7 Nisan 2016 Perşembe

XXI. Türkiye'de İnternet Konferansı, Akademik Bilişim 2017 ve 2. Kamu Açık Kaynak Konferansı

Türkiye'de İnternet Konferanslarının yirmincisi bu yıl 3-5 Kasım 2016 tarihlerinde TED Üniversitesinde yapılacak.

2. Kamu Açık Kaynak Konferansı ise 16-20 Ekim tarihleri arasında ODTÜ'de düzenlenecek.

On dokuzuncu Akademik Bilişim Konferansı için Aksaray Üniversitesi ev sahibi olacak ve yine ocak sonu, şubat başında düzenlenecek. Tarih kesinleşince bu girdiyi tekrar düzenleyeceğim.

Bilişim camiasının bu üç büyük buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

11 Mart 2016 Cuma

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -8-

Arada bir durum tespiti yapmak ve bir avuç gönüllüyle yürütülen büyük özgür yazılım projelerinin çevirilerinin ne durumda olduklarını görmek iyi oluyor diye düşünüyorum. Bu yazılarla neredeyse kimseyi çekebildiğimiz yok ama en azından haber vermiş oluyoruz ;)

KDE: geçen yıl kde4 için %90, kde5 için ise %88 oranında olan çeviriler şimdi kde4 için %95, kde5 için %94 oranına yükselmiş durumda. Yardım içeriği çeviri oranı ise maalesef %7.

GNOME: geçen yıl %93 olan çeviri oranı şimdi %96 seviyesinde. Bu kadar büyük bir masaüstü ortamının çevirisinin bu sevilerde olması elbette çok büyük emek istiyor. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmemiş durumda.

LXDE: böyle bir masaüstü ortamının çeviri için kullandığı sunucunun sorunlarını bir yılı aşkın zamandır çözememiş olması inanılmaz bir durum. İşin garibi çeviri ekipleri hala ümidini kaybetmemiş durumda. LXDE'ye son bir yıldır eklenen hiç bir şey çevrilemedi maalesef.

Enlightenment: çeviri oranı %78'de idi ve hala aynı durumda. Aslında çevirilecek metinler çok fazla olmamasına rağmen çeviri için çok az kişinin uğraşması yüzünden tamamlanamıyor.

XFCE: çevirisi neredeyse tamamlandı diye yazdığım xfce çevirileri %100'e ulaşmış durumda. XFCE'nin tamamen çevrildiği 10 dilden biri Türkçe.

LibreOffice: en büyük özgür yazılım ofis paketi olan LibreOffice arayüz ve Yardım içerikleri %100 iken çok hızlı geliştirilen bir yazılım olması ve biz çeviri ekibinin tempoyu aksatmamız yüzünden arayüzü %100'de tutmuş olmamıza rağmen yardım içeriğinde %84 seviyesine gerilemiş durumda. Bir sonraki yazıya kadar yine %100 olur diye umuyorum.

OpenOffice: Apache OpenOffice için neredeyse tek başına çalışan Burak Yavuz arayüz çevirisini %100, yardım içeriğini ise %37 seviyesinde tutmaya devam ediyor. LibreOffice ile karşılaştırılabilecek bir yoğunluğu olmadığını da eklemek lazım elbette.

Calibre: en önemli e-kitap yönetimi aracı olan calibre %97 oranında Türkçeleştirilmiş durumda. Bu çeviri oranıyla calibre'nin en çok çevrildiği dördüncü dil Türkçe oluyor.

1 Mart 2016 Salı

Yazdığınız kodu GPLv3 ile nasıl lisanslarsınız

Bir program geliştirdiğinizde onu bir özgür yazılım lisansıyla lisanslamanız kamunun ondan en büyük faydayı sağlamasına imkan verecektir. Özgür yazılımlar kullanımı, dağıtımı, değiştirilmesi ve değiştirilmiş halinin dağıtılması konusunda kısıtlama getirilemeyecek yazılımlardır. Son zamanlarda yazılımlarını GPL ile lisanslamak isteyen ama bunu nasıl yapacağını pek bilemeyenlerin sayısının hiç de az olmadığını görüyorum. Aslında yapılacak işlem basit olmasına rağmen bir programın GPLv3 ile nasıl lisanslanacağını kısaca özetlemek istiyorum.

En güvenlisi aşağıdaki ifadelerin her kaynak dosyanın başlangıcına eklenmesi:

   (programın adını ve ne yaptığını özetleyen bir satır.)
   Copyright (C) (yıl) (yazarın adı)
   This program is free software; you can redistribute it and/or modify
   it under the terms of the GNU General Public License as published by
   the Free Software Foundation; either version 3 of the License, or
   (at your option) any later version.
   This program is distributed in the hope that it will be useful,
   but WITHOUT ANY WARRANTY; without even the implied warranty of
   MERCHANTABILITY or FITNESS FOR A PARTICULAR PURPOSE.  See the
   GNU General Public License for more details.
   You should have received a copy of the GNU General Public License
   along with this program; if not, write to the Free Software Foundation,
   Inc., 51 Franklin Street, Fifth Floor, Boston, MA 02110-1301  USA

Birden çok dosyadan oluşan programlar için lisanstaki "this program" ifadesini programın adıyla değiştirmek ve lisans bilgisinin başlangıcına “This file is part of NAME” ifadesini eklemek daha uygun olacaktır. Her kaynak dosyanın en azından "copyright" ifadesini içeren satırı ve diğer uyarı mesajlarının nerede bulunacağı bilgisini içermesi gerekir. Kaynak kodla birlikte COPYING veya LICENSE isimli bir dosyada GNU Genel Kamu Lisansının bir kopyasını dağıtmanız gerekmektedir. Geliştiriciye ulaşmak için bir eposta adresi eklenmesi de son derece önemlidir. Yazdığınız program konsoldan kullanıcıyla etkileşime giriyorsa ilk çalıştırıldığında aşağıdaki gibi bir uyarı mesajı vermelidir:
   Gnomovision version 42, Copyright (C) yıl  yazarın adı
   Gnomovision comes with ABSOLUTELY NO WARRANTY; for details type `show w.
   This is free software, and you are welcome to redistribute it
   under certain conditions; type `show c' for details.
Buradaki show w ve show c ifadeleri yerine programda uygun karşılıklar nelerse onların yazılması gerektiğini de vurgulamış olalım. Eğer programınız bir grafik arayüze sahipse bu bilgileri Hakkında bölümünde görüntülemelisiniz. GNU Genel Kamu Lisansı programınızın sahipli bir yazılımın içinde kullanılmasına izin vermez. Eğer yazdığınız kod sahipli yazılımların da bağlanmasını istediğiniz bir kitaplık ise onu GNU Kısıtlı Genel Kamu Lisansı ile lisanslamayı düşünebilirsiniz.

