Ana içeriğe atla

yolun başındaki akvaryum meraklısına tavsiyeler

Aşağıdaki metni geçen yıl +Akın Ömeroğlu'na göndermek için yazmıştım. Farklı zamanlarda 3 kişiye daha aynısını yazıp gönderince belki daha sonra genişletirim diyerek buraya koyayım dedim.

Akvaryumculuğun ilk aşaması balık bakmak oluyor genelde. Balığı bir süre yaşatmayı becerdikten sonra onun yavrusunu görmek isteyeceksin. Çok çeşitli şekillerde yavru veren balıklar var. Kimi (lepistes, plati vb) türler döllenmiş yumurtayı karnında kuluçkada tutar. Yavrular yumurtadan çıkınca annenin karnından da atılırlar. Onu görmek çok heyecanlıdır. Bazıları bir yuvaya yumurtlar ve orada beklerler yumurtaları. Onların mücadelesi de görülmeye değerdir. Onlar canlı doğuranlardan farklı olarak yumurtalarına ve yavrularına bakarlar. Müthiş bir aile ortamı olur, seyretmesi çok güzeldir. Bazıları döllenmiş yumurtaları ağızlarında saklarlar (yunus, sarı prenses vb). 2-3 hafta yem yemeyen dişi balıkları takip etmek de güzeldir. Melek balıkları gibi bir yaprağın üzerine yumurtlayanlar da vardır, betalar gibi suyun üzerine köpükten yuva yapıp orada üreyenler de. Bazı balıkların yavrusunu akvaryumda almak çok güç olabilir. Bazılarının da hiç üremesi mümkün değildir. Nispeten küçük hacimlerde bakmak imkanı vardır bu tip balıklara.



Bir süre sonra daha zor üreyen balıklara bakmak ister insan. Kolay olanları görmek yeterli gelmez yani. Discus veya Frontoza gibi bakması zor, üretmesi daha zor ve pahalı balıklara bakmak istenir genelde. Bunlar için daha büyük su hacimleri gerekli olur. Biraz tecrübe kazandıktan sonra bakmak daha iyi fikir olabilir böyle pahalı hayvanlara. Kimisi gerçekten çok narin olabiliyor. Çok da güzel hayvanlar olduklarından ölünce daha çok üzülür insan.

Bir diğer dal da su altı bitkilerine bakmak. Su altı bitkisi diyince insan saksı bitkisinin su altında yetişeni diye düşünebiliyor ama çok temel farklar var. Bitkiler karbondioksiti havadan kolayca alabilirken suya bunu senin vermen gerekecek. Benzer şekilde gübreleme işini de sürekli suya eklemek gerekecek. Bitkilerin ihtiyacı olan demir ve diğer mineralleri de azar azar vereceksin. Fotosentez için gerekli olan aydınlatma da ciddi önem taşır bitkili akvaryumlarda. Bunların hepsine profesyonelce yaklaşıp high-tech bitkili akvaryumlar kurabileceğin gibi, çok az müdahale ile yaşayabilen bitkileri seçip low-tech bir akvaryum da kurabilirsin.

Akvaryum boyutları bakacağın balıklara ve bitkilere göre değişiklik gösterecektir. Bazı balıklar (melekler gibi) yüksek akvaryumları isterken çoğu balık yukarı aşağı değil sağa sola yüzdüğünden uzunluğu ve eni fazla akvaryumlar daha iyi olacaktır. Akvaryum boyutunu belirlerken piyasadaki aydınlatmaların boyutunu da düşünmek lazım. lambaların 90cm boyutu olduğunu düşünüp belki 100cm uzunlukta bir akvaryum başlangıç için iyi olabilir. Akvaryuma su doldurunca eninin normalde olduğundan az görüneceğini hesaba katmak lazım. Onun için eni dar bir akvaryuma su doldurunca çok daha dar görünecektir. Bence eğer imkan varsa 50cm bir en ideal olacaktır. Yükseklik için de eğer yüksek su isteyen balıklara bakmayacaksan 40cm iyidir. Bu yükseklik ileride bitki bakmak istersen yine kullanabileceğin bir mesafe olacaktır. Çok derin akvaryumlarda aydınlatmanın zemine ulaşması için daha güçlü lambalar kullanman gerekebilir. 

