5 Ocak 2012 Perşembe

Eleştiriye cevap vermemenin 42 yöntemi

  • Gramer ve dil bilgisi hatalarından bahsedin.
Nasılsa eleştiri yazısında ayrı yazılması gereken bir 'de' bitişik yazılmıştır. Olmazsa tam tersi de yapılmış olabilir. Belki hatalı yazılmış bir kelime bulursunuz. Doğrudan ve sadece buna cevap verin. "Ulan sen önce de'yi ayrı yaz dümbük" derseniz muhtemelen konu o tarafa doğru gidecektir. Eğer verdiğiniz cevapta siz de benzer bir hata yaparsanız saldırgan bunun üzerine atlayabilir ve böylece dil bilgisi konuşmaya başlarsınız. Onun da sonu yok nasılsa.
  • Yazım dilini eleştirin.
Eğer eleştiride azıcık bir samimiyet ifadesi varsa yırttınız demektir. Ne bu cıvıklık diyerek cevap verebilir ya da daha iyisi böyle gayrı ciddi eleştirilere cevap vermem diyebilirsiniz. Saldırganı bir kere üslup üzerine konuşmaya çektiniz mi o işin de sonu olmadığından yine yırttınız demektir. Bu konuda çok hassas davranmaya, illa argo kelimeler aramaya gerek yoktur; bir önceki cümledeki "yırttınız" ifadesinin bile üzerine hışımla gidip "gelirsem ağzını sümerbank basması gibi çart diye ikiye ayırırım" havası estirebilirsiniz. İlk maddede olduğu gibi eleştirdiğiniz şeyi kendinizin yapması karşınızdakileri de buna cevap vermeye itecektir.
  • Kaleye sen geç.
En etkili yöntemlerden biri budur. Bir kere "sen yap o zaman" dediniz mi saldırganı savuşturmuş sayın kendinizi. Bu argümanı kullandığınız zaman kaleciyi eleştirenin kaleci, fırıncıya ekmek kötü olmuş diyenin fırıncı olması gerektiğinden çok az kişi sizi eleştirme yeterliliğine sahip olacaktır. Onlara da "işler senin zamanındaki gibi değil" diyerek işin içinden sıyrılmak zor olmayacaktır. "Ulen hatalı gol yendiğini anlamak için illa kalecilik mi yapmak lazım?" diyeceklere "peki, ben yapmıyorum 6 ay sen yap bakalım nasıl olacak" dediniz mi yine cevap vermemiş ama aynı zamanda beceriksizliğinizi tartışmamış olursunuz.
  • Hatasız kul olmaz.
Burada önemli bir incelik var, bunu kaçırmayın. "Elbette bizim de hatalarımız oldu, zaten bu işleri hatasız yapmanın yöntemi yok" dedikten sonra konunun üzerinde durmayın artık. Nasılsa sizin bu kendini bilir halinizden sonra "neymiş o hataların? Benim eleştirilerim de onlardı zaten. Neyi savunuyorsun sen?" diyemezler. Diyelim ki fırıncısınız ve yaptığınız ekmekleri yiyenler zehirlendi. "5 yıldır bu işi yapıyorum elbete benim de pişmanlıklarım, hatalarım var" dediniz mi artık kim üzerinize gelebilir? İlla üzerinize gelen edepsizler olursa onlara da "sen 5 senede hiç mi hata yapmadın?" diyerek son noktayı koyabilirsiniz. 
  • Sen eskiden şunu yapmadın mı, bunu demedin mi?
Saldırganın eleştirilerine cevap vermek yerine onu geçmişiyle vurmayı deneyin. Mutlaka mazisinde, konuyla ilgisi olsun olmasın, bir hatası olmuştur. "sen önce kırmızı ışıkta geçmekten vazgeç sonra gel tartışalım" dediğinizde eğer zamanı geri alıp bu hatasını düzeltemiyorsa, ki bu oldukça zor bir iştir, tartışmayı sürdürmesine imkan kalmamış olur. Hakkında konuşabileceğiniz bir hatasını bilmiyorsanız yine çareler tükenmiş değil: yapmadığı birşeyi neden yapmadığını sorgularsınız o zaman. "sen Amerikanın İncirlik üslerine karşı çıkmayan birisin bundan mı rahatsız oldun?" gibi bir söz elinizi çok güçlendirecektir. "Ne alakası var" diye soran yine kaybeder; artık onu yöntem üzerinde tartışmananın uçsuz bucaksız çöllerinde dolaştırıp durabilirisiniz.
  • Ben o eleştirdiğin şeyi yaptım ama sen ne yaptın?
"Yılardır yediğiniz ekmeği ben yapıyorum, bu arada sen ne yaptın anlat bakalım" cümlesine "ulan ben de ekmeği iyi yapmadın diyorum işte" demek yerine kendi yaptıklarını anlatmaya kalkışacak çok saldırgan bulursunuz. Bir kez paçasından yakaladığınız birini ilk eleştiri noktasına geri getirmeden saçma sapan yerlerde oyalayabilirsiniz.
  • Eleştirinin taraflarından olmayan biri hakkında ileri geri konuşun. 
