25 Nisan 2012 Çarşamba

Microsoft'un Üniversitelerle Savaşı

Üniversitelerimizin çoğunluğu derslerde işletim sistemi ve ofis paketi olarak sadece Microsoft ürünlerini anlatarak/öğreterek Microsoft'un parayla yaptıramayacağı bir tanıtım görevini yapıyorlar. Okulda sadece MS Ofis görmüş öğrencilerin önemli bir kısmı başka (daha iyi) alternatifler olduğunu bile bilmiyorlar. Bilişim dünyasında bir yıl sonrasını bile öngöremezken markaya bağımlı öğrenciler yetiştirmek üzerine konuşmayı sonraya bırakarak başka bir konudan bahsetmek istiyorum.

Kamu kurumları satın aldıkları bütün bilgisayarlarla birlikte mutlaka bir işletim sistemi de satın alıyorlar. Çoğunlukla bu ikisinin ayrı satılabileceği dahi düşünülmediğinden işletim sistemi lisans bedelleri ayrıca faturalandırılmıyor bile. Ayrıca bir başbakanlık genelgesiyle kamuda lisanssız yazılım kullanılmaması üzerinde durulduğundan ve MS'den başka bir işletim sistemi tanınmadığından her yıl ne kadar harcandığı bile bilinmeden lisans bedelleri ödeniyor.

Microsoft yakın zamana kadar üniversitelerin bu tutumundan çok memnundu. Nasıl memnun olmasın? Her türlü branşta eğitim gören öğrenciler sadece onun işletim sistemini, sadece onun yazılımlarını öğrenerek mezun oluyor ve iş hayatında da bu alışkanlıklarını devam ettirmek istiyorlar. Uzmanlığı bilişimle ilgili olmayan insanların bu konudaki alışkanlıklarını değiştirmek zahmetli bir iş olduğundan üniversiteler Microsoft'un istese de yapamayacağı kadar yaygın bir etkisi olmasında başrolü oynuyorlar. Üniversitelerin bu konumunun farkında olan Microsoft üniversitelerin etkinliklerine sponsor oluyor, öğrencilere ücretsiz yazılımlar sağlıyor ve ilişkileri sıcak tutmak için bir birim dahi bulunduruyordu (bu birim hala mevcut olabilir tabi).

Başlıktaki savaş kısmına geçmeden önce bir de Microsoft'un lisanslama politikasından bahsedeyim kısaca. Şu an piyasada bulunan Windows 7 işletim sisteminin farklı yetenekleri olan sürümleri oldukça geniş bir yelpazede fiyatlarla satılıyor. Starter Edition (120 TL) ile Ultimate Edition (545 TL) arasında fiyatlandırılan işletim sistemleri mevcut. Herhangi bir Linux'un toplam sahip olma maliyetinin çok daha düşük olacağını hepimiz biliyoruz. Bir bilgisayarla birlikte Windows Starter isimli ve çok kısıtlı yeteneklere sahip olan sürümü alırsanız, her yıl Microsoft'a belirli bir kira ödeyerek daha üst sürümleri kullanma şansınız oluyor. MS bu kiralama işini kurumun bilgisayar sayısıyla değil, çalışan sayısıyla yapıyor. Yani bazı kullanıcılarınız (benim gibi) kesinlikle Microsoft ürünlerini kullanmıyor bile olsalar hatta hiç bilgisayar kullanmayan şoförleriniz için bile her yıl bu bedeli vermeniz gerekiyor. Eğer yıl sonunda anlaşmanızı uzatmazsanız eski kısıtlı sürüme geri dönüyorsunuz. Bu anlaşmayı yaptıktan sonra alınacak bilgisayarlarla birlikte kısıtlı sürüm için lisans parası vermeye devam etmek de gerekiyor.