27 Şubat 2016 Cumartesi

LibreOffice Ankara HackFest


Çanakkale'deki LibreOffice için yürütülen çalışmalar geliştirici ekibin de dikkatini çekti ve onların önerisiyle 30 Nisan - 1 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara'da ULAKBİM'in ev sahipliğinde bir hackfest düzenlenecek. Yurtdışından gelecek üç geliştirici ile LibreOffice geliştirmesiyle ilgilenenlerin katılabileceği bu etkinliğe katılmak isteyenlerin daha önce Aydın'da düzenlediğimiz çalışma atölyesi ile ilgili yazdıklarımızı okumaları iyi olabilir. Bu etkinliğin diğerinden farkı iletişimin İngilizce yapılacak olması. Diğer hackfestler gibi bunda da katılımcıların kodlama yapacakları, kritik noktaları danışabilecekleri geliştiricilerin bulunacağı bir etkinlik olacak.

Bu etkinliği mevcut çalışmalarımıza hız kazandırmak için bir fırsat olarak görürken yeni katkıcıları da aramızda görmek istiyoruz.

21 Şubat 2016 Pazar

Google Code-in 2015

Google'ın 13-17 yaşları arasındaki gençler için her yıl düzenlediği Code-in etkinliğinin 2015 için sonuçları belli oldu. 2012 ve 2011'de katılımın daha fazla olduğunu yazmıştım ama bu yıl ilk 70'de ülkemizden sadece bir kişi var: Tan Gemicioğlu. Tan'ı başarısı için tebrik ediyor ve kendisini ileride aramızda görmek istediğimizi yazıyorum.

Aralarında KDE, Wikimedia ve Ubuntu'nun da bulunduğu 14 organizasyonun projeleri için çalışmak ve özgür yazılım dünyasına katılmak genç arkadaşlar için bulunmaz bir fırsat oluyordur. Ülkemizde GSOC bile çok az duyulmuşken gençlerin kendiliğinden bu tip etkinlikleri bulup başvurmalarını beklemek yerine onlara bu imkanları anlatıp katılmaya teşvik etmek lazım diye düşünüyorum. Umarım önümüzdeki yıl birlikte çalışacak genç arkadaşlar bulabilmiş olurum ve yaptıkları işlerden bahsedebilirim.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Sadece cevap olarak "evet" ya da "hayır" almak istediğiniz durumlarda evet/hayır sorusu sorun

Bu sayfaya aşağıdaki biçimlerde bir soru sorduğunuz için gelmiş olmalısınız:

  • Biri … biliyor mu?
  • Biri … yapabilir mi?
  • … mümkün mü?
ve mantıksal olarak "evet" veya "hayır" cevabı alınca da şaşırdınız.

Bu böyle bir sürprize Sıkça Verilen Cevaptır.

Sadece cevap olarak "evet" ya da "hayır" almak istediğiniz durumlarda evet/hayır sorusu sorun. Eğer cevap olarak "evet" ya da "hayır"ı istemiyorsanız başka bir soru sormalısınız.

Eğer gerçekten birinin bilip bilmediğini öğrenmek istemiyorsanız Biri … biliyor mu? sorusunu sormayın.

Eğer gerçekten birinin yapıp yapamayacağını öğrenmek istemiyorsanız Biri … yapabilir mi? sorusunu sormayın.

Eğer başka bir şeyi bilmek istiyorsanız cevabı gerçekten istediğiniz şey olan soruyu sorun.

Örneğin:
Eğer bilmek istediğiniz şey "Win32 sistemde konsol I/O ekran görüntüsünün yakalanması" ise sorunuzu aşağıdakiler gibi sormayın:

  • Win32 sistemde konsol I/O ekran görüntüsünün yakalanmasını bilen biri var mı?
  • Win32 sistemde konsol I/O ekran görüntüsünün yakalanmasında bana yardım edebilecek biri var mı?
Her iki sorunun da cevapları "evet" ya da "hayır"dır. Win32 sistemde konsol I/O ekran görüntüsünün yakalanmasını bilen birileri ya vardır ya yok. Dünyada Win32 sistemde konsol I/O ekran görüntüsünün yakalamanıza yardım edebilecek biri ya vardır ya da yok.

Bunların yerine cevabı gerçekten sizin öğrenmek istediğiniz şey olan soruyu sorun:

  • Win32 sistemde konsol I/O ekran görüntüsünü nasıl yakalayabilirim?
Yazının İngilizcesini buradan okuyabilirsiniz.

12 Şubat 2016 Cuma

Sosyal Medyadan Nasıl Akıllıca Soru Sorulur

Bu yazıyı okumadan önce Nasıl Akıllıca Soru Sorulur belgesini okumanızı tavsiye ederim. Eğer sorunuzu eposta veya forum aracılığı ile göndermiyorsanız muhtemelen doğrusunu yapmıyorsunuz. Bir daha düşünün.

Yukarıdaki belgeyi okuduğunuz halde sorunuzu sosyal medyadan göndermek istiyorsanız devam edelim. Belgede geçen öneriler çok iyi yazıldığından onları tekrarlamayacağım, okumadıysanız lütfen okuyun.

Sosyal medyadan veya anında mesajlaşma servislerinden birini kullanarak tanımadığınız veya çok az tanıdığınız birine soru sorarken yanıt almanızın bir hak olmadığını aklınızdan çıkarmayın. İnsanların en değerleri şeyleri olan zamanlarını her soruya cevap yazarak harcamalarını beklememeli, cevap alırsanız bunu bir özveri olarak görmelisiniz. Soru soracağınız kişiyi tanımadığınıza göre onu gün içinde çok kısıtlı zamanı olan ve eski mesajlarına tekrar bakmayı unutacak biri olarak düşünmek çok yerinde bir davranış olacaktır. Uğraştığı işlerin arasında 10 dakikalığına sosyal medyayı açmış birine yazıyor olduğunuzu düşününce nasıl yazmanız gerektiği kolayca aklınızda şekillenecektir. Kısaca maddeler halinde dikkat edilmesi gerekler hakkında ipuçları yazmak istiyorum.
  • Sorunuzu eposta ile göndermeyi tekrar düşünün.
Eposta yazdığınızda hem daha çok ayrıntı verebilecek hem de sorunuzun kaybolup gitmesine izin vermemiş olacaksınız. Size cevap verecek kişi de alışkın olduğu iletişim yöntemini kullanabilecektir.
  • Zamanın çok kıymetli olduğunu unutmayın.
Soruyu sormadan önce sanki karşılıklı konuşuyormuşsunuz gibi davranmayın. Örneğin "selam" diye yazıp karşılık almayı beklemeyin. Böyle yaparsanız yazdığınız kişi mesajınızı sizin çevrimiçi olmadığınız bir zaman okuyacak ve yukarıda bahsettiğim o tek 10 dakikasında size sadece "merhaba" diyebilecek. Benzer şekilde eğer sadece sohbet etmek için yazmıyorsanız "merhaba, nasılsınız?" diyerek beklemeyin. Madem bir şey sormak, danışmak istiyorsunuz bunu hemen yapın, "uygunsanız bir şey sormak istiyorum" demeyin. Cevap vermesini istediğiniz kişinin mesajınızı görünce size ne yazmasını istiyorsunuz? Gün içinde alabileceğiniz tek cevap "buyrun sorun" da olabilir, sorunuza aradığınız yanıt da. Seçim sizin.
  • Kullandığınız mecrada açıklanabilecek şeyleri sorun.
Facebook'ta özel mesajla veya twitterda birine hangi gnu/linux dağıtımını seçmeliyim ya da programlama öğrenmeye hangi dille başlamalıyım diye sormayın. Bu tip soruları bence hiçbir mecrada sormayın ama birinin 140 karakter sınırında veya facebook'un küçücük alanında size bu konuları açıklamasını beklemeyin. Elbette basit bir google aramasıyla bulunabilecek şeyleri kendiniz bulmanız gerektiğini yukarıdaki belgede okuduğunuz için ben tekrarlamıyorum.
  • Sorguya çekmeyin.
Zaten soru sorduğunuz kişiyi tanımıyorsunuz bir de üstüne "openstack'in gelişmiş özelliklerine hakim misiniz?" veya "daha önce silinen bir dosyayı geri getirdiniz mi?" gibi sorularla kendinize karşı olumsuz bir tutum geliştirilmesine neden olmayın. Siz sorunuzu sorun karşınızdaki bilmiyorsa zaten bilmiyorum diyecektir.
  • Kibar olun.
Sorunuza olumlu/olumsuz bir yanıt alınca teşekkür edip konuşmayı sonlandırmak iyi fikir olacaktır. Tabi gereksiz nezaket faydasız olduğu gibi olumlu bir şey de değildir.
  • İzin almadan konuşmaları halka açmayın.
Aslında bu eposta ile yapılan iletişimde de geçerli bir konu ama sosyal medyada her şey halka açık diyerek özelden yazılan şeyleri de böyleymiş gibi varsaymayın. Bahsedilen mevzu gizli bir şey değil diyerek kendiniz karar vermeyin. Böyle bir şey yapmak istiyorsanız bunu açıkça belirtin, izin isteyin.
  • Küsmeyin.
Mesajınıza cevap alamadığınızda veya istediğiniz cevabı alamayınca küsmeyin. Bir sosyal medya hesabı olan herkes sürekli orasını kontrol etmiyor. Ettiği zaman da mesajlara bakmıyor olabilir. Bir ihtimal de sorunuzu okuyup cevap yazmaya fırsat bulamamış olması ve sonra unutması olabilir. Acaba eposta göndermek daha mı iyi olurdu?