Belki o da tartışmaya dahil olur ve konu sizin eleştirildiğiniz noktadan başka bir alana taşınır. "Ben bu fırın işine girerken Tarkan da ortak olmak istemişti ama onun yanındaki kurtla iş mi yaparım ben" dediniz mi lafınız mutlaka Tarkan'a ulaşacaktır, malum internette herşey çabuk duyulur. Bir kere Tarkan öyle birşey oldu mu, olmadı mı diye ortama geldi mi tarihin karanlık sayfalarına hep birlikte derinlemesine bir tur atma imkanınız olur ve eleştirildiğiniz konu araya kaynar gider. Bu olmazsa "Yüzbaşı Volkan daha kötü ekmek yapıyor ona birşey demiyorsunuz" diyerek konuyla ilgisi olmayan birini tartışmaya çekmeyi deneyebilirsiniz. Oldu da Volkan da tartışmaya girmezse haklı olduğunuz için söyleyecek söz bulamadığını söyleyebilirsiniz. Böyle olursa hem size yöneltilen eleştiriyle ilgilenmemiş hem de ortada olmayan bir tartışmadan zaferle çıkmış olursunuz.
  • Meyve veren ağaç taşlanır.
Artık sözü, anlaşılmayan dahilerden mi açarsınız, yoksa Seyit Onbaşı ile aranızdaki benzerliklerden mi bahsedersiniz size kalmış. Ne fedakarlıklarla her bu işi yaptığınızı ve eleştirilmenizin de iyi iş yaptığınızın göstergesi olduğunu söylediniz mi lafı gediğine koydunuz demektir. Bu harika argümanı kullanmış ve tartışmayı kazandığını düşünmemiş çok az insan vardır. 
  • Bir konuşursam Türkiye yerinden oynar havası estirin.
İşinizin ne derece önemli olduğundan bağımsız olarak konuşursanız birilerini üzeceğinizi ve bunu istemediğnizi ima edin. Bu sayede hem saygı kazanır hem de eleştirilere cevap vermemenizin haklı bir bahanesi olduğu havasını estirebilirsiniz.
  • Bu girdinin başlığı gibi kendi içinde hatalar içeren bir cevap verin.
Temel hedefinizin saldırganları konudan uzaklaştırmak olduğunu unutmayın. Nasılsa "ulan 42 yöntem demiştin burada şu kadar yöntem var" diyen biri çıkar. Konuyu hemen sayılar teorisine filan getirip sizi eleştiren kötü niyetliyi alakasız sulara çekip boğabilirsiniz.
  • Eleştiri kişisel ise kurumsal alıp öyle cevap verin.
Doğrudan şahsınıza yapılan eleştiriyi savuşturmanın en iyi yöntemlerinden biri budur. "Hatalı gol yedin" diyene "sen koskoca Çemişkezeksporla nasıl böyle konuşursun" çıkışını yaptığınızda saldırgan artık Çemişkezekspor'un şanlı tarihinden filan bahsetmek zorunda kalacaktır. Aslında kastının takıma olmadığına ikna etmeye çalışacaktır insanları. Ama ne gam! Artık o uğraşsın kendini anlatmaya, tartışma sizin üzerinizden gitti bile.
  • Eleştiri kurumsal ise kişisel alıp öyle cevap verin. 
İdareci veya personel olarak çalıştığınız bir kurum hakkında eleştiri varsa bunu sanki şahsınıza yapılmış bir hakaret gibi yanıtlayın. "Takım kötü oynuyor" eleştirisine aslında İspanya'dan teklif aldığınızı ama Çemişkezekspor'a olan aşkınızdan ötürü gitmediğinizi filan söyleyin. "Her hafta puan kaybediyoruz arkadaşım, sen neden bahsediyorsun?" yerine gerçekten teklif alıp almadığınız, alsanız bile orada kaç para alacağınız gibi konular konuşulmaya başladı mı bir meydan muharebesini (mesela buraya muhabere yazarak yukarıdaki taktiklerden biri kullanılabilirdi) daha kazandınız demektir. Artık şahsınıza yapılan bu ağır hakaretler karşısında konuşmaya devam edemeyeceğinizi yazarsınız ve mevzu sizin açınızdan kapanır.
  • Hamaset yapın, alakasız şeyleri bir arada tartışın.
"Peki, benim ekmekler kötüydü ama önce ekmekler bozulmadı mı?" diyerek konuyu ekmekten zehirlenen vatandaşlardan ve kendi beceriksizliğinizden toplumsal yozlaşmaya çekmiş olursunuz. Bir başka çıkış yolu olarak "ellerim kırılsaydı da yapmasaydım o ekmekleri, size yaranılmaz" kozunu kullanabilirsiniz.

Eğer unuttuğum ipuçları varsa yorum olarak eklerseniz sevinirim.

Özgür yazılım ile açık kaynağın ne farkı var?

Özgür Yazılım hareketi 1983'de başlayan ve kullanıcıların yazılımları çalıştırma, anlama, değiştirme ve değiştirdikleri halini dağıtma ö...