Arka planı bile değiştirilemeyen bir işletim sistemine aldığı lisans bedelleri, her çalışan için aldığı yıllık kira bedelleri Microsoft'a yetmemeye başlamış olacak ki mahkeme yoluyla kazancını arttırmaya çalışmaya başladı. Microsoft Corporation adına vekalet eden avukat Ali Aydın üniversitelere birer yazı göndererek kurumlarında bulunan işletim sistemlerinin bir envanterini istedi. Bunun için 14 gün süre verdiği yazı İHTAR VE İHBAR EDERİZ şeklinde sonlanıyordu.

Nisan ayının başında yukarıdaki haksız lisanslama modeliyle yıllık haraç ödeyen bir üniversiteye Microsoft'un avukatı ve bilirkişi, bir hakimle birlikte gittiler. Yapılan bu baskın sonunda üniversitenin yıllık ödediği miktar arttırılmaya çalışılıyor. Halen bilirkişi raporunun hazırlanması sürdüğünden sonucun ne olacağı henüz belirlenmiş değil. Bu sürecin diğer üniversiteler için de başlamak üzere olduğu ve Microsoft'un hepimizle arasındaki köprüleri yakmak üzere olduğu konuşuluyor.

Bu acayip durum karşısında elbette çaresiz değiliz. Sahipli yazılımlar bedava bile olsa özgür işletim sistemleri tercih edilmeliler bence. Özellikle üniversiteler gibi bilim öğreten, araştırma/geliştirme yapan kurumlar için kapalı kodlu, sahipli yazılımlar kullanmak en son tercih edilecek şey olmalı. Bunları söylerken bir kurumun yeni bir işletim sistemine göçünün bugünden yarına yapılamayacak birşey olduğunu da biliyorum elbette (eskiden olsa bizim çocukların geliştirdiği Pardus var derdik. Neyse o ayrı bir konu). İşletim sistemi göçü orta vadeli bir planla ve çok iyi planlanarak yapılması gereken bir konu. Kısa vadede, hemen, yapılabilecek şeylerin başında kurumlarımızda kullanıdığımız ofis paketi olarak MS Ofis yerine LibreOffice kullamaya geçiş yapmak geliyor. Dünyanın parasını (çoğu üniversitenin bir kaç bin çalışanı olduğunu düşünürseniz gerçekten dünyanın parası ediyor) MS Ofise vereceğimize LibreOffice'i özgürce kullanabiliriz. Kullanıcı arayüzü tamemen Türkçe olmasına rağmen yardım içeriğinde bazı eksikler var. Onların da üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Sadece ofis paketinden elde edeceğimiz tasarruf ülke bazında milyonlarca doları bulacaktır.

Not1: Elbette lisans ücreti olan bir yazılımı bedava kullanmayı beklemiyorum/önermiyorum. Kamunun; yani hepimizin, parasını harcadığımızı hesaba katarak bütün ihtiyaçlarımızı karşılayan ücretsiz yazılımlar varken gidip MS'e para vermeyelim diyorum. İlla para vereceksek bile bunu perakende fiyatından yapmayalım bari. Yurtdışı fiyatının onlarca katına bize satılmaya çalışılan yazılımlar karşısında alternatifsiz olmadığımızı bilelim.

Not2: Ofis paketinin meselenin tamamını çözmeyeceği de çok açık ama kullanıcıları günlük işlerini özgür yazılımlarla yapmaya geçirebilmek işletim sistemi geçişinde büyük kolaylık sağlayacaktır. Orta vadede hedeflememiz gereken şeyin mümkün olan her yerde (bazı kullanıcıların yaptıkları işler dolayısıyla sahipli yazılımlar kullanmaları zorunlu olabiliyor) özgür yazılımlar ve özgür işletim sistemleri kullanmaya geçişi planlamak olduğuna inanıyorum.

Umarım Microsoft'un bu hamlesini özgürleşme yolunda bir adıma dönüştürebiliriz.

20 yorum:

  1. "başka (daha iyi) alternatifler olduğunu bile bilmiyorlar."

    Kısmına katılmıyorum.

    LibreOffice (yada openoffice) MS Office den keşke daha iyi olsa! :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ve kötü göreceli bir kavram, ihtiyaçları ne kadar karşılıyor diye bakmak lazım. Bugün kamu kurumlarındaki çalışanların pek çoğunun tek ihtiyacı basit bir kelime işlemciden ibaret, bu açıdan LO fazlasıyla yeterli bir ürün.