9 Şubat 2016 Salı

Akademik Bilişim 2016'nın ardından

Her yıl başka bir şehirde düzenlenen Akademik Bilişim Konferanslarının 18.sini bu yıl Aydın'da düzenledik. Konferansı her yıl başka bir şehirde düzenlemenin iyi tarafı Anadolunun yeni bir şehrinde bilişim fırtınası estirmeye çalışmak oluyor. Konferans öncesi dört günlük kurslara 1500'e yakın kursiyer ve eğitmenin katıldığını ve konferansa da 4000'e yakın kişinin ziyaret ettiğini düşününce etkinliğin boyutları ve etkisi daha kolay gözünüzde canlanacaktır. Bu büyüklükte konferanslar üniversitelerde pek az düzenlendiğinden yerel organizasyonlar için oldukça zorlayıcı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aslında düzenleyici ekip olarak bizim de her yıl daha önce karşılaşmadığımız büyüklükte bir konferansa dönüştü Akademik Bilişim. Ard arda onbirinci defa katıldığım konferans her yıl bir öncekinden büyük ölçekli hale geliyor.


Bundan önceki yıllarda her şey çok güzeldi diyerek nasıl alkışları kabul etmişsek bu yıl çözemediğimiz konular için de durumu kabullenmeli ve eleştirilere açık olmalıyız. Konferans öncesi kurslar süresince çözmekte zorlandığımız elektrik ve internet bağlantısı sorunları olmamalıydı. Bunu seneye yaşamamak için önlemleri almayı planlıyoruz ama bu yıl olanlar için bir mazeret değil elbette bu. Bu 42 sınıfta kurslar için özveriyle çalışan 100'den fazla eğitmen ve 1500 kadar kursiyer için daha iyi koşullar hazırlayabilmemiz gerekirdi. Bütün gayretimize rağmen çözemediğimiz sorunlar için özür diliyorum.

Konferansa katılım benim daha önce görmediğim yoğunluktaydı. Çoğu zaman karşılaştığımız konuşmaları dinleyenlerin az olduğu, civarda gezen insan sayısının fazla olduğu bir konferans olmadı bu yıl. Neredeyse bütün salonların tamamının dolu olduğu ve dinleyicilerin çok ilgili oldukları bir konferans oldu. Bence mutluluk verici bir gelişme olarak kayda geçmeli bu durum.

Mezunlar ve halen öğrenci olanlarla birlikte 20 kadar öğrencimin konferans öncesi kurslarda bulunması, bunun her yıl devam eden bir gelenek haline gelmesi en çok mutlu olduğum konuların başında geliyor. Artık kursların birer parçası olan +Kaan Ozdincer , +Mesutcan Kurt , +Engin Manap , +Alper Tekinalp ve +Serdar Yiğit 'e emekleri için teşekkürlerimi yazıyorum.

Her ne kadar bir kısmını eğitmen olarak yazmış olsalar bile 12 öğrencimin ( +Gülşah Köse , +Sedat Ak , +aybüke özdemir , +Berk Güreken , +İrem Şendur , +Kader Tarlan , +Feyza Yavuz , +Kerem Hallaç  +yeliz taneroğlu , +Ayşe Melike Yurtoğlu , +Faruk Uzun ve +Burçin Akalın ) LibreOffice Geliştirme Atöylesi adıyla 4 günlük bir ortak üretim çalışmasında bulunmaları ve aralarına yeni katılımcılar çekmeleri bundan sonra yapacakları bir çok etkinliğin kapısını açtı. Hepsiyle gurur duyduğumu bir kere de buradan yazmış olayım.

Kursların kayıtlarının alınması, kursiyerlerin tercihlerini yapmaları, eğitmenlerin onaylama işlemlerini yapmaları gibi konuları bu yıla kadar eposta ile yapıyorduk. Bu yıl +Özge Barbaros ve +Ahmet Can Kepenek 'in özverili çalışmalarıyla hazırladıkları yazılımı kullandık. Gece gündüz demeden her isteği yerine getiren eski çalışma arkadaşlarıma da çok teşekkür ediyorum.

Umarım konferansın on dokuzuncusuna da katılıp ardından bir yazı yazabilirim.

13 Ocak 2016 Çarşamba

Nasıl daha iyi hata raporu hazırlayabilirsiniz?

Bir özgür yazılımı kullanıyorsunuz, geliştiricisi onu size özgürce kullanma, dağıtma, değiştirip dağıtma haklarını vermiş ama yolunda gitmeyen bir şeyler var. Yazılım böyle bir şey zaten; mutlaka daha iyisi, daha az hatalısı yazılabilir. Belki bir hatayla karşılaşmadınız da yazılımda şu da olsa dediğiniz bir şey var. Bu durumda başka bir yazılımı kullanmayı deneyebileceğiniz gibi kullandığınız yazılımın hatasının giderilmesine veya ihtiyacınız olan özelliğin eklenmesine yardımcı olabilirsiniz. Özgür yazılım projelerinin çoğunun birer hata takip sistemi oluyor, olmayanların geliştirici listeleri var, o da yoksa geliştiricisine doğrudan yazabilirsiniz. Bunlardan birine bir hata kaydı göndermek sizin çok az zamanınızı alacak ama karşılığında istediğinize daha yakın bir programı kullanabileceksiniz.

