Ana içeriğe atla

olan biten

Neredeyse bir ay olmuş yazmayalı. Kısa kısa yazayım:

  • Ankara'da kaldığım iki haftalık süre boyunca hiç internet bağlantım olmadı. Şenlikten sonra sadece bir gün bağlantımın olmadığını ve ne garip şeyler olduğunu hatırladığımda pek önemli şeyler kaçırmadığımı söyleyebilirim. Genel olarak insanların tatilde olmasının etkisi de vardır bunda. İnsanın iki hafta internetsiz kalması durumunda da yaşayabildiğini test etmiş oldum. Elbette döndüğümde bekleyen bir kaç bin mail vardı beni bekleyen.
  • Bulduğum her fırsatta yarışmaları seyrettim. Atletizm ve yüzme yarışmalarında, geçtim madalya almayı, yarışmacımızın bile olmamasına artık tahammül edemiyorum. Nasıl oluyorda 70 milyonluk bir ülkeden bir (1) yüzücü çıkmıyor anlamıyorum. Bu memlekette bu sporların federasyonları olduğuna inanmak çok zor. Onlara sorsanız bilmem ne oyunlarında ne madalyalar almışlardır, geçen yıllara göre şöyle başarı artışı vardır filan. Yetkim olsa hepsini görevden alırım. Bundan daha kötü olamayız; çünkü sıfırdayız. Unutmadan spor spikerliğinin ne kadar zor olduğunu berbat spikerleri dinledikten sonra anladığımı da yazayım.
  • LKD'nin idari kurul toplantısına katıldım. (Internet bağlantım olmadığı için toplantı için gerekli yazışmaları benim için Deniz Öğüt yaptı, hatta telefonda, listeye gelen önemli mailleri bile okudu. Deniz, birlikte iş yapması keyifli insanlarlardan biri. Zamanla iyi arkadaş olacağımızı tahmin ediyorum.) Saat 18'de başlayan toplantı 23:30'da bittiğinde bizler de bitmiştik. Sonuç olarak diyebilirim ki; dernekte yapılacak çok iş var, daha fazla insan aktif olarak çalışmalı dernek için.
  • 2007 Şenliği için kurulan ekibe ben de katıldım (aslında geçen yıl da vardım. biraz. yok muydum?). Şenliğin çıtasını aşağı düşürmemek için çok çalışmak lazım. Güzel fikirlerimiz var, bakalım neler yapabileceğiz.
  • Şenlik-cg olarak bir toplantı yaptık. O da gece yarısı bitti. Linus'dan lastik hortuma çok şey konuştuk. Geceyi Bora, Sinan ve Deniz ile birlikte tavukçuda bitirdik. Güzel bir gece oldu benim için. Keşke daha fazla vakit geçirme imkanımız olsaydı. Aramıza katılamayan Löker'in kendisi yazdığında herkesi mutlu edecek bir mazereti vardı (yazarım demiştim :)).
  • Beni seminer-cg'ye davet eden maili yazan Çağlar da ekipten ayrıldı. Keşke hasbihal etmeye fırsatım olsa dediğim insanlardan biri Çağlar. Ekip çok önemli bir elemanını, bir eski başkanını daha yitirdi.
  • Erdinç'ten bir konudaki fikirlerini yazmasını istedim, üç haftadır bekliyorum. Buraya yazdıktan sonra umarım tekrar hatırlatmama gerek kalmaz. Yoksa kaba kuvvet kullanmam gerekecek.
  • Geçenlerde süpermen'le karıştırılmasın diye fotolarını koyduğum Faruk yüksek mühendis oldu.
  • "Oğuz İspanya'da evlenecek, orada kalacak" söylentileri doğru değilmiş. Geçen gün konuştum kendisiyle. Gelecekmiş.
  • Seneye ikincisini düzenleyeceğimi yazdığım geleneksel Özgür Yazılım Sohbetlerine ilgi olacak gibi görünüyor. Bana, hiç olmazsa on kişi kadar oluruz gibi geliyor.
  • Ankara'da yaşadığım en büyük süpriz bir kaç yıldır görmediğim Serdal'ı görmem oldu. Kendisinin ne kadar zor bulunan bir insan olduğunu bilenler anlayabilir ancak bu hissi. Sadece iki saat kadar görüşebilsek de çok güzeldi. Serdal'ı ararken telefonda konuştuğum Uğur'u da ne kadar uzun zamandır görmediğimi farkettim ve pek üzüldüm. Bu kadar sevdiğim insanları doğru dürüst arayıp sormadığım için kendime bir kez daha kızdım ve yeni kararlar aldım. "Ömer yüz metre mesafede oturuyor en son ne zaman görüştünüz" sorusuna verecek bir yanıtım yok ama kararımda ciddiyim.
  • Evdeki internet bağlantım iki katına çıkmış. Kota ile bir problemim olmadığından (nerdeyse ayda ancak 1gb kullanıyorum) güzel bir gelişme oldu benim için. Meren'le konuştuğumda bana yaklaşık 12 dolara 28Mbit kullandığını söyledi, hem de kota filan olmadan. Bizim tarifelerin ne kadar yüksek olduğunu tekrar görmüş oldum.
  • Pluton artık gezegen değilmiş :( Demek ki biri "kavak artık ağaç değilmiş" dese şaşırmamamız lazım.
  • Bu blogdaki popüler yayınlar

    Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

    Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
    Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

    SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

    İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

    Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

    Yerli yazılım, Milli yazılım

    Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

    Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…