Ana içeriğe atla

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -9-

Aynı başlıkla dokuzuncu yazıyı yazmak biraz garip ama son yazıyı yazalı neredeyse bir yıl geçmiş diyerek bir durum tespiti yapayım yine. Aradan geçen bu sürede neredeyse kimseyi çeviri çalışmalarına çekemedik. Hiçbir kurum, şirket bu çalışmalara destek olmak için adım atmadı. Aşağıda bahsedeceğim büyük özgür yazılım projelerini neredeyse bütün GNU/Linux kullanıcıları kullanıyor ama kimse çevirmediği gibi çevirenlere de destek olmuyor. Bu projeleri çevirenlerin sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Sahipli yazılımlar yerine özgür yazılımların kullanılması bizim camiadaki herkesin dileği. İngilizce bilmeyen kullanıcıların kendi dilinde olmayan bir yazılımı kullanamayacağı da herkesin malumu. Ülkemizde devlet kurumlarında ve özel firmalarda özgür yazılımlar kullanılsın istiyoruz ama bu yazılımlar nasıl Türkçe konuşacak diye neredeyse kimse düşünmüyor. Bu yazılımları bir avuç gönüllünün çevirdiği göz ardı ediliyor hep.

Bir kere şunda anlaşalım istiyorum: özgür yazılımların çevirileri bu işi yapan gönüllülerin sorumluluğu değil. Biz bu işi gönüllü olarak yapıyoruz. Yarın yapmayabiliriz. Çeviri yapmayı bıraksak ülkede neredeyse kimse çeviri durumlarını takip etmediği için ancak kullanıcı şikayetlerinden fark edilecek kadar sahipsiz durumda bu konu. MS Ofis yerine LibreOffice, Photoshop yerine Gimp kullanın demek kolay ama nasıl kullanacak insanlar bunları diye düşününce bunun kendiliğinden olmadığını fark etmek gerekiyor.

Aslında bunları bir umutla yazmıyorum. Seneye yine bu konuda yazarsam durumun değişmeyeceğini de biliyorum. Şimdi rakamlara geçelim:

KDE: Geçen yıl %95 olan KDE çeviri oranı %81'e düşmüş durumda. Yardım içeriği ise hiç çevrilmedi.

GNOME: Geçen yıl %96 olan çeviri oranı %90'a geriledi. Yardım içeriği neredeyse hiç çevrilmeden duruyor.

Enlightenment: Geçen yıl %78 olan çeviri oranı %74'e geriledi.

XFCE: Geçen yıl tamamen yerelleştirildi diye yazdığım xfce %99 çeviri oranına sahip.

LibreOffice: Geçen yıl hem arayüzü hem de yardım içeriği tamamen yerelleştirilmiş olan LibreOffice'de durum kötüye gidiyor. Arayüz benim şahsi çabamla neredeyse tamamen çevrildi ama yardım içeriğinde 55496 kelime çevrilmeyi bekliyor. Bu LibreOffice'in yeni sürümünde eklenen özelliklerin hiçbirinin yardım içeriği Türkçeye çevrilmedi demek. Elbette yeni sürümde düzeltilen, geliştirilen konuların da yardım içerikleri çevrilmeden duruyor. İşin ilginç yanı bunu biz çevirmenler haricinde önemseyen de yok.

OpenOffice: Zor zamanlardan geçen OpenOffice'e yeni bir şey eklenmemesine rağmen Burak Yavuz'un gayretleriyle arayüzü %100 Türkçe kullanılabilir durumda ama yardım içeriğinden 277297 kelime çevrilmeyi bekliyor. Bu sadece Burak Yavuz'un sorunu gibi davranıyoruz maalesef.

Listeyi uzatmak mümkün ama derdimi anlatabildiğimi düşünüyorum. Özgür yazılım çevirileri sadece biz çevirmenlerin sorumluluğu değil.

Bu blogdaki popüler yayınlar

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…