Geliştiriciler de sizin gibi insanlar olduklarından ne kadar iyi hata raporlarsanız hatanın düzeltilme süresini o kadar kısaltırsınız. Öncelikle hata raporlamanın geliştiriciler tarafından memnuniyetle karşılanacağını aklımızda tutalım. Hata raporunu alan geliştirici yazdığı yazılımın birileri tarafından kullanıldığını ve geliştirilmesi için istekte bulunulduğunu görmekten memnun olacaktır. Şimdi birlikte hata raporunu nasıl daha iyi hale getirebileceğimize bakalım.

Gerçekten bir hata var mı?

İlk bakışta size hata gibi görünen şey bir özellik olabilir ;) ya da belki siz ilk denemenizde istediğiniz şeyi yaptıramadınız programa. Kullandığınız program ne kadar çok iş yapıyorsa o kadar çok menüsü, ayar dosyası olacaktır, onların arasında istediğiniz şeyi bir bakışta görememiş olabilirsiniz. Kullandığınız programın varsa wiki sayfasına, kullanıcı listesi yazışmalarına, yardım dosyalarına bakmak bazen yapamadığınız/yaptıramadığınız şeyin kolay bir yolunu bulmanıza yardımcı olabilir. 'Şu işlem nasıl yapılıyor' şeklindeki ifadeler bir hata kaydı olarak kabul edilmeyecek ve istediğiniz sonuca ulaşamayacaksınız.

Sisteminiz güncel mi?

Yazılımlar çoğunlukla yaşayan birer varlık gibi gelişim halindedirler. Sizin kullandığınız sürümde sorunlu olan bir durum yazılımın son sürümünde güncellenmiş olabilir. Veya sorun yazılımdan değil de işletim sisteminden kaynaklanıyor olabilir. Bu güncellemeleri yaptıktan sonra sorun hala devam ediyorsa bir defa da yazılımın web adresine bakarak oradaki son sürümün size işletim sisteminiz tarafından sağlanan sürüm olup olmadığını kontrol etmek iyi olabilir. Uzun dönem desteği  (LTS) sunan dağıtımların yazılımların sürümlerinde radikal değişiklikleri dağıtma dahil ettiğini bilerek kullanıyor olduğunuzdan karşılaştığınız hatayı yazılımın geliştiricilerin değil de dağıtıma raporlamanız gerekebilir.

Her durumda yazılımlarınızı güncel tutmak iyi bir fikir olacaktır.

Hata kullandığınız yazılımdan mı kaynaklanıyor?

Örneğin ayağa kaldırmaya çalıştığınız sunucu servisine dışarıdan bağlanmaya çalışanlara engel olan olan bir güvenlik duvarı kuralınız olabilir. Kullanıcı izinleriniz o programı çalıştırmanıza yetmiyor olabilir. Bir programı kullanarak yazıcıdan çıktı alamıyorsanız denemeniz gereken şeyler şunlar olabilir: a) Bilgisayarınızdaki başka bir programla o yazıcıdan çıktı alabiliyor musunuz? b) (eğer varsa) başka bir yazıcıyla da aynı sorunu yaşıyor musunuz? c) (eğer varsa) aynı yazılımın başka bir işletim sistemindeki sürümüyle aynı sorunu yaşıyor musunuz? Bütün bu sorulara yanıtınız evetse (ya da deneyemiyorsanız) onu raporlamalısınız.

Hata raporlarken neler dikkat etmek gerekir?


Unutmayın hatanın düzeltilmesini isteyen sizsiniz. Ne kadar iyi bir hata raporu gönderirseniz onun düzeltilmesi olasılığı o kadar yüksek olur. Şimdi basit ama faydalı birkaç noktaya değinelim.

  • Hatayı doğru kanaldan bildirin

Önce hatasını bildirmek istediğiniz projenin bir hata takip sistemi var mı diye kontrol etmek en doğrusu olacaktır. Eğer projenin bir bugzilla, redmine veya benzeri bir hata takip sistemi varsa burasını kullanın. Bazı projeler bu işlem için e-posta listesi kullanıyor olabilir. Bu projenin web sayfasında belirtilmişse elbette buraya yazmalısınız. Eğer projenin böyle bir kanalı yoksa geliştiricisine eposta gönderebilirsiniz. Uzun zamandır, yıllardır, yeni sürüm çıkarmamış bir projeye bir hata raporlandığında (hatta bir çeviri dosyası gönderildiğinde bile) projenin canlandığını görmek mutluluk verici bir şey olacaktır.

  • Önceden girilmiş hataları tekrarlamayın

İster bir hata takip sistemine, isterse eposta listesine yazacak olun öncesinde bir arama yapmak çok yerinde bir hareket olacaktır. Eğer karşılaştığınız hata daha önce raporlanmışsa duruma göre kendinizi hatayı takip edenler listesine ekleyebilirsiniz. Hata raporu yazılımın eski bir sürümüne aitse ve siz yeni sürümde de karşılaşıyorsanız hatayı tekrarlayabildiğinizi yorum olarak girmek de faydalı olacaktır. Kesinlikle mevcut bir hata raporunu tekrarlayan yeni bir kayıt açmayın.

  • Hata bildirim kurallarına uyun

Eğer bir hata takip sistemi varsa yazılımın uygun bileşenine gönderin hata raporunuzu. Geliştiriciler hatalar arasından seçsin diye beklemeyin. Hatanın düzeltilmesini isteyenin siz olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın. Örneğin; kullandığınız yazılımın Türkçeye özgü karakterlerle ilgili bir sorunu varsa geliştiricisi muhtemelen bundan hiç haberdar olmadan ömrünü geçirebilir. Siz hata raporunu doğru yapabilirseniz işinizi görecek bir yazılımı kullanabiliyor olursunuz.

  • Gerektiği kadar ayrıntı verin

Bir hatayı raporlarken en öncelikli hedefiniz geliştiricilere nasıl bir hatayla karşılaştığınızı göstermek olmalıdır. Bunun için programı çalıştırdıktan sonra karşılaştığınız hatanın nasıl tekrarlanacağını adım adım yazmalısınız. Burada olayı hikaye etmeyin. Basit ve kısa adımlarla tarif edin. Bir işin birden çok yapılma yöntemi olacağını düşünerek siz nasıl yapıp hatayla karşılaşmışsanız onu yazın. Örneğin "servisi başlattıktan sonra" demek yerine "servisi /etc/init.d/bestserviceever start diyerek başlattıktan sonra" diye yazın. Programın bir kısayolunu kullanarak dosya açıyorsanız bunu belirtin. "Yeni dosyayı CTRL+O ile açmaya çalışırken" diye yazmak geliştiriciyi hatayı bulmaya zorlamaktan iyi olacaktır.

