28 Şubat 2017 Salı

Son kullanıcı için özgür yazılım neden önemli? -2-

Meraklısı için bu serinin ilk yazısı burada.

Neredeyse herkesin evinde üzerinde kamera ve mikrofon bulunan, internete bağlanabilen televizyonların olduğu bir dönemdeyiz. Mikrofonlar sayesinde televizyonları kumanda kullanmadan yönetmek mümkün olabilirken, kameralarla görüntülü görüşmeler dev ekranlardan gerçekleştirilebiliyor. Hayatı kolaylaştıran gelişmeler gibi görünen bu "olanaklar" bazılarımıza birer 1984 sahnesi gibi görünse de yaşantımızın birer parçası oldular bile.

Üzerinde internete bağlanabilen ve uygulamalar kurulabilen bir işletim sistemi bulunan, kamera ve mikrofonu kontrol edebilen televizyonların aslında birer bilgisayar olduğu gerçeği son kullanıcının genellikle gözünden kaçıyor. Bu televizyonların işletim sistemleri ve üzerinde koşan yazılımlar da çoğunlukla sahipli, kapalı kaynak kodlu yazılımlar oluyor. Bir kaç örnekle bu yazılımların özgür yazılım olup olmamasının son kullanıcıyı nasıl etkilediğine bakalım.



Yaklaşık iki yıl önce Samsung televizyonların kullanıcıların seslerini kaydetmesiyle ilgili yazılar okumuştuk. Samsung bunun bir güvenlik sızıntısı değil bir özellik olduğunu ve kapatılabildiğini söylese de ses kaydetmeyi kontrol eden yazılım da kapalı kaynak kodlu bir yazılım olduğundan kaydetme işlemini gerçekten kapatıp kapatmadığının tek garantisi Samsung firması elbette. Bu televizyonlardaki yazılımlar özgür yazılım olsaydı kullanıcılar sadece Samsung'a güvenmek yerine onun kodlarına bakabilecek binlerce yazılım geliştiriciye güvenebileceklerdi.

Daha bugün çıkan bir haberde de internete bağlanabilen oyuncak ayıların sahiplerinin diğer bilgilerinin yanı sıra kaydettikleri seslerin de ele geçirildiği yazıyordu.

Kullandığımız diğer cihazlar da üzerinde sesli komutlara cevap veren bir çok ajan çalıştırıyor. Amazon tabletlerde Alexa, Apple üründe bulunan Siri bunların en yaygın örnekleri. Her iki uygulamanın da sesleri dinleyip ona cevap verme özellikleri kapatılabiliyor. Elbette gerçekten kapattıklarına inanırsanız. Bu ürünler de kapalı kaynak kodlu olduklarından kapandı denilen özelliklerin gerçekten kapandığına inanmak için tek dayanağınız karşınıza çıkan kapandı mesajı. Apple da, Amazon da garantisi benim diyor. Televizyonun satın alındığı yer böyle dese; yani bozulursa bana getir, marka garantisi yok ama garantisi benim dese onu almayacak insanlar dünyanın bir ucundaki şirketlere güvenip bu cihazları kullanıyorlar.

Bahsettiğim cihazlar üzerinde koşan yazılımlar özgür yazılım olsaydı elbette onları satın alanların çok büyük çoğunluğu o yazılımların kaynak kodunu açıp bakamayacaktı ama zaten ihtiyacımız olan da bu değil. Yazılım özgür olduğunda (hatta açık kaynak kodlu olduğunda bile) üretici haricindeki insanların kontrolüne açık olacağından güvenebileceğimiz çok geniş bir kitle olacaktır. Böyle olduğunda ise ne evinizdeki televizyon sizden habersiz sesinizi kaydedebilir ne de tabletiniz artık seni dinlemiyorum dediğinde açık kalmaya devam edebilir.

Elbette yine de güvenlik açıkları olacaktır ama bunları farketme ve düzeltme konusundaki tek umudumuz bir ticari firma olmaktan çıkacaktır. Ayrıca yukarıda bahsedilenlerin güvenlik açığı değil kasıtlı yapılan şeyler olduğunu aklımızdan çıkartmayalım.

Özgür yazılım konuya sadece mahremiyeti açısından yaklaşan son kullanıcılar için bile bu derece önemli.

Kaynak kodun açık olması güvenliği nasıl etkiler?

Özgür yazılımla yeni tanışmış olanların aklına ilk gelen sorulardan biri kaynak kodun açık olmasının bir güvenlik sorunu oluşturup oluşturma...