Daha önce de bir kaç sefer teşebbüs etmiş ama kazanamamıştım. Hep son anda daha yüksek teklif veren birileri çıkıyordu. Bugün minicik bir tv aldım. Artık ne işimize yarayacak bilemiyorum ama kazanmak fena bir duygu değilmiş.
Haftaya yeni işine başlayacak arkadaşı şimdiden tebrik ediyorum ;)
20 Mart 2006 Pazartesi
14 Mart 2006 Salı
imtiyaz her zaman o kadar da iyi olmayabiliyor...
Uzun gece boyunca kullanıcıların kotalarını küçük bir grafik ile görmelerini sağlamaya uğraştım. Bu kadar basit bir iş nasıl bu kadar uzun sürdü yazayım da aleme ibret olsun. İlk olarak bunu daha önce yapmışlardır, çözümlerden birini bulayım, kullanayım diye düşündüm. google sağolsun hemen bir sürüsünü buldu getirdi. İlk bulduğum çalışmayınca suçu hemen ona attım. Ne zaman ilk bulduğun çalıştı ki filan diyerek sıradakileri denedim. Ardı ardına üç başarısız denemeden sonra hatanın benim sistemimden kaynaklanabileceğini düşündüm (dahice olmadığının farkındayım). Acaba imap sunucusunu kota desteği olmadan mı kurdum diye kendimden şüphelendim. Baktım:
IMAP'in kota kabiliyeti vardı ama olmuyordu işte. Kullanıcı kotasının % şu kadarını kullanıyor diye gösterdiğini iddia eden programcıkların hiç biri işe yaramadı. Madem kotayı imap'den öğrenmem mümkün olmuyor, ben de sistemden okuyayım kullanıcının kotası dedim. Evet, doğru tahmin ettiniz; bu da işe yaramadı.
Neredeyse pes etmiş bir halde masadan kalktım ve bazen böyle olur, neden olduğunu bilemezsin ama olur diye düşündüm. Beş dakika geçmeden denemeleri yaptığım kullanıcının kotasının olmadığını farkettim. Dosya sisteminin, imap sunucunun ve hatta programların kotalarla bir sorunları olmadığını, denemeleri yaptığım kullanıcının, yani benim, torpilli biri olduğumdan gösterecek birşey bulamadıklarını anladığımda tarifi zor duygular yaşadım. Sıradan ölümlülerin hesaplarında her şey olması gerektiği gibiydi. Ben de şimdi onlar gibi uyumaya gidiyorum...
telnet localhost 143 Trying 127.0.0.1... Connected to localhost.localdomain (127.0.0.1). Escape character is '^]'. * OK [CAPABILITY IMAP4rev1 UIDPLUS CHILDREN NAMESPACE THREAD=ORDEREDSUBJECT THREAD=REFERENCES SORT QUOTA IDLE STARTTLS] Courier-IMAP ready. Copyright 1998-2003 Double Precision, Inc. See COPYING for distribution information. a login postmaster@mydomain.com my_password a OK LOGIN Ok. (successful login!) a logout (logs you out) * BYE Courier-IMAP server shutting down a OK LOGOUT completed Connection closed by foreign host.
IMAP'in kota kabiliyeti vardı ama olmuyordu işte. Kullanıcı kotasının % şu kadarını kullanıyor diye gösterdiğini iddia eden programcıkların hiç biri işe yaramadı. Madem kotayı imap'den öğrenmem mümkün olmuyor, ben de sistemden okuyayım kullanıcının kotası dedim. Evet, doğru tahmin ettiniz; bu da işe yaramadı.
/dev/sdb1 /home ext3 defaults,grpquota,dev,usrquota,exec 0 0Disk bölümlerinin kota desteği olduğundan emindim ama insan 5-6 saat sonunda bildiklerinden de şüphelenmeye başlıyor. Bir kaç saat belge okudum (sabırlıyımdır) tekrar döndüm bu işe ama nafile OLMADI, OLMADI. Kaynak kodlarına baktım. Anlaşılır, açık kodlar ama derdime derman olmadılar.