Kullandığınız işletim sisteminin adını ve sürüm numarasını, en son ne zaman güncellediğinizi mutlaka hata raporunda belirtin. Yazılımın sürüm numarası ve paket yöneticisinden mi kaynak koddan mı kurduğunuz bilgisi de çok önemlidir.

  • Gerekmeyen ayrıntıları hata raporuna yazmayın

Bu hatanın sizin için ne kadar önemli olduğunu, onu düzeltmezlerse başka bir yazılımı kullanmak zorunda kalacağınızı filan yazmayın hata raporuna. Hata raporu sadece gerektiği kadar ayrıntı içermeli ama gereken bütün ayrıntıları da içermelidir.

  • Her hata raporunda tek bir hatayı bildirin

Projelerin farklı bileşenlerinin farklı kişiler, hatta ekipler, tarafından geliştirilebildiğini düşünerek karşılaştığınız her hata için ayrı hata kaydı açın. Size çok yakın, ilişkili gibi görünen hataları bile bir raporda sakın birleştirmeyin.

  • Ne bekliyordunuz, ne oluyor?

Hata raporunuzda (eğer imkanı varsa elbette) bir ekran görüntüsü koymak çoğu zaman işleri çok hızlandıracaktır. Bu görüntü yazılımdan ne bekliyordunuz, neyle karşılaşıyorsunuz sorusuna cevap verecek nitelikte olmalıdır. Ekran görüntüsü alırken lütfen ilgisiz veya mahremiyetinizi tehlikeye atacak şeyleri göndermemeye çok dikkat edin. Tarayıcıda açık bulunan diğer sekmeler veya masaüstünüzde bulunan ve kimseye göstermediğiniz dosyaların ekran görüntüsü gibi şeyleri kamuya açık yerlere göndermeyin.

  • Hata raporuna eklediğiniz dosyaları temizleyin

Hatanın anlaşılması ve çözülmesi için eklemeniz gereken dosyalar varsa onları temizleyerek göndermek de dikkat edilmesi gereken konuların başında gelir. 50 sayfalık bir yapılandırma dosyasının tamamını göndermek yerine varsayılan halinden neyi değiştirmişseniz sadece o kısmı göndermek hatanın tekrarlanabilmesine imkan sağlayacaktır. Hatasını raporlayacağınız program sadece bazı dosyaları açarken, kayderderken (veya başka bir biçimde) hataya neden oluyorsa bu tipte bir dosya göndermek elbette iyi olur ama çok sayfalı bir belge diye doktora tezinizi veya yüksek çözünürlüklü bir imaj dosyası diye halka açık olmasını istemeyeceğiniz bir fotografı hata raporuna eklemeyin. İlla çok sayfalı bir metin gerekiyorsa elinizdeki dosyadaki bütün karakterleri x (veya uğurlu harfiniz varsa onunla) ile değiştirip farklı kaydedip onu göndermelisiniz.

Ek olarak göndereceğiniz dosyalardaki başlık bilgilerinin, varsa sürüm değişikliği bilgilerinin de temizlenmesi gerektiğini unutmayın. Bu bilgiler hata raporunuza eklendiğinde artık herkes tarafından kullanılabilir durumda olacaktır. Bir hatayı raporlayacağım derken kendinizi mağdur etmemeye büyük dikkat gösterin.

Açtığınız hata kaydını takip edin

Oluşturduğunuz hata kaydına geliştiriciler bir yorum yazıp sizden bilgi isteyebilirler. Bunlara mutlaka geri dönüş yapmalısınız.

Karşılaştığınız bir hatayı geliştiricilerine raporlayıp düzeltilmesine katkı verdiğiniz için kendinizle gurur duyabilirsiniz artık!

2 Ocak 2016 Cumartesi

LibreOffice Online için hata avcılığı

Geçen hafta düzenlediğimiz LibreOffice Android görüntüleyici için hata avcılığı etkinliğinde mevcut hata kaydı sayısını ikiye katladıktan sonra şimdi de henüz geliştirme aşamasında olan LibreOffice Online için 10 Ocak tarihinde benzer bir etkinlik düzenleyelim istiyoruz.


LibreOffice Online sunucu tarafında LibreOffice çalıştırmayı ve tarayıcı ile ona bağlanarak kullanmayı hedefleyen bir ürün. İsteyen burada tarif edildiği gibi sunucu sürümünü kurup deneyebilir. Android için bir apk dosyası hazırlamış olmamıza rağmen tanımadığımız neredeyse kimse hata avcılığına katılmadığı için sunucu sürümünü denemeniz için oldukça uzun sayılabilecek adımları takip etmenizi beklemeyeceğiz. Bu etkinlik için bir sunucu kurup denemek isteyenlere birer hesap açacağız.

LibreOffice'in bu heyecan verici ürününü deneyerek karşılaştığınız hataları ve iyileştirme isteklerinizi bugzilla'ya girmek isterseniz bana eposta göndermeniz yeterli olacak.

27 Aralık 2015 Pazar

LibreOffice Android Görüntüleyicisi için hata avcılığı

Bir yazılım projesine verilebilecek en önemli desteklerden biri de hata raporlamak. Geliştiriciler her ne kadar yazılımı testlerden geçirseler de bunu ancak sınırlı sayıda donanımla ve sistemle yapabiliyorlar. Hata raporlamak için bir programlama bilgisine sahip olmak gerekmemesi onu tüm kullanıcılar tarafından yapılabilir bir şey haline getiriyor. Raporlanacak şey bir yazılımı kullanırken karşılaşılan bir hata olabileceği gibi, yazılımın bir parçasının davranışında beklenen bir değişiklik veya yazılımla ilgili bir yenilik önerisi de olabilir.

Bu yıl Çanakkalede bir grubun LibreOffice geliştiricisi olmak için çalıştığını daha önce yazmıştım. Bu ekip 29 Aralık saat 13:00'da LibreOffice Android Görüntüleyici sürümü için bir hata avcılığı etkinliği düzenleyecek. LibreOffice Windows, MacOS ve GNU/Linux üzerinde belge oluşturmak için kullanılabilirken Android üzerinde sadece belge görüntüleyici olarak çalışıyor. Bu ürünün mümkün olduğunca az hatayla ve çok özellikle çalışabilmesi için hata kaydı girilmesinin önemi çok büyük.


Eğer siz de Android kullanıyorsanız ve LibreOffice için bir şeyler yaptım demek isterseniz sizi de bekleriz. Elbette hata kaydı girebilmek bu gün ve saatle kısıtlı değil ama birlikte iş yapmanın keyfi de başka ;) Bu tarihten önce Nasıl Hata Kaydı Açılır belgesini okumanız emeklerinizin boşa gitmemesini sağlayacağı gibi çalışmanızın verimini de arttıracaktır. LibreOffice için Android uygulamasını marketten indirmek yerine bizim son halinden oluşturduğumuz geliştirme sürümünü kullanmanızı öneriyoruz.

