27 Aralık 2006 Çarşamba

Malatya seminerinin ardından

Geçen pazar günü Çanakkale'den İstanbul'a otobüsle, oradan da Malatya'ya uçakla yolculuk ettim. Aslında bir uçak seyahati ile ilgili anlatacak fazla bir şey olmuyor. En fazla uçak ıssız bir adaya (İstanbul - Malatya arasında pek mümkün değil ya neyse ;)) düşse yanıma aldığım üç şey olarak linux yüklü ve şarjı tam bir notebook, pijama ve en önemlisi cep telefonunu seçtiğimi yazabilirdim belki. Ama uçakta yanımda hangi sanatçının oturduğunu yazsam yolculuğun bir kaç blog girdisi gücünde olduğu anlaşılır herhalde: Mustafa Topaloğlu. Hayır, uzaydan hiç konuşmadık.

Havaalanında Mustafa Hoca ve iki öğrencisi karşıladılar beni. Gece bire kadar Mustafa hocayla sohbet ettik. İki bilgi işlemci olarak iyi anlaştığımızı söyleyebilirim. Kendisini zaten camiadaki herkes gibi bende şenlikten, gezegenden tanıyordum. Böyle uzunca konuşma fırsatı bulduğuma sevindim.

Pazartesi sabahı (saat 11 sabah sayılırsa) Server Hoca da kaldığım misafirhaneye gelme nezaketinde bulundu. Mustafa hocanın götürdüğü lokantada yediğimiz harika öğle yemeğinden sonra kongre merkezine geçtik. Malatya İnönü Üniversitesini ilk defa görmüş olmama rağmen çok beğendim. Özellikle kongre merkezleri sanki Akademik Bilişim için yapılmış. Hem üniversitenin imkanları yeterli hem de Linux ve özgür yazılımlarla tanışık bir kitle var Malatya'da. Seneye belki akademik bilişim için de gideriz belli mi olur.İnönü üniversitesi zaten linux'u en yoğun olarak kullanan yerlerden biri olduğu için katılımcılar seminerde anlattıklarımın çoğunu zaten biliyorlardı. Okulun son haftası olduğundan katılım fazla sayılmazdı. Benden sonra Server hocanın "Bir Bestecinin Gözünden PARDUS" seminer vardı. Özellikle sonundaki müzik kısmı oldukça keyifli geçti benim için. Akşama kadar yine yiyip içtikten sonra, bu sefer anlatacak bir şeyi olmayan bir yolculukla geri döndüm. Akşam yemeğinde tanıştığım Fatih Avcı ile bir linux semineri planladığımızı da yazmadan geçmeyeyim. Onun da adını listelerden biliyordum ama ilk defa karşılaştık. Tanıdığıma memnun oldum.

23 Aralık 2006 Cumartesi

yenice seminerlerinin ardından

Dün 200km yol gidip gelip Yenice Meslek Yüksekokulunda Linux ve Özgür Yazılım seminerleri verdik. Hem çok iyi ağırlandık hem de katılım çok iyidi. 

Çanakkale'den vaktinde çıkamadığımız için Yeniceye planladığımız saatte yetişemedik. Hem yok berbattı, hem de kar yağıyordu. Neyse, eğer programı planladığımız gibi gerçekleştirmeye çalışsak geç saate kalacağımız için ben konuşmamı yapmadım. İlk olarak Pınar konuştu. Hem seminer konusunun Pardus olmasından hem de Pınar'ın artık tecrübeli bir konuşmacı olmasından dolayı güzel bir seminer oldu.

Bu seminerden sonra yemeğe çıktık. Bu ara ilk seminerlerini verecek olan Figen ve Şule için hem iyi hem de heyecan arttırıcı oldu ;) Faik'le benim tuzumuz kuru olduğu için bolca yedik, içtik, lafladık. Figen'in seminerinden önce gelen yerel basına Pınar bir açıklama yaptı ve seminere geçtik. Öğleden sonra Firefox anlatan Figen heyecanını dinleyiciye hiç yansıtmadığından başarılı ve eğlenceli bir seminer verdi. Firefox seminerini daha önce Arda'nın yapmayı planladığınız yazdığı şekilde Html Slidy ile anlatması da ayrıca güzel oldu.