      Sil
    2. Evet, ihtiyaç konusunda gerçekten karmaşık bir durum yok. Ama LibreOffice'i de sadece basit kelime işlemci ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yazılım olarak da görmemek gerek :) Bundan çok daha fazlası var.

      Microsoft Office'den fazlasına sahip olduğu özellikleri de var, eksik(veya daha ilkel) olduğu yönleri de var.

      Ama kesinlikle profesyonel ihtiyaçları karşılamakta yeterli.

      Red Hat ve SuSe gibi çözümlerin kullanıldığı "Büyük" şirketlerde" bu ofis yazılımı kullanılıyor.

      Bu gibi büyük kurumsal Linux çözümleri dışında bağımsız olarak da birçok kamu kurumu, yerel yönetim ve özel sektör firması LibreOffice kullanmakta. Bu hususa ışık yutmak adına LibreOffice için henüz bir liste yok, fakat OpenOffice zamanından kalma şöyle bir liste var: http://wiki.services.openoffice.org/wiki/Major_OpenOffice.org_Deployments

      Sil
    3. LibreOffice daha iyi olmasa bile kesinlikle ihtiyacı fazlasıyla karşılar diye düşünüyorum ki kullanımı arttıkça geri bildirimlerle vs. bugün olduğu noktadan çok daha iyi yerlere gelecektir LibreOffice.

      Sil
    4. IBM kullanıyor ise ve ülkemizde bir IBM yok ise, LO-OOO yeterli bir yazılımdır; ülkemizde IBM'den büyük bir firma var ise buyursun çıksın...

      Sil
    5. LibreOffice'i Star Office döneminden beri ana ofis programımız olarak kullanıyoruz, elimizde sadece 1 -evet, bir- tane ofis lisansı var, o da 1999'da aldığımız ofis 97, o da artık ilkel olduğu için kullanılmıyor. Libre Office görsel olarak çok iyi olmayabilir, kabul ediyorum, ama kimse kötü diyemez ki çok ciddi hesaplamaları çok kısa zamanda yapmamızı sağlıyor. Uzun süredir Linux kullanan birisi olarak ise *bence* fiyattan çok topluluk desteği çok daha önemli. Sonuç itibari ile Microsoft'tan herhangi bir programı için destek istediğinizde size bunu ücretsiz olarak sağlamıyor ya da sağlayamıyor, ayrıca hem OSS hem lisanslı ürünlerin lisanlarında "veri kaybı" uygulama kapsamı dışında, yani veriniz her iki üründe de kaybolabiliyor, para ödediniz diye yazılım sizin verinizi koruyacak ya da OSS ile idare ettiğinizden daha fazla imkan sağlayacak diye bir durum yok ortada.

      Sil
  2. Libreoffice ile (şimdilik) yapılamayan şeyler olabilir ama kaç kullanıcının bunlara ihtiyacı var? İdari personelin büyük bölümünün ihtiyaçlarının çok çok fazlasını sunuyor Libreoffice.

    Öğrenciler içinse yapılması gereken program öğretmek değil kavramı öğretmek olmalı. Yarın MS artık ofis paketi çıkarmayacağım derse ne yapacak sadece onu öğrenmiş olanlar. Böyle şey olmaz diyenler için bakınız: Sun Microsystems.

    YanıtlaSil
  3. Üniversiteler bir yandan Meb ile birlikte İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları diğer yandan inanılmaz bir kıskaçta. En azından üniversite olarak belirli kararları yerel olarak almak mümkün iken k12 okullarında durum içler acısı.

