10 Şubat 2026 Salı

Arvid Jansen üçlemesi - Per Petterson

Bir zamandır gündüzleri Norveçli yazar Per Petterson'un romanlarını okuyarak, akşamları da Fransız yönetmen François Truffaut'dan bir film seyrederek geçiriyorum günleri. Hareketli günler olduğu söylenemez ama hareketle ilgili beklentim de azaldı sanırım.

Modern İskandinav edebiyatı benim için içine girmenin zor olduğu bir dünya oldu başlarda. ilk okumaya başladığımda sanki yazarların bizim de dertlerimiz var dediklerini duyar gibi oluyordum ama zamanla daha aklı başında okumalar yapabildiğimi düşünüyorum. Hala kimi yazarları okurken çok mikro dertleri anlatıyorlarmış gibi geliyor ama Per Petterson çağdaşlarından ayrılan bir yazar. Örneğin Dag Solstad romanlarında Norveç sosyalist partisinin işçi sınıfına vaad edecek bir şeyi olmadığını yazarken Petterson sınıf çatışmasının orada da yaşandığını söylüyor. Petterson'un Türkçeye çevrilmiş altı romanına bakınca aslında tek bir romanı yazıyormuş gibi geliyor bana. Nasıl yönetmenler için tek bir film çekebilir deniyorsa yazarlar da tek bir roman yazabilir denilmesi içi boş bir söylem olmaz sanki.

Bir yazarın hayatıyla romandaki karakterler arasında ilişki kurmayı hiç önemsemesem de Petterson bu konuda okuyucuyu zorluyor. Kendi ailesini bir faciada kaybetmesi gibi bu üçlemenin kahramanı Arvid'in benzer bir şey yaşaması, Arvid'in yazar olması ve yazdığı romanın ilk cümlelerinin Per Petterson'un At Çalmaya Gidiyoruz romanının girişi olması yazarın bu benzerlikten değil tedirgin olmak, okuru böyle düşündürmek istediğinin belirtileri. Elbette kimse yaşadığı hayatı yazamaz, yazabilseydi bile okunmaya değer olmazdı sanırım.

Romanları ya her şeyi bilen gören bir anlatıcının dilinden ya da birinci tekil şahıstan okuyan bizler için bir yeniliği de var Petterson'un. Arvid annesinin yanında değilken bile yaşadıklarını, düşündüklerini kendi ağzından aktarıyor. Bazı sahnelerde bunu nasıl biliyorsun dedirtecek kadar okuyucunun kafasını karıştırıyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar [4] Aydaki Kadın romanında 'Bereket versin o gece Selim yoktu. O gece... O gece Selim’in yokluğu vardı' diye anlattığı gibi Petterson'un romanlarında da bahsi geçmeyenlerin yokluklarının varlığı çok hissediliyor. Annesi, babası, kardeşleri, ayrıldığı eşi, kızları romanlarda eksiklikleriyle de var oluyorlar. Birinin yokluğunun odadaki en gerçek şey olması hissini hepimiz biliyoruzdur ama Petterson da güzel anlatmış bu durumu.

En sevdiği romanlar arasında İnce Memed'i de sayan Per Petterson'un sadece bu üçlemesine değil diğer romanlarına bir şans verin derim, beğeneceksiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Arvid Jansen üçlemesi - Per Petterson

Bir zamandır gündüzleri Norveçli yazar Per Petterson'un romanlarını okuyarak, akşamları da Fransız yönetmen François Truffaut'dan bi...