Son seminerde Openoffice.org anlatan Şule de gayet başarılı bir seminer verdi. Bu seminerden sonra sağolsun Faik'de bizi kırmadı ve Çanakkale'ye beraber geri döndük. O uzun zamandır bu yolu gidip geldiğinden bize rehberlik etti ve arada bir yarışarak geri döndük ;) Arkadaşlar için çok iyi bir tecrübe oldu bu seminerler.

Yarın akşam bir seminer için Malatya'ya gidiyorum. İlk defa Malatya'yı görme fırsatı bulacağım. Mustafa Hoca ve Server Hoca ile de görüşmek için de bir fırsat olacak. O seminerden sonra da yazarım bir şeyler.

20 Aralık 2006 Çarşamba

ilk günün ardından

Pardus 2007 çıkalı bir gün oldu ama ftp.comu.edu.tr'den 2000'in üzerinde indirildi. Ben bunları yazarken 60 kişi daha indirmeye çalışıyor.

18 Aralık 2006 Pazartesi

MacBook veya Sun'da özgür işletim sistemi koşturmak veya "yoksa Pardus'u sevmiyor muyum?"

Bu akşam "yoksa Pardus'u sevmiyor musunuz?" şeklinde özetlenebilecek bir mail aldım. Temel dayanağı olarak sayfamda pardus bannerı bulunmadığını ve daha önce debian kullandığımı yazdığımı gösteriyordu. Hatta Oğuz ve Pınar'ın günlüklerinden de bilgi işleme gelenlere debian kurdurduğumu okumuştu maili yazan.

Bu konuyla ilgili çevremden de arada bir sorular aldığımdan buraya yazayım da kurtulayım istedim. Aslında hiç lafı uzatmadan elbette Pardus'u seviyorum diyebilirim. Pardus'u kullanmamın nedeni (evet işyerinde Pardus kullanıyorum) ulusal olması değil. Yani ulusal olması elbette güzel ama sadece bunun için bir işletim sistemini kullanamam ben. Destek veririm, orası ayrı ama kullanmak için beğenmek ve işlerini onunla görebilmek lazım. Hakikaten beğendiğim ve istediklerimi yapabildiğim için kullanıyorum Pardus'u.

Bir de şu sun makina alıp da solaris yerine debian kullanma olayına açıklık getireyim. Aslında oldukça açık ama yine de yazmakta sakınca yok. Sorunun cevabı açık: Özgürlük için. Neden winmodem sahibi olanlar bu alet onun için yapılmış, en iyi win'de çalışır onu kullanayım demiyor ve linux kullanıyorlarsa, neden MacBook üzerinde ulan Apple'dan iyi mi bileceğim en iyisi MacOS kullanmak demiyor ve Linux kullanıyorlarsa, neden üzerinde winxx için tasarlanmıştır yazan laptoplarda, masaüstü bilgisayarlarda, sunucularda linux kullanıyorlarsa, neden linux'u desteklediği üzerinde yazmayan yazıcıları linux ile kullanmaya çalışıyorlarsa, ben de o yüzden sparc işlemcili sun bilgisayarda linux kullanıyorum: özgürlük için.

Bir kaç söz de debian için yazayım. Bence debian çok önemli bir proje. Ben belki bir gün debian kullanmayabilirim ama bu ona karşı düşüncelerimde bir değişikliğe yol açmaz. Bazen insanı deli de etse taviz vermez tavrından dolayı yaşamalı debian.

Son zamanlarda günlük girdilerimin fantastik başlıklar taşıdığını ve metinler içinde çılgınca linkler verdiğimi düşünerek neden? diye soranlara güzel soru cevabını veriyorum ;)

17 Aralık 2006 Pazar

prensler ve prensesler, uygulamalı Ruby semineri ve genel relativistik madde alanları üzerine

Bu akşam cnbc-e'de seyrettiğim Prensler ve Prensesler adlı filmi not edeyim de daha önce seyretmemiş olanlar bir fırsatını bulup seyretsinler. Fransızca anime olur muymuş demeyin japon animelerinden oldukça farklı ama güzel. Yaklaşık bir saatte altı kısa öykü anlatılıyor. Hepsi birbirinden ilginç.