Neredeyse pes etmiş bir halde masadan kalktım ve bazen böyle olur, neden olduğunu bilemezsin ama olur diye düşündüm. Beş dakika geçmeden denemeleri yaptığım kullanıcının kotasının olmadığını farkettim. Dosya sisteminin, imap sunucunun ve hatta programların kotalarla bir sorunları olmadığını, denemeleri yaptığım kullanıcının, yani benim, torpilli biri olduğumdan gösterecek birşey bulamadıklarını anladığımda tarifi zor duygular yaşadım. Sıradan ölümlülerin hesaplarında her şey olması gerektiği gibiydi. Ben de şimdi onlar gibi uyumaya gidiyorum...
6 Mart 2006 Pazartesi
sağduyu denilen şeyi temelli kaybediyoruz galiba
Hem linux listelerinde hem de gezegen de sağduyuyu giderek kaybediyoruz maalesef. Listeleri, gezegen'i yönetmek her zamankinden daha zor olmuştur diye tahmin ediyorum. Hiç tanımadığı, karşılaşsa ne diyeceğini bilemeyecek insanlar listelerden, gezegenden açıkça başkalarına sövebiliyor. Şaşkınlıkla izliyorum. Birine et beyinli demek düşünce özgürlüğü filan olamaz. Bunları aramızdan temizlemeliyiz.
Yoksa bana dokunmayan yılan bin yaşasın mı diyorsunuz?
Yoksa bana dokunmayan yılan bin yaşasın mı diyorsunuz?
24 Şubat 2006 Cuma
para para para
Üniversitelerimizde verilen eğitim kalitesinden şikayet eden yazıları sıkça okuyorum. Okulların sağladığı imkanlar, laboratuvarların yetersizliği, öğretim üyesi sayısının az olması gibi (benim de haklı bulduğum) eleştiriler sıkça yapılıyor. Diğer eleştirilere yanıt vermek benim işim değil ama personel azlığına bir açıklamam var:
Öğretim üyesi (yrd.doç.dr., doç.dr, prof.dr.) olabilmek için önce dr. olmak gerekiyor. Bu da yüksek lisans (~2 yıl) + doktora (~4 yıl) eğitimlerini tamamlamak anlamına geliyor. Bu süre boyunca araştırma görevlisi olarak çalışırsanız ayda ~900YTL kazanıyorsunuz. Okul için yaptığınız hiçbir iş (uygulamalar, sınavlar, vs. vs.) için ek ücret almadığınızı söylememe bilmem gerek var mı? Elbette bu 6 yıl boyunca lisans öğreniminiz boyunca aldığınız derslerin daha ağırlarını almak ve 2 tez hazırlayıp savunmak durumundasınız. Az daha hem yüksek lisans hem de doktoraya giriş için girmeniz gereken sınavları unutuyordum (arada da sınavlar var: doktora yeterlilik, tik, vs. vs.).
Buradan bakınca aklı başında (benim gibi olmayan) herhangi birinin bu işe talip olması için bir neden yok gibi duruyor. Sürekli üniversite ortamında olmak, çok sıkı olmayan mesai uygulamaları ve sevdiğiniz alanda çalışma imkanının harika olduğunu kabul ediyorum ama özellikle piyasada iş imkanı olan bölümlerde çalışan lisansüstü öğrencilerini (kendim gibi) hiç anlamıyorum. Her ay 400 kira + 300 bakıcı parası veren biri geriye kalan parasıyla neye, nasıl çalışmak için motive olabilir bilmiyorum. Türk-iş'in yaptığı açıklamada şöyle diyor:
Üniversite yerine daha iyi kazanacağı bir yerde çalışmayı seçenleri garipsememek gerek bence. Asıl garipsenecek olanlar bu şartlara rağmen okulda çalışmayı seçenler olmalı.
Kısa sürede kendimi bile şaşırtacak radikal bir karar verebilirim...
