8 Mayıs 2007 Salı

şenliğin ardından - part 1

Şenliğin ardından ancak kendime gelebiliyorum. 4 günde toplam 1800km araç kullanmanın bu kadar yorucu olacağını tahmin etmemiştim. Ankara-Çanakkale arasını daha önce de gidip gelmiştim ama bu sefer hem gidiş hem de geliş yolculuklarını gece yapıp bir de üzerine aradaki günlerde seminerler olunca çok yorucu oldu benim için. Neyse, işte bunlar da benim şenlik notlarım:

  • Bu yıl 40+ kişiyle geldik Çanakkale'den. Gelecek yıllarda da aşmamız zor görünen bir sayı oldu bu. Bundan fazlası birden fazla otobüs demek olacağından yakın şenlikler için pek mümkün görünmüyor bana. Bu haliyle bile açılış konuşmasını dinleyenlerin neredeyse yarısı bizdendi.
  • Açılış konuşmaları her zaman sıkıcı olur ama bu seferki gerçekten sıkıcı oldu. Hadi Mustafa Hoca'nın konuşmasının biraz uzun olmasını anlıyorum ama diğer konuşmacılardan Serkan bey dışındakiler de oldukça uzun konuştular. Hele Ankara EMO'dan konuşan arkadaş bunun bir açılış konuşması olduğu gerçeğini hiç önemsemiyormuş gibi emo'da nasıl özgür yazılım kullandıklarını uzun uzun anlattı. Açılış konuşmasını dinleyen bir basın mensubu yoktu ya da ben görmedim.
  • Açılışın ardından Ekin Meroğlu ve İşbaran Akçayır'ın sunumlarını dinlemeyi planlarken beklenmedik bir gelişmeyle Ulakbim'e gittim. Detaylarını yaz başına kadar belirleyeceğimiz önemli bir projenin bir parçası olmak heyecan verici oldu benim için. Ulak6net ekibine teşekkürler.
  • Günün sonunda seminer-cg'nin konuşulduğu panele katıldım. İşin doğrusu kırgın ayrıldığım seminer-cg'nin paneline katılmak ilk başta pek içimden gelmemişti ama iyiki de katılmışım. Seminer-cg'nin üç dönemdir sürdürülmemesini önerdiği ve benim de içinde bulunduğum dönemde kapattığımız düzenli seminerler çokça tartışıldı. Nasıl oluyor da işin içinde olan bu kadar insanın görüşüne itimat edilmeden hala "illa da düzenli seminer olsun" denebiliyor anlamıyorum. Oldukça radikal fikirlerin havada uçuştuğu toplantı somut bir iyileştirmeye imkan verecek bir fikir birliği olamadan bitti. Koray'ın apache ile ilgili söyledikleri unutulacak gibi değidi ;)
  • İkinci gün sabah "Türkiye Pardus Diyor" paneline ilk konuşmacı olarak katıldım. Comu'da neden pardus kullandığımızı, neden özgür yazılımların peşinden koştuğumuzu anlatmaya çalıştım. Tahminimin üzerinde bir dinleyici kitlesine konuştum, hatta inanmazsınız basın bile vardı ;) Benden sonra konuşan diğer üç konuşmacı da tecrübelerini paylaştılar. Kesintisiz olmasa belki daha da ilgi çekici bir panel olabilirdi. Konuşmaların ardından Erkan Tekman'ın organizasyonu ile şenliğe katılan basın mensupları ile birlikte bir öğle yemeği yedik. Sayın Tekman günlüğünde çok güzel şeyler yazmış, teşekkür ediyorum kendisine. Melih Bayram Dede de Pardus’a göç başladı başlıklı yazısında sağolsun iyi şeyler söylemiş bizim için.
  • Bu ay bitmeden hazırlıklarını tamamlayacağımız çok ses getirecek bir proje üzerinde çalıştığımızı da yazmış olayım şimdilik. Nasılsa zamanı geldiğinde bol bol ayrıntı yazarım. Anahtar kelimeler: pardus, eğitim, lise, özgür yazılım
  • İkinci günün sonunda "Bilişim ve Kadınlar: Meslek Seçiminden Hayata" başlıklı paneli dinledim. Konuşmacılardan biri olan Pınar'ın övgü dolu sözleri çok gururlandırdı beni. Aynı panelde konuşan Bilkent'li bayan ise uzun süre sohbetlerin konusu oldu. Özellikle eğlence toplumu öngörüsü hepimizin takdirini topladı.


  • Üçüncü ve dördüncü günler hakkında yarın yazmak üzere Erçin'in çektiği bir foto (resim değil ;)) ile bugünlük son vereyim yazdıklarıma:

    senlikten bir foto

    Özgür yazılım ile açık kaynağın ne farkı var?

    Özgür Yazılım hareketi 1983'de başlayan ve kullanıcıların yazılımları çalıştırma, anlama, değiştirme ve değiştirdikleri halini dağıtma ö...