7 Aralık 2006 Perşembe

maraton başlıyor

Aralık ayı Linux seminerleri açısından oldukça bereketli bir ay oluyor. LKD'nin yurdun her köşesini gezen ve gezdiren çalışma grubu Seminer-ÇG bu ay birçok seminer düzenliyor, etkinliğe katılıyor:

  • 30 Kasım-03 Aralık 2006 tarihlerinde ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen BİLİŞİM-Ankara'06, 3. Bilgisayar, Yazılım, Telekomünikasyon, Internet Teknolojileri ve E-Devlet Uygulamaları Fuarında 30 Kasım ve 3 Aralık günleri Abdullah Anar, 2 Aralık günü Türker Gülüm "Linux Nedir" konulu seminerler verdiler.

  • Adana Bilişimci İşadamları Derneği ile birlikte Kobilerde Linux kullanımının arttırılması için düzenleyeceğimiz seminerler 8 aralık cuma günü başlayacak. İki gün sürecek seminerlerde Doruk Fişek ve Oğuz Yarımtepe seminerler verecekler. Doruk zaten seminer konusunda bir efsane ama Oğuz da giderek tecrübeli bir konuşmacı oluyor (evet, kendime bir mutluluk payı çıkarıyorum bundan). Umarım seminerlerden günlüklerinde bahsederler biraz. Seminerler için ön kayıt yaptırmak gerekiyordu ama sayfaya baktığımda başvuruların kapandığını görüyorum. Seminerlerin dolu bir salonda yapılacağını öğrenmek ne kadar güzel.

  • 11 Aralık pazartesi günü Makina Mühendisleri Odası ve seminer-cg üyesi Abdullah Anar'ın organizasyonuyla MMO Ankara Şubede saat 18:30'da Pardus geliştiricisi sayın Koray Löker bir "Pardus" semineri verecek. Seminerleri önce Koray'a yazıp sonra haber veriyoruz ama sağolsun Koray henüz şikayetçi değil durumdan.

  • 15 Aralık Cuma günü Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar ve öğretim Teknolojileri öğretmenliği Bölümü'nde Pardus geliştiricisi Gökmen Göksel "Linux Nedir?" konulu seminer verecek.

  • 19 Aralık'ta bu kez Marmara Üniversitesinde PostgreSQL Kullanıcıları Derneği Başkanı Devrim Gündüz "Linux Nedir?" konulu bir seminer verecek.

  • 21-23 Aralık tarihlerinde bu yıl onbirincisi Ankara TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde düzenlenecek olan "Türkiye'de Internet" Konferansına her yıl olduğu gibi bu yıl da katılıyoruz. Üç gün boyunca toplam 12 linux ve özgür yazılım seminerimiz olacak. Çanakkale havaalanı da tekrar faaliyete geçti ama bir hafta sonra zaten bayram tatilinde geleceğim için bu seminerleri dinleyemeyeceğim. Hem okulun da son haftası olacak, yok yok olmaz. Tamam insan Ankara'yı özlüyor ama olmaz. Ankarada olan veya gitmeye imkanı olanların güzel vakit geçirebilecekleri seminerler olacak. Bence kaçırmasınlar. Bu konuşmacıları birarada dinlemek her zaman mümkün olmuyor.

  • 22 Aralıkta bizim üniversitenin Yenice Meslek Yüksekolunda Linux ve özgür yazılım seminerlerimiz olacak (Ankara'ya gitmemek için bir sebep daha). Bu seminerlerde iki yeni konuşmacı daha kazanmış olacağız: Figen ve Şule. Yaz aylarında yazmıştım onlarla ilgi. Pek çalışkan arkadaşlar. Bu haftayı Ankara'da o çalıştay benim, bu sempozyum senin diyerek geçiriyorlar ama iki satır yazıp şöyle şöyle oldu diyemediler. Neyse, illa müthiş bahaneleri vardır eminim. Ya da daha iyisi bir şey yazın demediniz ki, hocam diyebilirler. En güzeli de bu olur herhalde. Yenice'de tecrübeli seminer konuşmacımız Pınar'da konuşacak . Onun bir de bir hafta önce İstanbul'da Ruby semineri var (evet, üçünden de kendime mutluluk payı çıkarıyorum ne var bunda?).

