Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

VSRE: "very short reply expected" (çok kısa cevap bekleniyor)

Sıklıkla tek kelimelik cevaplar verebileceğimiz epostalar alıyoruz. Aslında sadece "Evet", "Hayır", "Geleceğim" yazmak istediğimiz halde bunun kabalık olarak algılanacağını düşündüğümüzden bu basit cevapları yazamıyoruz.

Basitçe "katılamayacağım" demek yerine "Selamlar Erdinç, Düzenlediğiniz ... konferansını takip ediyorum. Çok katılmak istememe rağmen ... ve ... ve ... nedeniyle üzülerek katılamayacağım. Nazik davetin için teşekkür eder, başarılı bir etkinlik olmasını dilerim." gibi uzunca yazmak gerekiyor. Bazen olumlu cevap vermek de aynı karmaşıklığı gerektirebiliyor. Ancak çok yakın tanıdıklarımıza "geliyorum, biraz detay ver" diye yazabiliyoruz.

Uzun cevap yazmak çoğunlukla daha geç cevap yazmak demek oluyor. Aslında cevabı alan kişi de bizim yazmak istediğimiz o kısa cevabı bekliyor oluyor çoğu zaman.

Davetiyelerde çokça rastladığımız RSVP (lütfen cevap verin) gibi bir anlaşma ile bu sorunun üzerinden gelinebileceğini …

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Linux seminerinin ardından

12 Nisan'da Türkiye'de İnternetin 20. yılında 'Türkiye'de Linux'un Gelişimi' başlıklı bir konuşma yapmak için Kilis 7 Aralık Üniversitesindeydim. Hem daire başkanı Mikail hoca hem de üniversitede çalışan arkadaşlar çok sıcak karşıladılar ve misafir ettiler beni. Çok ilgisiz bir topluluğa konuşmuş olsam da sadece üniversitede çalışan arkadaşlarla görüşmek bile gittiğim onca yola değdi.

Kilis'e 2010 yılında Ağ Teknolojileri Durum Tespit Komisyonu üyesi olarak gitmiştim. Aradan geçen üç yılda artan öğrenci sayısının ve Suriye'den göç edenlerin etkisiyle şehir oldukça değişmiş. Üç yıl önce öğrencinin oturup gevezelik edebileceği neredeyse hiç yer yokken buradan para kazanılacağını görenler sayesinde alternatif mekanlar açılmış. Suriyeden gelenlerin sayısının çok fazla olması nedeniyle Arapça neredeyse ikinci dil olarak konuşulur olmuş. Bu büyük göç sayesinde ev kiralarının çılgınca artması ve şehrin inşaat alanına dönüşmesi herkesin tahmin edebileceği ama ü…

Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2013'ün ardından

Özgür Yazılım ve Linux Günleri bu yıl da çok eğlenceli geçti benim için. İşin doğrusu etkinliğin ana teması NoSQL olunca çok fazla konuşma benim ilgi alanımın dışında kaldı. Eminim veritabanı insanı olmadığı için etkinliğe gelmemiş çokça insan vardır.

Etkinlik Musta ve Chris hocaların kısa konuşmalarıyla başladı. Her ikisini de dinlemenin ayrı keyifli tarafları var. İkinci konuşmalar arasından Ahmet Kaplan'ın Pardus'la ilgili sunumu bence dikkat çekiciydi. Ahmet hoca yaptıkları çalışmaları anlattı. Mevcut durum neredeyse kimseyi tatmin etmediği gibi sunumdaki açıklamalar da bence yetersizdi. Keşke teknik ekipten de biri olsaydı ve o cevaplasaydı soruları. Ahmet hoca çok geniş pencereden geleceğe yönelik planlarını anlattı ama anlattıklarını destekleyecek şeyleri gösteremiyor oluşu ikna ediciliğini çok azalttı doğrusu. Pardus eski geliştiricisi Ozan Çağlayan söz alarak durumdan memnun olmadığını ve durumu takip edeceğini söyledi. Konuşmanın ardından etkinlik alanında da kalabal…

Pardus 2013 izlenimlerim

Mevcut durumda Pardus bir özgür yazılım projesi gibi sürdürülmüyor. Pardus 2013 diye önümüze konan şey de bildiğimiz Debian. Hal böyle olunca teknik bir değerlendirme yazma imkanı da yok. Yeni Pardus hakkındaki değerlendirmelerim kısaca şöyle:
Bir projeden 'inşa altyapısı dosyaları erişime açıldı' mesajını okumak için o projenin öncesinde kapalı kaynak kodlu olması gerekir. Özgür bir dağıtım olan Debian kaynak kodları kapatılarak zaten dağıtılamaz, aksi durum Genel Kamu Lisansının ihlali demek olacaktır. Zaten açık olması gereken birşeyi açmak demek ancak 'bir hatadan döndük' anlamını taşır.Pardus'un nasıl bir modelle geliştirildiğini bilmediğimiz gibi bundan sonra nasıl devam edeceğini de bilmiyoruz. Dışarıdan mı hizmet alınıyor, TÜBİTAK çalışanları mı geliştiriyor bilmiyoruz.Pardus geliştiricisi olmak için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği belli değil. Mevcut geliştiricilerin kimler olduklarını bilmediğimizden nasıl bir yeterlilik aradıklarını da bilmiyoruz.Pardu…

Yaz stajı meselesi

2005'te Pınar, Oğuz ve Behice stajda birlikte çalıştığım ilk öğrenciler oldular. Onların bir ay gibi kısa sürede nasıl işler yapabildiklerini gördükten sonra her yıl bu işi sürdürdüm. Bir sonraki yıl Figen, Şule ve Mümine ile devam eden staj çalışmalarında her yıl bir kaç öğrenciyle devam ettim. Şimdi unutup, atladıklarım kırılmasın ama bu seri yıllar içinde Mesut, Mete, Meltem, Aydan, Özge, Engin, Damla, Mesutcan ve Ebru ile sürdü.

Her yıl aynı yoğunlukla ilgilenemesem de bilgi işlemde birer ay çalıştığım bu yavrucaklara bazen taş taşıttım, bazen pikniğe götürdüm. Çoğunlukla bitmek bilmeyen mesai saatleri boyunca çalıştılar. Hep daha önce bilmedikleri işleri yapsınlar istedim. Çoğu işte olduğu gibi staja birini alırken de tek bir kriterim olmadı. Bazısı her karşılaşmamızda 'staja geliyorum değil mi' diye sorarak geldi staja, bazısı 'bu yıl stajı burada yapmaya karar verdim' diyerek. Benim yazın birlikte çalışalım dediğim diye çağırdığım da oldu, ofiste birlikte ça…