Ana içeriğe atla

Akademik Bilişim 2015'in ardından

Ard arda onuncu, toplamda on birinci kez katıldığım Akademik Bilişim Konferanslarının bu yıl 17.sini Eskişehirde düzenledik. Bu yıl her açıdan eski yıllardaki etkinlikleri çok çok aşan bir konferans oldu.

Yıllar önce bir sınıfla başlayan konferans öncesi kurslar için bu yıl 35 farklı konuda neredeyse 40 sınıf açıldı. 4 gün süren ücretsiz kurslara bu yıl 3300 kadar başvuru oldu. Fiziki kısıtlamalar nedeniyle bunların ancak 1500'ünü kabul edebildik. 100 kadar eğitmen ile sadece kurs listelerinin oluşturulması bile ciddi bir mesai gerektirdi.


Konferansın kendisine de rekor katılım oldu; 3000'den fazla insan 11 paralel salonda 3 gün boyunca düzenlenen panellere, bildirilere ve seminerlere yoğun ilgi gösterdi. Başka yerde dinleme imkanı zor bulunacak tecrübelerden 5 dakikada wikipedia'da okuyabileceğiniz şeylere kadar çok çeşitli konular konuşuldu, tartışıldı.

Bu sayısal değerlerin dışında da benim için önemli bir kaç nokta daha oldu. İlk defa bu yıl +Ethem Derman ve +Mustafa Karakaplan konferansa katılmadılar. Ethem hoca başka planları olduğu için katılmadı ama Karakaplan hocanın gelmeyişi hepimizi (en azından benim çevremi) çok üzdü. Bir araya her gelişimizde kadehler, bardaklar onlar için kalktı.

On yedi yıldır büyük bir özveri ve emekle bu etkiliği düzenleyen +Mustafa Akgul bu yıl yine büyük bir özveriyle Eskişehir'e geldi. İlk defa İnternet Çetesi de denilen :) büyük beşliden (M.Akgül, M.U.Çağlayan, A.Özgit, Z.Cebeci ve E.Derman) hiç biri olmadan başladı konferans öncesi kurslar. Yerel organizasyon o kadar iyi örgütlenmiş ve çalışmıştı ki bana neredeyse hiç iş kalmadı. Anadolu Üniversitesi rektöründen teknisyenlerine varana dek bu organizasyona gereken önemi fazlasıyla gösterdi. Tekrarlanması zor bir başarıya imza attıkları için hepsini tebrik etmek isterim.

<kişisel>
Konferansın benim için etkili yanlarından biri de 20 kadar eski öğrencimin Eskişehir'e gelmesi oldu. Bir kısmı konferans öncesi kurslara eğitmen olarak katılırken bazıları sadece görüşmeye, sohbet etmeye geldi Eskişehir'e. Küçük bir grup da kurslarda eğitim almaya gelmişti. Bu topluluğun içinde olmak ömrü boşa geçirmemişim hissini en çok yaşadığım zaman oluyor benim için.

Her akademik bilişimde olduğu gibi bu yıl da yüzlerce kişiyle tanıştım, onlarca arkadaşla sohbet etme fırsatı buldum. +Kaan Ozdincer konferansa ve öncesindeki kurslara eğitmen olarak beşinci defa, +Mesutcan Kurt +Engin Manap +Ahmet Can KEPENEK +Serhat Rıfat Demircan dördüncü defa katıldılar. İzin alması en zor arkadaşımız olan +Oğuz Yarımtepe kısa süre kalabilse de hepimizin enerjisini yükseltti, neşe saçtı. Kaldığı beş gün boyunca her işe koşan +Gülşah Köse bundan sonraki yıllarda da eminim etkinliğin bir parçası olacaktır. Barış Büyükakyol ile sohbet etme ve biraz daha yakından tanıma imkanı bulmak da benim için etkinliğin büyük şanslarından biri oldu.
</kişisel>

Umarım konferansın on sekizincisine de katılıp ardından bir yazı yazabilirim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…