Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pardus Kullanıcıları Derneği davası ne durumda?

Pardus kullanıcılarının önemli bir kısmının hatırlamadığı bu davadan bahsedeyim önce. 26 Haziran 2008'de (yani neredeyse 4 yıl önce) Pardus Kullanıcıları Derneği kuruldu. O dönemde TÜBİTAK resmi topluluk sayfası olarak özgürlükiçin.com'u destekliyordu. Kullanıcıların kendi insiyatifleriyle kurdukları bu derneğin logosu yanda da gördüğünüz gibi Pardus'un logosunun ve bir penguenin birleşiminden oluşuyordu. Ben de derneği ilk duyduğumda konu hakkında blog'da yazmıştım.

Konu tahmin ettiğimiz gibi gelişmedi. Proje yöneticisi günlüğünde aşağıdaki ifadeleri TÜBİTAK Hukuk Müşavirliği'nin duyurusu olarak yazmıştı.
Pardus Kullanıcıları Derneği adı altında faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların Pardus sisteminin yaratıcısı olan TÜBİTAK-UEKAE ve TÜBİTAK-UEKAE çalışanları ile hiçbir fiili veya hukuki ilişkisi veya işbirliği bulunmamaktadır.  556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve meri mevzuat hükümleri çerçevesinde doğabilecek olası hukuki iht…

Özgür Yazılım ve Linux Günleri'12

Linux Kullanıcıları Derneği ve Bilgi Üniversitesinin birlikte düzenledikleri Özgür Yazılım ve Linux Günleri bu yıl 30-31 Mart tarihlerinde Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsünde düzenlenecek. Özgür Yazılım insanlarının en önemli buluşma yeri olan etkinlikte sabahtan akşama seminerler dinlemek, camiadan arkadaşlarla görüşmek, yenileriyle tanışmak imkanı olacak. Her yıl olduğu gibi bu yılda Çanakkale'den oldukça kalabalık bir grupla etkinliğe (eski adıyla şenliğe) katılmayı planlıyoruz.

Ben bu tip etkinliklerde seminerlerden çok (doğruyu konuşmak lazım) kahve aralarında gevezelik etmeyi, yeni insanlarla tanışmayı değerli buluyorum. Hele etkinlik İstanbul'da olunca orada çalışan eski öğrencilerim ve arkadaşlarımın sayısı hayli kabarık oluyor.

Ayrıntılı program etkinlik sayfasında var ama benim özellikle katılmak istediklerim şunlar:
Chris Stephenson, "Bilgisayar Bilimcileri Haklıymış: Programlama Dillerindeki Son Gelişmeler". Chris hoca her yıl oldukça eğlenceli ve il…

Pardus'un Yarını Çalıştayının ardından - 3

İkinci gün sadece öğleye kadar süren çalıştayda iki oturum yapıldı. Bunlardan ilkinde daha önce üzerinde konuşulan sorunlar için katılımcıların önerileri alındı. Herkesin üzerinde anlaştığı bir şey varsa o da Pardus'un marka değeri düşünülerek TÜBİTAK'ın Pardus'un arkasında durması gerektiği ama yönetim konusunda ne kadar uzaklaşabilirse o kadar iyi olacağı idi.

Projenin tamamen TÜBİTAK tarafından yürütüldüğü dönemde bile ne kadar kullandırılabildiği ortada iken sadece topluluk tarafından geliştirilen bir dağıtımın nasıl bir kitleye kullandırılabileceği tahmin etmek zor değil. TÜBİTAK'ın yönetimine karışmaması ama finansman sağlaması da hem hizmet alımı yoluyla, hem topluluğa katılımcılık sağlamakla, hem de projelere destek sağlanması yoluyla yapılabilir. Yeni yönetim bu üç yolu da destekler yönde açıklamalar yaptı.

Yetkiler TÜBİTAK tarafından kullanılmayacaksa kimler tarafından kullanılacak sorusu üzerinde tartışıldı uzunca bir süre. Bunun için bir kurul oluşturulması…

Pardus'un Yarını Çalıştayının ardından - 2

Öğleden sonra oturumu tamamen 'sorun belirleme çalışması'na ayrılmıştı. TÜSSİDE'de her yapılan etkinlik için uygulanan; herkesin post-it'lere başlıklar yazması ve sonra bunların değerlendirilmesi yöntemini uygulamayı denediler. İki yıl önce yapılan Pardus Zirvesinde de aynı acayip şey denenmişti. Sorunları daha önce forumlarda, bloglarda, bugzilla'da o kadar çok yazmış, o kadar farklı yerde konuşmuştuk ki bu öneriye büyük direnç gösterdik. Yaklaşık bir saat süren bir inatlaşmanın sonunda Ahmet hocanın müdahalesiyle bu badireyi atlattık. Bunun ardından Pardus hakkında sorun olarak dile getirilen konuları 1 ile 5 arasında değerlendirmemiz istendi. Aşağıda salonda yapılan değerlendirme sonuçlarının bir görüntüsü var.
Projenin en önemli sorununun 'başarısız proje yönetimi' olarak çıkmasına şaşırmadım ben. Nasıl takım kazandığında teknik direktör omuzlarda taşınıyorsa, kaybedince onun başarısız sayılması işin doğası zaten.

