Ana içeriğe atla

Sivas davasında zaman aşımı, NCIS, NCIS-LA, CSI, CSI-NY, CSI-Miami, Numb3rs ve diğer suçluyu bulma dizileri üzerine

Çocukluğumda Sherlock Holmes'un kitapları okumayı, filmleri seyretmeyi pek severdim. O ve benzerlerinin ortada hiç delil yokmuş gibi görünen veya delillerin bambaşka birşey işaret ettiği durumlarda bizim dikkat etmediğimiz şeylere dikkat ederek suçluyu bulmaları zekice bir bulmaca çözme zevki yaşatırdı bize. Ama onlar sıradan davalara bakmazlardı. Bir işle ilgilenmeleri için onun çözülemeyecek gibi durması, işin içinde karanlık bir tarafın olması gerekirdi. Mesela bir meydan da kalabalık bir grup bir oteli yaksa ve televizyonlar bunu canlı yayınlasa, meydanda asker, polis de mevcutsa bu konunun Sherlock Holmes'un ilgi alanına girmeyeceğini hepimiz tahmin edebilirdik. Böyle çözülecek bir gizemi olmayan konuları zaten yargı sistemi çözüyordu.


Aradan yıllar geçtikçe teknolojinin de ilerlemesiyle suçluyu bulma konusu daha ilginç bir hal almaya başladı. Önce parmak izi işin içine karıştı sonra DNA. Artık suçlu suç mahalinde bir saç telini düşürse kimliği, arabasını hafifçe bir yere sürtse boyanın izinden arabanın plakası bir şekilde anlaşılır olmaya başladı. Bu kadar detaylara girilince bir dizide, kitapta kolayca 'parmak izini bırakmış ondan kimliğini belirledik' demek çok kolay olacağından çözümler de daha çetrefilli olmaya başladı. Hele ki insanların yakıldığı bir otelin önünde boy boy fotoğrafları çekilen, videolarda görüntüleri bulunan birinin kim olduğunu tespit etmek veya yakalamak elbette bir başarı olarak gösterilemez hale geldi.


Bu tip dizileri izletebilmek için artık suçlunun ya çok ince detaylar kullanılarak anlaşılması (NCIS*, CSI*), ya çok eski tarihli bir suçun çözülmesi (Cold Case), ya bizim kolayca anlayamadıklarımızı anlayabilen birilerinin suçu çözmesi (Lie to Me, numb3rs) ya da çözen ekibin diğerlerinden farklı özellikler (Breakout Kings, Thorne) içermesi gerekmeye başladı.



Elbette bu suçluyu bulma dizilerinin hedefinin sadece izleyicinin merakını derinleştirmek değil aynı zamanda topluma 'bir suç işlenirse onun failini belirlemek için müthiş imkanlarımız var, er veya geç (ama çoğunlukla çok erken) suçluları kimliklerine bakmaksızın (görevi, rütbesi, mali durumu ne olursa olsun) tespit ederiz. Suçlular cezasız kalmaz' mesajını vermek olduğu çok belirgin. Elbette her olayın çözülmesiyle suçlunun ne kadar ceza alacağıyla ilgili ipuçları da veriliyor dizilerde. Hatta sadece hapishanelerdeki zor koşulları (elbette içine macera katarak) göstererek suçtan yıldırmaya da çalışıyorlar. Tabi dizilerde toplanıp bir otel dolusu insanı yakanları mahkemede savunan milletvekillerini filan gösterip halkın adalete güvenini sarsmıyorlar.


Bizde suçluyu arama dizisi olarak Kanıt var. Kanıt'ın yabancı benzerleri gibi tutmamasının nedeni hem dizinin çekimine diğerleri kadar kaynak ayrılmaması hem de çok sayıdaki faili meçhul vakaları yüzünden dizide anlatılanlara inanmakta güçlük çekmemiz. Sonuçta yabancı ülkelerde de zengine zengin gibi, fakire fakir gibi davranıldığını, kötü muamalenin olduğunu falan biliyoruz ama oralarla ilgili detayları çok az bildiğimizden inanmamız (veya önemsemememiz) daha kolay oluyor.

Aslında bu yazıda Sivas Davasından bahsetmeyi planlıyordum ama yerim kalmadı / zaman aşımı oldu.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…