    Şimdide fatih le beraber kinect teknolojisi çıktı ortaya. Microsoft burdan girmeye çalışıyor ki heralde , devamlı biz BT öğretmenlerine bunun tanıtımı yapılıyor :S İşte buraya yazıyorum iki gün sonra kinectler alınır bu kadar reklamdan sonra. :)

    Ha birde dreamspark aldatmacısı var ki en önemlilerinden biridir heralde. Öğrencilere bedava geliştirme ortamı sunuyormuş (?) Ya sonrası.... Bu arada bunun da reklamı sıkça önümüze geliyor. Bunu da iki gün sonra müfredatta görürsek şaşırmam artık.

    YanıtlaSil
  4. Bütün suçu müfredata ve okul yönetimlerine atmak yeterli değil bence. Microsoft ürünlerine bağımlıymışız gibi davranan öğretim görevlileri de.

    Düşünün ki bir C/C++ dersi için sadece Visual Studio programını gösteriyorlar, hiç göstermelerine gerek bile yokken. Alternatiflerini anlatmıyorlar. Derleme işleminin ne olduğunu anlatmıyorlar. F5'e basıyorsun ve program çalışıyor deniliyor. Bu adam ondan sonra Visual Studio'dan başka bir şey kullanamaz. Yani, yazılım/bilgisayar dersi veren hocaların bir çoğu daha ücretsiz alternatiflerden, açık kaynaktan haberdar değilken, yönetimin haberdar olmasını bekleyemeyiz.

    Bir anda zihniyeti değiştirmek zordur, ama hocaların yetiştireceği öğrenciler ileride görev aldığında zihniyet zaten istenilen şekilde olmuş olacak. Yani özgürleşme işi uzun bir vadede olacak, bunu hızlandırabilecek olanlar öğretim görevlileridir.

    YanıtlaSil
  5. Ofis uygulamaları konusunda iş başvuru forumlarında bile "MS Ofis kullanabilen" diye aranıyor. Bunu yazan kişi bilmiyor ki MS Office ile Libre Office arasında ufak tefek farklar var ve sana da lazım değil o farklar, özellikle belirtilmiş MS Office diye. Ayrıca sistemdeki hata da şu, ilgisiz olacak fakat;
    bilgisayar mühendisliği okuyacak olan öğrenci biyolojiden sınava girmek zorunda kimyadan sınava girmek zorunda, fizikteki basit makineleri bilmek zorunda. Bu adam bu mesleği yapacak ama bu meslekle alakasız dallardan sınava girip ondan sonra bu mesleğin bir elemanı oluyor. Mühendis olmayıp da daha bilgili olan nice insandan daha üstün tutuluyor diploması var diye. E bu niteliklerdeki bir kişi tabi anlamaz neyin ne olduğunu.

    Örneğini vereyim, ben lise öğrencisiyim. Bahçeşehir Atatürk And. Lisesi'nde okuyorum (Genel lise kısmında, anadolu kısmında değil). Bir çok kişiye özgür yazılımı tanıtmaya çalıştım. Linux'u tanıtmaya çalıştım her fırsatta anlattım. Öğretmenlerden izin alıp bilgisayar derslerinde sunumunu yaptım. Sonuç ne oldu biliyor musunuz? Tikky kızların -zaten dinlemelerini beklemiyordum- dalga geçmeleri, oğlanların ise "kantır var mı?" sorusuna maruz kalmam.
    Fakat sonuç verdi, 4 yıldır o okuldayım son senem bu sene. 4 yılda okulun teknoloji sınıfına Linux kurduğum için neredeyse disiplin cezası alıyordum. 4 yılda bu kadar çabama, anlatmama, kendimi paralamama rağmen, özgür yazılıma sadece 2 kişi kazandırabildim. Sonuç 0 yani anlayacağınız.

    Bilgisayar dersindeki kitaplar bile yıllardır değişmedi. Microsoft sistemleri anlatılıyor. Tamam hadi anlatılıyor da, pencere resimlerine baktığım zaman hala "Windows 98" pencerelerini görüyorum orada. Önem verilmiyor buna. Bunun tanıtılması ve bilinci ufak yaşlardan başlamalı. Böylece köklü değişiklikler olabilir.