PiSi paket yönetim sistemi projenin en …

Pardus'un Yarını Çalıştayının ardından - 1

Çoğumuzun merakla beklediği Pardus'un Yarını Çalıştayı yaklaşık 30 kişinin katılımıyla Gebze'de düzenlendi. Çalıştayın hemen ardından bir sonuç metni yayınlandı. Bu metin aylardır geliştirilmesi durmuş, yönetimi değişmiş, geliştiricilerinin büyük çoğunluğu ayrılmış olan Pardus'la ilgili merak edilen tüm sorulara cevap olmadı. Zaten bu kadar kısa bir metinden bunu da beklememek lazımdı bence. Toplantıya katılmayanlar için olan biteni aldığım notlardan özetleyeyim istiyorum. Daha sonra kendi yorumlarımı içeren bir yazı da yazacağım. Olanları hikayeleştirmekten çok aldığım notları paylaşacağım bu yazıda.

Öncelikle katılımdan başlayayım. Yakın zamanda ayrılmış TÜBİTAK çalışanlarından Onur Küçük ve Fatih Aşıcı, Özgür Yazılım A.Ş.'den Doruk Fişek ve Hakan Uygun, Ünivesitelerden Mustafa Akgül, Mustafa Karakaplan, Hüseyin Yüce ve ben, Özgürlükiçin'den Sezai Yeniay ve Zeki Bildirici, Endersys'den İsmail Yenigül ve Barış Şimşek, camiadan tanıdığımız Ali Vardar, Nihat Kar…

O sırada Debian semalarında

Biz pardus'un yarını ne olacak diye tartışaduralım, dünya bambaşka işlerle uğraşıyor. İnsan kafayı kaldırıp etrafa bakınca aslında nelerle uğraşılabileceğini yeniden anlıyor.

Örneğin Debian her yıl nisan ayında yaptığı Debian Proje Lideri seçimlerine hazırlanıyor. Debian'ı dışarıda temsil eden, içeride ise koordinasyon ve iletişimden sorumlu olan proje lideri seçimleri için 1-14 nisan arasında oy kullanılacak. Bu yıl seçimlerde 3 aday var: iki yıldır bu görevi sürdüren Stefano Zacchiroli, daha önce iki kere aday olmuş ama seçilememiş Wouter Verhelst ve Gergely Nagy. Hepsi daha önce debian için ne yapmışlar, şimdiki hedefleri neler ayrıntılarıyla yazmışlar. Elin oğlu dağıtım için neleri hedefliyor diye okumakta fayda var.

Binden fazla geliştiriciyle bu düzeni devam ettirebilen Debian'dan alınacak çok ders var.

Tamam tuzağa düşmeyelim ama

Bir süre önce bir arkadaşımı kendilerinin polis iddia eden birileri telefonla arayarak hattının kopyalandığını söylediler. Telefonla konuşurken biz de yanındaydık. Bayağı uzunca, özenle hazırlanmış bir senaryo anlattılar. Arayanların telefon numaraları da gizli olmadığından oldukça inandırıcı konuşuyorlardı doğrusu. Biz bu mevzuları çoktan duymuş uyanık insanlar olduğumuzdan bir şey kaptırmadık ama hepimizin duyduğu buna benzer çokça dolandırıcılık olayı olduğundan Çanakkale il emniyet müdürlüğü aşağıdaki uyarı yazılarından hemen hemen her apartmanın girişine yapıştırdı.

İki cep telefonunun da üzerinde çarpı işareti olmasından nasıl bir anlam çıkarılır bilemiyorum ama uyarı metni tam bir felaket: 'DEVLET HİÇBİR İŞ İÇİN VATANDAŞINDAN KONTÖR YADA PARA TALEP ETMEZ'. Yaklaşık 2 yıldır cep telefonlarında kontör diye bir şey kalmadığı gibi devlet hiç bir işi parasız yapmıyor vatandaşı için. Benim bildiğim para karşılığı olmayan hiç bir devlet hizmeti yok vatandaşlar için (ya da'…

Belge Özgürlüğü Günü 2012

Bu yıl Belge Özgürlüğü Günü bizim Özgür Yazılım ve Linux Günlerinin hemen öncesinde 28 Mart'ta dünyanın çeşitli yerlerinde, yerel gruplarca, çeşitli etkinliklerle kutlanacak. "Belge Özgürlüğü Günü'nde, ortak organizasyonlar ve gönüllülerle birlikte tüm dünya çapında etkinlikler düzenlenerek, açık belge biçimleri ve açık standartların önemine dikkat çekilecek".