Öğretim üyesi (yrd.doç.dr., doç.dr, prof.dr.) olabilmek için önce dr. olmak gerekiyor. Bu da yüksek lisans (~2 yıl) + doktora (~4 yıl) eğitimlerini tamamlamak anlamına geliyor. Bu süre boyunca araştırma görevlisi olarak çalışırsanız ayda ~900YTL kazanıyorsunuz. Okul için yaptığınız hiçbir iş (uygulamalar, sınavlar, vs. vs.) için ek ücret almadığınızı söylememe bilmem gerek var mı? Elbette bu 6 yıl boyunca lisans öğreniminiz boyunca aldığınız derslerin daha ağırlarını almak ve 2 tez hazırlayıp savunmak durumundasınız. Az daha hem yüksek lisans hem de doktoraya giriş için girmeniz gereken sınavları unutuyordum (arada da sınavlar var: doktora yeterlilik, tik, vs. vs.).
Buradan bakınca aklı başında (benim gibi olmayan) herhangi birinin bu işe talip olması için bir neden yok gibi duruyor. Sürekli üniversite ortamında olmak, çok sıkı olmayan mesai uygulamaları ve sevdiğiniz alanda çalışma imkanının harika olduğunu kabul ediyorum ama özellikle piyasada iş imkanı olan bölümlerde çalışan lisansüstü öğrencilerini (kendim gibi) hiç anlamıyorum. Her ay 400 kira + 300 bakıcı parası veren biri geriye kalan parasıyla neye, nasıl çalışmak için motive olabilir bilmiyorum. Türk-iş'in yaptığı açıklamada şöyle diyor:
ARALIK 2005 İTİBARİYLE AÇLIK SINIRI 543 YTL, YOKSULLUK SINIRI 1. 650 YTL1650YTL yaklaşık bir doçent maaşı demek. Bu ülkede yoksulluk sınırının üzerinde maaş alabilmek için profesör olmanız gerekiyor (olabilirseniz elbette). Tabi yıllarca (>15 yıl) yoksulluk sınırının altında yaşamak zorundasınız.
Üniversite yerine daha iyi kazanacağı bir yerde çalışmayı seçenleri garipsememek gerek bence. Asıl garipsenecek olanlar bu şartlara rağmen okulda çalışmayı seçenler olmalı.
Kısa sürede kendimi bile şaşırtacak radikal bir karar verebilirim...
19 Şubat 2006 Pazar
Jimi Hendrix
"I put on my Hendrix album and my son said 'Daddy, who's that' and I said 'well son, that's God'"- Robert Plant
15 Şubat 2006 Çarşamba
Çanakkale'deki dönüşümde son durum
Bu konuyla ilgili uzun zamandır yazmadığımı farkettim. Kısaca durumu özetleyeyim:
Bakanlık bütün illere il çapında kullanmaları için birer program almaları gerektiğini yazmıştı. Bizde linux ile kullanabileceğimiz bir program almak için çalışmalar yapmıştık. Hiç bir il verilen sürede program almak için ihaleye çıkamayınca (gerçekten süre yetersizdi) bakanlık önce "mali olarak uygun bulmuyorsanız almayın" dedi. Bu aşamada alacağımız bir program olmasa bile tüm il çapında linux kullanmak için dönüşümü başlatmaya kararlıydık. Aslında kararlı olan il müdürlüğündeki ileri görüşlü sağlık personeliydi. Planımız önce bütün sağlık personeline linux ve bilgisayar okur yazarlığı eğitimi verdikten sonra işletim sistemlerini değiştirmekti. Fakat bakanlık yazdığı yeni yazıda "programı ben satın alıp göndereceğim" deyince işi askıya almak zorunda kaldık. İstemediğimiz bir durum olmasına rağmen olurda bakanlık bir program alır ve "bu program sadece winxx işletim sistemlerinde" çalışabilir derse zor durumda kalırız diye düşünerek projeyi bekletmeye karar verdik. Bakanlığa "linux kullanmaya geçebilir miyiz?" diye sorulduğunda "geçin ama nasıl bir program alacağımızı bizde bilmiyoruz" cevabı alınıyor.
Alınacak programın bütün ülkede kullanılacağı düşünülürse fiyatı ve daha önemlisi ülkenin geleceğini nasıl kısıtlayabileceği tahmin edilebilir.
