Ana içeriğe atla

Söz uçuyor yazı kalıyor da epostalara ne oluyor?

Binlerce üyesi olan bir eposta listesine yazan biri nasıl olurda "bu yazdıklarım arşivleniyor, yarın utanmamak için önce kendi yazdıklarımı bir okuyayım" demez anlamıyorum. Bir arşivlenme durumu olmasa da elbette insan yazdığını okumalı ama listeye yazarken iki kere okumalı. Örneğin, birinin dizüstü bilgisayarına slackware kurduğundan bahsederken:
Ancak bir sorun daha vardi ki; lilo kuruldugu zaman acilista windows'un acilmasini
engelliyor ve command.com dosyasini siliyordu. Sanirim lilo.conf ta kisa bir ayar
yapmak gerekecek.

diye sallamamalı insan. Ya da "Linux'ta da mı güvenlik sorunu var" diye soran birine aşağıdaki gibi yanıt vermemeli.
yaklasik 9 yildir universite hayatimdan bu yana linux kullaniyorum.
slackware 7 ile basladim. o zamandan bu zamana slackware 10.2 cikti ve arada yuzlerce
gelistirilmis paket, yuzlerce surum cikti. nerede ise hepsini denedim. inanin bana hayatimda
2000 defa linux kurup kullanmistirim veya network olarak yonetmistirim. hic ama hicbir
defa bir saldiri yedigini veya bir guvenlik ihlali oldugunu gormedim.
bence en onemlisi kisinin kendi guvenlik prensipleri ile protokolleri kontrol edebilmesi..

hersey bu,
disari acik olan servislerinizi kapatip ta dogru authantication secenekleri belirleyip
bu kural ve de prensipleri sisteme soylediginiz zaman hayatta bulabileceginiz en
itaatkar cocuk Linux'tur. Soyle de orneklenir;
evde bir cocugunuz var ve sigara icme zararli diyorsunuz o ise iciyor. Linux'a sigara
icme dediginiz zaman hayatta icmez arada birisi bana zorla icirdi bile demez.
Ek olarak linux son kullaniciya hitap eden bir sistem degildir.
Ozgur yazilim felsefesi guden ve ben bunu ogrenirim kendimi gelistiririm diyen insanlara hitap
eder. Eger siz; "ben ogrenebilirim, kendimi gelistiririm" diyorsaniz linux tam size gore.
ama yok hayir linux kullanamam windows kurarim hersey kendiliginden olur diyorsaniz
"para" ile herseyi windowsta da ayni sekilde kullanabilirsiniz. Ancak windowsa siz
"dur sigara icme" dediginiz zaman arada "birileri zorla bana koklatti" diyebilir.
Buna egilimi vardir.
Karar sizin, yorum sizin..
Saygilar,

Yok eğer böyle yanıt verirse de alacağı cevaplara şaşırmamalı:
> Ek olarak linux son kullaniciya hitap eden bir sistem degildir.

İçi boş bir önermedir bu. Uzun zamandır masaüstü kullanıcısını da
hedefleyen dağıtımlar var piyasada. En son Pardus çıktı. Duymadınız galiba.

> Ozgur yazilim felsefesi guden ve ben bunu ogrenirim kendimi
> gelistiririm diyen insanlara hitap eder.

Linux elbette böyle insanlara hitap eder ama geliştirici olmayan, olması
gerekmeyen insanlar da linux kullanabilir. Biz Çanakkale'de köylerdeki
sağlık ocaklarında bile doktorlara, hemşirelere linux kullandıracağız.
Biraz etrafınıza bakın. Linux'u sadece uzmanlar kullanabilir demek için
son beş yıldaki gelişmeleri hiç görmemiş olmak lazım.

> Eger siz;
> "ben ogrenebilirim, kendimi gelistiririm" diyorsaniz linux tam size
> gore.
> ama yok hayir linux kullanamam windows kurarim hersey kendiliginden
> olur diyorsaniz "para" ile herseyi windowsta da ayni sekilde
> kullanabilirsiniz.

Linux'da yapabildiklerinizin aynısını windows'ta para ile
yapabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Öyleyse yanılıyorsunuz. Biz paranın
satın alamayacağı şeyler için linux kullanıyoruz.


Bu noktada "tamam saçmalamışım, bari susayım" demez de aşağıdaki alakasız yanıtı verip ardından bir de efelenmeye kalkarsa olmaz:
pardus sadece bir grup gelistiricinin linux'u alip son kullaniciya herseyiyle teslim
etmesi adina yapilan bir calismadir. linux kendi basina masaustu kullaniciya hitap etmez.
redhat alir linuxu sistemine koyar satar destek verir veya da redhat veya da pardus ucretsiz
son kullaniciya teslim etmeye calisir. bunlarin hepsi linux.
"Linux" sistemin icindeki cekirdek yani kerneldir.

Birakin allah askina bana felsefe yapmayi lutfen; yazdiklarimi da anlamadan asla yorum yapmayin.


İşi bu aşamaya getirdikten sonra "Bir listeye yazarken yazdıklarınızla ilgili yorum yapılmasını kabul etmiş olursunuz. Bunun için sizden bir de izin mi almamız lazım?" sorusuna elbette verecek yanıt bulamazsınız:
Terbiyeli ol!
bildiklerinle de kal, canimi sikma, ukala.


