Ana içeriğe atla

Açık öğretim

Hafta sonu yapılan açık öğretim sınavlarında görevliydim. Görev aldığım sınavlar arasında en az stresli olanı açık öğretim sınavları diyebilirim. Sınava girenlerin ne heyecanları, ne aceleleri ne de ÖSS'de olduğu gibi büyük beklentileri olmadığından genellikle rahat, problemsiz sınavlar oluyor benim için. Özellikle sınava girenler gençler ise daha da rahat oluyor; hemen bitirip çıkıyorlar sınavdan. Sınıfa girince konuşmaya çok alışmış olduğumdan 2 saat konuşmadan sınıfta durmak zor geliyor biraz ama o da büyük bir problem sayılmaz.

Hayatının başlangıcında olan bu gençlerin dışında bir kaç grup daha var açık öğretimde okuyan (elbette benim 7 yılda görebildiğim kadarıyla). Bunlardan biri (bu yazıyı yazmama sebep olan) emeklilikleri gelmiş olanlar. Emekli olabilmeleri için gerekli süreyi doldurmuş veya doldurmak üzere olanlardan oluşuyor bu grup. Lise mezunu olarak emekli olduklarında alacakları emekli ikramiyesine ve emekli maaşına katkısı için okuyorlar açık öğretimde. Aslında hatırı sayılır miktarda bir fark oluyor. Gerek yaşlarından gerekse zaten yıllardır bir işte çalıştıklarından derslerdeki başarıları oldukça düşük. 50-55 yaşında birine hiç kullanmayacağı bir bilgiyi öğrenerek bir sınavı vermesini istemek bana pek mantıklı gelmiyor açıkçası. Mesela bir kereliğine 4.5m uzun atlamalarını istesek çok mu farklı birşey istemiş oluruz bilemiyorum. Bu lisede ve üniversitede yapılan nerede kullancağız bu bilgileri serzenişlerinden farklı, çünkü bu sınavları verenler emekli oluyorlar. Tek atımlık bir sınav için öğreniyorlar (buna öğrenmek denirse artık) dersleri. Pek çoğu da öğrenemiyor.

Sınavlardan önceki gece gördüğüm kabus şöyle: Görevli olduğum sınıfta sınavlarını bitiren öğrenciler çıkıyorlar ve geriye tek başına annem yaşlarında bir teyze kalıyor. "Oğlum, tek dersim var. Bu dersi verince emekli olacağım, bana yardım edin" diyor. Ben de kendimi Javert gibi hissediyorum. Yardım etsem kendimi Seine nehrine atmam lazım. Neyse ki her kabusun sonunda olduğu gibi saat çalıyor ve uyanıyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…