Bakanlık bütün illere il çapında kullanmaları için birer program almaları gerektiğini yazmıştı. Bizde linux ile kullanabileceğimiz bir program almak için çalışmalar yapmıştık. Hiç bir il verilen sürede program almak için ihaleye çıkamayınca (gerçekten süre yetersizdi) bakanlık önce "mali olarak uygun bulmuyorsanız almayın" dedi. Bu aşamada alacağımız bir program olmasa bile tüm il çapında linux kullanmak için dönüşümü başlatmaya kararlıydık. Aslında kararlı olan il müdürlüğündeki ileri görüşlü sağlık personeliydi. Planımız önce bütün sağlık personeline linux ve bilgisayar okur yazarlığı eğitimi verdikten sonra işletim sistemlerini değiştirmekti. Fakat bakanlık yazdığı yeni yazıda "programı ben satın alıp göndereceğim" deyince işi askıya almak zorunda kaldık. İstemediğimiz bir durum olmasına rağmen olurda bakanlık bir program alır ve "bu program sadece winxx işletim sistemlerinde" çalışabilir derse zor durumda kalırız diye düşünerek projeyi bekletmeye karar verdik. Bakanlığa "linux kullanmaya geçebilir miyiz?" diye sorulduğunda "geçin ama nasıl bir program alacağımızı bizde bilmiyoruz" cevabı alınıyor.
Alınacak programın bütün ülkede kullanılacağı düşünülürse fiyatı ve daha önemlisi ülkenin geleceğini nasıl kısıtlayabileceği tahmin edilebilir.
13 Şubat 2006 Pazartesi
ab2006'nın ardından
Beş gün süren Akademik Bilişim 2006 sonrasında zor da olsa evime ulaşabildim. Benim için oldukça iyi bir tecrübe oldu. Örneğin ilk defa bir akademik bilişimde hiç bir sunumu baştan sona dinleyemedim. LKD seminerleri oldukça yoğun bir ilgiyle takip edildi. Özellikle ilk iki gün salonumuz tamamen doluydu. Son gün, diğer tüm etkinlikler gibi, biraz daha az katılımcı vardı. Daha önce tanışmamış olduğum bir çok kişiyle tanıştım. Gezegen'den veya seminerlerinden tanıdığım insanlara bu sefer seminer-cg adına ev sahipliği yaptım. Velhasıl Denizli'ye gittiğime çok memnunum.
Aslında uzunca yazılmayı hakeden şeyler oldu ama ben şahit olduğum olaylardan kısa kısa alıntılar yapmakla yetineyim:
Aslında uzunca yazılmayı hakeden şeyler oldu ama ben şahit olduğum olaylardan kısa kısa alıntılar yapmakla yetineyim:
Ben mikrosoft adına konuşmaya yetkiliyim.
Üç dil bildiğimden iyi konuşamıyorum.
-Geçenlerde lkd postfix seminerinde dinlemiştim bunu.
-Bir yıldır postfix seminerlerini ben veriyorum.
-Pardus hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Düşünmüyoruz, geliştiriyoruz.
-Tamam da ne düşünüyorsunuz?
Bir daha çekin yanar, manar.
Şarkıcıya ısmarladığı şampanyanın parasını ödemeyen kim?
Metin abi sizi temiz bir yere götürsün.
5 Şubat 2006 Pazar
ATM'ler için parlak bir fikir
Çok para kazanan biri olmamama rağmen pek çok banka ile çalışmam gerekti. Para çekme ve yatırma hariç bütün işlemleri telefon/internet/wap/televizyon sayesinde yapıyorum ama insanın para da çekmesi gerekiyor ;) Bankadan bankaya değişen bir makbuz verme uygulaması olmasına rağmen hiç biri benim gönlüme göre olmadığından istediğimi buraya yazayım, belki birisi okur da işe yarar diye düşündüm.