  • Yenice seminerlerinden sonra pazar günü Malatyaya seminer için uçacağım. 25 Aralıkta Server Acim hocayla birlikte iki seminer vereceğiz. Ben "GNU/Linux ile Akademik Uygulamalar" başlılı bir seminer vereceğim. Malatya İnönü Üniversitesi zaten Linux kullanan bir üniversite olduğundan onlara bu belgede anahatları çizilmiş konulardan bahsedeceğim. Bu belgeyi çevirip güncellemeyi ne zamandır istiyordum zaten. Daha önce Malatya'ya da hiç gitmemiştim, bakalım aralık ayının sonunda nasıl olacak. Seminer için bizi davet eden arkadaşlar şimdiden sayfalarından duyuruya başlamışlar.

  • Seminerlerimiz bunlarla sınırlı(!) kalmayacak. Henüz yazışmaları süren ama bu ay içinde gerçekleştirmeyi planladığımız (kesinleşmeyen) Bursa/Görükle, Afyonkarahisar, Konya ve Balıkesir seminerleri var. Gerçekten sıkı çalışıyoruz.

    Siz bu satırları okurken seminer-cg listesinde yeni seminerlerin hazırlıkları yapılıyor.

    28 Kasım 2006 Salı

    ölümüne Debian GNU/Linux, yanlız insan ve Ertuğrul Koyu ya da İzmir Kordon üzerine

    Daha önce yazmış mıydım hatırlayamadım ama geçenlerde iki adet Sun V240 almıştık. Makinaların üzerinde kurulu bulunan Solaris 10'a pek yabancılık çekmemiş olsam da alışkın olduğum programların sistemle birlikte gelmemiş olması hoşuma gitmemişti (top bile yok, düşünün gerisini). İstediğim bütün programların kurulabilir olduğunu bilmeme rağmen teker teker onlarla uğraşmak yerine Linux kurayım dedim. İşlemciler UltraSPARC olunca pek fazla alternatifi olmuyor insanın. Baktım Debian'ın sparc netinstall'u var, ilk tercihim o oldu.

    V240'ı cd'den başlatmak bile ilave bir bilgi istiyormuş. Tahmin ettiğim gibi bir bios'u olmadığından küçük bir arama sonucu nasıl yapılacağını öğrendim. Bir zorluğu yok ama ilk denememde olmadı ;) Makinayı boot cdrom komutu ile cd'den başlattım ama kurulum cd'si başlangıçta takıldı. Sisteme yabancıyım ya hatayı kendimde arıyorum; kurulumu bile başlatamadım diyorum. İki gün (gerçekten) uğraştıktan sonra, tabi bu arada okumadığım Sparc belgesi kalmadı, bilgisayarın takıldığı yeri nette bir arayayım dedim. Olur ya benim kadar Solaris yabancısı birileri daha aynı hatayla karşılaşmıştır. Sonuç: Debian Bug report logs - #315978

    Derin bir oh çekip hatanın benden kaynaklanmadığını anladıktan sonra bu sefer debian testing indirip şansımı onunla denedim. Kurulum problemsiz başladı. Disk bölümlemesinde raid yapılandırması olsa iyi olurdu ama buna da şükür diyerek devam ettim. Kurulumda makinanın üzerindeki 4 ethernet kartını da görmesine rağmen ağa bağlanamayıncaya kadar her şey iyi gitti. Evet bu da bilinen bir sorunmuş. Bunun da üzerinden fiber optik bir ethernet kartı takıp, onu eth4 olarak tanıtarak geldim.

    Kurulum problemsiz tamamlandı ama bu sefer de grub veya lilo'yu nereye kurayım diye sormadı. Neyse vardır bir bildiği dedim. Varmış.

    İşin kolayı bitti, şimdi sıra sunucu servislerini taşımakta. Tabi bir de arkadaşları ikna edip diğer Solaris'e de bir güzellik düşünmek lazım.

