Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bedelli askerlik

Bedelli askerlikten önce ben nasıl askerlik yaptım onu anlatayım kısaca. Lisanslar, yüksek lisanslar, doktora derken yaş sınırına kadar (o zaman için 33) ertelendi askerliğim. Yaş sınırına gelince (şimdi 35 olmuş galiba) ne yaparsan yap askere aldıklarından doktorada kaydımı dondurup 6 aylığına gittim askere. Kısa dönem demiyorum çünkü 6 ay kısa bir süre değil. Askerliğimi İstanbul'da bir alayda yaptım. Şehrin içinde bir yerin etrafına sınır çizilmiş, biz de onun içinde nöbet tuttuk bütün askerliğimiz boyunca. Ben 6 ay durdum ama çok daha uzun süreler askerlik yapan arkadaşlarımız da vardı. Memlekete faydalı hiç bir şey yapmadık; ne sınır bekledik (biz olmasak orada olmayacak sınırları saymazsak tabi), ne bir şeye müdahale ettik, ne de uzaktan destek olduk. Ben zaten 33 yaşında askere gittiğimden askeri spor konusunda da çok başarısızdım, benimle birlikte kısa dönem olarak gidenlerin çoğu aynı durumdaydı benimle.

6 ayda 6 kere tüfekle ateş ettim. Askerlikle ilgili tek yaptığım bu …

Derslerde başarılı olmak önemli mi?

Üniversiteye kadar verilen eğitimle ilgili söylenecek çok şey var, onları ayrıca yazacağım ama bu yazıda üniversitede derslerde başarılı olmanın bir önemi var mı konusunda iki çift laf edeyim istiyorum.

İlk ve orta öğretimde olduğu gibi üniversitede de ders çalışmak, derslerden yüksek not almak bazıları tarafından bir zayıflık göstergesi olarak algılanıyor. Sanki derslerine çalışan öğrenci mühendislikle iglili öğrenilecek onca şeyin yerine 'bir işe yaramayan' derslerle vakit kaybediyormuş gibi düşünülüyor. Hele bir de Gates ve Jobs gibi iki çok ünlü ve zengin bilgisayar ikonunun üniversite diplomasının bile olmaması derslerin ve onlarda başarılı olmanın önemini daha da düşürüyor öğrencilerin gözünde.

İşin doğrusu lisans eğitiminde verilen derslerin hepsine meslek hayatında ihtiyaç duyulmasının imkanı yok. Bu nedenle bazılarında başarılı olunmaması çok da dert edilmeyebilir. Ama bunu sadece bir kaç derste başarılı olup gerisini sadece geçmek yeterliymiş gibi anlamamak gerekir. …

Akademik Bilişim 2012 Uşak Üniversitesinde

Akademik Bilişim Konferanslarının 14.sü 1-3 Şubat 2012 tarihleri arasında Uşak Üniversitesinde düzenlenecek. Konferans öncesinde yapılacak eğitimlerin konuları şöyle: Güvenlik, Linux Sistem Yönetimi, Python, Postgresql ve Libreoffice.
Kayıt olmayı unutmayın!

Şeb-i Arus

Dün 728. Şeb-i Arus törenlerini izlemek için Gelibolu Mevlevihanesi'ne gittim. Benim beklediğimden oldukça büyük bir yapı çıktı karşıma. Havanın yağmurlu olmasına rağmen halkın yoğun denebilecek bir ilgisi vardı. Tören programında saat 20'de başlanacağı, 15 dakikalık bir konuşmanın ardından Sema'nın başlayacağı yazıyordu.


Etkinlik her zamanki gibi zamanında başlamadı. Tam bir buçuk saat açılış konuşmaları sürdü. Mikrofonu eline alan bırakmak bilmedi. Bu konuda söz söylemeye ne yetkinliğim var demedi kimse; valiler, milletvekilleri, bakanlar konuştular da konuştular. Mevlevihanede protokol haricindekilere oturacak yer çok az olduğundan ayakta dinledik bu nutukları. Çoluk çocuk mevlevihaneye gelenler perişan oldular. Dışarısı buz gibi olmasa biraz dolaşıp gelirdi insanlar ama o da olmadı.

