1 Temmuz 2012 Pazar

Pardus Danışma Kurulu ilk toplantısı

29 Haziran'da ULAKBİM'de Pardus Danışma Kurulu toplantısı yapıldı. Toplantıya Mustafa Akgül (STK temsilcisi), Doruk Fişek (çözüm ortakları temsilcisi), Sezai Yeniay (topluluk temsilcisi), Abdullah Arslan (kamu kurumları temsilcisi) ve ben (üniversite temsilcisi) olarak katıldık. Ahmet Kaplan ve Abdullah Erol TÜBİTAK'ı temsilen oradaydılar. Geliştirici temsilciliği konusunda oluşan anlaşmazlık yüzünden bu toplantıya mahsus geliştirici temsilcisinin masada olmamasına karar verildi. Nihat Karslı, Türker Gülüm, Cavit Vural ve Erdinç Gültekin dinleyici olarak salonda bulundular.

Toplantı ULAKBİM müdürü Ahmet Kaplan'ın yaptığı konuşmayla başladı. Ahmet hoca özgürlükiçin forumlarını yakından takip ettiklerini söyledi. Benim toplantıdan bir gün önce yazdığım Pardus'ta pisi yerine deb paketleri kullanılmasını şöyle açıkladı: Vestel ile yapılan çalışmalar sonunda etkileşimli tahtalara kurulan Pardus'larda donma ve çakılma sorunları yaşanmış. Bir buçuk ay kadar uğraşılmasına rağmen sorunların hepsinin üzerinden gelinememiş. Tahtaların bu halleriyle dağıtılması mümkün olmadığından son bir çare olarak debian kurulmuş. Debian zaten her platformda çalıştığı için tahtada yaşanan sorunlar da çözülmüş doğal olarak. Daha sonra Pardus araçlarından taşınabilecek olanları taşımışlar.Yaklaşık 85000 tahta bu şekilde okullara dağıtılmış. Toplam sayının 650000 olması planlanıyormuş. Bundan sonra yapılacak ihalelerde sadece bu yeni Pardus'un kullanılması planlanıyormuş. Bir büyük haber olarak da MSB ile 3 yıllık bakım sözleşmesi yapıldığını ve bir kaç ay içinde Kurumsal 3'ün bütün MSB bünyesinde kullanılmaya başlanacağını söyledi. Ayrıca SGK'nın da Pardus'a geçmek yönünde bir talebi olduğunu söyledi.

Bu açıklamaları Mustafa hoca, Doruk, Sezai ve ben yeterli bulmadık elbette. Bir sorun eğer debian üzerinde çözülebiliyorsa mutlaka Pardus üzerinde de çözülebilirdi diye özetlenebilecek itirazlarımız oldu. Hatta benim 'bu sorunlu tahtalardan birini verin 1 ayda sorununu çözüp getireyim' dememin ardından Doruk'ta benzer bir teklif yaptı. Ama hepimizin bildiği gibi tahtalar memleketin her tarafına dağıtılmış durumda. Hatta MSB ile yapılan anlaşma da bu yeni Pardus üzerinden yapılmış.

Toplantının bundan sonraki kısmında pisi mi deb mi diye konuşmak yerine TÜBİTAK bilim kurulunda görüşülmesinin ardından resmileşecek olan Danışma Kurulu'nun yetki ve sorumlulukları hakkında konuştuk. Yukarıda adı geçen grubun isteği özetle şöyle: 'TÜBİTAK'ın yürürlükte olan anlaşmalarına ters düşmemek kaydıyla Pardus'un tüm sürümleri üzerinde nihai kararları Danışma Kurulu alır.' Eğer TÜBİTAK danışma kuruluna bu yetkiyi vermeyecekse kararları kendi alacak demektir, bizim onayımıza da ihtiyacı olmadığından kurulun bir anlamı olmayacaktır. Bu yetkiyi kullanacağımız belli olduktan sonra Pardus'un devamı ile ilgili konuşmak işe yarayacaktır. İşin doğrusu katılımcıların itiraz edecekleri çokça nokta olmasına rağmen bunları konuşmayı kurulun çerçevesinin belirlenmesinin arkasına bırakmak kolay olmadı.

Madem bir sorunun üzerinden Pardus'la gelinemedi ve Debian kuruldu (bu konudaki itirazımı yukarı yazmıştım), keşke Pardus'un geleceğini ve yapısını etkileyen paket yönetim sistemini değiştirecek karar alınmasaydı da (ben bunun da yapılabileceğini düşünüyorum ama bu haliyle değil elbette) 'F@tih Projesinde Debian kullanılacak' denseydi gibi itirazları konuşmak için bu konuşulacakların bir etkisinin olması lazım diye düşünerek gündemi kurulun yapısıyla sınırlı tutmaya çalıştık.

Pardus'un yarını çalıştayında alınan kararların ardında durması TÜBİTAK için en iyisi olacaktır. TÜBİTAK'ın neredeyse tüm paydaşların temsilcilerinden oluşacak Danışma Kuruluna gerekli yetkiyi cesaretle vermesini ve ortak aklı kullanmasını diliyorum.

Özgür yazılım ile açık kaynağın ne farkı var?

Özgür Yazılım hareketi 1983'de başlayan ve kullanıcıların yazılımları çalıştırma, anlama, değiştirme ve değiştirdikleri halini dağıtma ö...