Bu tarihte protonları çarpıştırmayacaksanız siz de katılın ;)

20 Aralık 2015 Pazar

LibreOffice Geliştirme Atölyesi

İki ay önce Çanakkale'de bir grup bilgisayar mühendisliği öğrencisinin LibreOffice geliştirisi olmak için çalıştıklarını yazmıştım. Bu ekip çalışmalarını Akademik Bilişim Konferansı öncesi kurslarda LibreOffice Geliştirme Atölyesine taşımaya hazırlanıyor. Aşağıya bu kursun sayfasında da okuyabileceğiniz içeriğini taşıyorum. Kursa katılım için 20 kişilik kontenjan olacağından başvuru sayısına göre bir seçme işlemi de uygulanmak zorunda kalınabilir. Gelişmeleri etkinlik sayfasından okuyabileceğiniz gibi bu girdiye eklenen yorumlardan da öğrenebilirsiniz. Kurs başvuruları 2-10 Ocak tarihleri arasında alınacak diye de yazmış olayım.

Bu çalışma ile katılımcıların LibreOffice sürüm takip sistemini, hata takip sistemini ve kod gözden geçirme sistemini ayrıntılarıyla kavramaları ve bunları kullanarak LibreOffice için kod yaması gönderebilecek düzeye gelmelerini, LibreOffice geliştiricileriyle iletişimin kurmanın uygun yollarının öğrenilmelerini ve sonuç olarak LibreOffice bugzillasından olabildiğince çok hata kaydının çözmelerini hedefliyorlar.

Bu kurs bir C++ kursu olmadığından (ab öncesi kurslarda bu isimde bir kurs da var) katılmak isteyenlerin C++ ile kod yazabiliyor ve derleyebiliyor olmaları beklenecek. Katılımcıların git sürüm takip sistemini temel özellikleriyle kullanabiliyor olmaları ve İngilizce okuma yazma konusunda sorunları olmaması da gereklilikler arasında.

Her ne kadar LibreOffice bütün işletim sistemlerinde derlenebiliyor olsa da kurs eğitmenleri bütün geliştirme sürecini GNU/Linux kullanarak yapacaklar. Bütün katılımcılardan yanlarından getirecekleri bilgisayarlara Ubuntu 14.04 (veya üzeri) bir işletim sistemi kurarak gelmeleri beklenecek. Derleme işlemi çok fazla sistem kaynağı gerektirdiğinden sanal makine üzerine yapılan kurulumlar kursu takip etmeyi neredeyse imkansız hale getirecektir. Kurulum sırasında en azından 1gb’lık takas alanının ayrılması derleme sürecinde sorun yaşanmasının önüne geçecektir.

Bütün katılımcıların kurs öncesinde https://www.libreoffice.org/about­us/source­code/ adresinde tarif edildiği gibi LibreOffice kaynak kodunu indirip derlemeleri gerekmektedir. Derleme işlemi bir tam günü alacağından bu işlemi tamamlamamış kursiyerlerin kursu takip etmeleri mümkün olmayacaktır. Katılımcıların derleme işleminde kullanmak üzere KDevelop yazılımını kurup gelmeleri beklenecektir.

20 Ekim 2015 Salı

Kindle Voyage çok güzel ama pahalı

Tam beş yıl önce Kindle hakkında olumlu, iki yıl önce de beğenmedim diye yazmıştım. Bir süre önce Kindle Voyage aldım, belki merak eden olur diyerek hakkında kısaca yazacağım.

  • Yeni Kindle paperwhite'tan 25gr daha hafif ve daha değişik bir tasarıma sahip. Açıp kapatma düğmesinin cihazın arkasına alınmasıyla görünürde hiç düğme kalmamış oldu. Paperwhite ile neredeyse aynı boyutlarda.
  • Sayfa çevirmek için cihazın iki yanında dokunmatik çalışan düğmeler var. Fotoğrafta sağ ve solda görünen dikine çizgiler ve üzerindeki noktalar basılı tutulduğunda sayfaları ileri geri çeviriyorlar. Elbette Paperwhite'ta olduğu gibi sayfa üzerine dokunmak da aynı işi hala yapıyor. Bana pek işlevsel gelmedi bu düğmeler. Hem hassasiyeti yeterli değil hem de sayfa üzerine tıklama kapatılamayınca çok anlamı kalmadı benim için.
  • Klavyeli modelden sonra kaldırılan kulaklık girişi Voyage'da da bulunmuyor maalesef.
  • Bence Voyage için en ciddi eksiklik hala 802.1x ağlara bağlanamıyor oluşu. Benim bildiğim Kindle harici bu işlemi yapamayan aygıt kalmadı piyasada.
  • Paperwhite ile birlikte gelen aydınlatmada yanlarda bulunan ledlerin arasında kalan alanda alacakaranlık bölgeler oluşuyordu. Paperwhite 2 almadığım için bu sorun onda çözülmüşmüydü bilemiyorum ama Voyage çok başarılı bir aydınlatma ile geliyor, hatta ışığı çevrenin aydınlığına göre otomatik ayarlayabiliyor.
  • Amazon diğer cihazları için sdk sunarken hala KDK (kindle development kit) bir muamma durumunda. Amazon keşke bunun önemini daha önce anlayabilseydi.
  • 4gb disk kapasitesi Kindle'lar için şimdiye kadar sunulan en büyük alan.
  • Tarayıcıyı geliştiren bir ekip yok bence Amazonda. Sene 2015 olmuş hala neyin deneysel tarayıcısını sunuyorlar anlamak mümkün değil.
  • Amazon bir çılgınlık yapıp yeni bir şarj girişi icat etmemiş :) Şarjı o kadar uzun gidiyor ki bir süre söyleyebilmek için aylarca kullanmış olmak gerekiyor.
Piyasadaki Kindle'lardan hangisini alayım diye sorarsanız:

  • Karanlıkta başka bir ışık kaynağı olmadan kitap okuma ihtiyacınız yoksa en düşük fiyatlı, Kindle Touch alın. 80$'ın karşılığını kesinlikle alırsınız. Zaten istediğiniz şey kitap okumak olduğundan çözünürlüğe çok takılmadan uzun süreler kullanabilirsiniz bu cihazı.
  • Kendi aydınlatması olsun, bir de çözünürlüğü daha yüksek olsun istiyorsanız (bunun için üzerinde çizimler olan kitap veya dergileri okuyacak olmalısınız) tercihiniz Paperwhite2 olmalı. 120$ biraz pahalı ama bütün ihtiyacınızı karşılayacaktır Paperwhite.
  • Piyasadaki en güzel tasarımlı cihazı alayım ama 80$ da fark vereyim derseniz 200$'a Voyage alın :) Voyage gerçekten çok başarılı bir ekitap okuyucu ama bence fiyatı çok fazla. Paperwhite ile arasında 80$ edecek bir yenilik yok.

