Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Microsoft ve Boku

İşte beklenen proje:

Buna rağmen devam edelim mi?

Herkes ssl sertifikasını gidip VeriSign'dan alsın demiyorum ama en azından sertifikayı oluştururken kurumun bilgileri doğru verilse, sertifika süresi 3,5 sene geçmemiş olsa daha iyi olmaz mı?

Şimdi sayfanın linkini versem kötü adam ben olurum. En iyisi cesareti olanlar devam etsin diyeyim.

Benim de içinde Atatürk geçen bir anım var

Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum ama nedense bir türlü elim varmamıştı. Daha fazla ertelersem neler yaşadığımı iyice unutacağım.

12 Ağustos günü Ankara'dan Çanakkale'ye dönmek için terminalde otobüs bekliyordum. İki gece de yolda geçeceğinden ve Çanakkale-Ankara ardından Ankara-Çanakkale arasında araç kullanmayı gözüm kesmediğinden otobüsü tercih etmiştim. Kabul edilmiş olmasına rağmen henüz sözlemesini imzalamadığımızdan duyuramadığımız büyük bir projenin panelinden çıkmıştım ve panel çok iyi geçtiğinden çok mutluydum. Yolda sıkılmayayım diye aldığım kitabı okuyarak zaman geçirmeye çalışıyordum. Saat 20 sularında aşağıda fotoğrafı bulunan, takım elbiseli, sevimli bir ihtiyar yanımdaki boş koltuğa oturmak için izin istedi.


Çok fazla boş yer varken izin istemesi garip olsa da selam verip kitabı okumaya devam ettim. Amca önce saati sordu; benim cevabımdan sonra kendi saatine baktı ve doğruluğunu kontrol etti. Ama bunu kibar ve sevimli bir şekilde yaptı. Aradan biraz zaman…

Lisansları okuyalım, öğrenelim

Neredeyse hiç bir lisans sözleşmesi okunmadığından, benim gözlemlediğim kadarıyla, özgür yazılım lisansları da okunmuyorlar. Bunda lisans metinlerinin Türkçe çevirilerinin bulunmamasının da etkisi var bence. Deniz Akkuş'un yaptığı GPL ve LGPL çevirilerinden başka (onların da yenileri sürümleri çıktı) pek az çeviri vardır herhalde. Bu kadar kritik öneme sahip belgelerin bile çevrilmemiş olmaları aslında oldukça şaşırılacak bir durum, çünkü çokça kullanılıyorlar. Elbette bağlayıcı olan lisans metinlerinin asılları ama bilgilendirme açısından Türkçelerinin de mutlaka bulunması gerekli. Özellikle GFDL ve CC lisanslarını kullanan bu kadar site, wiki filan varken çevirilerin olmaması daha şaşırtıcı. Ben açıkçası bu lisansları kullananların önemli bir kısmının lisans metnini okumadıklarını düşünüyorum.

Özellikle GFDL ile ilgili bir küçük uyarı yapmak istiyorum. Belgenin aslına bu adresten ulaşıp bakalım. Bu uzun lisansı okumaya sabrı olmayanlar(!) için ben son kısmı buraya alıntılayayım. …

Bu kadar saçma SPAM olur mu?

Bir kaç gündür koi8-r karakter setine sahip saçma sapan mailler alıyorum. Diyeceksiniz ki SPAM zaten saçma bir şey ama bunlar öyle de değil. İçinde bir, bilemediniz iki, hadi en fazla üç :) kelime var. Bir örneğini apora.bp@wanadoo.fr adresinden aldım:

ЭфективноMesajın içinde başka hiç bir şey yok. Ne link var, ne bilgi, ne de virüs gibi istenmeyen bir içerik. İnsan uzak doğudan her şeyin kalitesizi geldiği gibi acaba spam'in de mi kalitesizi mi (işe yaramayanı) bize geliyor diye düşünmeden edemiyor.

İçinde virüs, trojan filan olanları, reklam içerikli olanları, yanıltma çarpıtma filan da olsa bilgi içerenleri (elbette kabul etmiyorum ama) anlıyorum; bir amaca hizmet ediyorlar ama bu nedir yahu! Bu bir kelimelik, hem de okuyamadığım (hoş okusam ne yazar ama) bir maille kim, ne yapmaya çalışıyor anlayamıyorum.

yirmisekiz

Her gece, sanırım, on bir buçuğa doğru
Bir uçak geçiyor üstümüzden.
Yolcu uçağı, anlaşılan...
Beni bir Ortaçağ yaşamına mahkum edenler
anlamıyorlar ki.
Ben her gece, sanırım, on bir buçuğa doğru
Üstümüzden geçen o uçağın bir parçasıyım,
İniş takımıyım, göstergesiyim, motoruyum, aklıyım...
Ve ben her gece, sanırım, on bir buçuğa doğru
Bi kez daha anlıyorum ki,
Haklıyım.

Can Yücel

istanbul buluşması

Geçen cumartesi içinde yer almaktan mutluluk duyduğum topluluklardan birinin İstanbul'da bir buluşması gerçekleşti. Memleketin çeşitli köşelerinden, balıklara ve sucul bitkilere gönül vermiş, dışarıdan bakıldığında aklı başında gibi görünen, çeşitli mesleklerden, büyük bölümü birbirini daha önce görmemiş yaklaşık 50 kişi İstanbul'da Pierre Loti'de buluştuk.

Eskiden forumlara burun kıvırır ve e-posta listelerini tercih ederdim. Akvaryum.com (daha önce bir süre takip ettiğim underground siteler sayılmazsa) bu konudaki önyargılarımı yıkan site oldu diyebilirim.

Çok farklı hayat görüşlerine sahip bu kadar inanın ortak bir hobi etrafında toplanması oldukça şaşırtıcı bir şey aslında. Bir kaç saatliğine görüşmek için o kadar yolu tepip gelmek için insanın iyi bir nedeni olmalı. Ben kendi adıma tanışmak istediğim bunca insanla tanışma fırsatı bulabildiğim için çok mutluyum. Yorucu bir hafta sonu oldu ama bu yorgunluğa değdi. Bir sonraki buluşma Ankara'da olacak, belki ona katılm…