Aslında istediğim şey basit: ATM bana her seferinde makbuz ister misin diye sormasın. Bir alışkanlığım varsa öğrensin (buna öğrenmek denilirse tabi). İlk üç (hadi bilemedin beş) kez sorsun ardından ben hiçbirinde makbuz istemeyince Kardeş sen makbuz olayından hoşlanmıyorsun galiba, bundan sonra sana makbuz vermeyi teklif etmeyeceğim. Olur da makbuz isteyecek olursan "başka bir işlem yapmak istiyor musunuz?" sorusunu gördüğün menüde "makbuz istiyorum" diye bir seçenek olacak, oradan al makbuzunu dese güzel olmaz mı? Bunu hayata geçiren banka alışkanlıklarınız bizim için önemli, hayatı kolaylaştırıyoruz, akıllı ATM filan diyerek reklam bile yapabilir. Bu kadar basit bir işlem neden yıllardır yapılmaz bilemiyorum. Hatta bankanın internet şubesinden öntanımlı makbuz tercihimi değiştirebilmek bile isterim.
Aslında istediğim şey basit: ATM bana her seferinde makbuz ister misin diye sormasın. Bir alışkanlığım varsa öğrensin (buna öğrenmek denilirse tabi). İlk üç (hadi bilemedin beş) kez sorsun ardından ben hiçbirinde makbuz istemeyince Kardeş sen makbuz olayından hoşlanmıyorsun galiba, bundan sonra sana makbuz vermeyi teklif etmeyeceğim. Olur da makbuz isteyecek olursan "başka bir işlem yapmak istiyor musunuz?" sorusunu gördüğün menüde "makbuz istiyorum" diye bir seçenek olacak, oradan al makbuzunu dese güzel olmaz mı? Bunu hayata geçiren banka alışkanlıklarınız bizim için önemli, hayatı kolaylaştırıyoruz, akıllı ATM filan diyerek reklam bile yapabilir. Bu kadar basit bir işlem neden yıllardır yapılmaz bilemiyorum. Hatta bankanın internet şubesinden öntanımlı makbuz tercihimi değiştirebilmek bile isterim.
2 Şubat 2006 Perşembe
ipv6
Ulakbim'e yaptığımız ipv6 başvurusunun sonuçlandığını bir haftadır bana söylemeyi unutan çalışma arkadaşım Sedat'a hürmetlerimi sunuyorum.
Artık bizim de bir ipv6 bloğumuz var. ab2006 dönüşünde okulunun altyapısını ipv6'ya geçirmeye başlayacağım. Sunucuları ipv6 ile çalıştırmak sorun olmaz zaten hepsi linux ama ağ'da kullanılan winxx'ler her zamanki gibi problem olacak. Bu değişim işi onları da pardus'a geçirmek için bir bahane olsa ne güzel olur. Bazı aktif ağ aygıtlarının da değiştirilmesi gerekecek, yine direnenler olacak, ne gerek var diyecekler, eskiden ne güzeldi diyecekler...
Bu kadar çok işi ab sonrasına attığım için yine kendime ayıracak zamanım kalmayacak ama Vatan sağolsun.
Artık bizim de bir ipv6 bloğumuz var. ab2006 dönüşünde okulunun altyapısını ipv6'ya geçirmeye başlayacağım. Sunucuları ipv6 ile çalıştırmak sorun olmaz zaten hepsi linux ama ağ'da kullanılan winxx'ler her zamanki gibi problem olacak. Bu değişim işi onları da pardus'a geçirmek için bir bahane olsa ne güzel olur. Bazı aktif ağ aygıtlarının da değiştirilmesi gerekecek, yine direnenler olacak, ne gerek var diyecekler, eskiden ne güzeldi diyecekler...
Bu kadar çok işi ab sonrasına attığım için yine kendime ayıracak zamanım kalmayacak ama Vatan sağolsun.
Katedral ve Pazar Yeri
Uzun zamandır elektronik belge okumaya alıştığımdan mıdır nedir The Cathedral & the Bazaar'ı okumaya başladığımda kitap kapağında
Kitap 7 bölümden oluşuyor ve bunların 3'ünün Türkçe çevirilerini belgeler.org'da okumak mümkün. Bu bölümler, kitaptaki sırası ile: Hacker'lığın Kısa Tarihçesi, Noosferi İskana Açmak ve Nasıl Hacker Olunur? İlk iki belgenin çevirmeni 2003 yılında En Başarılı Yerelleştirici ödülünü alan Deniz Akkuş. Son belgeyi ise Yaşar ŞENTÜRK çevirmiş ben de güncellemiştim. Hepsinin çevirileri çok güzel. Henüz okumamış olanlara tavsiye ediyorum.