    26 Kasım 2006 Pazar

    İşiniz ve İtibarınız Tehlikede mi?

    Daha geçenlerde tokat gibi bir ceza almış olan BSA uslanmamış anlaşılan. Televizyonlarda reklamlara tekrar başlamışlar. İlk gördüğümde şaşırdım ama sonra adamlarda para var, para cezası korkutmuyor galiba onları diye düşündüm. Kendilerine kesilen ceza ne kadar bilmiyorum ama kim bilir kaç katını onlar ceza olarak kesmişlerdir.

    Yasal olsalardı bile beni korkutamazlardı, çünkü işim de itibarım da tehlikede değil; GNU/Linux kullanıyorum.

    25 Kasım 2006 Cumartesi

    bu iki oluyor

    TRT-2'de Bilişim Rüzgarı isimli televizyon programında Koray Löker ve Onur Küçük konuşuyorlar. Koray'ı daha önce de görmüştüm televizyonda. Pek sevimli bir tesadüf oldu benim için.

    Programın ardından edit: Her iki konuşmacı da konuyu hakim olduğu kadar ekranda konuşmaya alışkın göründüler. Ayrıca Onur Küçük yanar döner masaüstünü gösteremeden program bitti diye sinir olmuştur sanırım.

    20 Kasım 2006 Pazartesi

    seminer vidyoları

    Geçen hafta düzenlediğimiz etkinliklerde kaydedilen vidyolar şimdilik bu adreste. Yapılması gereken birleştirme, parçalama işlemlerinin henüz yapılmadığını ve küçük byte'lar gibi bombaların kesilmediğini hatırlatayım. Şu anki haliyle 19 dosya yaklaşık 1GB tutuyor :( Hafta sonuna doğru editlenmiş hallerini seminer videoları bölümünde bulabileceksiniz.

    16 Kasım 2006 Perşembe

    sütü seven kamyoncu, kordondan ev almak ve insanın soyadının karakteri üzerine etkilerine dair

    Gezici seminerin yanında göçücü seminer diye bir kavram nasıl olur, üzerinde düşünmek lazım. Göçmek isteyenler Çanakkale'nin bir alternatif olup olamayacağını Çağlar ve Erdinç'e sorabilirler.

    14 Kasım 2006 Salı

    Krem şokola, yaşar ve küçük byte'lar üzerine

    Seminerlerin ikinci günü de bitti. Bu gece gezmelere çıkamadık ama yarın Çanakkale'nin tarihi ve turistik yerlerini gezeceğiz. Son anda öğrendim ki, seminerlerin hepsi videoya kaydedilmiş ama hiç fotograf çekilmemiş :(

    Hadi bunu da yazayım bari: ... evlenmek istiyormuş. Evet, evet O.

    5 Kasım 2006 Pazar

    etkinlik

    13-14 Kasımda (haftaya) A.Erdinç Köroğlu, S.Çağlar Onur ve Faruk Eskicioğlu Çanakkalede misafirimiz olacaklar. İki gün boyunca seminerler ve sohbetler olacak. Çağlar ve Erdinç bir gün erken gelecekler, hava müasit olursa bayağı gezeriz diye tahmin ediyorum. Gün gün fotoları koyarım gelemeyenler için. Bu seminerlerin videolarını da kaydedip web'e koymayı planlıyorum. Bakalım evdeki hesaplar çarşıya uyacak mı. Faruk işlerinin yoğunluğundan sadece bir günlüğüne gelebiliyor. Askere gitmeden önce görüşmek için iyi bir fırsat olacak bu.