Ses düzeni en basit pastanedekinden bile kötü olduğundan konuşulanları anlamak neredeyse mümkün olmadı. Konuşmacılar yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi yaklaşık bir daire gibi olan alanın…

Erciyes Üniversitesi Linux ve Özgür Yazılım Günlerinin Ardından

12-13 Aralık'ta Mesutcan Kurt ile birlikte Kayseri'de Erciyes Üniversitesinde LKD adına Linux ve özgür yazılımlar hakkında konuşmalar yaptık. Erciyes Üniversitesi yılda 180 öğrenci alan çok büyük bir Bilgisayar Mühendisliği bölümüne sahip. Bizim konuşmalarımıza yaklaşık aşağıdaki fotoğraftaki kadar katılım oldu. Mesutcan'la bizim tahminlerimizin oldukça üzerinde ilgi olduğunu söyleyebilirim. İki gün boyunca Linux ve Özgür yazılım dünyası, program geliştirme, sunucu servisleri, python ile yazılım geliştirme hakkında konuşmalar yaptık. 

Mesutcan'ın da öğrenci olması dinleyicilere daha yakın geldi diye tahmin ediyorum. Benim yapabilirsiniz dediğim şeylerin olabileceğine daha fazla inandırdı orada arkadaşlarını. Onun giderek daha iyi bir konuşmacı olması da ayrıca gururlandırdı beni. Elbette her zamanki gibi konuşmaların aralarında yapılan sohbetlerin sadece bizim konuştuğumuz bölümlerden daha fazla faydası oldu. İkinci günün sonunda bir kaç kişiden duyduğumuz 'bizi y…

Görme engelliler için renkler

Hiç anlam veremediğim reklamlarla, kampanyalarla karşılaşıyorum. Şu kadar şişe kapağı getirirseniz bir firma şu kadar tekerlekli sandalye verecek gibi şeyler bunlar. Firmaya götürdüğümüz şey geri dönüşümden firmaya gelir getirici bir şey olsa arada bir bağlantı kurmak zor olmayacak ama şişe kapağı nedir? Hadi şişe kapağı fiziksel bir şey, facebook sayfamızı beğenen her kişi için şu kadar bağışta bulunacağım diyen bile çıkmıştı hatırlarsınız.

Az önce Renkler Herkes İçindir başlıklı bir sayfa gördüm. Burada kısa bir film var, filmi her seyreden için bir görme engelliye mobil cihazlar üzerinde çalışan bir uygulama ücretsiz verileceği anlatılıyor. Yazılım; görenlerin aklına gelmeyecek ama görme engelliler için faydalı bir iş yapıyor: telefonu bir şeye doğru tuttuğunuzda onun rengini söylüyor.

Sayfanın altında da bir not var: "Türkiye'de 700.000 görme engelli var. Film, şu ana kadar 1.574.278 kere izlendi"

Bir yazılım müşterilerinin iki katı kadarına bedava verilecek hale gel…

Eczacılar neden ilaç satıyor?

Bu sorunun dayanakları benim açımdan şöyle:

Bugüne kadar hiç eczacıdan ilaç almadım ben. Hep kalfalar yapıyor bu işi. Madem kalfa tek başına yapabiliyor neden ilaç satabilmek için eczacıya ihtiyaç var?Sadece diplomayı çerçeveletip dükkanına asabilmek için dört yıl lisans eğitimi okumak kaynak israfı değil mi?Doktorun reçeteye yazdığı 'sabah akşam tok karna birer tane' ifadesini ilaç kutusuna yazabilmek bir uzmanlık alanı mı?Sağlık sisteminden sorgulama yapmak dahil bütün işleri kalfalar yaparken, neredeyse sadece kasada durup para almanın bakkallıktan ne farkı var?İlaç sadece eczanede satılabildiği için nöbetçi eczane diye bir kavram var. Örneğin Çanakkale'de sadece 1 (yazıyla bir) nöbetçi eczane oluyor akşamları ve haftasonları. Bilmem ne sağlık ocağının karşısında gibi saçma sapan tariflerle nöbetçi eczane aradığım o kadar fazla oldu ki bugüne kadar. Arabayla turlarken yine katlanılabilir ama soğuk havada yaya olarak da az gezmedim. Eczanelerdeki acayiplikler bu kadarla s…