Kitabı çabucak bitivermesin diye hızlıca okuyamıyorum ama ilk bölümler o kadar akıcı ki dün bir kaçını bitirdim. Eric S. Raymond ikinci bölümde fetchmail'in geliştirme sürecinin hikayesini anlatmış. Çıkardığı dersleri maddeler halinde şöyle sıralamış:
Kitabı isterseniz buradan da okuyabilirsiniz.
This material may be distributed only subject to the terms and conditions setifadesini görmek pek hoşuma gitti.
forth in the Open Publication License, v1.0 or later.
Kitap 7 bölümden oluşuyor ve bunların 3'ünün Türkçe çevirilerini belgeler.org'da okumak mümkün. Bu bölümler, kitaptaki sırası ile: Hacker'lığın Kısa Tarihçesi, Noosferi İskana Açmak ve Nasıl Hacker Olunur? İlk iki belgenin çevirmeni 2003 yılında En Başarılı Yerelleştirici ödülünü alan Deniz Akkuş. Son belgeyi ise Yaşar ŞENTÜRK çevirmiş ben de güncellemiştim. Hepsinin çevirileri çok güzel. Henüz okumamış olanlara tavsiye ediyorum.
Kitabı çabucak bitivermesin diye hızlıca okuyamıyorum ama ilk bölümler o kadar akıcı ki dün bir kaçını bitirdim. Eric S. Raymond ikinci bölümde fetchmail'in geliştirme sürecinin hikayesini anlatmış. Çıkardığı dersleri maddeler halinde şöyle sıralamış:
- Every good work of software starts by scratching a developer's personel itch.
- Good programmers know what to write. Great ones know what to rewrite (and reuse).
- "Plan to throw one away; you will, anyhow"
- If you have the right attitude, interesting problems will find you.
- When you lose interest in a program, your last duty to it is to hand it off to a competent successor.
- Treating your users as co-developers is your least-hassle route to rapid code improvement and effective debugging.
- Release early. Release often. And listen to your customers.
- Given a large enough beta-tester and co-developer base, almost every problem will be characterized quickly and the fix obvious to someone.
- Smart data structures and dumb code works a lot better than the other way around.
- If you treat your beta-testers as if they're your most valuable resource, they will respond by becoming your most valuable resource.
- The next best thing to having good ideas is recognizing goodideas from your users, sometimes the latter is better.
- Often, the most striking and innovative solutions come from realizing that your concept of the problem was wrong.
- "Perfection (in design) is achieved not when there is nothing more to add, but rather when there is nothing more to take away."
- Any tool should bu useful in the expected way, but a truly great tool lends itself to uses you never expected.
- When writing gateway software of any kind, take pains to disturb the data stream as little as possible - and never throw away information unless the recipient forces you to!
- When your language is nowhere near turing-complete, syntactic sugar can be your friend.
- A security system is only as secure as it's secret. Beware of pseudo-secrets.
- To solve an interseting problem, start by finding a problem that is interesting to you.
- Provided the development coordinator has a communications medium at least as good as the Internet, and knows how to lead without coercion, many heads are inevitably better than one.
Kitabı isterseniz buradan da okuyabilirsiniz.
1 Şubat 2006 Çarşamba
kitaplarım geldi
17 Aralık'da amazondan sipariş ettiğim Just For Fun ve The Cathedral & the Bazaar sonunda (44 gün sonra) geldi. Elin gavuru bunu yurt dışından nasıl gönderecek acaba diye merak ediyordum; yani ptt'den mi getirecekler yoksa bir kargo firması mı getirecek bilemiyordum. Etrafımdaki kime sorduysam açıklayıcı bir yanıt alamamıştım. Dün akşam eve gittiğimde klasik olarak posta kutusunu kontrol ettim, faturaları aldım (nasıl oluyorda bu kadar fatura geliyor bilmiyorum). Tam asansöre biniyordum ki yerdeki kutuyu farkettim. Üzerinde amazon'un logosu olan minik bir kutu. Evet kitaplarım onun içinden çıktı. En azından imza karşılığı teslim ederler diye düşünüyordum.