Kimse "yazdıklarımı listelerde kim bulacak" diye düşünüp terbiyeyi elden bırakmamalı. Hiç bu kadar alıntı yaptığım olmamıştı ama hadi son olarak Eric Steven Raymond imzalı Nasıl Hacker Olunur? belgesinden bir alıntı yapayım:
Son olarak, yapmamanız gereken birkaç şey var.

* Aptalca veya övünme içeren kullanıcı isimleri kullanmayın.
* Usenet'de veya herhangi bir yerde sidik yarışına girişmeyin.
* Kendinize "sibermanyak" demeyin, diyen kişilerle de zamanınızı harcamayın.
* İmla ve dilbilgisi hatalarıyla dolu e-postalar yazmayın.

Bunları yaparak sağlayacağınız tek tanınırlık, aptal olduğunuz olacaktır.
Üstatların hafızaları kuvvetlidir – başlangıçta yaptığınız hataları unutturmanız/affettirmeniz
bir kaç yıl alabilir.


Listeye üye olmayan üstatların bir kısmı bunları gezegen'den okuyacak. google'da belleğe alsın. Artık nasıl unutturursunuz saçmalıklarınızı bilmem.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilgisayar mühendisliği öğrencilerine tavsiyeler

Üniversite tercihlerinin pek azı gerçekten bilerek, isteyerek yapıldığından öğrencilerin bölümlerini tanımaları, kendilerine bir yön belirlemeleri bazen bir iki yılı bile bulabiliyor. Elbette bir günlük girdisiyle bu sorunu çözmek mümkün değil ama yolun başındaki genç arkadaşlar için bir kaç önerinin faydalı olacağını düşünüyorum. Aşağıda yazanların benim onbeş yıllık tecrübelerim olduğunu, bunları yapmanın iyi geleceği bünyeler olduğu gibi bunları yapmadan da başarılı/mutlu olanlar olabileceğini bilip öyle okumakta fayda var.
Üniversite hayatını sadece okuldan ibaret görmeyin. Mezun olduktan sonraki hayatınız da sadece işten ibaret olmayacak. En çok kitap okuduğunuz, müzik dinlediğiniz yıllar üniversite yıllarınız olsun. Üniversitelerde bir sürü öğrenci topluluğu var, ilginizi çeken birine katılın. Beğenmezseniz başkasına katılırsınız. Sosyal faaliyetleri, konserleri küçümsemeyin pişman olursunuz sonra.Lisans eğitimi dört yıl ve bu yeterince uzun bir süre. Üniversiteye gelene kadar bi…

SHA1'in kırılması ne anlama geliyor?

İnternette güvenlik, gizlilik, bütünlük gibi konular çoğunlukla bizim üzerinde pek düşünmediğimiz ve kullandığımız yazılımlar tarafından halledilen konular arasında yer alıyor. Örneğin internette bankacılık işlemi yaparken bağlandığımız sunucu gerçekten bağlanmak istediğimiz sunucu mu, gönderip aldığımız verileri araya giren birileri ele geçirip ondan bir anlam çıkartabiliyor mu diye düşünmüyoruz. Bu işlemleri tarayıcımız bizim yerimize yapıyor. O da verilerin şifrelenmesi ve sunucuların doğrulanması gibi işlemleri kriptografik protokolleri kullanarak gerçekleştiriyor. Benzer şekilde kullandığınız programlar güncellemeleri indirdikten sonra onların bozulmadan indiğini kontrol etmek için benzer kriptografik araçları arka planda çalıştırıyorlar.

Kriptografinin diğer kullanım alanlarının yanı sıra veri bütünlüğünün kontrol edilmesi de hepimiz için büyük önem taşıyor. Bu işlem için dosya içeriklerini kontrol etmek yerine onların tek yönlü fonksiyonlar kullanılarak özetleri çıkartılıyor ve…

Yerli yazılım, Milli yazılım

Ülkemizin olabildiğince çok konuda dışa bağımlı olmaması hepimizin isteği. Elbette her şeyi yurt içinde üretemeyiz ama eğer bir ürünün yurt dışından kullanılması ülkenin kaynaklarının dışa aktarılması anlamına geliyorsa veya o ürünü geliştirmek için dışa bağımlı oluyorsak onu kendimizin üretmesi anlamlı olacaktır. Ülke menfaatleri açısından bakıldığında bazen dışarıdan daha ucuza alınabilecek bir ürünü yurt içinde üretmek onun sağlayacağı katma değerler göz önüne alındığında daha faydalı olabilir. Güvenlik, gizlilik gibi konuların yanı sıra bir ülke vatandaşı için kullandığı ürünlerin çoğunun kendi ülkesinde üretildiğini bilmek bile önemlidir.

Uzun zamandır özgür yazılımı anlatmaya gittiğim yerlerde 'neden yabancıların yazılımlarını kullanıyoruz da kendimiz yazmıyoruz' sorusuyla karşılaştığımdan bu konuda kısaca yazayım istiyorum. Bu bahsettiğime çok benzer tepkileri Pardus hakkında da sıklıkla duyuyorduk, 'neden milli çekirdek yok, neden kendi ofis paketimizi yazmıyoruz&#…