    YanıtlaSil
  6. Sorunlardan biri de, daha once simdilerde hurdaya ayirdiginiz PC icin odediginiz lisans ucretinin PC ile birlikte cope gitmesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu hatırlattığın iyi oldu. Yazı çok uzun olduğundan atlamışım bunu.

      Sil
  7. Eline sağlık, ne güzel yazmışın.

    Daha önce de söylediğim gibi; -"daha iyi" kısmı haricinde- %100 katılıyorum :)
    Ve özetle; aslında yıllardır beklediğimizin gerçekleşeceğine dair umudum artıyor. MS, kendi kuyusunu kazıyor. Umarım daha da sıkı devam ederler bu yönde çalışmaya.

    Yakın zamanlardaki önemli bir gol Android'ten geldi. İkinci golü de kendisine atıyor MS... Haydi hayırlısı bakalım...

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Necdet, bence çözüm çok fakat en önemlisi senin yazdıkların. Üniversiteler bir an önce MS Ofisi bırakmalılar. İkinci çözüm rektörlerin bir araya gelerek KüçükYumuşak'ı karşılarına almaları ve öğrenci başına verilen lisans parası kadar onlardan para almaları gerekir. MS'in bu kadar ürün satmasına maalesef üniversitelerimiz neden olmuştur. YÖK fermanını hatırlarsan Enformatik bölümlerindeki ders içeriği MS'e göre hazırlanmıştı. Üniversiteler MS'in eğitim bölümü gibi bugüne kadar çalıştılar ama MS üniversitelere bir şey vermedi tersine şimdi kıskaca almaya çalışıyorlar. Tek yumruk olmayı denemeliler. MS'in bir üniversiteye dava açmaya yüreği yetmez. Ama idarecilerimiz maalesef çok çekingenler.

    YanıtlaSil
  9. Hocam bu yazınızı "ÜNİVERSİTELERARASI İDARİ PERSONEL PLATFORMU" (http://www.facebook.com/groups/226680897350432/) adlı grubumuzda paylaştım.

    YanıtlaSil
  10. Batman Üniversitesi'nde Rektör'ün 02.03.2010 Gün ve /79 sayılı yazısı ile Libre Office kullanılmaktadır. İdareciler konuya el atarlarsa konu hallolur kanaatindeyim.

    YanıtlaSil
  11. Necdet hocam öncelikle Pardus için verdiğiniz emekler için kendi adıma teşekkür ederim. Sizin ve diğer yorumcuların tespitlerinize katılıyorum. MS bağımlılığı kötü ama GNU/Linux'e ve özgür yazılımlara insanların alışamaması ve kolayca vazgeçmelerini anlayabiliyorum. Bu sizlerin de bahsettiği gibi çoğunlukla alışkanlıklara, eğitim kurumlarının MS programlarını teşvik etmesine bağlanabilir.Ama özgür yazılıma destek verenlerin bu noktada değiştirebilecekleri pek bir şey yok (kendi kanaatim). Yani MS kendini eğitim kurumlarına o kadar bağımlı hale getirmiş ki bence bir kaç istisna kurum dışında üniversitelerin işletim sistemi olarak Windows'dan ve endüstri standardı kapalı kodlu programlardan vazgeçmeleri pek mümkün değil.

    Bence zorunlu eğitim kurumlarındaki Windows tekeline alternatif olarak Halk Eğitim merkezlerinde gönüllü eğitmenler GNU/Linux eğitimi verebilir. Bu yalnızca temel işletim sistemi öğrenmeyi kapsamamalı bunun yanında LibreOffice standart olarak anlatılmalı.Bu giriş mahiyetindeki dersle GNU/Linux alışkanlığı kazandırıldıktan sonra endüstri standardı programların yerine özgür yazılım alternatiflerinin kullanıldığı kurslar da açılmalı.Örneğin Inkspace ile grafikerlik eğitimi, Python ile programlamaya giriş eğitimi ve Gimp ve KompoZer ile HTML ve web tasarım kursu verilebilir. Hatta bilgisayarı olmayanlar için yurt dışından 35 dolarlık Raspberry Pi'ler sipariş edilip kursa gelenlere dağıtılabilir.Böylelikle halk eğitimde öğrendiklerini evde tekrarlama imkanı kazanırlar.Yurdun her yerinde illerde ve ilçelerde organize olarak eş zamanlı bir eğitim kampanyası yürütülürse insanlar Windows yerine GNU/Linux kullanmaya özenebilir.

