Ana içeriğe atla

İlköğretimde Arapça dersi

Yine bir şahdık şahbaz oluyoruz hikayesi: artık ilköğretim okullarında Arapça yabancı dil olarak okutulacak. Bu konu hakkındaki tartışma 'olsun mu olmasın mı?' etrafında dönüyor ama ben doğru sorunun yapabilir miyiz? olduğunu düşünüyorum. Elbette bu şüphe yabancı dil öğretme konusundaki büyük başarısızlığımızdan kaynaklanıyor.

Durumu kısaca özetleyeyim: neredeyse bütüm anaokullarında ve kreşlerde çocuklar 4-5 yaşındayken İngilizce eğitimine başlanıyor. Kolejlerin hemen hepsinin birinci sınıflarından itibaren İngilizce eğitimi verilmeye başlıyor. Aileler büyük oranda İngilizce öğrensinler diye büyük fedakarlıklar yaparak çocuklarını bu okullara gönderiyorlar. Devlet okullarında dördüncü sınıftan itibaren başlıyor yabancı dil eğitimi. Yabancı dil eğitimi dediysem benim cocukluğumdaki gibi İngilizce, Almanca veya Fransızca'dan biri seçilmiyor artık sadece İngilizce var. Yani lise mezunları arasında İngilizce eğitimi alma süresi en az 9 yıl. Haftada üç saatten 9 yıl! Liseyi bitirmiş ve iki cümleyi bir araya getirebilen öğrenci sayısı ise hepimizin malumu. Herhangi bir konu üzerinde bu kadar fazla duran ve başarısız olan başka bir ülke, başka bir alan var mıdır bilemiyorum ama bizim maksimum seviyede başarısız olduğumuz aşikar sanırım. Yetkim olsa bizim müfredatı hazırlayanların tamamını milli eğitim sisteminden uzaklaştırırdım.

Anadili İngilizce olmayanlara İngilizce eğitimi konusu bütün dünyada çalışılan ve üstesinden gelinmiş bir konuyken bizim hala müfredatlar üzerinde çalışmamız ve hala başarısız olmamız nasıl açıklanır bilemiyorum. Elin oğlu bu konuyu halledeli o kadar zaman olmuş, biz 10 senede bir cümle kurduramıyoruz. Bakın İsveç'te neler öğreniyor çocuklar. İngilizceyi bile öğretemeyen bir eğitim sisteminin Arapçayı öğretebileceğine inanamıyorum doğrusu.

Ben ne kadar İngilizce biliyorsam hepsini üniversite hazırlıkta 8 ayda öğrendim. Demem o ki; yabancı dil konusu atla deve bir şey değil. Ne kadar turistik yer varsa bütün ahali en azından İngilizce biliyor. Bir çok yerde işini görecek kadar ikinci, hatta üçüncü yabancı dil bilen insanlarla karşılaşılabiliyor.

Bu coğrafyada yaşayıp bir cümle Aparça, Kürtçe, Lazca veya Ermenice bilmemek çok zoruma gidiyor. Niye İsveçliler Norveççe, Fince biliyor da biz Yunanca, Bulgarca bir cümleyi bile anlayamıyoruz? Azerice, Kırgızca ya da Türkmence gibi aynı kökenden geldiğimiz dillere bile yabancıyız. Topluluklar birbirlerini anlamayınca yabancılaştırılmaları elbette daha kolay oluyor. İçinde konuşma geçmeyince çalan radyonun Yunan radyosu olup olmadığını ayırt edemeyecek insanlar karşı kıyıdaki kardeşlerimizle başka ülkelerin insanları olduklarına kolayca inanıyorlar.

Keşke çocuklarımıza Arapça dahil bu coğrafyanın diğer dillerini de öğretebilsek ama umutsuzum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…