Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Atletizmde ne durumdayız? - 2

Bu yazının ilk bölümünde atletizmde erkeklerde ne durumda olduğumuzu Olimpiyat dereceleri ile kıyaslayarak özetlemeye çalışmıştım. Kadınlar erkeklerden farklı olarak pentatlon yerine heptatlon'da yarışıyorlar ve 50km yürüyüş yarışmaları yok. Bu 23 alanda ne durumda olduğumuza sırasıyla bakalım.
100m: Türkiye rekoru 2001'de Nora Güler tarafından 11:25 ile kırılmış. Olimpiyat finalinde sekizinci olan atlet 11:01 koştu. Dünya rekoru 1988'de 10:49 koşan efsane sporcu Florence Griffith Joyner'a ait.200m: Türkiye rekoru 100m'de olduğu gibi Nora Güler'e ait. Bu rekor 2002'de kırılmış: 22:71. Final koşan tüm atletler daha iyi dereceler koşmuşlar. Dünya rekoru 100m'de olduğu gibi Florence Griffith Joyner'un Seul olimpiyatlarında koştuğu: 21:34.400m: Türkiye rekorunu Pınar Saka geçen yıl 51:53'e taşımış. Bu yıl olimpiyatta 52:38 koşabilen Pınar finale kalamadı. Finalde 51 saniyenin üzerinde koşan olmadı. Dünya rekoru 1985'te 47:60 koşan müthiş atlet Ma…

Atletizmde ne durumdayız?

Olimpiyatlarda erkek sporcularımızın atletizmde hiç madalya alamamış olması kanıksadığımız bir şey olsa da acaba bu ülkede yapılmış en iyi dereceler olimpiyatta tekrarlansa bile madalya alamayacak mıydık diye düşünmeden edemiyor insan. Olimpiyatlar sırasında konuştuğum arkadaşlarım Murat Soysal ve Fatih Özavcı'nın da meraklarını gidermek için Atletizm Federasyonunun verilerini Olimpiyat dereceleri ile karşılaştırmaya karar verdim. Erkekler 24 farklı alanda yarışıyorlar.
100m: Bütün atletizm yarışmaları arasında en çok ilgi çeken, dünyanın en hızlı adamlarının yarışında Türkiye rekoru İzzet Safer'e ait: 10:37. Olimpiyat finalinde 10 sakatlanan Asapa Powell haricinde 10 saniyenin üzerinde koşan olmadı.200m: Türkiye rekoru İzzet Safer'e ait: 20:86. 100 ve 200m rekorlarının bu yıl içinde kırılmış olması sevindirici olsa da final yarışındaki tüm sporcular bizim rekorun altında koşmuşlar.400m: Türkiye rekoru geçen yıl Mehmet Güzel tarafından kırılmış: 46:18. Olimpiyat finalinde 4…

Nasıl bir Bilgisayar Mühendisleri Odası?

Hep örgütlülükten yana olmuşumdur. İster Türk Tabipleri Birliği gibi meslek örgütü, isterse Salihli Kanarya Sevenler Derneği gibi hobi amaçlı olsun insanların bir araya gelmelerinde büyük faydalar olduğunu düşünüyorum. Örgütlülük sevilen şeylerden daha fazla keyif almayı sağladığı gibi sorunları birlikte çözmeye çalışmak da bireysel hareket etmekten daha verimli olacaktır.

Aynı mesleği yapan insanların bir araya gelmelerinde, çalışma şartlarını iyileştirmeye çalışmalarında, yaptıkları işlere standart getirmelerinde, meslek içi eğitimlerle gelişmeleri takip etmelerinde, mesleğin eğitiminin daha kaliteli verilmesi için baskı oluşturmalarında ciddi faydalar olduğu herkesçe açıktır sanırım. Bir mesleğin mensuplarının sorunlarını çözmeye çalışmak yerine başkalarının bunu yapmasını beklemeleri akıllıca olmaz elbette.

Ülkemizde çokça meslek örgütü var ve bunlara üyelik çoğu durumda zorunlu. Örneğin bir berber dükkanı açacak olusanız Usta belgesine sahip olmanız ve Berberler Odasına üye olman…

What about Pardus?

