19 Aralık 2011 Pazartesi

Şeb-i Arus

Dün 728. Şeb-i Arus törenlerini izlemek için Gelibolu Mevlevihanesi'ne gittim. Benim beklediğimden oldukça büyük bir yapı çıktı karşıma. Havanın yağmurlu olmasına rağmen halkın yoğun denebilecek bir ilgisi vardı. Tören programında saat 20'de başlanacağı, 15 dakikalık bir konuşmanın ardından Sema'nın başlayacağı yazıyordu.


Etkinlik her zamanki gibi zamanında başlamadı. Tam bir buçuk saat açılış konuşmaları sürdü. Mikrofonu eline alan bırakmak bilmedi. Bu konuda söz söylemeye ne yetkinliğim var demedi kimse; valiler, milletvekilleri, bakanlar konuştular da konuştular. Mevlevihanede protokol haricindekilere oturacak yer çok az olduğundan ayakta dinledik bu nutukları. Çoluk çocuk mevlevihaneye gelenler perişan oldular. Dışarısı buz gibi olmasa biraz dolaşıp gelirdi insanlar ama o da olmadı.

Ses düzeni en basit pastanedekinden bile kötü olduğundan konuşulanları anlamak neredeyse mümkün olmadı. Konuşmacılar yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi yaklaşık bir daire gibi olan alanın etrafında sıralanmış insanların sadece protokol kısmına doğru konuştular. Sırtlarını çevirip durdukları büyük kalabalıkla ilgilenmediler hiç. Herkes kürsüye ünvanlarla, sıfatlarla çağrıldı. Haa, unutmadan mevlevihaneye giren başbakan yardımcısı alkışlandı. Kimsenin aklına Mevlana, bir olmak, kendinden vazgeçmek filan gelmedi.

Halbuki nutuklar atılmayan, gösterişsiz bir tören işin doğasına ne kadar da uygun olurdu. Belki sadece başlangıçta Sema'daki dönüşlerin, selamların anlamlarından bahsedilen kısa bir konuşma olsa, insanlar evlerine çok daha huzur içinde dönebilirlerdi.

Neredeyse sekiz asırdır yaşatılan bu büyük gelenek çok daha fazla özen istiyor.

Hangi Masaüstü Ne Kadar Türkçe Konuşuyor? -10-

Dönem dönem düşen masaüstü ortamlarının çeviri oranlarının çok yükseldiği bir zamanda yazabildiğim için mutluyum. Aşağıdaki rakamlara bakınc...