14 Ekim 2015 Çarşamba

LibreOffice'in bir parçası olmak

LibreOffice 25 yıllık bir geçmişe sahip dünyanın en büyük özgür yazılım projelerinden biri. 15 yıl önce OpenOffice olarak duyurulan ve 5 yıl önce çatallanan bir ofis paketi olan LibreOffice yaygın etkisi en büyük yazılımlardan biri. GNU/Linux, MacOS ve Windows işletim sistemlerinde çalışabildiğinden kurumların ve kullanıcıların özgür işletim sistemlerine geçişini kolaylaştırabilecek güçlü bir araç. Kurumsal kullanıcıların neredeyse tamamının ofis yazılımı kullandığını düşününce onları bir GNU/Linux işletim sistemine taşıyabilmek için ofis ihtiyaçlarını karşılayabilmek gerekiyor. Bazı durumlarda kullanıcıların bilgisayarlarından daha pahalıya gelen lisans bedelleriyle MS Office kullanmaları yerine tamamen ücretsiz ve özgür olan LibreOffice kullanmaları elbette ülkemiz için de çok önemli.

Yaklaşık 100000 kelimelik bir arayüz ve 450000 kelimelik yardım içeriği benim de içinde olduğum gönüllüler tarafından tamamen Türkçeye çevrilmiş durumda.

Yazılım bu kadar eski ve kapsamlı olunca onun bir parçası olmak biraz zor olsa da süreç oldukça iyi belgelendirilmiş. Geliştirici ekibi de yeni insanları aralarına almak konusunda çok istekli. Hem eposta listelerinden hem de irc'den yardım almak kolayca mümkün. Dünyanın dört bir yanına dağılmış bir geliştirici ekiple birlikte çalışabilmek için önce temel yeterlilikleri kazanmış olmak gerekiyor. Sürüm takip sistemini, hata takip sistemini ve kod gözden geçirme sistemini iyi kullanabilmek geliştirmeye başlayabilmek için şart. Aslında bunları iyi kullanabiliyor olmak sadece LibreOffice özelinde değil herhangi bir yazılım projesinde çalışabilmek için de gerekli. Sadece derleme işlemi bile sıradan bir bilgisayarda 7-8 saat süren bu büyük projenin bir parçası olabilmek sabırlı ve sürekli bir çalışmayı gerektiriyor.

Türkiyeden LibreOffice deposuna yazabilen benim özgür yazılım dünyasından tanıdığım üç arkadaş var: +Gökçen Eraslan , +Efe Gürkan Yalaman ve +Gülşah Köse.

Bu yıl çok yoğun bir çalışma sürecinin ardından 10 öğrencimin LibreOffice deposuna yazabilecek hale gelmesini hedefliyoruz. Bu süreç için geliştirici ekibin önerdiği yolu takip ediyoruz. Geliştirme ortamının hazırlandıktan sonra sürüm ve hata takip sistemleriyle kod gözden geçirme sistemini doğru kullanabildiğinizi göstermek için kolay hatalardan birini çözmeniz gerekiyor. Bu hatalardan bazıları kod temizleme gibi işler ama süreçte öğrenilecek şeyler var. Birlikte çalıştığımız ekibin tamamı bu ilk aşamayı geçti. Şimdi Daha İlginç olarak sınıflandırılmış hatalar üzerinde çalışıyorlar. Bir ülkeden böyle yoğun bir çalışma isteğinin gelmesi Document Foundation tarafından da şimdiden ilgi çekti. Eminim süreç içerisinde buradan yazacağım daha güzel haberler de olacak.

Velhasıl önümüzdeki eğitim yılı bittiğinde +Sedat Ak +aybüke özdemir +Berk Güreken +Kerem Hallaç +Kader Tarlan +İrem Şendur +Feyza Yavuz +yeliz taneroğlu +Ayşe Melike Yurtoğlu çokça hata çözmüş ve bundan sonra hem hata çözebilecek hem de iyileştirme yapabilecek duruma gelmiş olacaklar.

Böyle büyük bir hedefe eskiden birlikte çalıştığım arkadaşların neler yapabildiğini gördüğüm için cesaret edebiliyorum elbette. Buradan birlikte çalışmış olmaktan gurur duyduğum arkadaşlarıma teşekkürlerimi ve sevgilerimi yazıyorum.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Daha iyisi yapılana kadar en iyisi Pebble Time

Tam iki yıl önce Pebble ile ilgili bir yazı yazıp daha yolun başında demiştim. Aradan geçen sürede Pebble yeni bir Kickstarter projesi ile kendine ait rekoru iki katına çıkardı ve ilk modelinden çok daha başarılı bir ürün geliştirdi.

Pebble piyasadaki diğer akıllı saatlerden çok başka bir kulvarda. Arkasında daha önce bilinen bir firma olmamasına rağmen ilk nesil saatinden bir milyondan fazla sattı. Bunu da topluluğun gücünü arkasına almasıyla ve başarılı bir ürünle yaptı. Geçen yıl eksiklikler olarak yazdığım çoğu şeyi kapattığı gibi güzel yeni özellikler de ekledi. Ben hem Pebble Time, hem de Pebble Time Steel aldım ve hakkında kısaca yazayım istiyorum.
  • Pebble Time ilk nesile göre çok daha iyi kalite bir malzemeden üretilmiş ama fiyatı da eskisinden pahalı. Özellikle metal olanın fiyatı (249$) bence pahalı.
  • Diğer saatlerin çoğundan farklı olarak hem Android, hem de IOS yüklü telefonlarla çalışabilmesi ciddi bir avantaj. Bu elbette Android kullandığınızda çalışan herşeyin iPhone kullandığınızda da çalışması anlamına gelmiyor. İşletim sistemlerinin kendi kısıtlamaları Pebble için de geçerli.
  • Pebble Time eski nesilden farklı olarak timeline isimli bir takvim uygulamasıyla birlikte geliyor. Bunu eski Pebblelara da güncelleme olarak getireceklerini söylemeleri de çok iyi bence.
  • Pebble Time telefona bağlı olmadan da oldukça başarılı çalışıyor. Hatta takviminize eklediğiniz uyarıları bir defa üzerine aldığında telefon bağlantısı kopmuş olsa bile hatırlatabiliyor size.
  • Pebble'ın marketi aradan geçen iki yılda hem çok zenginleşti hem de kullanımı kolaylaştı. neredeyse istediğiniz her şey için birden fazla uygulama bulmak mümkün artık.
  • İlk yazımda şikayet ettiğim titreşim şiddeti isteğe göre artık ayarlanabilir durumda.
  • Telefonunuza kurduğunuz gibi alarmları Pebble üzerinde de kurmak mümkün artık. Sadece hafta içi günler için veya tek seferlik alarmları kullanabiliyoruz.
  • Pebble Time'ın en büyük yeniliklerinden biri artık renkli bir ekranla gelmesi. Ekran hala dokunmatik değil ama renkli olması saatin daha keyifli kullanılmasını sağlıyor.
  • Pebble Time için bir hafta, Time Steel için ise 10 gün şarj süresi vaad ediliyor. Ben ikisinin de yaklaşık bir hafta gittiğini söyleyebilirim. Çok yoğun kullanımda, yani sürekli bildirimler akarken ve saat titrerken, süre 4-5 güne kadar düşebilir. Sadece aramaları açtığınız ve diğer bildirimleri saatten almadığınız durumda rahatlıkla 10 gün kullanılabilir diye tahmin ediyorum. Pebble Time eski nesilden farklı olarak şarjını tamamen tüketmeden önce sadece saati gösterebildiği bir kipe geçip kullanımı devam ettirebiliyor.
  • Farklı şarj kablosu geliştirme hastalığı maalesef Pebble için de geçerli. Eski Pebble kabloları yeni Pebble Time için kullanılamıyor. O da benzersiz bir kablo kullanıyor.
  • Pebble Time eskisinden daha kaliteli bir kordon ile geliyor ama saatin arka tarafına yeni eklenen veri yolunu kullanan ve saate yeni özellikler ekleyecek kordonların çıkması da yakındır.
  • Pebble Time yeni bir özellik olarak bir mikrofona sahip. Bununla konuşma yapamıyor ama sesli yanıt verebiliyorsunuz. Belki kullanan vardır ama bana pek pratik gelmedi doğrusu.
Pebble Kickstarter siparişlerini göndermesinin hemen ardından Pebble Time Round modelini duyurdu. Bu diğerlerinden farklı olarak kare değil de yuvarlak bir saat olacak. Henüz siparişler gönderilmediğinden bir şey diyemiyorum ama şarj süresinden çok feragat edip saati inceltmek ne kadar iyi bir fikirmiş göreceğiz.

