28 Şubat 2026 Cumartesi

Ayaktakımı Arasında Kurosawa

Sorsalar Dostoyevski, Tolstoy, Gorki gibi Rus edebiyatçılarını okuduğumu söylerim ama acaba okuduklarımın ne kadarı bu yazarların yazdıkları ne kadarı çevirmenlerin metinlerden anladıkları acaba? Geçen yıl Tutunamayanlar oyununa gittiğimde hiç beğenmemiş ve sahneye koyanların romanı anlamadığını düşünmüştüm. Türkçe bir roman üzerinde bir zaman çalışmış, provalar yapmış, sahneye koymuş bir grup insanın, hakkında bu kadar değerlendirme de yazılmış olmasına rağmen romanın kahramanını, Selim'i, bu kadar yanlış anlaması nasıl mümkün olabilir? Madem anadilimizdeki bir metni bile böyle farklı anlayabiliyoruz çeviri metinleri nasıl anladığımızı düşünüyoruz?

Önce bugün neler yaptığımı sıralayayım, sonra bu yaptıklarımdan bir anlam çıkarmanın mümkün olup olmadığını konuşalım.

Güne başlarken Gorki'nin Ayaktakımı Arasında [3] oyununu okudum. Telif ücreti gerektirmediğinden piyasada istemediğiniz kadar çevirisi var, ben çokça Rusça çeviri yapmış Koray Karasulu'un çevirisini okudum. Oyunun bakış açısına çokça itirazım var ama onlara sıra gelecek mi bilemiyorum.

Günün ilk film olarak Kurosawa'nın 1957 tarihli Donzoko'yu [1] izledim. Kurosawa muhtemelen Ayaktakımı Arasında'nın Rusça'dan Japonca'ya çevrilmiş halini okudu ve anladığını senaryolaştırdı. Altyazılar için kaynak metin İngilizce iken ben filmi Türkçe altyazı ile izledim. Böyle düşününce dördüncü dilde anladığımı düşünüyorum Gorki'nin yazdıklarını. Birkaç ay önce Türkçe bir roman üzerinde Türk tiyatrocularla bile anlaşamamışken bu nasıl olabiliyor peki?

Gün ortasında bir keman resitali dinleyip eve dönünce Peter Wild'ın Akira Kurosawa [4] kitabından filmle ilgili kısmı yeniden okudum. Bu kitap da İngilizce olmasına rağmen evdeki Türkçe çevirisini okudum ve bir şeyler anladığımı düşündüm. İlgili bölümde Jean Renoir'in de aynı oyunu filme [2] uyarladığını ve Kurosawa'nın filmi için "Benimkinden çok daha önemli bir film bu" dediğini okuyunca vaktim var onu da izleyeyim dedim.

Renoir de Rusçadan Fransızcaya çevrilmiş oyunu okuyup senaryolaştırmış ve ben yine Türkçe altyazı ile izledim filmi. Burada araya İngilizce girmemiş olabilir diye düşünüyorum. Yani bu defa da en iyi ihtimalle üçüncü dilde anladım Gorki'nin oyununu.

Rusça, Japonca ve Fransızcayı anadilim gibi biliyor olsaydım (bunun bile ne kadar kısıtlı faydası olduğunu gördüm) filmlerin Gorki'nin oyunuyla ilişkilerini karşılaştırma imkanım olurdu belki ama böyle bir yeterliliğim yok maalesef. İşin garibi aynı kaynaktan çıkan ve çok farklı yollardan bana akan bu suyun aynı su olduğunu anlayabiliyorum (veya anlamak istiyorum, bilemiyorum). İşin doğrusu okuduğum ve izlediğim kadarıyla Ayaktakımı Arasında öyle derinlikli felsefi tartışmaların olduğu bir metin değil. Okuduğum metinde geçen "İnsan özgürdür... Yaptığı her şeyden kendisi sorumludur; inanmaktan, inanmamaktan, sevmekten, aklı başında davranmaktan hep kendisi sorumludur..." ifadesini iki yönetmen de benim gibi anlamış ve sinemaya aktarmış diye düşündüm. Bireye böyle bir sorumluluk yüklemenin tamamen hatalı olduğunu düşünsem de bunu Gorki ile tartışma imkanı olmadığından üzerinde daha çok yazmak istemiyorum. Benzer şekilde oyunda geçtiği gibi insanları iyiler ve kötüler diye ikiye ayırmak da külliyen yanlış bir bakış açısı; hepimizin içinde iyilikler ve kötülükler var.

Gözünün içine bakarak konuştuğun biri bile kast ettiğini anlamıyorsa bir fikri dördüncü dilden anlayamayacağını düşünmek ama yine de anladığını hissetmenin kafa karışıklığıyla bitiriyorum bu yazıyı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ayaktakımı Arasında Kurosawa

Sorsalar Dostoyevski, Tolstoy, Gorki gibi Rus edebiyatçılarını okuduğumu söylerim ama acaba okuduklarımın ne kadarı bu yazarların yazdıkları...