Bir süredir benim de merak ettiğim konulardan biri Pardus. Konuyu baştan takip etmeyenler için kısa bir özetle başlayayım:
Yeni TÜBİTAK yönetimiyle birlikte önce proje yöneticisi değiştirildi. Erkan Tekman'ın Pardus projesinden alındığını duyduğumuzda yerine kimin getirildiğini uzun süre öğrenemedik.Geliştiricilerin tek tek ayrıldıkları uzun sayılacak bir belirsizlik dönemi oldu. Kimileri durumundan memnun olmadığından ayrıldı, bazıları ayrılmaya zorlandı, küçük bir grup ise TÜBİTAK içinde başka projelere geçti.Pardus'un geliştirilen tek sürümü olan Pardus 2011'in güncellemesinin yapılmayacağı duyuruldu.Bu toz duman içinde TÜBİTAK Gebze yerleşkesinde "Pardus'un Yarını Çalıştayı" düzenlendi [1], [2], [3]. Bir buçuk gün boyunca konuşuldu ve sonuç olarak bir danışma kurulunun oluşturulmasına ve kararların onun tarafından alınmasına karar verildi.Geliştirici ekipten ayrılmamış son bir kaç kişinin de ayrılmasıyla Pardus geliştiricisi TÜBİTAK çalışanı kalmadı. Eski …

Pardus Kullanıcıları Derneği davası sonuçlandı

Yaklaşık 5 ay önce TÜBİTAK'ın Pardus Kullanıcıları Derneğine açtığı davanın Yargıtay'da incelenmeyi beklendiğini yazmıştım. TÜBİTAK açtığı davada derneğin adındaki Pardus ifadesinin ve derneğin logosunun sol yarısının Pardus logosu olduğundan kaldırılmasını istemişti. Mahkeme PKD'nin Pardus kelimesini kullanmasına izin vermiş ama logosunun sol yarısının değiştirilmesine karar vermişti. Her iki taraf da temyize gittiğinden dava son aşama olarak Yargıtay'da bekliyordu.

Yeni TÜBİTAK yönetimi aradan geçen 6 ayda davayı düşürmek için bir hareket yapmadığından Yargıtay karar verdi ve mahalli mahkemenin kararlarını onadı ama yayınlama konusunda kararı bozdu. Kararı yayınlama konusunda yeniden duruşma yapılacak. Eğer mahkeme Yargıtaya uyarsa davanın sonucu ulusal bir gazetede yayınlanacak. Yani davanın sonucunun ulusal bir gazetede yayınlanıp yayınlanmasına karar verilmesi kaldı son olarak.

Yeni Pardus yönetimi diğer pek çok fırsatı olduğu gibi bu fırsatı da kaçırdı. Yukarıdak…

Olimpiyatlarda Halterde en iyi derecelerimizi yapsaydık

Seksenlerin ikinci yarısından itibaren Naim Süleymanoğlu sayesinde hayatımıza giren, onun ve ardından Halil Mutlu'nun büyük başarılarıyla hepimizi ekran başına toplayan halterde 2012 Londra Olimpiytalarında eski günleri çok aradık. Naim'in ve Halil'in üçer olimpiyat şampiyonluklarını ve kırdıkları rekorları hatırlayanlar neredeyse hiç sporcumuzun olmadığı bir yarışma seyrettiler.


Peki ya sporcularımız bütün sikletlere katılıp hepsinde birden Türkiye rekorları kırsalardı nasıl dereceler elde edebilirlerdi? Bunun için iki adrese bakmak yeterli: Olimpiyat dereceleri ve Halter Federasyonu sayfası. Erkeklerde halter yarışmaları 8 farklı siklette yapılıyor. Kısaca her birinde neredeyiz bakalım.

56 kg: Türkiye rekoru 305kg ile Halil Mutlu'ya ait. Rekor 2000 yılında kırılmış. Olimpiyat şampiyonu toplamda 293 kg kaldırdı. Aradan geçen 12 yılda Halil'in hala açık ara önde olması şaşırtıcı.62 kg: Türkiye rekoru 322.5kg ile yine Halil Mutlu'ya ait. Rekor 2003 yılında kırılm…

Ian Millar kahraman ama Derya Büyükuncu değil!

Her dört yılda bir olduğu gibi Londra olimpiyatlarını da büyük bir keyifle seyrediyorum. Bizim gibi kalabalık bir ülkeden bu kadar az sporcunun olimpiyatlara katılıyor olması çok üzüntü verici ama katılanlara yapılan muamele de kendi başına üzerinde durulması gereken bir durum. Örneğin yarı finale kalamadan elenen bir atletimiz için anlatıcı 'yakında evlenecek, burada bulamadığı başarıyı orada bulsun' dedi.

Piste çıkan sporculara kendi alanlarında dünyanın en iyi 30-50 sporcusu arasına giren başarılı atletler olarak bakmak yerine başarıyı sadece madalya almayla ilişkilendirmek yaygın olarak yapılan bir hata. Örneğin ülkemizden 1-2 üniversitenin dünyanın en başarılı 500 üniversitesi arasına girmesine sevinenler bir sporcumuzun 20. olmasını kahredici bulabiliyorlar. Dünyanın geri kalanında ise durum çok farklı. Dramatik bir örnek olarak kısaca Ian Millar ve Derya Büyükuncu'dan bahsetmek istiyorum.

Derya Büyükunucu bu yıl altıncı olimpiyatına katılarak dünyada yüzmede en fazl…