    Pınar ve Oğuz da tecrübeli birer konuşmacı olarak bilgileri, tecrübelerini bu kez kendi arkadaşları paylaşacaklar. İkisi de bu yıl mezun oluyor. Biraz hüzünlendirici birşey aslında bu. Yani; gelişimlerini neredeyse en baştan beri gördüğünüz insanlar çok değil bir kaç yıl içinde ayrılıp gidiyorlar. Üniversitede çalışmanın hem en güzel hem de üzücü tarafı bu. Kendinize çalışma arkadaşları yetiştiriyorsunuz ama pek azı sizinle çalışmaya devam ediyor. Hoş bana fikrimi soranlara ben gidin başka yerde çalışın diyorum ya neyse. Teselli edici olan ise bu döngünün devam etmesi. Daha önce bahsettiğim öğrencilerimden Şule ve Figen de bilgi işlemde resmen çalışmaya başladılar. Şimdilik söylediğim şeyler onlara pek uygulanmayacakmış gibi geliyor galiba ama onlardan da pek umutluyum. (Sonradan yazdıklarımı okuyunca diğer öğrencilerime haksızlık yapıyormuşum gibi geldi. Elbette çok başarılı başka öğrencilerimiz de var ama hepsini birden bilgi işlemde çalıştırmak mümkün olmuyor. Seçim zorunlu ama zor oluyor. Nedense her yazdığımdan birileri alınacak/kırılacak gibi geliyor son zamanlarda. Lütfen öyle olmasın.)

    Bu günlük girdisini okuyor ve "Oh, tabi seminer-cg'de olduğunuzdan, dernekten arkadaşlarınızı kolayca çağırıp etkinlik düzenliyorsunuz" diye düşünüyorsanız bu durumu seminer@linux.org.tr'ye yazın. Bir şehirde seminer düzenlemek için oldukça mütevazi taleplerimiz var. Sizden temel olarak istediğimiz semineri yararlı olabilmesi için katılımın sağlanması. LKD özgür yazılımın üniversitelerde yaygınlaşması için elinden geleni yapmaya hazır.

    Doktora yeterliliği geçtikten sonra uzun sayılabilecek bir süredir yazmıyorum ama bu sınavdan sonra biraz molaya herkesin hakkı var bence.

    1 Eylül 2006 Cuma

    telekom'un hastasıyım

    Telekom'un şahane adsl hizmetininden faydalanan biri olarak, biraz da tembellik etmek için bir de statik ip almıştım. Aylık 2.66 YTL ücretlendirme makul gibi görünüyordu. Bu ay gelen adsl faturasında statik ip ücreti olarak 9.78 YTL gördüğümde bu nasıl zam demiştim. Bugün nette biraz araştırma yaptığımda durumun daha da vahim olduğunu gördüm. Haber şöyle:

    Türk Telekom indirim sonrası gönderdiği ADSL faturalarında sabit IP sahibi
    müşterilerine yanlış fatura bedeli kesmiş durumda. Bunu düzelttirmek isteyen
    kullanıcıların şirkete başvurmaları gerekiyor.

    Nasıl oluyor da böyle bir hata yapılabiliyor, hadi hata yapıldı neden kendileri düzeltmiyor da ben dilekçe veriyorum belli değil. Onların benden/bizlerden özür dilemesi gerekmiyor muydu? Offff of!

    27 Ağustos 2006 Pazar

    olan biten

    Neredeyse bir ay olmuş yazmayalı. Kısa kısa yazayım:

  • Ankara'da kaldığım iki haftalık süre boyunca hiç internet bağlantım olmadı. Şenlikten sonra sadece bir gün bağlantımın olmadığını ve ne garip şeyler olduğunu hatırladığımda pek önemli şeyler kaçırmadığımı söyleyebilirim. Genel olarak insanların tatilde olmasının etkisi de vardır bunda. İnsanın iki hafta internetsiz kalması durumunda da yaşayabildiğini test etmiş oldum. Elbette döndüğümde bekleyen bir kaç bin mail vardı beni bekleyen.
  • Bulduğum her fırsatta yarışmaları seyrettim. Atletizm ve yüzme yarışmalarında, geçtim madalya almayı, yarışmacımızın bile olmamasına artık tahammül edemiyorum. Nasıl oluyorda 70 milyonluk bir ülkeden bir (1) yüzücü çıkmıyor anlamıyorum. Bu memlekette bu sporların federasyonları olduğuna inanmak çok zor. Onlara sorsanız bilmem ne oyunlarında ne madalyalar almışlardır, geçen yıllara göre şöyle başarı artışı vardır filan. Yetkim olsa hepsini görevden alırım. Bundan daha kötü olamayız; çünkü sıfırdayız. Unutmadan spor spikerliğinin ne kadar zor olduğunu berbat spikerleri dinledikten sonra anladığımı da yazayım.
  • LKD'nin idari kurul toplantısına katıldım. (Internet bağlantım olmadığı için toplantı için gerekli yazışmaları benim için Deniz Öğüt yaptı, hatta telefonda, listeye gelen önemli mailleri bile okudu. Deniz, birlikte iş yapması keyifli insanlarlardan biri. Zamanla iyi arkadaş olacağımızı tahmin ediyorum.) Saat 18'de başlayan toplantı 23:30'da bittiğinde bizler de bitmiştik. Sonuç olarak diyebilirim ki; dernekte yapılacak çok iş var, daha fazla insan aktif olarak çalışmalı dernek için.
  • 2007 Şenliği için kurulan ekibe ben de katıldım (aslında geçen yıl da vardım. biraz. yok muydum?). Şenliğin çıtasını aşağı düşürmemek için çok çalışmak lazım. Güzel fikirlerimiz var, bakalım neler yapabileceğiz.
  • Şenlik-cg olarak bir toplantı yaptık. O da gece yarısı bitti. Linus'dan lastik hortuma çok şey konuştuk. Geceyi Bora, Sinan ve Deniz ile birlikte tavukçuda bitirdik. Güzel bir gece oldu benim için. Keşke daha fazla vakit geçirme imkanımız olsaydı. Aramıza katılamayan Löker'in kendisi yazdığında herkesi mutlu edecek bir mazereti vardı (yazarım demiştim :)).
  • Beni seminer-cg'ye davet eden maili yazan Çağlar da ekipten ayrıldı. Keşke hasbihal etmeye fırsatım olsa dediğim insanlardan biri Çağlar. Ekip çok önemli bir elemanını, bir eski başkanını daha yitirdi.
  • Erdinç'ten bir konudaki fikirlerini yazmasını istedim, üç haftadır bekliyorum. Buraya yazdıktan sonra umarım tekrar hatırlatmama gerek kalmaz. Yoksa kaba kuvvet kullanmam gerekecek.
  • Geçenlerde süpermen'le karıştırılmasın diye fotolarını koyduğum Faruk yüksek mühendis oldu.
  • "Oğuz İspanya'da evlenecek, orada kalacak" söylentileri doğru değilmiş. Geçen gün konuştum kendisiyle. Gelecekmiş.
  • Seneye ikincisini düzenleyeceğimi yazdığım geleneksel Özgür Yazılım Sohbetlerine ilgi olacak gibi görünüyor. Bana, hiç olmazsa on kişi kadar oluruz gibi geliyor.
  • Ankara'da yaşadığım en büyük sürpriz bir kaç yıldır görmediğim Serdal'ı görmem oldu. Kendisinin ne kadar zor bulunan bir insan olduğunu bilenler anlayabilir ancak bu hissi. Sadece iki saat kadar görüşebilsek de çok güzeldi. Serdal'ı ararken telefonda konuştuğum Uğur'u da ne kadar uzun zamandır görmediğimi farkettim ve pek üzüldüm. Bu kadar sevdiğim insanları doğru dürüst arayıp sormadığım için kendime bir kez daha kızdım ve yeni kararlar aldım. "Ömer yüz metre mesafede oturuyor en son ne zaman görüştünüz" sorusuna verecek bir yanıtım yok ama kararımda ciddiyim.
  • Evdeki internet bağlantım iki katına çıkmış. Kota ile bir problemim olmadığından (nerdeyse ayda ancak 1gb kullanıyorum) güzel bir gelişme oldu benim için. Meren'le konuştuğumda bana yaklaşık 12 dolara 28Mbit kullandığını söyledi, hem de kota filan olmadan. Bizim tarifelerin ne kadar yüksek olduğunu tekrar görmüş oldum.
  • Pluton artık gezegen değilmiş :( Demek ki biri "kavak artık ağaç değilmiş" dese şaşırmamamız lazım.
  • hoşçakal kardeşim deniz

    Nerelisin sorusuna Ankaralıyım demeye utanacak kadar çok zaman Çanakkale'de yaşadım. Hiç kimseyi tanımadan geldiğim bu şehirde harika in...