatandaş bu kadar da keriz yerine konmamalı demeli biri.

Hadi açık olmalı, özgür olmalı da demiyorum ama az biraz insaf olmalı.

Kitabı satın aldıktan sonra not: idefix satın aldığınız e-kitabı okumanız için bir Adobe uygulaması kurmanız gerektiğini söylüyor. Tahmin edeceğiniz gibi bu program Linux'a kurulmuyor. Programı kuramıyorsanız indirin diyor. Firefox acayip bir dosya indiriyor, Safari ile indirilemiyor (ipad yolu kapanıyor böylece). Kindle'ın browser'ı ile indirmek mümkün değil. Yarın maceraya devam...

yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?

Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...