    Başka bir yol da bunu doğrudan dağıtımın kendi yapması.MS Office'te geçmişte acemi kullanıcılara ofis programlarını öğretmeye yarayan basit bir yardım aracı vardı. Basit animasyonlu bir köpek veya ataç şeklindeki bir karakter ofis programı açıkken kullanıcıya bilmediği ipuçlarını gösteriyordu.Benzer bir şey Pardus içinde oluşturulabilir. Mesela üç boyutlu bir karakter ekranın sağ tarafında bildirim menüsünden ara sıra çıkıp kullanıcıya Pardus'u tanıtır ve o an açık olan programlar hakkında bilgi verebilir.Bazı ayarları yapmayı öğretebilir. Hatta terminalde bazı önemli komutları öğreten böyle bir program yaratırsanız pek çok kişi için özellikle çocuklar için Pardus kullanmak çok ilgi çekici hale gelebilir.

    GNU/Linux için önemli engellerden biri de piyasa için çıkarılan PC oyunlarının bu platforma çıkmamasıydı.Wine filan kısmen yardımcı olsa da cılız kalıyordu.Desura'nın Linux'e kurulabilmesi ve yakın gelecekte Steam'in Windows oyunlarını Linux'e port etmesiyle bu engel de az da olsa kalkacaktır. Ama oyundan önce temel işletim sistemi kullanımını eğitim yoluyla halka aktarmak gerekiyor.

    Neyse benim düşüncelerim bunlar.Umarım saçmalamamışımdır.

    YanıtlaSil
  12. Merhaba Necdet bey. Yazınızı baya bi ilgi ile okudum. Not olarak şunu düşmek istiyorum. Yanlış bilmiyorsam birtek üniversitelere değil Türkiye Noterler Birliği üzerinden tüm Noterlere böyle bir yazı geldi. Adamlar artık açık açık kurumlarımızı bilişim yolu ile tehtit etmeye başladılar. Bu yüzden ülkemizin bilişim konusunda daha duyarlı olması gerekmekte. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarından Microsoft çıkartılmalı vede Fatih projesine kesin olarak sokulmamalı. Ferhat beyin yazısındaki Halk Eğitim merkezlerinde kurs açılması fikrinede sonuna kadar katılıyor ve bir adım öteye geçerek İŞ-KUR kurslarında da kurs olarak verilebileceğini düşünüyorum.

    Bunlar tamamen benim düşüncelerim. Umarım bir yararı olur.

    YanıtlaSil
  13. pardusun geleceğinin tartışıldığı bir dönemde sanırım üniversitelere güzel bir mesaj. inşallah microsoft bütün üniversitelere baskın yapar da üniversiteler özgür yazılım ve pardusun kıymetini anlama başlar

    YanıtlaSil
  14. Hocam dediğiniz doğru ama üniversitelerde bir kısım kişilerin işine geliyor bence Microsoft.Buna bir nevi rüşvet diyelim.Ayrıca çoğu akademisyen bile bu tür bir değişikliğe direnç gösterirken öğrencilerin eğilim göstermesi zor gibi sanki. Bunun yanında Microsoft'un varal yoldan ya da alenen openoffice'e saldırmasını da es geçmemek lazım.

    http://thgtr.com/microsoft-hazirladigi-bir-video-ile-openoffice-orgu-ise-yaramaz-ilan-ediyor

    Ama yazdıklarınızı son derece doğru buluyorum.Elinize sağlık.LibreOffice'i en kısa zamanda deneyeceğim.

    YanıtlaSil

Babaların ve oğulların hikayeleri: Kurdun Postu

2019 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazanan Batuhan Aşıktoprak'ın altı hikayesinden oluşan Kurdun Postu [1] Varlık ...