İthal akvaryumlara o kadar fiyat farkı vermeye hiç gerek yok. Eğer bu hobinin peşinden gidersen her türlü değiştirirsin ilk alacağın akvaryumu :) ben 20 yıldır yerli yapım akvaryumlar kullanıyorum.

Bitkili akvaryum diyince içinde hiç balık olmayan akvaryum canlanmasın gözünde. karidesler, küçük balıklar filan bakabileceğin gibi büyük discusların bile bakılması mümkündür. Bitkili akvaryumda ağırlık bitkide olduğu gibi balık akvaryumunda da bitki olabilir. Bu tip bitkiler eğer balıklar iri ise daha sert gövdeli, sağlam tutunan bitkiler olmalıdır. Canlı doğuranlar gibi balıklara bakacaksan her türlü bitkiyi koyabilirsin akvaryuma.

Balık miktarına gelince; başlarda her gördüğün güzel balığı almak isteyeceksin. Satanlara elindeki balıklarla birlikte yaşayıp yaşamayacaklarını sorduğunda yaşar diyecekler sana. İnternete baktığında da olur olmaz her farklı türü bir arada yaşattığını söyleyenleri göreceksin. Mümkün olduğunca az balık almaya çalış derim ben. Her konuda olduğu gibi bu konuda da çokça bilgi var internette. Kavgacı balıkları tek tür olarak beslemek gerekirken kimi türler çok barışçıldır karma akvaryumlarda yaşayabilirler. Bazı balıkların erkek dişi oranına da dikkat etmek gerekir. Çoğunlukla fazla dişi az erkek şeklinde bakılıyor balıklar. Üreme dönemlerinde özellikle kavgacı olduklarını da hesaba katmak lazım. Bu tip balıkların sadece erkeklerini alıp bir şov akvaryumu kurmak da tercih edilen yollar arasında. Bilirsin doğada bütün hayvanların erkekleri güzel ve gösterişli oluyor. Balıklar arasında da durum böyle. Çoğunlukla renksiz ve küçük boyutlu oluyor dişiler :)

Besleme de önemli bir konu. Kimi balıklar bitkisel yemlerle beslenirken kimisi hayvani gıdalara daha fazla ihtiyaç duyar. Beslenme şekli balıkların boyutlarını, formlarını ve renklerini çok etkiler. Bir arada tutacağın balıkların benzer beslenme alışkanlıklarına sahip olmasına da dikkat etmek gerekir.

Bakacağın balıklara göre bir ısıtma/soğutma sistemi de ayarlamak gereklidir. Normalde kaloriferli bir evde, sıcaklık çok düşük seviyelere inmiyorsa ve çok hassas balıklara bakmayacaksan ayrıca ısıtıcı almayabilirsin. Ben bitkili akvaryumda yıllardır ısıtıcı çalıştırmıyorum. Ama tedbiren bir kaç tane (maalesef seninde böyle olacaktır, deneme yanılmayla her şeyden bir sürü alıyor insan) ısıtıcım var.

Filtre bahsedeceğim son konu olacak. Temelde iki tip filtre var: iç ve dış. İç filtreler mekanik temizlik konusunda başarılıdırlar.Balıkların dışkılarını, dökülen yaprakları filan iyi toplarlar. Bunu toplayan filtrelerin arada bir suyun dışına çıkartılıp temizlenmesi ve bu pisliklerin akvaryumdan uzaklaştırılması gerekir. Bunu balık yoğunluğuna göre bir veya iki haftada bir yapabilirsin. 5 dakikanı almayacak basit bir iştir ama salonu birazcık ıslatabilirsin. Dış filtreler ise mekanik temizlikten daha çok biyolojik temizliği iyi yaparlar. Detaya girmeyeyim ama dış filtrelerin süngerlerine tutunan yararlı bakteriler döngülere yardımcı olurlar. Bunları yılda bir temizlemek bile mümkündür (elbette çok az balık yükü varsa). Çok büyük balıkların varsa (astronot, pirana gibi) balıkların dışkılarını ayrıca akvaryumdan almak da gerekebilir.

Bunların haricinde ileride bitkili akvaryumun olursa karbondioksit sistemleri kurmak, akvaryuma ultraviyole filtreler takmak gibi işi çığrından çıkaracak işler de yapabilirsin.

Bence akvaryumculuğun son noktası tuzlu su akvaryumudur. Onun için tatlı su akvaryumunda bir kaç yıllık bir tecrüben olması çok iyi olur diye düşünüyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…