ftp.comu.edu.tr adresinden indirilen pardus sayısı 10000'i buldu:
ftp.comu.edu.tr adresinden indirilen pardus sayısı 10000'i buldu:
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | wc -l
ftp:~# 19855
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | grep kurulan | grep -v INCOMPLETE | grep -v ABOR | grep -v ERROR | wc -l
ftp:~# 9899
30 Ocak 2006 Pazartesi
bu adamı sevmeyenler var
Şu yüz ifadesine bakın, gerçekten heyecanlanmış görünmüyor mu? (hem de bizler için)
29 Ocak 2006 Pazar
Akademik Bilişim 2006
9–11 Şubat tarihleri arasında Pamukkale Üniversitesi'nde düzenlenecek olan Akademik Bilişim Konferansında LKD'nin seminer programına buradan ulaşabilirsiniz. Yolunuz düşerse bekleriz.
Bu yıl seminer notlarını okuyabileceğiniz gibi seminerleri seyretmeniz de mümkün olacak. Bir aksilik olmazsa (olmasın) seminerleri kaydedip web'e koymayı planlıyorum.
Bu yıl seminer notlarını okuyabileceğiniz gibi seminerleri seyretmeniz de mümkün olacak. Bir aksilik olmazsa (olmasın) seminerleri kaydedip web'e koymayı planlıyorum.
1017 ve 11
Az önce baktım da bilgisayarımdaki her şeyi son uçurmamdan (14 eylül) bu yana gönderdiğim epostaların sayısı 1017 olmuş. Aldıklarımı, okuduklarımı saymak mümkün değil (hepsini saklamıyorum). Neredeyse hiç ekli dosya göndermemiş olmama rağmen gönderilenler dizini 11mb tutuyor. Bu kadar düz metin dosyasını alt alta yazsam kaç satır tutar diye merak ettim:
Epostaların içinde istemcilerin bize göstermediği başlık gibi bölümler olduğunu biliyorum ama yine de sayılar çok büyük. Ya gaim de kullanmasaydım halim nice olurdu?
$ cat ~/.evolution/mail/local/Sent | wc -l
172517
Epostaların içinde istemcilerin bize göstermediği başlık gibi bölümler olduğunu biliyorum ama yine de sayılar çok büyük. Ya gaim de kullanmasaydım halim nice olurdu?
20 Ocak 2006 Cuma
Ben rekor diye buna derim
Bugün yedibinbeşyüzüncü pardus kurulan cd iso'sunu sattık:
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | wc -l
ftp:~# 14550
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | grep kurulan | grep -v INCOMPLETE | grep -v ABOR | grep -v ERROR | wc -l
ftp:~# 7572
Memleket işletim sistemine doysun ;)
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | wc -l
ftp:~# 14550
ftp:~# grep pardus /var/log/ncftpd/xfer* | grep kurulan | grep -v INCOMPLETE | grep -v ABOR | grep -v ERROR | wc -l
ftp:~# 7572
Memleket işletim sistemine doysun ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
yapay zeka çağında hâlâ bilgisayar mühendisi olunmalı mı?
Yazıyı okumaya sabrı olmayanlar için kısaca söyleyeyim: kimse gelecekle ilgili tavsiye verecek bir şey bilmiyor. Önceden de bilmiyordu bugün...
-
İkinci gün sadece öğleye kadar süren çalıştayda iki oturum yapıldı. Bunlardan ilkinde daha önce üzerinde konuşulan sorunlar için katılımcıla...
-
Pardus ülkemizdeki en geniş özgür yazılım topluluğunu bir araya getirmiş bir projedir. Kitlelerin linux ve özgür yazılımla tanışmalarına ve ...
-
Dün özgürlükiçin forumlarında okuduğum konu doğru mu diye gidip yerinde gördüm. Çanakkale'ye bir buçuk ay önce gönderilmiş olan etkileşi...