Aslında bu konuda yapılacak çok şey var ama Zeki'nin her fırsatta dile getirdiği konulara yardımcı olarak işe başlamak ve bu konuyu sadece bir günde geçiştirmemek en iyisi olur galiba.

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Linux Semineri

11 Nisan'da Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Rektörlük Küçük Salon'da saat 10'da 'Türkiye'de Linux'un Gelişimi' konusunda konuşacağım. Benim için uzun süredir görmediğim arkadaşları görmek açıcından da iyi bir fırsat olacak. Bir gün öncesinden orada olacağımdan gevezelik etmek için tekliflere açığım ;)


CV'ye kimi referans yazmalı?

Sıra iş başvurusuna gelmeden önce söylenecek çok var ama bu aralar bana çokça sorulan sorulardan biri olduğu için bu konuda kısaca birşeyler yazayım istiyorum.

Öncelikle sadece özgeçmişe yazacağınız referansla kimse sizi işe, staja veya okula kabul etmeyecektir. Hatta belki o referansları arayıp sizi hiç sormayacaklar bile. Benim gözlemlerim firmaların önemli bir kısmının (belki 3'te 2'sinin) cv'nizdeki referansları telefonla arayıp hakkınızda fikir sorduğu yönünde. Aşağıda yazdıklarımı okurken bilgisayar mühendisliğinin belli bir alanında çalışan birinin yazdıklarını okuduğunuzu ve diğer alanlarda durumun farklı olabileceğini gözardı etmemelisiniz.
Bir iş yerinin sizinle ilgili biriyle konuşmak istemesi için öncelikle özgeçmişinizde dişe dokunur birşeyler olması gerekir. Bilgisayar mühendisi adayları Gürer Özen'in yazısını mutlaka okusunlar.Nasılsa aramazlar diye düşünerek kendisinden izin almadan bölümden bir hocayı ya da çalıştığınız eski şirketin genel müdürünü sakı…

Pardus'un Yarını Çalıştayı

Daha önce Pardus Camia Zirvesi'ne katılmış biri olarak yine sadece davetlilerin katılabileceği bir etkinlik olan Pardus'un Yarını Çalıştayı'na da katılacağım. 2010 Ağustos'unda yapılan etkinliğe Pardus'un gidişatından hoşnut olmayanların pek azı katılmıştı. Sonucundan umutlu olmadığın bir etkinliğe hiç katılmamak bir tercih meselesi. 'Nasılsa kendi bildiklerini yapacaklar, benim katılımımla da bunu meşrulaştıracaklar' diyerek veya başka gerekçelerle katılmayanlara elbette saygım var. Benim tercihim söyleyecek bir şeyim varsa sonradan bunu söyleseydim diye düşünmek yerine gidip orada bunu söylemek yönünde olacak.

Bir buçuk gün sürecek çalıştayın ilk gününde Jon Hall 'Özgür Yazılım: Dünya Perspektifi' konulu bir konuşma yapacak. Geri kalan zamanda ilk gün 6 saat, ikinci gün 3 saatlik toplantılar var.

Daha önce de söylediğim gibi bu çalıştaydan umutlu değilim. Yapılacakların önemli bir kısmına zaten karar verildiğini düşünüyorum. Benim ne yapılmasının …

Sivas davasında zaman aşımı, NCIS, NCIS-LA, CSI, CSI-NY, CSI-Miami, Numb3rs ve diğer suçluyu bulma dizileri üzerine

Çocukluğumda Sherlock Holmes'un kitapları okumayı, filmleri seyretmeyi pek severdim. O ve benzerlerinin ortada hiç delil yokmuş gibi görünen veya delillerin bambaşka birşey işaret ettiği durumlarda bizim dikkat etmediğimiz şeylere dikkat ederek suçluyu bulmaları zekice bir bulmaca çözme zevki yaşatırdı bize. Ama onlar sıradan davalara bakmazlardı. Bir işle ilgilenmeleri için onun çözülemeyecek gibi durması, işin içinde karanlık bir tarafın olması gerekirdi. Mesela bir meydan da kalabalık bir grup bir oteli yaksa ve televizyonlar bunu canlı yayınlasa, meydanda asker, polis de mevcutsa bu konunun Sherlock Holmes'un ilgi alanına girmeyeceğini hepimiz tahmin edebilirdik. Böyle çözülecek bir gizemi olmayan konuları zaten yargı sistemi çözüyordu.


Aradan yıllar geçtikçe teknolojinin de ilerlemesiyle suçluyu bulma konusu daha ilginç bir hal almaya başladı. Önce parmak izi işin içine karıştı sonra DNA. Artık suçlu suç mahalinde bir saç telini düşürse kimliği, arabasını hafifçe bir yere…