Ana içeriğe atla

Olimpiyatlarda Halterde en iyi derecelerimizi yapsaydık

Seksenlerin ikinci yarısından itibaren Naim Süleymanoğlu sayesinde hayatımıza giren, onun ve ardından Halil Mutlu'nun büyük başarılarıyla hepimizi ekran başına toplayan halterde 2012 Londra Olimpiytalarında eski günleri çok aradık. Naim'in ve Halil'in üçer olimpiyat şampiyonluklarını ve kırdıkları rekorları hatırlayanlar neredeyse hiç sporcumuzun olmadığı bir yarışma seyrettiler.


Peki ya sporcularımız bütün sikletlere katılıp hepsinde birden Türkiye rekorları kırsalardı nasıl dereceler elde edebilirlerdi? Bunun için iki adrese bakmak yeterli: Olimpiyat dereceleri ve Halter Federasyonu sayfası. Erkeklerde halter yarışmaları 8 farklı siklette yapılıyor. Kısaca her birinde neredeyiz bakalım.

  • 56 kg: Türkiye rekoru 305kg ile Halil Mutlu'ya ait. Rekor 2000 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu toplamda 293 kg kaldırdı. Aradan geçen 12 yılda Halil'in hala açık ara önde olması şaşırtıcı.
  • 62 kg: Türkiye rekoru 322.5kg ile yine Halil Mutlu'ya ait. Rekor 2003 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu 327kg kaldırdı. Halil'in derecesi burada tekrarlansa ikinci olabilirdi.
  • 69 kg: Türkiye rekoru 337.5kg ile Ekrem Celil'e ait. Rekor 2004 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu 344kg kaldırdı. Ekrem'in derecesi burada tekrarlansa ikinci olabilirdi.
  • 77 kg: Türkiye rekoru 375kg ile Taner Sağır'a ait. Rekor 2004 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu 379kg ile Taner'in dünya rekorunu yeniledi. Taner'in derecesi burada tekrarlansa ikinci olabilirdi.
  • 85 kg: Türkiye rekoru 380kg ile Mehmet Yılmaz'a ait. Rekor 2001 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu 385kg kaldırdı. Mehmet'in derecesi burada tekrarlansa üçüncülüğü paylaşabilirdi.
  • 94 kg: Türkiye rekoru 400kg ile Hakan Yılmaz'a ait. Rekor 2009 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu dünya rekoru kırarak 418kg kaldırdı. Hakan'ın derecesi burada tekrarlansa altıncı olabilirdi.
  • 105 kg: Türkiye rekoru 420kg ile Bünyamin Sudaş'a ait. Rekor 2001 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu 412kg kaldırdı. Bünyamin'in derecesi burada tekrarlansa birinci olabilirdi.
  • 105+ kg: Türkiye rekoru 417.5kg ile Bünyamin Sudaş'a ait. Rekor 2005 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu 455kg kaldırdı. Bünyamin'in derecesi burada tekrarlansa ancak onbirinci olabilirdi.
Türkiye rekorlarının 8 sikletin altısında madalya kürsüsüne çıkacak seviyelerde olması sevindirici olmasına rağmen, bu rekorların sadece birinin 2009'da geri kalanların ise 2005 öncesinde kırılmış olması bugünün manzarasını açıklar nitelikte. Büyük erkeklerde 7 yıldır sadece 1 rekor kırılmış ama genç erkeklerde durum daha da vahim; geçen yıl kırılan bir rekoru 2005 yılı ve öncesinde kırılanlar takip ediyor. Rekortmen haltercilerin çoğunluğunun sporu bıraktıkları da göz önünde bulundurulduğunda durumun vahameti daha iyi anlaşılıyor.

Eğer memleketin neresi doğru ki demiyorlarsa halter federasyonunun yapacak çok işi var.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…