17 Temmuz 2015 Cuma

XX. Türkiye'de İnternet Konferansı ve Akademik Bilişim 2016

Türkiye'de İnternet Konferanslarının yirmincisi bu yıl 1-3 Aralık 2015 tarihlerinde İstanbul Üniversitesinde yapılacak.

On sekizinci Akademik Bilişim Konferansı ise 3-5 Şubat 2016 tarihlerinde Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde düzenlenecek.

Bilişim camiasının en büyük iki buluşmasını takvimlerinize şimdiden işaretleyin de sonradan keşke haberim olsaydı demeyin.

12 Temmuz 2015 Pazar

Etkileşimli tahtalarda GNU/Linux

Fatih projesi ülkemizin eğitim hayatını çokça değiştirdi. Etkileşimli tahtalar ve tabletler neredeyse bütün sınıflara girdi. Hem bir bilişimci hem de bir baba olarak projede benim de eleştirdiğim çok şey var ama şimdi yazmak istediğim konu başka.

Hepimizin malumu fatih projesinde kullanılan işletim sistemi çok önemli. Bir kısmı hayatlarındaki ilk bilgisayarı görecek olan çocukların karşısına özgür olmayan bir işletim sistemi çıkarmak ve bütün eğitim hayatları boyunca onu karşılarında tutmak onları "lisans bedeli, krekli yazılım, kırılmış yazılım, izinsiz kullanım, virüs, antivirüs" kavramlarıyla büyütmek demek olacaktır. Debian, Pardus veya Android ise sunacağı teknik olanakların yanında çocuklarımızın "özgürlük, sınırsız kullanım, özelleştirebilme, paylaşım" gibi kavramlarla büyümelerine imkan verecektir.

Her ne kadar etkileşimli tahtalarda windows ve linux yüklü olsa da açılış ekranında işletim sistemini dokunarak seçmek mümkün olmadığından pratikte sadece windows kullanılıyor. İşin doğrusu bir usb klavye takarak linux tarafı seçilse bile üzerinde neredeyse hiç bir eğitim uygulaması bulunmadığından kullanılacak halde de değildi.

Geçen ay TÜBİTAK'ta katıldığım bir toplantıda etkileşimli tahtalar için hazırlanan KDE arayüzünü inceleme fırsatı buldum. Hiç kolay beğenmeyen biri olarak Pardus ekibinin üzerinde çalıştığı bu arayüzü çok başarılı bulduğumu söylemeliyim. Milli Eğitim Bakanlığının etkileşimli tahtalarda GNU/Linux kullanmayı tercih etmesi ülkemizin önünü açacak büyük bir hamle olacaktır diye düşünüyorum.





1 Haziran 2015 Pazartesi

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -7-

Yazılım çevirisi işi büyük bir süreklilik gerektiriyor. Belge çevirmeye pek benzemiyor. Belgedeki gibi bütün anlam bütünlüğü elinizde olmadığı gibi bazı yazılımlar da çevirilecek bütün diller İngilizce'nin yapısına uygunmuş gibi hazırlanmış oluyor. Velhasıl sıkıcı, yorucu ve bitmeyen bir iş. Tam bitirdim diye düşünürken bir süre bakmayınca çeviri oranlarının düştüğünü görmek mümkün oluyor.

Birincisini 2011'de yazdığım bu yazıların yeni sürümünde 2015'te ne durumdayız bakalım istiyorum. Bugüne kadar yazdığım yazıların en iyimser olanını okuyacaksınız.

KDE: geçen yıl %84 olan çeviri oranı bu yıl kde4 için %90, 5 için ise %88 oranına yükselmiş durumda. Benim de içinde bulunduğum bir ekip kde çevirileri işini bazı bileşenler haricinde tamamlamış durumda. Yardım içeriği ise maalesef %8.
GNOME: geçen yıl %75 olan çeviri oranı %93'e yükseldi. KDE gibi çok büyük bir masaüstü projesi olan gnome'u bu seviyeye getirmek gerçekten büyük emek işi. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmemiş durumda.
LXDE: çevirmenlerini çıldırtmak pahasına çok uzun süredir çeviri sistemini oturtamamış olsa da çeviri oranı geçen yıl olduğu gibi %100.
Enlightenment: geçen yıl %90 olan çeviri oranı %78'e gerilemiş durumda.
XFCE: geçen yıl %98 olan çeviri oranı yeni çeviriler eklenmesine rağmen web sayfası hariç %100'e ulaşmış durumda.
LibreOffice: en büyük özgür yazılım ofis paketi olan libreoffice için geçen yıl %96 ve %99 olan arayüz ve yardım içerikleri bu yıl hem 4.4 sürümü için hem de henüz çıkmamış 5 serisi için %100'e ulaştı.
OpenOffice: Apache OpenOffice için neredeyse tek başına çalışan Burak Yavuz'un gayretiyle arayüz çevirisi %100, yardım içeriği ise %37 seviyesinde. Tek başına yaptığı bu çalışma gerçekten büyük övgüyü hakediyor.
Calibre: en önemli e-kitap yönetimi araçlarından biri olan calibre'nin çevirisi bir kaç ay öncesine kadar çok düşük seviyelerdeyken benim de içinde olduğum bir grubun çabalarıyla %94 oranına ulaştı. Bu calibre'nin en çok çevrildiği üçüncü dilin Türkçe olduğu anlamına geliyor. Çok kısa süre sonra bu çevirinin tamamlanacağını söyleyebilirim.

Böyle sadece oranlar olunca yapılan işin büyüklüğünü görmek zor oluyordur eminim. Sadece LibreOffice için yapılan çeviri miktarının yaklaşık 550.000 kelime olduğunu ve oturup beşyüzelli bine kadar saymanın bile nasıl zahmetli ve sıkıcı olabileceğini bir düşünün isterim.